Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Hülya Yıldırım

ANNE BABALARIN YENİ YIL DİLEĞİ


Bir yılı daha sevgiyle geride bırakıyoruz ve yeni yılı sevgiyle ve umutla karşılıyoruz. Bir yıl daha büyüdük, çocuklarımızın büyüdüğüne bir yıl daha eşlik ettik… Ve tüm anne babaların dileği bir yıl daha kabul oldu! Peki, neydi bu dilek?..

Çocuklarının büyüdüğünü görmek!..
Her anne baba ömrünce bu dilekle yaşar… Bebek anne rahmine düştüğü andan itibaren anne babalar evlatlarına; sağlıklı ve mutlu, uzun bir ömür diler ve o günden itibaren de kalpleri bu dileğin gerçekleşmesi için çarpar.

Psikoloji bilimi çocukluk dönemini 0-25 yaş olarak tanımlıyor. Son yapılan araştırmalar beyin gelişiminin de 24-25 yaşa kadar devam ettiğini söylüyor. Yani 24-25 yaşına kadar insan yavrusunda bir olmamışlık, bir hamlık söz konusu… Dolayısıyla, meyve dalından kopmamalı, koparılmamalı; tam tersi meyve dalında büyüyüp gelişmesini tamamlayana dek (kendiliğinden kopacak kıvama gelene kadar o meyveye en uygun şartlar oluşturularak) desteklenmeli.

Aslında biz anne babalar da kuşkusuz, tam olarak bunu gerçekleştirmek niyetiyle çıkıyoruz anne babalık yolculuğumuza… Bizim anne babalarımız da bu niyetle çıkmışlardı, bizden sonrakiler de bu niyetle çıkacaklar…

PEKİ, FARK NE?..
Fark; her dönemin anne babalarının yaşadıkları zaman dilimin özelliklerinden etkilenerek ve yaşadıkları zaman diliminin özelliklerine uyum sağlamaya çalışarak anne babalıklarını icra etmesi… Sonuçta hepimiz, belli bir zamanda ve mekanda yaşıyoruz ve bu zaman ve mekanın özelliklerinden birebir etkileniyoruz, aile yapılarımız ve ilişkilerimiz de etkileniyor.

Bu arada, anne babalık yolculuğumuza hepimizin iyi niyetle çıktığından şüphe yok, fakat iyi niyet yetmiyor işte! Hepimiz çocuklarımızı büyütürken elimizden gelenin en iyisini yapmak üzere bütün kaynaklarımızı kullanıyoruz, onların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, hayat boyu güçlü bir efor sarf ediyoruz. Fakat buna rağmen, bu iyi niyetli çabalarımıza rağmen, bazen hayal ettiğimiz gibi bir anne babalık sergileyememiş olduğumuzu, (evladımızın 0-25 yaşlık süreci sırasında ya da bu sürecin sonunda) kendimize itiraf ederken buluyoruz. Henüz itiraflara başlamamış olanlar varsa, kendi 0-25 yaşlarını hatırlamalarını öneririm; hepimiz en güçlü travmalarımızı, olmazsa olmaz yaralarımızı bu dönemde almadık mı? Hatırlayalım…

EKSİK YA DA YANLIŞ OLAN NE?
Bunca iyi niyetli çabada eksik olan ne peki? Eksik olan; çocuklarımızın ihtiyaçlarını zaman zaman farkındalıkla ve fark yaratmak üzere, çocuğumuzun hem yaşına hem de biricik-özel gerçeğine uygun olarak, var olan potansiyelinin gerçekleşmesine yeterince imkan ve destek sağlayamamış olmamız…

Tam da bu noktada şunu söyleyebilirim ki; şüphesiz çocuklarımız onlara sevgi, ilgi, güven içinde bakım vermemiz, ihtiyaçlarını karşılamamız; kısaca onlara ihtiyaçları olan hizmetleri ihtiyaçları olan şekillerde ve zamanlarda vermemizle büyüyüp gelişiyorlar. İşte, ana hedef çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak gibi gözükse de, çocuklarımızın ihtiyaçlarını onların ayına-yaşına ve de doğuştan getirdikleri özelliklerine göre farkındalıkla ve fark yaratmak üzere karşılamamız gerekiyor.

