Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

LORDLAR KAMARASI’NDA SOKAK ÇOCUKLARI KONUŞULDU!

Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar İçin Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (SOYAC) de katılımıyla gerçekleşen uluslararası “Safe Families Safe Children” (SFSC) Uluslararası Koalisyonu tarafından kitapçık haline de getirilen terapotik model tanıtıldı.


Terapotik model, geçtiğimiz ay, 14 ülkeden 10 kuruluşun katılımıyla Lordlar Kamarası’nda gerçekleştirilen “Şiddet Kısır Dongüsünün Kırılması-Toplumdan En Fazla Dışlananlar İçin Bir Gelecek Yaratılması” (Breaking the cycle of violence-Building a future for the most excluded) başlıklı iki önemli toplantı ile tanıtıldı.

Türkiye’den Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar için Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Özden Bademci'nin de katıldığı toplatıda, EveryChild, Chair of Bond, Wave Trust gibi önemli uluslararası sivil toplum kuruluşlarının yönetim kurulu başkanlarının yanı sıra travmatik stres konusunda uluslararası çok önemli çalışmaları olan Prof. Dr. Felicity de Zulueta konuşmacı olarak bulundu.

ÇOCUKLARI VE AİLELERİ KORUYUN
Safe Families Safe Children (Aileyi Koru, Çocuğu Koru) yaklaşımının da tanıtıldığı toplantılarda konuşmacılar, özellikle hükümetlerin, bağışcıların çocuklara ve ailelerine gerçekten yardım edebilecek olan uzun soluklu, kalıcı, terapotik yaklaşımlar yerine çocukların sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının amaçlandığı kısa süreli çözümlere yönelme eğilimlerini en büyük sorun olarak ortaya koydu.

SFSC, SOKAK ÇOCUKLARININ YANINDA
Sokakta yaşayan ve çalışan çocuklarla çalışan başarılı kuruluşların oluşturduğu uluslararası bir koalisyon olan SFSC, bu alanda araştırmalar yaparak etkili yaklaşımlar geliştirerek, toplumdan en fazla dışlanan grubu oluşturan sokak çocuklarının haklarını elde etmelerine ve daha sonraki yaşamlarında, psikolojik olarak dirençli olmalarında etkili olacak duygusal ve ilişkisel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik terapotik yaklaşımlar geliştiriyor.

Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar için Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Özden Bademci, çocuk istismari konusu N.Ç. davası ile sarsıcı bir şekilde ancak sadece geçici bir süreliğine Türkiye’'nin gündemine geldiğini, zihinlerdeki yerini şimdiden gündemde öne çıkan diğer haberlere bırakmaya bile başladığını söyleyerek konunun gündemden düşmeyecek kadar önemli olduğunun altını çizdi.

ÇOCUK İSTİSMARI UNUTULMAMALI!
Bademci ayrıca şunları söyledi: “Ülkemizde çocuk istismarı gerçeği ancak trajik olaylar ortaya çıktığında medya aracılığı ile halkın ve ilgililerin gündemine gelebilmektedir. Aynı nedenle de halkın bir refleks olarak duyduğu öfke, duygusal acı, acıma; sorunun üzerine düşünme, radikal çözümler üretme, koruyucu önlemler alma, toplum olarak bilinçlenme aşamasna gelemeden bir dahaki trajedi ortaya çıkıncaya kadar hızlı bir şekilde bilinçten uzaklaştırılmaktadır. Toplum olarak sıklıkla tanık olduğumuz bu trajik olaylar öğrenilmiş çaresizliğimizi, insan ilişkilerinde geliştirdiğimiz paronayı biraz daha güclendirmekten öteye gidememekte, şu an da istismara uğrayan çocuklara ise hiçbir yardımı dokunamamaktadır.

UNICEF'in 2011 yılında yayımladığı rapora göre; 37 ülkede her ay 2-14 yaş arası çocukların yüzde 86'si kendi evlerinde fiziksel, duygusal şiddete maruz kalmaktadırlar. Ayrıca 15 yaşın altında her 10 kız çocuktan biri genellikle kendi aile bireylerinden biri tarafindan cinsel istismara uğramaktadır (UNFPA, 2009). Britanya'da şiddet suçu islemiş ya da birini oldürmüş kimselerin yüzde 72'sinin çocukluklarında istismara uğramış oldukları görülmüştür (Prince's Trust, 1995). İstatistiklerin de açıkca gösterdiği gibi; çocuk istismarının önlenmesi ve istismara uğrayan çocukların yaşadıkları travma ile başedebilmeleri için mutlaka terapotik destek almalarına gerek vardır. Bugünün travmaya maruz kalmış olan çocukları, yarının anne babaları, toplumun yetişkin bireyleridir. Bu anlamda onlara verilecek doğru destek aynı zamanda koruyucu hizmet anlamına da gelmektedir.

Çocuklarla yapılan araştırmaların açıkca ortaya koyduğu gibi; yoksulluk ve göç, bu sorunun sadece nedenleri arasındadır. Çocuğun sokakta yaşamaya başlamasının başlıca nedeni bu çocukların büyük bir bölümünün başta kendi ebeveynlerinin onlara cinsel ve/veya fiziksel istismarda bulunmaları karşısında çocuğun bir çare olarak sokağa çıkmasıdır. Ebeveynleri tarafından acımasızca dövülen, hattta öldürülen çocukların varlığı hiç de yabancısı olmadığımız gerçeklerdir. Sokakta yaşayan çocukların bizzat kendileri anne babaları tarafindan nasıl reddedildiklerini onlardan gördükleri örseleyici muameleyi anlatmaktadırlar. Özellikle Latin Amerika ülkelerinde halen başarı ile uygulanan psikodinamik yaklaşım temelli model, psikolojinin çok önemli kuramlarından “Bağlanım” prensibine dayanmaktadır. Travmaya uğramış olan cocuğun maruz kaldığı örseleyici yaşantılar çocuğun yaşamla, kendisi ve başkaları ile ilişki kurma biçimini belirlemektedir. Çocuk travmatik yaşantıların neden olduğu duygusal acı ile başa çıkabilmek için madde kullanma, şiddete yönelme riski ile karşı karşıyadır. Çocuk ile yapılan çalışmaların başarılı olabilmesi için mutlaka ebeveynlerinden birisi ya da onun için anlamlı olan aile çevresinden bir yetişkin ile terapotik olarak çalışılması, bağlanma ilişkisinin aile bireyleri ve içinde bulunulan komünite ile sağlıklı bir şekilde kurulması gerekmektedir. Kuşkusuz bu hizmeti verecek olanların gerekli donanıma sahip olmaları özellikle de çalışmaları boyunca düzenli süpervizyon almaları son derece önemlidir.

Başarısı uluslararası ölçekte kanıtlanmış yaklaşımların kullanılması için insana yatırım yapmaktan kaçınmaması gerekmektedir. Aksi halde çocuğu yardım etmek üzere görevli personel çalıştığı çocuğa yardımcı olamayacağı gibi kendisi de travmatize olma riski ile karşı karşıyadır. Böylesi bir hizmet anlayışı içinde hizmet alan çocuğun travması, daha da katlanırken toplumdan uzaklaşmasıda artacaktır.”

 

 

 

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.