Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

OTİZM YAZI DİZİSİ

OTİZMDE ERKEN TANI ÖNEMLİ

OTİZMDE ERKEN TANI ÖNEMLİ

Otizimli çocuklar diğer çocuklar gibi değildir. Onlar sürekli yardıma gereksinim duyarlar. Eğitimleri çevrelerinin onlara olan bilinçli tavrıyla şekillendiği sürece başarılı olur. Bu özel eğitime de olabildiğince erken başlanmalıdır. Bu nedenle otizmde erken tanı oldukça önemlidir.


Erken tanı, özel eğitimin bir an önce başlaması açısından önemlidir. Bu ise küçük çocukların henüz öğrenme çağında büyük potansiyel taşımaları ve eğitimin sonuçlarından daha fazla yarar görmeleri anlamına gelir. Uzmanlar ve araştırmacılar, çocuk gelişimindeki bu kritik yaşlardan sonra fazla bir değişme olmayacağını saptamışlardır. Hatta, bu çocukların normal çocuklar gibi kendi kendilerine yeterli bir öğrenme tekniği geliştiremedikleri için, bir süre sonra mevcut potansiyellerini de kaybettikleri, düzeltilmesi zor yönlere saptıkları görülmüştür. Normal bir çocuk kendiliğinden veya çevreden sınırlı bir yardımla tüm gelişimini aktif bir şekilde yürütürken, otistik çocuk sürekli yardıma gereksinim duyduğu için, bir an önce özel eğitime başlanmalıdır.

Birçok sağlıklı yapılmış araştırma göstermiştir ki, erken yaşta başlanılan tedavilerle otistik çocuklara pek çok beceri kazandırılabilir.

Birçok araştırmacı erken yaştaki müdahalenin, özellikle dil gelişiminde ve sosyal davranışlarda geliştirici olduğu konusunda hemfikirdir. 4 yaşına gelmiş ve hiç eğitim görmemiş orta derece ağır otistik bir çocuğun, 8 aylık bir bebeğin davranışlarına eşdeğer davrandığı gözlenmiştir. Bazı otistik çocukların bebekliklerinde bazı sesleri çıkarabildikleri, ama bunları daha sonra kaybettikleri, pek çok anne ve babanın gözlediği bir olgudur.

NE GİBİ BELİRTİLER GÖSTERİRLER?
Bu çocuklar kendi dünyalarında yaşar gibidirler, aynı oyuncakla saatlerce oynayabilirler, etrafı keşfetmeye karşı en ufak bir ilgi göstermezler. Göz göze gelmekten kaçınırlar. Adıyla çağrılınca duymuyor gibi davranırlar. Bedensel yakınlaşmadan, okşanmaktan hoşlanmazlar. Sözlü diyalog kurulmaz. Konuşsalar bile, bunu ancak gereksinimleri için bir araç olarak kullanırlar, insanlarla ilişkiye girmekten korkar gibidirler. Yabancılara karşı kayıtsız, aşırı yakın veya çok korkmuş bir tepki gösterebilirler. Yaşıtlarıyla pek ilgilenmez, kendi başına oynamayı yeğler, oyuncak ve nesneleri amaçları dışında kullanır, yaratıcı oyun kuramazlar.

Genellikle çevrelerindeki düzenin ve kendi alışkanlıklarının değiştirilmesini hiç istemezler. Otistik çocuklar, reklam ve video klipler dışında televizyonla pek ilgilenmezler. Çizgi filmler ilgilerini çekmez. Müziğe karşı aşırı ilgi gösterebilirler. Bazen bu konuda çok yetenekli olabilirler ve bir şarkıyı güftesiyle tam olarak söyleyebilirler.

Güvenilir tanı koymak için çocuğun birçok defa, belli aralıklarla, değişik ortamlarda ve birden fazla profesyonel tarafından görülmesi uygundur. Belirtiler zamanla değişebilir, örneğin önce kendisine dokunulmasını istemez, sonra yavaş yavaş, bazen de aniden bu durumu değişebilir.

Alıştığı koltuğa başkasının oturmasını istemeyebilir ve gerekirse şiddete başvurabilir. Çok öfkelendikleri zaman eline ne geçerse sağa sola fırlatabilirler.

