Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

"KADIN HAKKI" YOKTUR, ÇÜNKÜ HAKKI ERKEKTİR” ESPRİSİNE VERİLEBİLECEK EN GÜZEL YANIT!

Toplumun yaşayış biçimine genel olarak baktığımızda, cinsiyet ayrımcılığına tanık oluyoruz. Koşulları yüzde 100 aynı olan iki olayın başkahramanı kadın olunca yasalar karşısında farklı, erkek olunca farklı durumlara maruz kalabiliyor. İşte bu nedenle, kadınlara daha objektif bir bakış açısına sahip olan kanunları oluşturmak da yine kadınlara düşüyor. Tıpkı 2004 yılında yürürlüğe giren, yeni Türk Ceza Kanunu'nda (TCK )olduğu gibi...


Cumhuriyet'in ilan edilmesinde katkısı bulunan kadınlar başta olmak üzere tüm insanlar kendilerini koruma altına alan yasalara ilk olarak Cumhuriyet Devrimi ile kavuştu. Bundan tam üç yıl sonra, 1926 yılında yürürlüğe giren Medeni Yasa, TCK ve yurttaşlık haklarını koruyan yasalarla, sahip olunan hakların sınırları biraz daha genişletilmiş oldu. Türk toplumunu ümmet olmaktan çıkarıp ulus olmaya, kulluktan yurttaşlığa terfi ettiren bu haklar, zamanla birlikte gelişim göstermeye başladı. Gerek zamanın gereklerine, gerekse değişen yaşam şekillerine yönelik olarak şekillenen kanunlar, eşitlik ilkesini hedef alarak değişmeye ve gelişmeye devam ettiler. Bugüne geldiğimizde ise, kanunları oluştururken temel almamız gereken iki kavramın eşitlik ve adalet olduğunu görüyoruz. İşte bu nedenle, yasalarımızda kadını, erkeğin gerisinde ve onun hizmetinde gören anlayışın yanlış olduğunu, kadınların da erkekler gibi tüm yurttaşlık haklarından eşit yararlanmaları gerektiğini kavrıyor; Ailenin Korunması Yasası, Medeni Yasa, İş Yasası, Anayasa ve ardından Yeni Türk Ceza Yasası'nı gerektiği gibi şekillendirebiliyoruz. Bu süreçte de, kadın-erkek eşitliğinin kanun önünde de daima var olması için çalışan kurum ve kişilerin ne kadar büyük bir ilerleme kaydettiğini özellikle yeni çıkan yasalarda rahatça gözlemleyebiliyoruz...

Sözünü ettiğimiz gözlemlerden en önemlilerinden birine örnek vermek gerekirse, kadın kuruluşlarından barolara, sendikalardan kadın hakları kurullarına pek çok kurum ve kuruluşun, 2004 yılında yepyeni bir TCK'nın oluşumuna verdiği destekten bahsedebiliriz. Desteğin oluşum sürecinde, Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü, siyasi partilerin kadın milletvekilleri ve kadın emeğine saygı duyan diğer Adalet Komisyonu üyeleri, kadının, insan haklarının bir üstün değer olarak tanınıp korunması için çok çalıştılar. Pek çok kadın da, yaşadıklarını paylaşarak, yasalardaki koruyucuların yeterli olmadığını örneklerle ortaya serdi. Bütün bu çabalar sonucunda ise, bazı temel noktalarda eksiklikler taşısa bile, kadınlara insan haklarından yararlanma fırsatı veren bir TCK'ya sahip olduk...

Bir önceki TCK'da yer alan ve "cinsel suçlar karşısında, evli kadın ile kızları farklı korumaya alan düzenlemeler"den, "cinsel saldırı ya da kız-kadın kaçırma suçlarında 'etkin pişmanlık' adı verilen, suçun mağdurunu korumak yerine, suçluyu korumaya alan" düzenlemelere, saldırıya maruz kalan kadını, kanunlar karşısında adaletsizliğe sürükleyen pek çok örnek bulunuyordu. Fakat daha önce de altını çizdiğimiz gibi, bu yanlı düzenlemelerin bazıları, yeni TCK'nın oluşumuna etki eden aydınlar sayesinde artık, cinsiyet ayrımcılığına sınırlı da olsa bir cevap niteliği taşıyor. Bu noktada da bizlere, haklarımızı koruyabilmek için kanunlar konusunda bilgilenmek ve kanun oluşumlarında olabildiğince söz sahibi olmak kalıyor. Sözünü ettiğimiz bilgi ve etkinlik, aşağıda örneklerini vereceğimiz yanlışlıkların -zaman alsa da- düzeltilmesine aracı oluyor:


SUÇLULARI CEZALANDIRIRKEN, MAĞDURUN KIZ YA DA KADIN OLMASININ FARKLI DEĞERLKENDİRİLMESİ:
Yeni yasal düzenlemeyle, cinsel suçlar karşısında, evli kadın ile kızları farklı korumaya alan düzenlemelerden vazgeçildi. Önceki yasamızda, evli kadın, bekar kadına göre daha fazla korunmakta idi. Bu ayrıcalıklı koruma, ne yazık ki bireye değil evlilik kurumuna idi. Oysa, tecavüz ya da taciz fiilleri karşısında kız ya da kadın olmanın daha ağırlaştırıcı sonuçlar yaratmayacağı, haksızlığın medeni durumları ne olursa olsun tüm mağdurları eşit etkileyeceği açıktır.

TECAVÜZCÜNÜN MAĞDURLA EVLENEREK CEZADAN KURTULMA OLASILIĞI:
TCK’da, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, cinsel saldırı ya da kız-kadın kaçırma suçlarında suçun mağdurunu korumak yerine, suçluyu korumaya alan bir düzenleme bulunuyordu. Cinsel saldırıda bulunan ya da kız kaçıranın mağdurla evlenmesi halinde cezası 5 yıl süre ile erteleniyordu. Beş yıl süre ile evlilik birliğinin sürmesi halinde de, eylemcinin cezası ortadan kaldırılıyordu. Kadını, kendisine tecavüz eden ya da zor kullanarak kaçıranla evlendirip cezalandıran ve onun yaşamını zindana çeviren bu uygulamada mağdur suçlu, suçlu ise ödül alan konumundaydı. Yeni yasamızda, tecavüze uğrayan genç kızların tecavüzcüsü ile evlenmesi halinde tecavüz edenin cezadan kurtarılmasına olanak sağlayan bu hukuka aykırı düzenleme kaldırıldı.

BEKARET KONTROLÜNÜN YASALLIĞI:
Her zaman hukuka aykırı olan 'bekaret kontrolü' deyimi, yeni yasamızda 'genital muayene’ terimiyle tanımlanıyor. Yeni yasaya göre ancak ve ancak bir suçun araştırılmasına bağlı olmak koşulu ile, yargıç ya da savcı kararı ile bu tür muayene gerçekleştirilebiliyor. Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi böyle bir karar olmaksızın yapan eylemci ceza görüyor. (TCK: 287) Ancak, bulaşıcı hastalıklar nedeni ile kamu sağlığını korumak amacı ile kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak yapılan muayeneler için bu madde hükmünden muaf sayılıyor..."

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.