Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Hülya Yıldırım

DEPRESYON DOĞURAN KADINI SEVİYOR!


Yapılan çalışmalar, anne adaylarının yaklaşık üçte birinin tedavi gerektiren düzeyde depresyon yaşadığını, eşinden destek almayanların ise depresif semptom şiddetinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Doğum sonrası depresyon yaşayan kadınların oranı ise yüzde 30’lara kadar varıyor. Uzun lafın kısası, depresyon doğuran kadını seviyor!


Geçtiğimiz günlerde yine bir anne, 2 çocuğu ile birlikte 4. kattan atlayarak öldü ve öldürdü... Kadının, birinci çocuğunun doğumundan sonra bunalım geçirdiği ve psikolojik tedavi gördüğü söylendi... Peki, genellikle doğumdan sonra değişen hormonlar ve anne üzerindeki psikolojik baskının sonucu olarak ortaya çıkan “doğum sonrası depresyon” anneyi intihara sürükler mi? Evet, doğum sonrası depresyon tedavi edilmediğinde loğusa psikozu’na yani doğum sonrası psikozu’na dönüşebiliyor. Ve her gün kimbilir kaç anne bebeğine bakım vermeye çalışırken, depresyonun pençesine sıkışıp kalıyor.

Uzmanlar, doğum sonrası 2 hafta kadar sürebilen annelik hüznünün hemen her kadının yaşayabileceği doğal bir süreç olarak tanımlarken, doğum sonrası depresyon ve doğum psikozu durumlarında  ise mutlaka uzman yardımı alınmasını öneriyorlar. Aksi taktirde, anne dışında bebek ve baba da bu süreçten olumsuz etkileniyor, hatta aile bütünlüğü sarsılıyor.

Günümüzde neredeyse, hayatında bir kez olsun depresyona girmeyen insan kalmadıysa da, kadınlarda depresyon oranı erkeklerden çok daha fazla. Her 100 kadından 10-21'inde depresif bozukluk görülürken, 8.9’unda anksiyete ortaya çıkıyor. Erkeklerde ise bu oran sırasıyla; 3.9 ve 3.7.

BASKI VE BASTIRILMIŞ DUYGULAR
Kadınların biyolojik yapılarının dışında toplumsal baskıya daha çok maruz kalmalarından dolayı depresyona yatkınlıkları daha yüksek, diyor uzmanlar... Üstelik, psikolojik sorunlar kadınlarda en sık 18-45 yaş arasında görülüyor. Bu dönem de, kadının üretken olduğu ve çocuk büyüttüğü dönem. Hamilelik ve doğum sonrası süreçte depresyon riski katlanarak, deyim yerindeyse çığ gibi artıyor. Her 100 kadından en az 15’i doğum sonrası depresyon yaşıyor. Hatta bu oranın kayıt dışı yüzde 30 ila 50’lerde olduğu bile söyleniyor. Hamilelik sırasında değişen, doğumdan sonra tekrar değişen ve emzirme sürecinde tekrar değişen hormanlar, doğum sonrası depresyona davetiye çıkarmakla birlikte, bu süreçte en büyük tetikleyici kendini hem bir başına hem de baskı altında hissetmek, bastırılmış olumsuz duygular ve en çok da bastırılmış öfke oluyor. Hamileliğinde depresif şikayetler gösteren üçte birlik kesimde yer alan kadınlarda ayrıca, bulantı-kusma, kanama, hipertansiyon gibi şikayetlere de rastlanıyor. Üstelik, hamilelikte yaşanan kaygı ve depresyon, doğumdan sonra da depresyon gelişebileceğinin bir göstergesi.

Depresyon yaşayan annelerin çoğu bu dönemde, “kötü anne” olduklarını; yalnızlık ve yetersizlik duyguları üzerinde kontrol duygusuna sahip olmadıklarını düşünüyor; çaresizlik ve ümitsizlik duygularıyla doluyorlar. Ayrıca, doğum sonrası depresyona yeni annelerin birçoğunda takıntılı düşünceler de eşlik edebiliyor.

Hamile kadınlarda depresyon açsısından risk faktörlerinin başında; genç yaşta anne olmak, istenmeyen gebelik sonucu anne olmak, sosyal destek eksikliği, yalnız yaşam olarak sıralanabilir. Hamilelikte depresyon görülmesi ise, doğum sonrası depresyon riskini 3 kat arttırıyor. Özellikle de, daha önce depresyon geçmişi olan ya da doğum sonrası depresyon geçmişi olan kadınlar, doğumu takip eden ilk 6 ayda depresyon açısından riskli grupta yer alıyor.