O halde, yeni bir yıla, 2013 yılına girdiğimiz şu günlerde anne babalığımızla ilgili de bir yol haritası hazırlayalım kendimize… Ve ebeveynliğimizi sergilerken, fark ve farkındalık yaratmak üzere, her sıkıştığımızda-her hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuzda, bu haritaya yeniden ve yenilenmek üzere mutlaka göz atalım…

YENİ YILDA İZLEYEBİLECEĞİMİZ ANNE BABALIK YOLU:
-Öncelikle kendimizi olduğumuz gibi kabul edelim, kendimizi anlayıp sevelim… Sonra da çocukluk-gençlik travmalarımızı şifalandırmaya gönüllü olalım ve anne babamızın bizim için ellerinden gelenin en iyisini yaptığını hatırlayarak onları affedelim.

- Sorunlarımızın yaşadığımız olaylardan değil, bakış açılarımızdan kaynaklandığını bilelim. Değişmeye gönüllü olalım. Bir şeyler yolunda gitmediğinde değiştirmekten ziyade değişmeyi seçelim. Çocuklarımızı değiştirmeye çalışmak yerine kendimiz değişelim. Onların beğenmediğimiz yönlerini törpülemeye çalışmaktan vazgeçelim.

-Çocuğun birey olma ve ait olma ihtiyacına eşzamanlı olarak cevap vermeye dikkat edelim.

- Yergi yerine, yerinde övgüyü tercih edelim. "Hayır" kelimesini tasarruflu ve kararlı kullanalım. Çocuğa ne ödül vermeye, ne de ceza vermeye ihtiyaç duymayalım.

-Çocuklarımızı daima çok iyi gözlemleyelim. Aylarına-yaşlarına uygun büyüme-gelişme gösteriyorlar mı, buna hep takip edelim. Bir de yaşlarının yanı sıra biricikliklerinden kaynaklanan ihtiyaçlarına cevap vermek üzere hep uyanık kalalım. Çocuklarımızın ihtiyaçlarının tek yönlü olmadığını çok yönlü ve bütüncül olduğunu daima hatırlayalım.

- Kendimizi, ailemizin tüm fertlerini ve çocuklarımızı oldukları gibi kabul edip sevelim, anlamaya çalışalım. Anlamak ve kabul etmek onlarda hoşlanmadığımız yönleri onaylamak değildir, rahat olalım.

- Kendimizden başlayarak, çocuklarımızın ve diğer herkesin bu dünyada tek ve vazgeçilmez olduğu gerçeğini onurlandıralım. Harika özelliklerimiz olduğu kadar geliştirilmeye ihtiyaç duyan özelliklerimizi de fark edelim. Ve bu konuda çocuklarımıza rehberlik edelim.

-Çocuklarımızın farklı bir birey olduğunu, bizden doğduklarını ama biz olmadıklarını kabul edelim. Biz onların anne babasıyız elbet, fakat onlar bizden farklı, tam da bu nedenle yolları da farklı… Onları yollarında destekleyecek şekilde anne babalığımızı icra edelim.

-Kendimizi de, çocuklarımızı yargılamayalım. Onlarda suçluluk ve öfke duygularının oluşmasına zemin oluşturmayalım. Çocuklarımıza olumsuz ve onur kırıcı, incitici cümlelerle hitap etmeyelim.

- Denetleyen değil, etkileyen rol modeller olalım. Öyle ki, bizim hayatımızı sevgiyle, keyifle, kararlılıkla, istekle, her an gelişerek yaşıyor olmamız çocuklarımıza da örnek olsun.

- Sözlerimizle davranışlarımız arasında daima tutarlılık arayalım.

-Çocuklarımızla ilişkilerimizde de kendimize hata yapma şansı verelim, fakat hatalarımızdan ders almayı ve özür dilemeyi bilelim. Bir de çocuklarımıza sık sık teşekkür edelim, iyi ki varlar…
- "Ben annem gibi olmayacağım, ben falanca gibi ebeveynlik yapmayacağım" diyerek ne başkalarını ne de kendimizi yargılayıp sınırlandırmayalım. Anne ve babalığımız sınırları aşmak üzere, fark ve farkındalık yaratmak üzere, çocuklarımızı besleyip büyütürken bizi de besleyip büyütecek şekilde olsun.

