Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ÇOCUKLARDA ÜROLOJİK HASTALIKLAR VE TEDAVİ YOLLARI

ÇOCUKLARDA ÜROLOJİK HASTALIKLAR VE TEDAVİ YOLLARI

Pediatrik üroloji en hassas bilim dallarından biri. Konuya hakim çok sayıda uzman olmaması bu alandaki uzmanlarımızı daha da değerli kılıyor. İşte o uzmanlardan Prof. Dr. Ferruh Şimşek ve Prof. Dr. Y. Tarkan Soygür, anne babaları aydınlatmaya devam ediyorlar. Peygamber sünnetinden böbrek ve idrar yolu iltihabına kadar en sık rastlanan pediatrik ürolojik hastalıkları ve çözümlerini bu kapsamlı dosyada bulabilirsiniz.


Çocuk Ürolojisi’nin kapsam yaşı anne karınındaki fetustan başlar, ergenlik yaşının sonuna kadar devam eder. Bu yaş grubunda kız ve erkek çocuklarda böbrekler, idrar yolları ve mesane (üriner sistem) ve üreme organları (genital sistem) hastalıklarının tıbbi ve cerrahi tedavilerini sağlar. Böbrek yetmezlikleri ve böbreğin esas süzme görevi yapan kısımları (parankim) ile ilgili nefrit vs. gibi hastalıklar kapsam dışıdır ve pediatrik nefroloji biliminin konusuna girer. Ana konuları şu şekilde listelenebilir:
1- Böbrek ve idrar yolu iltihaplanmaları - üriner enfeksiyonlar
2- Böbrek ve üriner sistemin doğuştan gelen yapısal ve işlevsel anormallikleri
3- Üreme organları ile ilgili doğuştan gelen anormallikler
4- İdrarın mesaneden böbreklere geri kaçması - vezikoüreteral reflü
5- Mesanenin çalışması ile ilgili problemler - işeme bozuklukları ve nörojenik mesane
6- Böbrek mesane ve üreme organı tümörleri
7- Ergenlik dönemi cinsel ve hormonal anormallikler
8- Varikosel

Ülkemizde çocuk ürolojisi hizmeti genel olarak ürologlar ve bazı pediyatrik cerrahlar tarafından verilmektedir. Giderek bu konuda üst uzmanlık çalışmaları yapan ürolog sayısı artmakta ve bazı üniversitelerde, eğitim hastanelerinde ve büyük merkezlerde sadece çocuk ürolojisi ile ilgilenen öğretim elemanları bulunmaktadır.

ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI
Çocukların yüzde 1-2'sinde görülen idrar yolu enfeksiyonu ciddiye alınması gereken en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Erken tanı ve tedavi yapılamazsa, böbrek yetmezliğiyle bile sonuçlanabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek çocukluk çağındaki idrar yolu enfeksiyonlarının çok iyi araştırılması konusunda aileleri uyarıyor.

İdrar yolu enfeksiyonları çocukların sağlığı açısından en fazla dikkat edilmesi gereken sorunların başında geliyor. Özellikle yüksek ateş söz konusu olduğunda idrar yolu enfeksiyonlarının da muhakkak akla getirilmesi ve bu yönde de inceleme yapılması gerekiyor. Ateşin yanı sıra, ateş, üşüme, bulantı, kusma, karın, sırt ağrısı, huzursuzluk gibi belirtiler de idrar yolu enfeksiyonlarında sıklıkla gözleniyor.

İdrar yolu enfeksiyonları çocuğun üriner sisteminde yaşamı tehdit edici ve kalıcı hasara neden olabilir. Bu tip enfeksiyonlarda çocuğun mümkün olduğu kadar çabuk tedavi edilmesi gerek. Çocuk ürolojisi bugün üroloji biliminin en önemli ana dallarından biridir. Tüm çocukların böbrek, idrar yolları, genital organlarının gelişimi, anormallikleri ve bu sistemleri tutan her türlü hastalıklar çocuk ürolojisinin kapsamına girer. Çocuk üroloğu çocuğu daha anne karnındayken izlemeye başlar ve ergenlik yaşının sonuna kadar ortaya çıkan her türlü sorunla ilgilenir. Çocuklardaki üriner sistem enfeksiyonlarını erişkinlerden ayrı bir problem olarak değerlendirmek gerekir. Çocukta enfeksiyon tek başına bir hastalık olarak kabul edilmez. Mutlaka buna yol açan, altta yatan bir neden araştırılmalıdır. Çoğu kez üriner sistem yani böbrekler ve idrar yollarında var olan bir anormallik veya bir rahatsızlığın sonucu enfeksiyon olur. O halde sadece ilaç vererek enfeksiyonu ortadan kaldırmak yetmez. Eğer altta yatan neden araştırılıp tedavi edilmezse enfeksiyon tekrarlayacaktır.

