Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR (GDO) VE GERÇEKLER

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR (GDO) VE GERÇEKLER

GDO nedir? Neden gerek görülmüştür? Hangi gıdalar GDO’lu? GDO gerçekten zararlı mıdır? Yeni GDO yasası ile GDO’lu ürünler serbest mi oluyor yoksa kontrol altında mı tutuluyor? Genetiği değiştirilmiş gıdalar konusunda merak ettiğiniz pek çok sorunun cevabını sizin için araştırdık.


“GDO, domateste, bebek mamasında, her türlü işlenmiş gıdada, kolada var” sözleriyle özellikle anneler paniğe kapıldılar. “Bugüne kadar hangi gıdalarla aldık GDO’yu acaba?” sorusu herkesin kafasını meşgul etti. GDO konusunda çok çeşitli ve birbirinden çok farklı görüşler var. Ancak tüm bu görüşleri dinlerken ne kadar bilimsel gereçeğe dayandığını sorgulamak da çok önemli.

GDO NEDİR?
GDO, bir organizmanın genetik yapısının, genetik mühendislik teknikleriyle değiştirilmesi anlamına geliyor. Farklı türlerden alınan (bitkiden bitkiye ya da bitki hayvan arasında) belli özelliklere sahip DNA'lar başka bir türe transfer edilerek yeni bir organizma yaratılıyor. Hayvanlara da uygulanabilen bu yöntem, tarımsal amaçlı olarak şu ana kadar bitkileri, böcekler ve zararlı otlara, kimi parazitlere ve virüslere karşı dirençli hale getirmek için kullanılıyor. Verimliliği arttırma amacı taşıdığı da söyleniyor ama buna dair kesin gösterge de sunulamıyor. İlaç ve gen terapisinde GDO kullanılıyor. Bakteri, 1970'lerde laboratuvar ortamında değiştirilen ilk organizma. Ama GDO'nun en yaygın kullanıldığı alan tarım. Tartışma bu eksende döndüğü için “genetically enginee-red food”, yani genetiği değiştirilmiş (GD) gıda demek daha doğru.

GDO VE HORMON BİRBİRİNDEN FARKLI ŞEYLER
GDO'lu ürünle hormonlu gıda birbirinden farklı. Hormonlu gıdada dışarıdan hormon uygulamaları yapılıyor ve bitkide hormon kalıntısı söz konusu oluyor. GDO'larda ise böcek direnci, ilaç direnci, aşırı iklim koşullarına karşı stres direnci gibi özellikler başka bir genle aktarılıyor.

YRD. DOÇ. DR. SİBEL ÖZİLGEN
GDO’NUN ESAS AMACI NEDİR?
Birlikte en basit hali ile bakalım genetik olarak modifikasyona uğramış gıdalara... Gıdalarda genetik oynamalar neden ve nasıl yapılıyor? Her gıdaya uygulanıyor mu? Tanım olarak, bir organizmanın genetik yapısının bir başka organizmadan alınan genetik kodla birleştirilmesi ile edilen yeni organizmaya genetiği değiştirilmiş organizma denilir. Bu yöntem günümüzde bazı gıdalara da uygulanarak yeni ürünler elde edilmektedir. Bitkileri tarım ilacı kullanmadan zararlılara karşı koruyarak verimlerini arttırmak, genetik değiştirmenin esas amacıdır. Tarım ilacı kullanımının azalmasıyla bir anlamda çevre ve insan sağlığı da korunmuş olacaktır. Örneğin, tarım zararlılarını öldüren bir toksini üreten bakteriden alınan genetik kodun, bitkinin genetik yapısı ile birleştirilmesi sonucunda bitkinin bu toksini üretmesi sağlanmıştır. Daha önce tarım ilaçlarında da kullanılan ve insan sağlığına zarar vermediği bilenen bu toksinin bitkide bulunması, tarım ilacı kullanımını birçok durumda oldukça azaltmıştır. Ya da benzer yöntem uygulanarak hastalığa neden olan virüslere karşı bitkinin direnç geliştirmesi sağlanmış ve ürün verimi arttırılmıştır.