BUNLAR DEPRESYONU ÇAĞIRIYOR!
Öte yandan, hamilelik sırasında yaşanan endişe ve kaygılar, hamilelik ve doğum sonrası süreçte bebeğin, annenin ya da aileden yakın birinin yaşadığı sağlık sorunları ya da kayıp... Ekonomik sıkıntılar... Annenin, aile büyükleri ve yakın çevre tarafından desteklenmesi bir yana, psikolojik olarak örselenmesi (örneğin; sütün yetmiyor, çocuğu uyutamıyorsun bile, çocuğa hasta ettin, sen ne biçim annesin gibi söylemler...) Annenin değişen yaşam tarzına uyum sağlayamaması, örneğin çalışan kadınsa ev yaşamına adapte olamaması, “Ben işteyken bebeğime kim bakacak?”, ya da “İşime geri dönebilecek miyim?”sorusu... Eşle yaşanan sorunlar ve azalan iletişim... Her türlü belirsizlik ve korkular (örneğin; “Bebeğime bakabilecek miyim?”, ya da “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” korkusu)... Diğer annelerle (farkında bile olmadan) girilen annelik yarışı, mükemmel anne olma çabası, hatta mükemmel eş, anne, çalışan kadın olma takıntısı... Hamilelik öncesindeki gibi güzel ve seksi olmadığına inanma... Yeni anneyi depresyona sokabilen nedenlerin sadece bazıları...

BU BELİRTİLER VARSA...
Depresyon, kişinin kendisini çökmüş, bitmiş gibi hissetmesine neden olan, pek çok zihinsel, duygusal ve bedensel belirtilerle seyreden bir sorun. Çökkün bir ruh hali, ilgi kaybı ya da yaptıklarından zevk alamama durumu. Günlük işleri yapamama, günlük işlere karşı isteksizlik. İştah kaybı ya da aşırı iştah. Hemen her gün aşırı uyuma ya da uykusuzluk. Sıkıntı, huzursuzluk, yerinde duramama. Kendini yorgun, bitkin ve halsiz hissetme. Kendini değersiz, yetersiz ya da suçlu hissetme. Hafıza kaybı. Çabuk sinirlenme ve kontrol edilemeyen ağlama nöbetleri. Bebeğine ve kendine zarar verme korkusu. Dikkatini bir noktaya toplayamama gibi belirtilerin en az 5’i varsa ve bu belirtiler en az 2  haftadan bu yana devam ediyorsa, tedavi edilmesi gerekiyor.

ÇARE SİZDE, ÇÖZÜM İÇİNİZDE!
Peki, depresyondaki bir anne ne yapacak? Öncelikle sorunun farkına varacak ve sorunu kabullenecek. Sonra da fırsat buldukça dinlenecek. Eşi başta olmak üzere yakın çevresinden yardım isteyecek. Duygularını “ben” diliyle ifade etmeye çalışacak. Bebeği her uyuduğunda o da uyuyacak. Mükemmel anne olmaya çalışmaktan vazgeçecek. Zaman zaman sosyalleşebileceği, zaman zaman da yalnız kalabileceği anlar yaratacak... Hiçbiri olmuyorsa, bebeğini pusetine koyup doğa yürüyüşlerine çıkacak. Yürüyüş, iyi bir antidepresan çünkü... Her gün düzenli duş almak ve günlük bakımı ihmal etmemek de önemli... Aynı sıkıntıları yaşayan annelerle biraraya gelmek de çok işe yarıyor.Örneğin, sitemiz, www.anneoluncaanladim.com un annelerinin yüzde 65’i depresyon yaşadıklarını ve bu süreci aşmalarında  Sitemizin Forum sayfalarında diğer annelerle paylaşımlar yaşamanın kendilerine çok iyi geldiğini, hatta sıkı dostlar kazandıklarını söylüyorlar. Öte yandan, alınan bu tedbirlerin yanında uzman desteği almak; terapi görmek, gerekiyorsa ilaç tedavisi anneyi kısa sürede sağlığına kavuşturacaktır. Çünkü depresyon insanı bir anda aşağı çektiği gibi, doğru tedavi ile de kısa sürede iyileşebilen bir sorun. Hem bunun sadece bir süreç olduğunu, her inişin bir çıkışı olduğunu da unutmamak gerek...


DİĞER YAZILAR
- HER ÇOCUK YALANSIZ BÜYÜMEYİ HAK EDER!
- ANNE DUYGUDUR!..
- HAYIR DEMEYİ BİLİYOR MUSUNUZ?
- KEK YAPAR GİBİ ÇOCUK YAPAMAZSIN!
- MAHREMİYETE SAYGI!
- ÇOCUKLAR ÖLMESİN!
- ÇOCUĞUNUZDAN VAZGEÇMEYİN!
- ANNE BABAYI PAYLAŞMAK!
- SÜT DİŞİ, DEYİP GEÇMEYİN!
- Sadece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'n değil... HER GÜNÜN KUTLU OLSUN KADIN!..
Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.