ENFEKSİYON TİPLERİ
Çocuklardaki üriner enfeksiyonlar; sistit dediğimiz idrar kesesi iltihaplanmaları veya pyelonefrit dediğimiz böbreğe ulaşan enfeksiyonlar şeklinde olabiliyor. Gereğince tedavi edilmezse ileride böbreklerde hasara yol açan sorunlar gündeme gelebiliyor. Çocuklarda görülen tıbbi adı vezikoüreteral reflü olan idrarın geri kaçış sorunu da çocukluk çağında ciddi sorunlara neden oluyor. İdrar bir kez böbreklerden mesaneye girdi mi, artık bir daha idrar borularına ve böbreklere geri kaçmaz. Bunu sağlayan mekanizma idrar borularının mesaneye giriş yerlerindeki yapılarının taşıdığı özelliklerdir. Aynı su depolarındaki check valflar gibi. Ancak çocukların bazılarında doğuştan bu yapılarda anormallikler olur ve idrar geri kaçak yapar. Bunun en önemli bulgusu da tekrarlayan idrar yolları iltihaplanmalarıdır. Bu enfeksiyonlar böbreğe ulaştığında yüksek ateşle seyreder ve böbreklerde hasarlara yol açabilir. Tekrarlayan enfeksiyonları olan çocukların yüzde 30-50’sinde, bu kaçak, çeşitli derecelerde saptanabilir. Eğer kaçak araştırılıp giderilmezse sorun ortadan kalkmaz ve çocuk bir risk altında büyür. Bugün ülkemizde böbrek nakli ve kronik dializ gerektiren hastalıkların başında, zamanında tespit edilip tedavisi sağlanmamış böbrek enfeksiyonlarına bağlı olarak oluşmuş böbrek hasarları gelmektedir. Batılı ülkelerde zamanında tedaviler ve taramalar yapıldığı için bu tablolar sıralamada ilk yerleri tutmazlar. Çocukken sorunu saptayıp gidermek daha kolay ve tabii ki, dializ ve böbrek nakline göre çok daha ucuzdur.

İDRAR KAÇIRMALARI
Hem çocuğu hem de aileyi olumsuz etkileyen sağlık sorunlarından birini de idrar kaçırmaları oluşturuyor. Bazen yalnızca gece işemeleri şeklinde görülen idrar kaçırmalarında genellikle üriner sistem anormalliği görülmüyor. Ama çocuk gündüzleri de idrar kaçırıyorsa, özellikle mesanenin çalışması açısından bir anormalliğin akla getirilmesi gerekiyor. Bu çocuklar sık tuvalete gider, aniden sıkışır, tuvalete yetişene kadar damla damla ıslatırlar. Aile genellikle bu durumu oyuna dalma veya tembellik etme gibi yorumlayıp çocuktur, diye üzerinde durmaz. Oysa, bu çocukların mesaneleri anormal ve kontrolsüz çalıştığı için bu durum meydana gelmektedir. Mesanenin yüksek basınçlarla anormal çalışması bazı durumlarda böbreklere de zarar verecek niteliktedir.

 

