Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

MERAKLI MİNİĞİNİZE DESTEK GEREK!

MERAKLI MİNİĞİNİZE DESTEK GEREK!

Çocukların öğrenme süreci merak duygusu ile başlar. Yani merak duygusu olmadan öğrenme olmaz! Biz anne babalar ise, her şeyi merak eden yavrumuza karşı gerekli sabrı ve alakayı her zaman gösteremeyebiliyoruz. Oysa, ancak merak duygusunu etkin bir şekilde kullanan çocuk zihinsel ve duygusal olarak gelişebiliyor. İşte uzmanlar eşliğinde çocuklardaki merak duygusunu köreltmeden, onlara destek olmanın ipuçları...


Bir gün arabasının tekerleklerini koparıp nasıl çalıştıklarını öğrenmeye çalışır, başka bir gün televizyon kumandasının içini açıp tamircilik oynar ya da tencerelerin tavaların çıkarttığı sesi merak ettiği için saatlerce aynı sesi duymak üzere tava ve tencerelere vurur. Çocuğun merak duygusu zaman zaman anne babaları zorlayabilir de. Ancak önemli olan çocuğun hevesini kırmamak ve ona destek vermektir.

 

Uzman Pedagog Adem Güneş:
“ÇOCUĞUN MERAK DUYGUSUNU DENGELEMEYİ BAŞARMALIYIZ!”

“Merak duygusu bir el bombasının pimi gibidir. Nasıl ki üzerindeki pim çekilmeden el bombası hiçbir harekete geçmez, olduğu yerde sakin ve saf saf durur. Aynı öyle de merak duygusu olmayan bir çocuk, el bombalarının sandık içinde sessiz sakin beklediği gibi öylece bekler durur. Siz el bombasının pimini çekmeden alıp uzakta bir yere fırlatsanız, pimi çekilmeden atılmış o el bombası düştüğü yerde bir taş parçası gibi öylece kalakalır.
Merak duygusu uyandırılmamış veya yanlış yöntemlerle tahrip edilmiş bir çocuk da siz ne kadar itelerseniz, ne kadar çekerseniz çekin, öğrenmeye karşı böylesi bir taş yığını gibi düştüğü yerde kalır. Önüne ödevler gelir gider, ödev ona, o ödeve bakar, anne baba ile hır gür olur ama çocuk ödevini yaparken oflar puflar. Sanki o ödev, o ders ona işkence gibi gelir.

Oysa merak duygusu uyanmış veya merak duygusu çocukluk yıllarında tahrip edilmemiş bir çocuk, pimi çekilmiş bir el bombası gibidir. Düştüğü yeri darmadağın eder. Yaşamı merakla sorgular, öğrendiği her şeyi hızlı bir şekilde zihnine yerleştirir, gördüğü yeni şeylere karşı ilgisi uyanır, duyduğu her bir yeni bilgiyi öğrenmek için sorular sorar.

Ama maalesef çocukların ruhsal ve zihinsel gelişiminin temel patlayıcı maddesi olan merak duygusu anne babaları daha çocukluk yıllarında bıktırdığı ve yorduğu için veya yeterince ayarlanamadığı için çocuklar hayatının en önemli güç kaynağı olan bu duygusundan yoksun olarak yaşama başlamaktadır.

ENGELLEMELER İLE ÇOCUĞUN MERAK DUYGUSUNU KÖRELTMEYİN
Örneğin, daha ilk çocukluk yıllarında çocuk, merak duygusundan dolayı ve dünya adını verdiğimiz bu gezegendeki yaşamın nasıl olduğunu öğrenmek ister. Çekmeceleri kurcalamak, dolapları açıp içindeki kendisinin ilk defa gördüğü eşyaları eline almak, kapıları açıp kapamak, suya elini sokarak teninde oluşan duygu değişiminin hissetmek ister. Ama maalesef, günümüzde anne babalar çocuklarının bu meraklı davranışlarını çok defa ‘yaramazlık’ veya ‘şımarıklık’ olarak algıladığı için hep bir engellemeler ile çocuğun merak duygusunu köreltmektedirler.

