Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

BU BEDEN KİMİN?

Kadın üzerindeki cinsel baskı o kadar yoğun ki kadını kendi vücuduna yabancılaştırıyor. Üstü örtülen, ayıplanan, kınanan, dışlanan ve neredeyse yok sayılan bir konu kadın cinselliği... Kadın için adeta evlenene kadar cinsel organını koruması gereken bir savaşçı elbisesi tasarlanmış. “O” da her geçen gün bu elbisenin içinde boğuluyor.


İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Cindoğlu’nun kadının cinselliği nasıl yaşadığına dair yaptıkları araştırma sonuçları tablonun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kadın Cinselliği Dosyası’na göre cinsel yaşamı zehir eden mitler aynı zamanda kadını kendi vücuduna da yabancılaştırıyor.


YATAK ÖRTÜSÜNÜN RENGİNİ DAHA ÇOK ÖNEMSİYORLAR
Araştırmaların kadınların 3’te 2’sinin cinsel konularda pek bilgisi olmadığını ortaya koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Şahika Yüksel sözlerine şunları ekliyor: “Kadınlar, evlilik ve cinsel yaşama aynı anda bilgisiz ve deneyimsiz olarak giriyor. Kadınlar “dışarıdan nasıl göründükleri” veya “yatak odası perdesi ile yatak örtüsünün aynı renk olmasına” kendilerinden daha çok önem veriyor. Kadınlar o yüzden de fantezilerine sansür koyuyorlar, bundan suçluluk duyuyorlar. Tabular arttıkça da cinsellikten haz alma azalıyor.”

Araştırmalara göre kadınların yüzde 30-60’ı yaşamları boyunca en az bir cinsel sorun yaşıyor. Kadınların en sık cinsel istek ve uyarılma sorunu yaşadığı düşünülüyor. Türkiye’de doktora en sık vajinismus sorunu nedeniyle gidiyorlar. Ülkemiz gibi geleneksel, cinsellik açısından baskıcı, ahlakçı kültürlerde yetişme, cinsel isteksizlik gelişmesi açısından risk faktörü. Kendi bedenine ve cinselliğine yabancılaşmış, cinselliğini hayatı boyunca baskılamış, cinsel isteğini gösterdiğinde kendisini kötü hisseden, hiç mastürbasyon yapmamış, geçmişte hiç cinsel fantezisi olmamış, ailesi ve toplum için değeri kızlık zarından fazla olmayan, evlenene kadar her türlü tehlikeden korunması gereken bir cinsel organdan ibaret düşünülen, istemediği biriyle evlendirilmiş kadınlar açısından cinsellik çoğunlukla haz yaşanan bir eylem olmaktan çıkar. Tercih edilmeyen, istenmeyen bir sorun olur.

KADIN CİNSELLİĞİ KORKULAR ÜZERİNE KURULU
Doç. Dr. Dilek Cindoğlu ise “Kadının kimle, ne zaman ve ne tür cinsellik yaşayacağının erkeklere göre daha kontrol altında bulunuyor. Bu topraklarda kadın cinselliği korkular üzerine kuruludur. Kadın da bu korkuları içselleştirmiş durumda, ilk korku, bekaretini kaybetme korkusudur. Bunu bekaretinin belli olmaması, ilk ilişki, evlendiğinde yeterince arzulanmama, hamile kalıp kalmama, hamilelikten sonra beğenilmeme, yaşlanma, menopoz ve menopoz sonrası terk edilme korkusu izler. Korku da kadının cinsellikten keyif almasına engel olur. 20 ilde 1537 kişiyle yapılan araştırmaya göre, toplumun yüzde 70’i, kadının namusunun bekaretle doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyor” dedi.

Bedenlerini rahatça merak eden ortalama erkek çocuk prototipine karşılık, ortalama kız çocuğu bedenini ona bakanların gözüyle görmeye şartlanıyor. Dolayısıyla bedeninden nasıl zevk alacağını keşfetmek bir erkek çocuk için oldukça erken yaşlarda gerçekleşirken, çoğu kadın bir ömür boyu bedeninden nasıl haz alabileceğini keşfedemeden yaşar, büyür, doğurur, yaşlanır ve ölür. Kadının toplum içindeki değeri deneyimsizliğiyle belirlenir. Kadının cinsel olarak erkekler ve toplum gözünde kıymetli, sevilebilir, evlenilebilir olması için namuslu olması gerekir. Erkekler, bekareti bozulmamış kızlarla evlenmelidir, diye düşünülür. Bu kadınlara yönelik cinsel deneyimsizliğin ödüllendirilmesi aynı zamanda cinsel deneyimlerin de cezalandırılmasını getirir. İşte namus cinayetleri, namus intiharları, bekaret muayeneleri de bunun eseridir.

KADINI HAYATA KÜSTÜREN MİTLER
Kadın Cinselliği Dosyası’nda yer verilen bir diğer önemli araştırma da ataerkil düzen içinde kadın cinselliğini çoktan gömmüş bu mitlerden bazıları:
* Kadın istemese bile kocasına karşı görevi olduğu için cinselliği yaşamak zorundadır.
* Kadın evlenene kadar cinsellikle ilgili hiçbir şey öğrenmemelidir.
* Sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır.
* Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır.
* Kadının cinsel isteğini baskılaması, eşine, partnerine onu cinsel olarak arzuladığını çok fazla hissettirmemesi gerekir.
* Cinsel ilişkide kadının cinsel isteğinin, uyarılmasının, haz almasının önemi yoktur.
* Kadın duygusal ilişkisinde problem yaşasa da cinselliği olağan olarak yaşar. Cinsellik ilişki sorunlarından ayrı birşeydir.
* Cinsel istek, doğal olarak herkeste vardır. İsteği oluşturmak ya da artırmak için yapabilecek birşey yoktur.
* Kadının cinsel isteği partnerine göre az ise mutlaka rahatsızlığı vardır.
* Normal çiftlerin yirmili ve otuzlu yaşlarda cinsel ilişki sıklığı haftada en az 4 olmalıdır. Sürekli daha az olması düşük cinsel isteğin göstergesidir.
* Cinsel ilişki, cinsel birleşme demektir.
* Cinsellikte kadının uyarılması gerekmez.
* Çiftler birbirlerini severse sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
* Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Konuşmak ve düşünmek onu bozar.
* Sevişme sırasında fantazi kurmak ahlaksızlıktır.
* Kadınlarda orgazm cinsel birleşmeyle sağlanmalıdır.
* Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.
* Cinsel fantaziler ahlak dışı, sapık ve sadakatsiz davranışlardır.
* Mastürbasyon zararlıdır, cinsel güce zarar verebilir.
* Oral seks olgunlaşmamışlığın göstergesidir, güvensizdir.
* İstenmeyen gebelikleri önlemek kadının sorumluluğundadır.
* İyi bir sevgili, eş, her cinsel birleşmelerinde partnerine orgazm yaşatabilmelidir.
* Eşler birbirlerini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini bilirler.
* Klitoral uyarıyla orgazm olan ama cinsel birleşme sırasında orgazm olamayan kadınlar olgunlaşmamıştır.


BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.