Prof. Dr. Y. Tarkan Soygür
DOĞMALIK ÜRİNER VE GENİTAL SİSTEM ANOMALİLERİ

Peygamber Sünneti: Halk arasında “Peygamber Sünneti” olarak tanımlanan durum aslında idrar borusu (üretra) ve penisin bir doğuş anomalisi, anormalliğini işaret etmektedir. Genellikle aileler bu durumu farketmeyebilir ve biraz da mistik bir tavırla iyi bir şey gibi yorumlarlar. Oysa,  idrar deliğinin peniste normal uç kısma açılmaması ile karakterize olan ve Ürolojide “hipospadias” olarak adlandırılan bir durumun göstergesidir. Burada idrar delliği tam olarak uca değil, penisin alt kısmında bir yere açılmaktadır. Sünnet derisinin tam olarak gelişmediği bu durumda sadece penisin üst kısmında sünnet derisi vardır ve adeta bir kapüşon gibi durmaktadır. Bu nedenle yarım sünnetli gibi bir durum vardır. İdrar deliği ne kadar aşağıda olursa, penisteki yapısal anormallikler de o denli yoğun olacaktır. Bu nedenle bu şekilde doğan erkek çocuklar hemen bir ürolog tarafından muayene edilmeli ve tedavi planlanmalıdır. Gerek kozmetik gerekse işeme işlevi açısından bu tür olgulara 1-1,5 yaş civarında düzeltici ve şekillendirici ameliyatlar yapılmalıdır. Buradaki en önemli nokta bu çocukların kesinlikle önceden sünnet edilmemeleri gereğidir. Bu çok kıymetli dokunun ameliyat sırasında kullanılması söz konusudur.

Hipospadyas tedavisi için en uygun yaş aralığı 6 ay ile 1,5 yaş arasıdır. Genellikle 2 ya da 3 günlük bir hastanede yatış süresi söz konusudur (bazı olgularda 1 gün). 4-7 gün süre ile yeni yapılan idrar kanalı (üretra) içinde bir stent (bir çeşit tüp) tutulur.

Son yıllarda geniş kabul ve kullanım alanı bulan yeni onarım yöntemleri ile hastaların çok büyük bir kısmında ikinci bir ameliyata gerek kalmaksızın bu sorun tek bir ameliyat ile çözümlenmektedir.

Sünnet: Sünnet, en sık yapılan pediatrik ürolojik girişimlerden bir tanesidir. Bazı durumlarda tibben sünnet gerekli olabilir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, sünnet derisinin darlığına (fimozis) bağlı rahat idrar yapamama, anne karnında saptanan üriner sisteme ait bozukluklar, veziko-üreteral reflü gibi durumlarda çocuk ürologları sünneti gerekli görebilir.

Özellikle sünnet derisi darsa, bunu zorlayarak açmaya çalışmak bir sonraki seferde daha ciddi darlıklara yol açabileceği için, bu zorlamalardan kaçınmak ve gerekirse erken sünneti düşünmek mantıklı olur.

Ailenin isteğine bağlı sünnetler için önerilen yaş aralığı 6 ay ile 2 yaş arası ya da 5. yaştan sonradır. 2-5 yaş arası çocuklarda sünnet, psikolojik sorunlara yol açabilir. Doğumdan sonra yapılan yenidoğan sünneti de eğer aile isterse iyi bir alternatif olabilir.

Bu cerrahi müdahalenin uzman kişilerce ve usulüne uygun yapılması çok önemlidir. Eğer uygun şartlarda ve doğru yapılmazsa, tüm cerrahi girişimlerde olduğu gibi birtakım ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Fıtık: Testisin etrafındaki kesede (tunika vajinalis) sıvı birikmesi anlamına gelir. Testisi karın içine birleştiren doğum öncesi kanalın açık kalması nedeni ile gelişir. İlk 18-24 ayda kendi kendine kapanabilir. Ancak boyut artımı varsa ya da kese içine bağırrsaklar da giriyorsa (fıtık) cerrahi tedavi gerekir. Basit bir işlem olup hasta aynı gün taburcu edilir.

Gömük Penis (Mikropenis): Penis yapısal olarak normaldir, ancak uzunluğu yaşa göre normların 2,5 cm altındadır. Yenidoğanda penis uzunluğu tam gerildiğinde pubisten itibaren en az 1,9 cm olmalıdır. Genellikle testesteron (erkeklik hormonu) yetersizliği ya da testesterona cevapsızlık söz konusudur. Doğum sonrası ve ergenlik öncesi testesteron tedavisi ile en azından cinsel ilişkiye yetecek boyutlara ulaşmak mümkündür.

Gömük peniste penis boyu normaldir. Ancak göbek altı yağ dokusunu fazlalığı nedeni ile ya da sünnet hatalarına bağlı olarak penis deri altında gömük kalmıştır. Bu durum mikro penisten farklı olup uygun cerrahi girişimle tatminkar sonuçlar alınabilir.

İnmemiş Testis: Testislerin skrotumda olmaması anlamına gelir. İlk 6 ayda kendi kendine iniş şansı olduğu için beklenir. 1. yaştan sonra iniş için beklemek anlamlı değildir. Cerrahi tedavi gerekir. Testis inmezse infertilite (kısırlık), kanser gelişimi, fıtık gelişmesi, torsiyon (kendi etrafında dönüp ciddi hasar görmesi) gibi riskleri vardır. Bazı durumlarda testis torbalara (skrotuma) inip zaman zaman kasık kanalına geri kaçabilir. Bu durum retraktil (mobil) testis olarak adlandırılır.