ÇOCUK NE HİSSEDER?
Örneğin, çocuklar gazetelere dokunmaktan, onları yırtmaktan, gazete sayfaları ile savaşmaktan çok hoşlanırlar. Çünkü çocuk, gazeteye dokunduğunda hem ellerinde hem de kulağında tuhaf bir his duyar. Elleri o kıvrım kıvrım gazete sayfasına dokunduğunda karıncalanma hisseder. Bizler yetişkin olarak ellerimiz nasırlaştığı, derimiz kalınlaştığı için bir gazete sayfasına dokunduğumuzda o sayfanın içimizde oluşturduğu gıdıklanma hissini artık tadamıyoruz. Oysa bir çocuk gazete sayfasını avuçladığında içinde komik bir gıdıklanma hissi uyanır ve onun sevinci ile gazete sayfalarıyla sanki savaşıyor gibi bütün gazeteyi parçalamaya başlar. Ayrıca gazete sayfalarını karıştırır, çeker yırtarken kulağına ilginç akustik bir ses gelir. Çünkü gazete sayfaları büyük olduğu için her bir kıvrım ve bu kıvrımların birbiri ile olan ses kırılmaları ‘haşırt, huşurt, hışırt’ diye insan kulağına tiz bir ses verir ki bu ses çocukta ayrı bir sevinme kaynağı olur.

İşte bu örnekte olduğu gibi, çocuk dokunma hissinin içinde uyandırdığı merak duygusu, gazete sayfalarının hışırdaması ile kulağında oluşan ilginç akustiğe kaptırmışken ve duygularını hissetmeye başlamanın heyecanını yaşarken, eğer bir anne çocuğun elindeki gazeteleri alır, ‘Ne yaramazlık yapıyorsun, ver onları bana, etrafı dağıtma’ derse, bu çocuğun bir bilim adamı gibi merak içinde giriştiği bu öğrenme sürecini baltalamış olur.

Bir başka örnek verecek olursak, çocuklar su ile oynamayı severler. O yüzden ellerini suya sokmaktan, suya dokunan tenlerindeki gıdıklanmayı hissetmekten ve kendi bedenlerinde suya dokunma ile hangi değişikler oluyor araştırmak için ya bir lavabodaki çeşmede ya da bir su birikintisinde oynamaya bayılırlar. Çocuk çeşmeden akan suyu, önce parmaklarına doğru akıtır, sonra koluna doğru... Çocuk, kolundan aşağı su akarken vücudunun diğer kısımları da ıslanır ve bu ıslanmadan dolayı tuhaf bir duyguya kapılır. Bedeninde yaşadığı bu değişiklikleri hissetmenin ve keşfetmenin merakı ile çocuk çeşme başında oynarken annesi ona “Etrafı su içinde bıraktın, Allah seni kahretmesin, kapa şu çeşmeyi” der ve çocuğun yakasından tutarak dışarı çıkartırsa bu çocukta tahrip olan duygular sadece kişiliksizleşmesi değil, aynı zamanda merak duygusudur da. Böylece bir süre sonra çocuk kendi başına bela olan bu merak duygusunu zaman içinde öldürmeyi öğrenir.

Evet, çocuk el attığı şeyi kırabilir, dökebilir, yıpratabilir. Bozulmuş bir oyuncağını tamir edebilmek için uğraşırken, bir daha tamir edilmeyecek kadar yeni arızalar oluşturabilir. Böylesi bir durumda kalan anne baba, “Sana her aldığımız oyuncağı işte böyle kırıyorsun, bir daha sana oyuncak almayacağız” derse, çocuğuna yazık edebilir. Onun öğrenme sürecinde içindeki en önemli patlayıcı maddesi olan merak duygusunu yok etmiş olur.

KONTROLLÜ MERAK
‘Mademki merak bir çocuğun eğitiminde temel itici güçlerden biridir, o halde çocukların merak duygusunu daha da arttırmak için çaba sarf etmeli miyiz?’ sorusuna maalesef hemen ‘Evet, çocukların merak duygusunu daha da artırıcı ne varsa çocuğun önüne koyalım’ diyemiyoruz.

Çocuk gelişiminde hep bir dengeleme söz konusu olduğu için merak duygusu da dengeli bir gelişim göstermelidir. Merak duygusu yıkılmış bir çocuk öğrenme heyecanını kaybettiği gibi, merak duygusu aşırı derecede körüklenmiş çocuklar da birtakım ruhsal rahatsızlıklar yaşama ihtimali yüksektir. Aşırı merak duygusu ile sinir sistemi uyarılan bir çocuk, örneğin yetişkinlik yıllarında kaygı düzeyi yüksek olur, korkuları çoğalabilir, takıntıları artabilir.

Örneğin, anne babasından aldığı din eğitiminde, dünyada insanlar ve cinlerin yaşadığını öğrenen bir çocuk, cinin nasıl bir şey olduğunu aşırı derece merak ederse ve bu merakının peşine düşerse, anne baba da çocuğun merak hissini tahrik etmek için birtakım cin-peri hikâyeleri anlatırsa, bu takdirde çocuğun peşine düştüğü gerçekler bir süre sonra onu korku dolu bir yaşama mahkûm edebilir. Çocuk geceleri kâbuslarla uyanmaya, cinlerin kendisi ile konuştuğunu anlatmaya eve yalnız girememeye, geceleri yalnız kalamamaya başlar.