- Çocuklarımızın daima fikrini alalım; hangi olay karşısında ne düşünüp hissettiklerine dikkat kesilelim. Ne düşünüp, ne hissettiklerini anlatmalarına imkan verelim; hatta onlara yaşlarına uygun kafa tutma hakkı tanıyalım.

-Kararlı ve tıpkı bir ağaç gibi sağlam ve net duruşumuzu çocuğun karşısında bozmayalım.

- Birebir ve etkin iletişime ve birebir zaman geçirmeye daha çok önem ve özen verelim.

-Çocuklarımıza çifte mesaj vermeyelim, kavram kargaşalarından ve sağlıksız her türlü mesajdan onları her durum ve ortamda koruyalım.

-Çocuklarımıza paket ya da çanta muamelesi yapmayalım. Onlar bize birer hediye, ama paket değiller…

-Aile içi ilişkilerimizde kazan-kazan öğretisini uygulayalım, kimse kendini kaybetmiş-yenilmiş hissetmeyecek şekilde adalet duygusunu sağlayalım. Zaten birimiz yenilmiş hissediyorsa hepimiz öyle hissederiz. Dolayısıyla haklı ya da haksız olmanın bir öneminin olmadığını kavrayalım, çocuklarımıza da kavratalım. Çünkü ilişkilerimizde birimiz üzüldüğünde aslında hepimiz üzülürüz. Bu nedenle, çocuğa hayır dediğinizde sağlam nedenleriniz olmalı ve bu nedenleri ona açıklayabilmelisiniz.

- Çocuklarımızı korkularımıza ve güvenlik ihtiyaçlarımıza malzeme yapmayalım. Ve onları asla, hiçbir konuda korkutmayalım. "Şöyle şöyle yapmazsan, şöyle olur" diyerek sınırlı varsayımlarımızı onlara aktarmayalım.

- Evrensel değerlerden ayrılmayalım: Dürüstlük, koşulsuz sevgi, onura saygı, hakkaniyet, vb…

- Onlara gerektiğinde, neden ve niçin bu şekilde davrandığımızı yaşlarına uygun bıkmadan anlatalım ki, onların da günlük hayat içinde analiz ve sentez yapma yetenekleri gelişsin.

- Çocuklarımıza ne istediklerini ve ne istemediklerini bilme hakkı ve ortamı verelim.

-Çocuklarımızın hayal güçlerini törpülemeyelim, tam tersi gelişmesine destek verelim. Hayatın bizim inandığımız gerçekleriyle onları gereksiz yere yorup bunaltmayalım. Onların kendilerini keşfetmesine, potansiyellerini ortaya koymalarına hep refakat edelim.

-Çocuklarımızın duygusal gelişimlerine en az fiziksel ve zihinsel gelişimlerine verdiğimiz özen ve çabayı gösterelim.

-Çocuklarımızı büyütürken daima koşulsuz sevgiyle sorumluluk alalım; otoriteyi üstlenelim.

-Çocuklarımızın deneyimden korkmayan, deneyim zenginliği içinde büyüyen bireyler olarak yetiştirelim. Fakat deneyim zenginliğinin, ateşte elini yakarak öğrenmek olmadığı bilgisini de mutlaka onlara verelim.

-Çocuklarımızı büyütürken biz de büyüyelim, kendimize onlarla birlikte büyümek için fırsat verelim.

DİĞER YAZILAR
- HER ÇOCUK YALANSIZ BÜYÜMEYİ HAK EDER!
- ANNE DUYGUDUR!..
- HAYIR DEMEYİ BİLİYOR MUSUNUZ?
- KEK YAPAR GİBİ ÇOCUK YAPAMAZSIN!
- MAHREMİYETE SAYGI!
- ÇOCUKLAR ÖLMESİN!
- ÇOCUĞUNUZDAN VAZGEÇMEYİN!
- ANNE BABAYI PAYLAŞMAK!
- SÜT DİŞİ, DEYİP GEÇMEYİN!
- Sadece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'n değil... HER GÜNÜN KUTLU OLSUN KADIN!..
Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.