Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

BEBEĞİMİZİ EMZİRELİM VE TÜM BEBEKLERİN EMZİRİLMESİNE DESTEK VERELİM!

BEBEĞİMİZİ EMZİRELİM VE TÜM BEBEKLERİN EMZİRİLMESİNE DESTEK VERELİM!

Emzirmenin ve anne sütünün önemine dikkat çekmek için Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan “Dünya Emzirme Haftası”, ülkemizde de kutlanıyor! Bu vesileyle her birimiz, bebeğimizi emzirmiş olsak da olmasak da, gelecek kuşakların sağlığı ve esenliği adına anne sütü hakkında bilinçlenelim, bilinçlendirelim.


Anne sütünün yararı ile ilgili bilgiler eski Mısır’da M.Ö. 1550 yılından kalma papiruslarda bile var. Rönesans Avrupa’sında yazılan çeşitli kitaplarda anne sütünün bebekler için en iyi besin olduğu vurgulanıyor. Eski Türkler’de anne sütü kutsal sayılırken, İbn-i Sina ünlü eseri El-Kaânun fit-tıp’ta (Tıp Kanunu) da bebeklerin mümkün olduğu kadar anne sütü ile beslenmeleri gerektiği yazıyor. 17 ve 18. yüzyıl çocuk sağlığı kitaplarında da anne sütünün önemi üzerine duruluyor.

Ülkemizde de anneler ve anne adayları her geçen gün bebeklerine anne sütü vermek konusunda daha bilinçli davranıyorlar. Malum, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6. ay ek gıdalara geçmekle birlikte anne sütü ağırlıklı beslenme ve 2 yaşına kadar da anne sütüne devam etmek hedefleniyor. Fakat, emzirme sürecinde annelerin yaşadıkları bazı problemlerden dolayı bebeklerini istedikleri süre ve koşullarda emziremedikleri de bir gerçek. Emzirmek bir annenin bebeğine verebileceği en güzel hediye ve yine bir annenin yaşayabileceği en benzersiz duygu olmasına rağmen, koskoca 2 yıl ve özellikle ilk 3 ayda yaşanan memebaşı problemleri annelerin hızını ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor. Fakat hatırlayalım, anne sütünün bebeğe, anneye, aileye ve topluma olan yararları hiçbir şeyde yok! Bu 2 yıllık süreçte her zorlandığımızda anne sütüyle ilgili mucizevi bilgileri ve bebeğimize yetebileceğimizi hatırlayalım; ve yeni annelere bu gerçeği hep sevgiyle hatırlatalım. Haydi!

ANNE SÜTÜ İLE BESLENMENİN MUCİZEVİ YARARLARI:
Anne sütü bebeğe yeterli: İlk 6 ayı boyunca, anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için yeterlidir. Bu dönemde bebeğe ek olarak verilmesi gereken tek destek D vitamini.

Her annenin sütü bebeği için özel: Anne sütünde inek sütünde bulunmayan ve laboratuvarda üretilmesi mümkün olmayan 100’den fazla bileşen bulunuyor. Ayrıca anne sütünün içeriği, bebeğin sürekli değişen ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli değişiyor ve yenileniyor. Örneğin; anne sütünün sabah saatlerindeki bileşimi akşamüzeri bileşiminden, bebeğin birinci ayındaki bileşimi yedinci ayınkinden, farklı oluyor. Ayrıca prematüre bir bebek için olan anne sütü bileşimi, zamanında doğan bir bebek için olandan farklılıklar gösteriyor.

Daha kolay sindirilir: Anne sütü bebeğin hassas ve halen gelişmekte olan sindirim sistemi için benzersizdir. Anne sütündeki protein (çoğunlukla laktalbumin) ve yağ, inek sütündeki protein (çoğunlukla kazein) ve yağa göre daha rahat sindirilebiliyor. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal veya kabızlık gibi problemler pek görülmüyor. Anne sütü verilirken oluşan özel bağırsak florası bebekleri enfeksiyonlardan ve ishallerden koruyor. Anne sütü bebeğin ilk dışkısını rahat çıkarmasına da neden oluyor. Anne sütü alan bebekler ciddi sonuçlara yol açabilen bağırsak hastalığı Crohn’a karşı da dayanıklı oluyor.