Gezmeyi, özellikle otomobille dolaşmayı ve suyu çok severler. Saatlerce akvaryumdaki balıklara bakabilirler. Elektronik eşyalara ve mutfak eşyalarına çok ilgi duyabilirler. Deterjan kutuları ve benzerlerini toplayabilirler, isteklerini ifade etmek için annelerinin elini alıp, istedikleri nesnelerin üstüne koyarlar.

Olistik çocuklar bazen, ebeveynleri deneme-yanılma yöntemiyle ne istediklerini bulana kadar sürekli ağlarlar.

EŞYALAR, İNSANLAR VE OLAYLARLA ANORMAL İLİŞKİLER
Bazı aileler çocuklarının diğer çocuklarla ve yetişkinlerle ilişki kurmakta zorluk çektiklerini belirtirler. Otizmi olan bazı çocuklar iletişim kurmayı öğrendikçe ve etrafındaki dünyayı algıladıkça, nihaî olarak başkalarıyla ilişkiler geliştirmeyi öğrenirler.

Otizmi olan bireyler, çevrelerindeki eşya ve diğer nesnelere karşı uygunsuz bağlanımlar gösterebilirler, tuhaf nitelikle oyun etkinliklerinde ısrar ederler. Örneğin, otistik bir çocuk, oyuncak bir arabayı yere koyup sürmektense, eline alıp tekerleklerini saatlerce havada döndürebilir veya bir ayakkabı bağcığını alıp gözlerinin önünde sallar durur.

Nesnelerin parçalarıyla sürekli ilgilenme, örneğin kapı koluyla, düğmelerle uğraşma söz konusudur. Ya da, vücut parçalarıyla ilgilidir. Sürekli ellerine bakabilir ya da parmaklarıyla oynarlar. Cansız nesnelere aşırı düşkünlük, koleksiyonculuk görülür. Lastik bir silgi veya bir ip parçasını takıntı derecesinde yanından hiçbir zaman ayırmayabilirler.

Bebekleri veya arabaları işlevlerine uygun olarak kullanamazlar. Oyunları kendi başlarına, somut ve tekrarlayıcı nitelikte olabilir. Legoları tren gibi dizebilirler veya küplerle kule yapmayı severler. Yaptıkları kuleleri hemen devirirler ve oyunlarını geliştirmeyi düşünmezler. Yaşları büyür, ama oyunlarında bir gelişme olmaz.

EN ERKEN NASIL TANINIR?
Bazı araştırmacılar en erken belirtilerin taklit alanında ve jestlerin gelişiminde kendini belli ettiğini ifacle ederler. Normal bir yenidoğan bebeğin bile kendisine dil çıkaran ninesine yanıt olarak dil çıkarabileceğini belirten uzmanlar, otistik çocuklarda taklit yeteneğinin belirgin bir şekilde gelişmediğini, buna jestlerin kullanımındaki sorunların eklendiğini ifade etmektedirler. Yaşı geldiği halde “baş baş ve hay bay” jestinin gelişmediği görülür. Göz temasında yaşanan sorunlar, karşılıklı dikkatin gelişmemesi, göz göze gelindiğinde anlamlı bir iletişim kurulmaması, bebeğin gereksinimlerini ifade etmek için değişik ağlamalar kullanmaması, nesnelerle ilgilenmeme, kucağa alınınca susmama, kucağa alınmaya direnme şeklinde erken belirtiler saptanabilir. Daha sonraları, bir isteğini ifade etmek veya dikkat çekmek için işaret etme eylemini yapmadığı görülür. İşaret parmağını doğrudan, istediği veya ilgi çekmek istediği bir nesneye yöneltmediği, bazen kabaca bir yön belirtir gibi bir hareket yaptığı izlenir. Sonradan otistik tanısı almış çok küçük bebeklerin video kayıtlan izlenerek, bu yaşta bile bazı hareket özelliklerine dayanarak sonuçlar çıkarılacağı iddia edilmiştir. Henüz bu konudaki çalışmalar çok az sayıda çocuk üzerinde yapıldığı için, güvenilir değildir.

BEBEKKEN NASILDIRLAR?
Bazı otistik bebekler aşırı sakindirler, çok az ağlarlar. Bazıları ise bunun tersine çok ağlarlar, çok zor sakinleşirler, uyku düzenleri bozuktur, geceleri sık sık uyanıp ağlama nöbetlerine girerler.

BU YAZI DİZİSİNİN DİĞER BAŞLIKLARI İÇİN TIKLAYINIZ

DİZİ & ARAŞTIRMA BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.