Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

Çocukluk dönemine dikkat…
KEKEMELİK, BİR HASTALIK DEĞİL!

KEKEMELİK, BİR HASTALIK DEĞİL!

Erken yaşta başlayan ve nedeni hakkında kesinleşmiş bir bilgi olmayan kekemelik, aslında bir hastalık değil. “Tedavideki amaç, iyileştirmek değil, konuşmanın akıcılığında düzeltmeler yaparak iletişimin kalitesini artırmak olmalı” diyen Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Ünitesi’nden Uzman Odyolog ve Psikolog Sevtap Babayiğit kekemeliğin hangi durumlarda ortaya çıktığı, tipleri, nasıl davranılması gerektiği ve tedavisi konusunda bilgi verdi.


Kekemelik değişik toplumlarda değişik sıklıklarda görülmektedir ve erkeklerde yaklaşık olarak kadınlara oranla üç kat daha fazla görülür. Kekemeliğin bir karakteri de ailede görülme sıklığının yüksek olmasıdır ve nesilden nesile ortaya çıkmasıdır ki, bu genetik faktörlerin de önemli olabileceğini düşündürür.

Pek çok açıdan kekemelik bir çeşit çocukluk rahatsızlığı sayılabilir. Şüphesiz çok ileri derecede kekemeliği olan pek çok yetişkin mevcuttur, ama hemen hemen tüm vakalarda rahatsızlık okul öncesi çağlarda oluşur.


KEKEMELİK HANGİ DURUMLARDA ORTAYA ÇIKAR?
Kekemeliğin ciddiyeti zaman içinde farklılıklar gösterir. Bazen ortadan kalkmakta, bazen çok ciddi bir tablo yansıtmaktadır. Bazı kekemelerin yalnız başınayken veya bir hayvan veya bebekle konuşurken, şarkı, şiir söylerken, küfrederken hiç kekelemedikleri bilinmektedir. İlginç olaylardan biri kekemenin tiyatro oyununda kendi dışında bir kişiliği oynarken kekelemediğidir  veya bir kaç lisan bildiğinde sadece bir lisanda kekelediğidir. Kekemelerde ciddi bir tablonun oluşabileceği durumlar şöyle açıklanabilir:


* Dinleyicilere bir konuşma yapılması durumu,
* Telefonla konuşma anı,
* Uzun kelime söyleme zorunluluğu,
* Kısıtlı bir zamanda konuşmaya mecbur olma,
* Sabırsız bir dinleyiciye birşeyler anlatma durumu,
* Dinleyici duymadığında tekrarlama hali,
* Onaylanmadıkları veya reddedildikleri zamanlar.


Tipik bir kekeme diğer yönleri ile herkesten farksızdır, hiç bir fizyolojik ve yapısal farklılık göstermez. Ortak bilinen birşey de genelde kekemelerde konuşmanın geç başladığı ve artikülasyon bozukluğu dediğimiz bazı seslerin yanlış telaffuzunun çocukluğunda var olduğudur.


KEKEMELİĞİN TİPLERİ
Konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğu olan kekemelik, karşımıza 4 tipte çıkar. Bunlar; dikkat çekecek kadar anormal duraklamalar, ses veya heceleri uzatmalar, tekrarlar ve bazı patlamalı sesler dediğimiz harfleri çıkartmadaki zor ataklardır.


Kekemeliğin bazı özellikleri ikincil özelliklerdir. Vücut ve yüz hareketlerinin de kekemenin durumdan kaçma çabalarına eklendiği durumlarda, bu tip davranışların bir özelliği olayı daha anormal duruma dönüştürmeleridir. Hatta bazı kekemelerde terapi seansları sadece bu ikincil davranışları ortadan kaldırmayı amaçlar ki, söylenmeye çalışılan daha iyi anlaşılabilsin.


Kekemelerin  çoğu konuşmalarını daha akıcı hale getirmek amaçlı pek çok strateji kullanabilir, ama bu stratejiler zaman içinde sorunu çözmeyip daha karmaşık bir ızdıraba dönüştürebilir ki, bu da psikolojik sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlar.


KEKEMELERE NASIL DAVRANILMALI?
 Pek çok kekemenin tercih ettiği şey kendilerinin ‘nasıl’  söylediğine değil , ‘ne’ söylediklerine dikkat edilmesidir. Ne yazık ki insanların bunu yapması oldukça zordur ve kekemeler de  bütün olayların merkezinin onların konuşmasındaki takılmalarmış gibi hissedebilirler. Ayrıca kekemeler, karşılarındaki insanların mimik ve yüz ifadelerine karşı oldukça duyarlıdırlar ve dolayısıyla da oldukça alıngandırlar. Bu durum ergenlik çağındaki kekeme kişilerde çok daha belirgindir.


ÇOCUĞA HANGİ DURUMLARDA KEKEME DENMELİDİR?
Bir çocuğa kekeme denilebilmesi için konuşmada bir çaba ve gerginlik göstermesi, kendini kekeme olarak kabul  etmesi, başkalarının da kendisini kekeme olarak değerlendirmesi gerekir. Bu kriterlerden birinin bile olmaması o çocuğa kekeme denilmesini önler ve ailenin de bu durumda çocuğunu normal olarak değerlendirmesi gerekir.
 
KEKEMELİĞİN TEDAVİSİ VAR MI?
Kekemeliğin tedavisi oldukça uzun sürer, seanslar halinde uygulanır ve değişik yöntemler kullanılarak tedavi başarılabilir. Tedavi öncesi klinisyen ve hasta gerçekçi amaçlarını saptamalıdır, fikir birliğine varmalıdır, kriterlerine karar vermelidir ki; bu kriterler aslında tedavi aşamalarını da belirleyecektir.

Durum böyle olduğunda klinisyene düşen görev büyüktür. Her tedavi metodundan haberdar olmalıdır ve hastasını tanıdıktan sonra hangi metodla tedavi uygulayacağında başarılı sonuç alacağını bilmeli ve ona göre kendini ve hastasını yönlendirebilmelidir.


Oldukça uzun süren kekemelik tedavisi, seanslar halinde ve değişik yöntemler kullanılarak başarıya ulaşabilir. Tedavinin uzun ömürlü ve kalıcı olabilmesi için; iç içe geçen metotlar, stratejiler, modeller ve gerekirse psikoterapötik yaklaşımla destekleme şeklindeki yöntemler zinciri tercih edilebilir. Yarım saat süren seanslar, nefes egzersizleri ve grup terapisiyle de tedavi desteklenebilir.

ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.