DENGELİ BİR MERAK DUYGUSU İÇİN NELER YAPILABİLİR?
1- Çocuklar zaten doğuştan merak hissi ile dünyaya gelmişlerdir. Dolayısı ile çocuğa dış dünyadan ekstra merak hissi uyandıracak bilgiler sunmak yerine, onun kendi iç dünyasında oluşan meraklı sorulara cevap bulmalıdır. Ve çocukların merak ettikleri konulara verilen cevaplar yeni birtakım noktaları merak ettirecek tarzda olmalıdır.
2- Çocukların merak duyacağı noktaların önce elle tutulup gözle görülebilen somut konular üzerinde olması, çocukların merak hissini devam ettirebilmesi için önemlidir. Anne babalar çocuklarına verecekleri cevaplarda veya bilgi aktaracağı konularda somut konularda yoğunlaşmalıdır.
3- Çocukların her merak ettiği şey detaylıca anlatılmak zorunda değildir. Örneğin; bir çocuk annesine kendisinin nasıl dünyaya geldiğini sorduğunda anne baba oturup ayrıntılarıyla bu konuyu anlatmak zorunda değildir. Çocuk sadece bilmesi gerektiği kadarını bilmelidir, ruhunun kaldıramayacağı bilgileri çocuğun yaşından önce vermek doğru olmaz.
4- Çocukların algılamakta güçlük çekeceği, vaktinden önce de gereksiz olarak merak duydukları konular (cin, peri vb.) hakkında bilgi verirken, verilen bilgi ne çocuğun gelecek yaşantısında dinin yeniden sorulmasına neden olacak derecede basit ve dayanaksız, ne de çocuğu geceleri yatıramayacak kadar çok korkutucu ve ürkütücü olmaması gerekir. 
5- Çocukların merak hissinin sönmemesi için anne baba verdikleri cevaplarda çok gerçekçi ve samimi olması gerekmektedir. Çocuk kendisine verilen cevapların samimi olmadığını anlarsa ya iletişimi keser ya da aynı kişiden gelecek olan bilgilere güvenmez.
6- Çocuğa birtakım bilgiler aktarırken, somut birtakım uygulama ve deneyler yapılabilir. Örneğin, yağmurun nasıl yağdığını anlatmak için bir çaydanlığın ön kısmından çıkan buharın önüne bir kaşık tutulduğunda kaşığın nemlendiğini görmek ve nemlenen kaşığın da altına damlacıklar bırakıyor olarak görmek oldukça uygun bir davranış olur.
7- Çocuklar çocuktan öğrenmeyi daha çok isterler. Bu nedenle 3,5 yaşını geçmemiş olan çocuklar birbirinden merak duygusunu daha iyi giderir. Bu nedenle çocukların bir araya gelmeleri, birbiri ile etkileşime geçmelerine fırsat verilmelidir.


Psikolog Emre Altınel:
“2 YAŞ CİVARINDA ÇOCUĞUN MERAK DUYGUSU ÇOK BASKINDIR”
Çocuklar; büyüyüp konuşmaya başlayınca, merak ettikleri konuları daha fazla dile getirir; sorup öğrenmek isterler. Bu yaştaki çocuklar genellikle kendinden farklı olanı merak ederek ne olduğuna anlam vermeye çalışırlar. Merak etmek, çocuğun dış dünyayla olan ilişkisiyle de ilgilidir; ne kadar dışarıya karşı ilgili olduğunu gösterir. Çevresindeki hayvanların hareketleri, yemek yeme biçimlen, anne babasının neler yaptığı, neden aynı yerde yattıkları, neden babasının işe gittiği, neden banyo yapması gerektiği ve neden tırnaklarının kesildiği gibi bir sürü konuda merakları vardır. 2 yaş civarında çocuk işleyişi anlamak üzere çok soru sorar. Bu nedenle sürekli araştırarak, çevresine bakarak ve davranışlarıyla bu ilgiyi gösterir. Ayrıca çocuklar kendileriyle ilgili geçmişte yaşanmış olayları dinlemeyi severler. Merak ederler; nasıl doğdu, o doğmadan önce nerdeydi, nasıl bir bebekti, anne babası nasıl evlendi, hamileyken annesi nasıldı, annesinin kamının içinde nasıl duruyordu gibi...