GDO HER GIDADA FARKLI ETKİLER Mİ GÖSTERİYOR?
1994’te üretilen ilk GDO'lu gıda domates oldu. Ancak deneyler kötü sonuç verince (farelerin midesi delindi) dünya pazanndan GDO'lu domatesler tamamen çekildi. GDO’lu gıdaların üretim teknikleri birbirlerinden farklılık gösterdiğinden her bir ürünün güvenlik testleri ayrı ayrı yapılıyor. Yani bir ürüne yapılan genetik modifikasyon sağlık için tehdit içermezken, aynı işlem başka bir ürüne uygulandığında sonucu insan sağlığını tehdit edebilir. Bu da ancak her ürüne özel testlerin yapılması ile anlaşılabilir.

HANGİ GIDALAR GDO’LU?
Dünyada en çok soya, mısır, pamuk ve kanola bitkilerinin üretiminde GDO'lu tohumlar kullanılıyor. GDO'lu soya; sucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı şarküteri ürünlerinde, etsuyu tabletlerde, fındık-fısık ezmesi, çikolatalı ürünler, çeşitli unlu mamuller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılıyor. GDO'lu mısırın kullanıldığı alanlarsa; nişasta bazlı tatlandırıcılar yoluyla gazoz, kola ve meyve suları, mısır yağı, bebek mamaları, hazır çorbalar ve hayvan yemleri.

Ülkemiz sınırları içinde üretilen sebze ve meyvede GDO bulunma ihtimali neredeyse yok. Çünkü, Türkiye'de GDO'lu tohum ekimi yasak.

26 Ekim'e kadar bu konuda bir mevzuat olmasa da 10 yıldır GDO'lu ürünlerin ülkeye ithal edildiği biliniyor. Yani, şimdiye kadar bir çok GDO'lu ürünü tüketmiş bulunuyoruz.

GDO ZARARLI MI?
GDO’ya karşı olanlar zehirlenme, alerji, antibiyotik direnci üzerine endişeleniyorlar. Örneğin; bir besin maddesine transfer edilen bir genin alerjen olması nihai ürünü alerjik hale getirebiliyor. GDO'ların insan sağlığı üzerinde etkileri konusundaki araştırmalar devam ediyor. Ancak farelerde yapılan deneyler pek de iç açıcı değil. Viyana Üniversitesi'nin bir araştırmasında GDO'lu domatesleri yiyen farelerin 3 kuşak sonra kısırlaştığı, İskoçya Rovvett Enstitüsü'nden Dr. Arpad Pusztai'nin araştırmasında GDO'lu patatesleri yiyen farelerin iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk ve bağışıklık sistemlerinde çökme görüldüğü belirtiliyor. Rusya Bilimler Akademisi'nden Dr. İrina Ermakova ise GDO'lu soya ile beslenen farelerin yavrularının yarısından fazlasının doğumdan üç hafta sonra öldüğünü aşıkladı. GDO’lu soya ve mısırın hayvan yemi olarak kullanılması da bu nedenle tartışmalara yol açtı. Ancak, kimi bilim adamları GDO'nun insan sağlığına zararları konusunda şimdiye kadar hiçbir kanıta rastlanmadığını, farelerle insanların çok farklı metabolizmalara sahip olduğunu savunuyor.

Tüm bunlara karşılık Dünya Sağlık Örgütü (WHO) "Uluslararası pazarlarda satılan GDO'lar risk değerlendirmelerinden geçmiştir ve insan sağlığına herhangi bir zaran tespit edilememiştir" açıklamasında bulundu.