Daha az sodyum (tuz) ve protein: Anne sütünün tuz ve protein içeriği inek sütüne göre daha az olduğu için, yenidoğanın gelişmekte olan böbreklerinin süzme kapasitesine daha uygun.

Daha az alerji riski: Anne sütü alan bebeklerde gıda alerjilerine mama ile beslenen bebeklere oranla daha az rastlanıyor. İleride alerji ve astım gibi hastalıklara yakalanma riskleri azalıyor ve bu azalma bebek büyüdükçe devam ediyor.

Daha iyi kalsiyum ve demir emilimi: Anne sütündeki kalsiyum ve demir, inek sütü bazlı mamalara göre daha iyi emilerek bebeğin kan dolaşımına katılıyor. Anne sütü alan bebeklerde demir eksikliği anemisi daha az görülüyor.

Cildi etkiler: Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az pişik görülüyor.

Bağışıklığı güçlendirir: Anne sütü bebeği çeşitli hastalıklardan koruyan bağışıklık maddelerini (antikorlar) bebeğe vererek bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Anne sütü ile beslenen bebeklerde kulak iltihabı, soğuk algınlığı gibi hastalıklar daha az görüldüğü gibi, hastaneye yatmayı gerektirecek mikrobik hastalıklar daha az görülüyor.

Obeziteden korur: Anne sütü bebeği ilerideki yaşamında obeziteden koruyor. Ayrıca, Tip1 Diyabet hastalığına karşı da bebeği koruyor.

Psikolojik gelişimine katlı sağlar: Anne sütü verilmesi sırasında anne ile bebek arasında çok özel bir bağ kuruluyor. Bu bebeğin psikolojik gelişimine olumlu katkıda bulunurken, anne-bebek ilişkisini de kuvvetlendiriyor.

Anne sütü verilmesi en rahat besin: Her zaman kullanıma hazır, temiz ve ideal sıcaklıkta oluyor. Bebeğin ihtiyacı olan her yerde ve her zaman verilebiliyor. Anne sütü formül mamalar ile karşılaştırıldığında çok daha ekonomik.

Bebeği kanserden bile koruyor. Özellikle de anne sütüyle beslenen kız çocuklarının ileride göğüs kanserine yakalanma riskleri düşüyor.

DEHB riski çok daha az görülüyor. Yapılan son araştırmalar, emzirme ve çocuklukta Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’na (DEHB) yakalanma arasında bağlantı bulunduğunu ortaya koyuyor. İlk yıl anne sütüyle beslenen bebeklerde DEHB riski çok daha az görülüyor.

Beyin gelişimini olumlu yönde etkiler. Anne sütü alan bebeklerin ortalama IQ puanları daha yüksek.

EMZİRMENİN YARARLARI SAYMAKLA BİTMİYOR!
- Anne sütü, ishalle seyreden enfeksiyon hastalıklarına, solunum ve idrar yolu enfeksiyonlarına, bakterilerle oluşan menenjit (beyin zarı iltihabı) hastalığına, ileride ortaya çıkması muhtemel ülseratif kolit hastalığına,  Hemofilus Influenza B bakterisiyle oluşan enfeksiyonlara, Nekrotizan enterokolit hastalığına (Yenidoğan döneminde, özellikle prematüre yenidoğanları etkileyen mide bağırsak kanalı hastalığı) karşı korur.

- Anne sütü alan bebekler göz enfeksiyonlarına karşı daha dayanıklıdır.

- Orta kulak enfeksiyonları daha az görülür.