Dile getirmeseler de anne babalarının onları sevip sevmediğini de sorgularlar ve merak ederler, duymak isterler. Bu başka duygular için de geçerlidir. Bazen yaşları ufak olduğu için anne babalar anlamadıklarını düşünüp olaylar üzerinde açıklama yapmazlar, ancak çocukların açıklama yapılmasına ihtiyaçları vardır. Biraz daha büyüdükçe ve sosyalleştikçe, kendileri ve diğerleri arasındaki farkları keşfettikçe; kendilerinin de onlar gibi bir şeyler yapıp yapamayacaklannı merak ederler. Kızların neden oturarak, erkeklerinse ayakta çişlerini yaptığını, oyun kahramanları gibi değişik hareketler yapıp yapamayacaklannı, uçabilip uçamayacaklarını ya da anne-babası gibi davranıp dayanamayacaklarını merak ederler. Örneğin; annesi gibi yemek yapabilecek mi, saçlarını onun gibi yapabilir mi gibi...”


MERAK NE İŞE YARAR?
- Kişiyi hayata bağlar. Olumlu duyguları, enerjiyi, motivasyonunu arttırır ve sosyalleşmeye, dış dünyayı tanımaya yardımcı olur.
- Çocuk, merak ederek farklı alanlarda karşılaştığı sorunlarla baş etmeyi öğrenir.
- Anne babasıyla birlikte yaşayan çocuğun anne babadan ayrı olduğu zamanlarda da kendi başına hareket edebilmesini, yeni yollar öğrenip uygulamaya dair alışkanlık ve pratiklik kazanmasını sağlamış olur. Bütün bunları yapan çocuğun kişiliği güçlenir.
- Eğitim sistemi içerisinde de gerekli olan araştırmaya dayalı çalışmalarda başarılı olmasında etkilidir.


NASIL VE NE KADAR DESTEKLENMELİDİR?
- Çocuğunuzun ne kadar meraklı olduğunu kontrol edemezsiniz, ancak bunu kendine, çevresine ve eşyalara zarar gelmemesi kuralıyla uygulamasına izin vermeniz gerekir. Çocuğunuz bu konuda size ihtiyaç duyacaktır.
- Ona model olun, siz de merak edin. Bunu denerken kendinizin en son neleri merak edip öğrenmek için harekete geçtiğinizi düşünün. Neleri merak ettiğinizi bilmeniz, çocuğunuzun bu ihtiyacını anlamanıza yardımcı olacaktır.
- Kendi ilgilerinizi keşfederken, çocuğunuzun da ilgi alanlarını keşfetmek ve onu desteklemek oldukça önemlidir. Bunun için onu izleyin. Böylece, onun nelere daha meraklı, ilgili olduğunu anlayabileceksiniz,
- Çocuğunuza bebekliğinden itibaren uyarıcı anlamında zengin bir çevre ve deneyim alanları sağlayın. Ancak bu durum çocuğun önüne materyalleri koyup, hepsiyle oynamasını beklemek olarak gerçekleşmemelidir. Ancak onu belli sınırlar çerçevesinde özgür bırakmak, ilgi alanlarını kendisinin keşfetmesi ve yaratıcılığının artması adına etkilidir.
- Çocuğunuz size soru sorduğunda sadece sorduğu şeyi açıklamakla yetinin. Basit ve sade ifadelerle, yaşına uygun içerikli cevaplar vermeye çalışın.
- Sizin çocuğunuzun sorduğu sorulara bir cevabınız yoksa bu soruları bilmediğinizi açık yüreklilikle ona söyleyebilirsiniz. Böylece onunla araştırma yollarını da konuşup, bilgiden çok ona ulaşmanın yollarını öğretme fırsatınız olacaktır. Bu, onun araştırmacı tarafını pekiştirmek açısından da fırsatları değerlendirme olarak yorumlanabilir.
- İlgili olduğu konudaki materyalleri sürekli ona verip, uğraş haline getirmesini sağlamak yerine; bunları yakınında tutun ve farklı farklı materyaller ortaya çıkarın. Yapılandırılmamış, yani belli kuralları ve belli oynama şekli olmayan oyunlar bireyselliği, yaratıcılığı daha fazla geliştirebilir.
- Merak ettiği şeylerde cesaretini kırmak yerine uygun araştırma, inceleme ve farklı öğrenme yollarını gösterin. Birlikte deneyimleyin, kendi başına denemeler yapabilmesi için fırsatlar yaratın.
- Sıklıkla evdeki artık malzemelerle çalışmasına olanak sağlayın. Bu gibi yönlendirici olmayan malzemelerle çocuk kendi yaratıcılığının sınırlarını genişletmek konusunda kendini geliştirebilir.

 

 

 

BEBEĞİM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.