Son yıllarda ilk 6 ay içerisinde kullanılan hormon tedavisinin (GnRH anologları) kısırlık riskini azaltabildiği üzerinde durulmaktadır. Ancak 6. aydan sonra testis inmemiş ise cerrahi tek tedavidir. Genellikle sabah inmemiş testis nedeni ile operasyon geçiren çocuklar, akşam ya da ertesi sabah eve yollanır. Anestezi uzmanlarınca inmemiş testis ameliyatı sırasında yapılan ağrı tedavisi ile, ameliyat sonrası son derece rahat geçirilir.

Muayenede testis hiç ele gelmiyorsa, karın içerisinde olabilir anlamına gelir ve kapalı yöntemle (laparoskopi) karın içerisine bakmak ve varsa indirmek ya da testisi almak (orkiektomi) gerekli olabilir.

Şüpheli Genital Yapı (İnterseks): Şüpheli görünen dış genital yapı anlamındadır. Çocuğun kromozom yapısı ile genital yapısı uyumsuzdur (Örnek: Kromozom yapısı kız ancak görünüm erkek gibi). Bu olgular fark edilir edilmez detaylı bir incelemeye alınmalı, kromozomal yapıları, iç ve dış genital yapıları ve gonadları (testis ya da over) tespit edilmelidir.

Bu tip hastalar, yenidoğan uzmanı, endokrinoloji uzmanı, çocuk üroloğu ve çocuk psikiyatristinden oluşan bir ekipçe takibe alınmalı ve tedavi edilmelidir.

Çift Üreter, Ektopik Üreter, Üreterosel: Çift böbrek anomalileri, üreteroseller (idrarı boşaltıcı kanal olan üreterin mesane içindeki kısmının adeta balonlaşması ve idrarın tam olarak mesaneye geçememesi), üretero vezikal darlıklar (üreterin, mesaneye birleştiği noktada tam idrar geçişi olmaması ve buna bağlı üreterin genişlemesi) doğum öncesi dönemde tanı alabilen ve genellikle tek taraflı seyreden durumlardır.

Multikistik Displastik Böbrek: Multikistik displastik böbrekler daha nadir görülen olgular olup, bu durumda böbrek dokusu tamamen üzüm salkımı şeklini almış ve çalışamaz hale gelmiştir. Karşı sağlam böbrek gelşimsel olarak normal olduğu için çocuk için bir risk oluşturmaz. Bugünkü bilgilerimiz multikistik displastik böbreklerde tümör gelişmesi, enfeksiyon ve hipertansiyon gibi risklerin böbreğin alınmasını gerekli kılacak kadar yüksek olmadığı şeklindedir. Bu çocuklar bir çocuk üroloğu tarafından takip edilmeli, 6 ayda 1 kez, multikistik böbrek ve karşı sağlam böbrek açısından değerlendirilmelidir.

DOĞUM ÖNCESİ TANI ALAN ÜRİNER SİSTEM PROBLEMLERİ
Antenatal Hidronefroz: Çocuk anne karnındayken ultrason ile tanı konulan, böbrek, üreter ya da mesane ve üretradaki genişlemeyi ifade eder. Olay tek taraflı ise, ilgili böbrek etkilenebilir, ancak çocuk için risk yoktur. Çift taraflı etkilenen ya da tek böbrekli olup, o böbreği etkilenen olgularda ise çocuğun anne karnında içinde yüzdüğü sıvı azalabilir. Bu ciddi bir durum olup, çocuğun akciğer ve böbrek gelişimi etkilenir ve ölü doğumlara kadar ilerleyen bir tablo ortaya çıkabilir.

Tek taraflı olgular için yapılması gereken, çocuk doğduktan sonra koruyucu antibiyotik başlamak, ilk hafta ultrason ve gerekirse voiding sisto-üretrografi (VCUG: işeme sisto-üretrografisi) çekmek, 6. haftada ise bir böbrek sintigrafisi (MAG-3) yaptırmaktır.