- Anne sütüyle beslenmeyen bebeklerde ileride multiplskleroz ortaya çıkma riski nispeten daha yüksektir (Her ne kadar nedeni ortaya çıkarılmış bir hastalık olmasa da, bebekliklerinde anne sütü alanlarda, almayanlara göre daha az görülmektedir).  

- Anne sütü hemen kullanıma hazırdır ve tazedir. Emzirmek biberonla beslemekten daha kolaydır. Isıtma, karıştırma, dondurma vb. gibi işlemler yok.


EMZİREN ANNENİN AVANTAJLARI:
- Demir eksikliğine bağlı kansızlık yaşama riskiniz çok düşüktür. Emziren annelerde doğum sonrası kanama miktarı daha az ve emzirmeye devam ettikleri sürece adet görme olasılıkları daha düşük olduğundan, doğumda kaybettikleri demir depolarını daha kısa zamanda tekrar oluşur.

- Meme kanserine yakalanma riskiniz daha düşüktür.

- Şeker hastası bir anneyseniz emzirdiğiniz sürece günlük insülin ihtiyacınız daha düşük olur.

- Emziriyorsanız Endometriosis hastalığının ilerleme hızı daha düşüktür.

- Emzirmek, ileride yumurtalık ve endometrium (rahim içi tabakası) kanserine yakalanma riskinizi azaltır.

- Gelecekteki kemik erimesinden sizi korur.

- Emzirmek oksitosin hormonunu uyardığından doğumdan sonra rahmin toparlanması ve emziren annelerin doğum öncesi aldıkları kiloları vermeleri daha kolaydır.

- Emziren annelerde doğum sonrası depresyon ile meme ve yumurtalık kanserleri daha az görülür. Emziren annelerde meme ve rahim kanserlerine emzirmeyenlere oranla daha az rastlanıyor. Emzirmek anneyi alzehimerden da korur.


2 YAŞA KADAR ANNE SÜTÜNE DEVAM!
İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenilmesi, 6. aydan sonra ek gıdalara başlanılması öneriliyor. Ek gıdalara alışma sürecinde temel besin yine anne sütü olsa da 1 yaşa kadar günlük beslenmenin yüzde 30 una kadar azalıyor. Dünya Sağlık Örgütü, ek gıdalarla birlikte olmak koşuluyla anne sütünün 2 yaşa kadar devam edilmesini öneriyor.


EMZİRMEK ZORLU BİR MARATON
Bebekleri 1 yaşın altında olan 700 anneyle yapılan bir araştırmaya göre, yüzde 9’u emzirirken çok zorluk yaşadığını, yüzde 22’si de biraz zorluk yaşadığını, yüzde 26’sı ise az da olsa zorluk yaşadığını söylüyor.

Araştırmaya göre, yaşanılan en büyük sorun göğüs ucu çatlağı ve göğüs ucu ağrısı. Emzirme döneminde yaşanan diğer sorunlar ise, sütün gelmemesi, bebeğin göğüs ucunu doğru kavrayamaması, bebeğin sütü kabul etmemesi, göğüslerin aşırı dolması. Fakat hepsinin de kuşkusuz doğru desteklerle çaresi var! Ve bilim; ancak milyonda bir anne emzirememe konusunda bir istisna yaşayabilir, diyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, bebeklerin ilk 6 ay, su dahil hiçbir ek gıda almadan, yalnızca anne sütüyle beslenmesini, daha sonra ek gıdalara başlanarak emzirmeye 2 yaşına kadar devam edilmesini öneriyor. Buna karşın annelerin büyük çoğunluğu bebeklerine ek gıdalar vermeye oldukça erken dönemlerde başlayabiliyor ve 2 yaşından çok önce anne sütüyle beslemeyi kesebiliyorlar.
Anne sütünün erken kesilmesinin veya erken dönemde ek besinler verilmesinin en sık rastlanan nedenleri, annelerin emzirmede güçlüklerle karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilememeleri veya sütlerinin yetersiz olduğunu düşünmeleri. Yanlış emzirme tekniklerinden kaynaklanan fiziksel sorunlar, göğüsteki yapısal sorunlar, emzirmenin desteklenmemesi, annenin psikolojisini olumsuz etkileyecek türden yaklaşımlar, çalışan annelere uygun emzirme izni verilmemesi, dışarıda yaşanan emzirme sıkıntıları anneleri en çok yoran sorunlar.


EMZİRİRKEN BUNLARA DİKKAT!
- Bebeğin burnu meme başının hizasında olacak şekilde yüzü memeye bakmalı.
- Anne bebeği kendi vücuduna yakın tutmalı.
- Anne işaret parmağı ile memeyi alttan desteklemeli, başparmak memenin üstünde olmalı ve meme ucu ile bebeğin dudaklarına dokunmalı.
- Bebek ağzını genişçe açtığında bebeğin alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde çabucak memeye yaklaştırılmalı.
- Bebek ağzıyla yalnız meme ucunu değil, etrafındaki areolayı da kavramalı, alt dudak dışa kıvrık olmalı, çenesi memeye dayanmalıdır.
- Beslenme sıklığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalı (günde 8-12 kez). İlk emzirmelerde sütün hemen gelmemesi endişelenecek bir durum olmamalı, bebeğe başka besin verilmemeli!
- Her öğünde bebeğin bir memeyi tamamen boşaltması sağlanmalı, yağdan zengin “son süt” tokluk hissine neden olacak bebeğin kendiliğinden ayrılmasına neden olacaktır.
- Diğer öğünde bebeğin emmediği ya da tam boşaltamadığı memeden başlanmalıdır.


MEMENİZDE ÇATLAK VARSA...
Meme ucunuzda çatklak varsa öncelikle çatlak meme uçlarına bitkisel yağ ya da lanolin içeren krem sürülmesi gerekir. Bu kremler hasarlı bölge üzerinde kapanmayı sağlayan bir bariyer oluşturur. Bu bariyer ciltte bulunan nemin buharlaşmasını önler ve çatlak yerinin onarması sağlanır. Nemli iyileştirme yoluyla, derinin kuruması önlenir ve kabuk oluşumu görülmez. Her emzirmeden sonra meme ucu ve çevresine yumuşatılarak sürülür. Çatlak tedavisinde göğüslerin sadece ılık suyla temizlenmesi, plastik tabanlı göğüs ucu pedlerinin kullanılmaması, emzirme sonunda meme başlarını birkaç damla süt ile ıslatıp açık havada kurutulması önerilir. Meme başı çatlakları ortalama bir haftada iyileşir, daha geç iyileşen kronik meme başı çatlak ve ağrılarının genel nedeni mantar enfeksiyonudur. Sıklıkla bebekte ağızda kan ve pamukçuk da vardır ve tedavi edilmelidir.
 
ELİNİZDEN GELENİ YAPIN!
- Meme uçlarının bakımında asla alkol ve sabun gibi tahriş edici maddeler kullanmayın.
- Eğer ağrınız çok şiddetliyse doktorunuzun önerdiği ağrı kesicileri kullanabilirisiniz. Ancak bunun için bu ilaçları ağrının başlamasını beklemek yerine ağrı ortaya çıkmadan, yani takriben emzirmeden yarım saat önce kullanmalısınız.
- Meme başının iyileşmesi sürecinde meme ucu kullanarak bebeğinizi emzirebilirsiniz.
- Meme uçlarınız çatlamışsa ve-veya kanıyorsa doktorunuzun önerdiği lanolin içerikli merhemden az miktarda sürün. Saf lanolin kullanıyorsanız, bebeği emzirirken ilacı silmek zorunda değilsiniz.
- Tüm önlemlere rağmen emziremiyorsanız suçluluk duymayın. Siz elinizden geleni yaptınız.

BEBEĞİM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.