Bu tip tek taraflı olguların neredeyse yarısında neden üretero-pelvik bileşkedeki idrar geçişindeki bir yetersizliktir. Bu durumda böbreklerde oluşan idrarın idrarı mesaneye iletecek kanal olan üretere geçişinde bir sorun vardır. Böyle hastaların çoğunda yakın takip ile sorun kendi kendine düzelmekte, ancak her 5 hastadan 1’inde ameliyat gerekmektedir.

 

Çift böbrek anomalileri, üreteroseller (idrarı boşaltıcı kanal olan üreterin mesane içindeki kısmının adeta balonlaşması ve idrarın tam olarak mesaneye geçememesi), üretero vezikal darlıklar (üreterin, mesaneye birliştiği noktada tam idrar geçişi olmaması ve buna bağlı üreterin genişlemesi) doğum öncesi dönemde tanı alabilen ve genellikle tek taraflı seyreden durumlardır.

Posterior-üretral valv, mesanedeki idrarı boşaltan üretra adı verilen kanalın hemen başındaki bir darlığı ifade eder ve mesanedeki idrar tam boşalamadığı için her iki böbrekte bu durumdan etkilenir. Mesanedeki idrar dışarı yeterli çıkamadığı için, bu böbreklere yüksek basınç şeklinde yansır.

Veziko-üreteral reflü görülebilir. Mesane duvarı kalınlaşır. İdrar kanalı genişler (posterior üretra dilatasyonu). Bu durumda anne karnında bebeğin içinde bulunduğu sıvı azalabilir (oligohidroamnioz) ve özellikle bebeğin akciğer gelişimini ciddi olarak etkilenir. Erken ya da zamanında doğup yaşatılabilen çocuklarda yapılması gereken şey, mümkün olan en kısa sürede kapalı yöntemle (endoskopik) bu valvin (doku katlantılarının) kesilmesi ve normal mesane dolup boşalmasının sağlanmasıdır. Bu çocuklar ömür boyu çok yakın takip ve tedavi gerektirirler.

Posterior Üretral Valv: Posterior üretral valv, erkek çocuklarda görülen ve mesane çıkışını tıkayan bir çeşit doku katlantısıdır. Mesanedeki idrar dışarı yeterli çıkamadığı için, bu böbreklere yüksek basınç şeklinde yansır. Veziko-üreteral reflü görülebilir. Mesane duvarı kalınlaşır. İdrar kanalı genişler (posterior üretra dilatasyonu). Anne karnında idrar çıkışı azaldığı için amnion mayii de (çocuğun içinde bulunduğu su) azalır. Bu çocuk için ciddi risk oluşturur.

Bbebek anne karnında iken yapılan ultrason incelemeleri ile tanı konulabilir. Erken ya da zamanında doğup yaşatılabilen çocuklarda yapılması gereken şey, mümkün olan en kısa sürede kapalı yöntemle (endoskopik) bu doku katlantılarının kesilmesi ve normal mesane dolup boşalmasının sağlanmasıdır. Bu çocuklar ömür boyu çok yakın takip ve tedavi gerektirirler.

ENDOSKOPİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Endoskopik cerrahi ve perkütan böbrek cerrahisi bugün üretero-pelvik bileşke darlıklarının ve birçok böbrek taşının tedavisinde başarı ile uygulanmaktadır.

Kendi kendine düşmeyen, taş kırma (ESWL) sonrası kırılamayan ya da kırılırken üreterde (idrar kanalı) takılıp kalan taşlar günümüzde üreteroskopi adı verilen kapalı yöntem ile idrar kanalı içerisine girilerek direkt olarak alınabilmekte ya da kanal içinde kırılabilmektedir.

Bu yöntemlerin uygulanması ile çocuk hastalarda taş nedeni ile yapılan açık ameliyat sayısı giderek azalmaktadır. Açık ameliyat, ancak başka doğumsal üriner sistem problemleri ile birlikte taş varsa gerekli olabilmektedir.

TESTİS (YUMURTALIK) TÜMÖRLERİ
(Yolk Sak Tümörü, Teratomlar)
En sık görülen çocukluk çağı testis tümörü Yolk Sac (endodermal sinüs tümörü) olup ilk tedavi aşaması yüksek orkiektomi (testisin cerrahi olarak alınmasıdır). Tedavi öncesi mutlaka birtakım incelemeler yapılmalı, tümör belirleyicilerinin (alfa-fetoprotein, beta HCG) kan düzeyleri belirlenmelidir.


 

BEBEĞİM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.