BİR ÜRÜNÜN GDO’LU OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ?
Bir besinin GDO'lu olup olmadığını görüntüsünden ya da tadından anlamak mümkün değil. Ancak, ürün ambalajlarındaki içerik etiketinde glikoz, sakkaroz, fruktoz, mısır nişastası, soya proteini bulunuyorsa o besinde GDO olması yüksek ihtimal. Yine de kesin bilgi elbette ürün etiketlerinde olmalı. Yeni tasarı ile bu etiketlenmeden bahsediliyor.

 

GDO’LU ÜRÜNLER ETİKETLENMELİ!
GDO'ya Hayır Platformu sözcülerinden Tüketici Haklan Derneği (THD) Başkanı Turhan Çakar, pazardaki meyve sebzede GDO bulunmadığını vurguluyor. Uzmanların genel görüşü de bu yönde. Buna göre GDO, en fazla yem sanayinde ve hazır gıda üretiminde kullanılıyor. Çakar konuyla ilgili şunları söylüyor: “Glikoz şurubu, mısır nişastası gibi sanayi ürünlerinin hemen hepsi GDO'lu. 2004'ten bu yana yaptığımız analizlerde market ürünlerinde hep GDO tespit edildi. Yönetmelikle bu durum artık meşrulaşarak, etikete girecek. Binde 9 değil, on binde 9 da olsa belirtilmeli. Aksi takdirde tüketici olarak yediğim içtiğim besinin içeriğini öğrenme hakkım ihlal ediliyor. Zararlı olsun, olmasın kimse iznim olmadan bana bakteri, virüs geni yediremez.”

Yeni yönetmelikle gıda maddesindeki GDO miktarı binde 9'un üzerindeyse etiketlenecek. Çünkü AB standartlarına uygun olarak GDO, toplam içeriğin binde 9'undan az olursa bu etiketlere yansımıyor. Ancak, bu miktar aşılırsa etikette ürünün GDO'lu olduğu yazılacak.


İLAÇ ÜRETİMİ İÇİN GEREKLİ
Yeditepe Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fikrenin Şahin'e göre GDO'Iu ürünler, Biyogüvenlik Yasası'nın gerektirdiği denetim, analiz ve risk yönetimi kapsamında tüketime sunulursa sorun yok. Ana sorunun GDO'lu ürünlerin Biyogüvenlik Yasası çıkarılmadan markete sunulması olduğunu belirten ve bunu kesinlikle doğru bulmadığını söyleyen Şahin'e göre; denetleme, kontrol ve kalite analiz mekanizması olmayan bütün teknolojiler suiistimale açık demektir. Prof. Dr. Fikrettin Şahin; “GDO teknolojisine tamamen karşı olanlan anlamak mümkün değil. 1982 yılından beri ensülin, genetik mühendisleme yöntemleri ile üretilir ve diyabetik hastaların tedavisinde kullanılır. Yine son yıllarda ilaç sanayiinde protein kökenli ilaç hammaddelerinin önemli bir kısmı GDO'lardan üretiliyor. Bu gıdalann risk analizleri yapıldıktan sonra güvenilir gıdalar olarak ülkemizde de markete sunulması için yasal izinlerin verilmesi gerekir” diyor.

 

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIGI’NIN ANALİZ KAPSAMINA ALDIĞI ÜRÜNLER
Mısır, soya, kanola, patates, pamuk ve pamuk ürünleri, pirinç, buğday, ayçiçeği, nohut, mercimek, tatlı patates, tapyoka, muz, elma, papaya, radika, bal kabağı, erik, domates, şeker kamışı, bebe havucu, tatlı biber, şeker pancarı, yonca, marul, sakız kabağı, bakteri ve maya kültürleri, bunlardan elde edilen ürünler.


DÜNYA ÜLKELERİNDE DURUM NASIL?
• AB yasaları GDO ürünleri yasaklamıyor, ancak oldukça katı bir prosedür sonucu bu tip ürünler onay alıyor. Yem maddelerinin (mısır, kolza, soya) Avrupa Birliği'ne ithalatı ve hayvan yemi olarak kullanımında hiçbir engel yok.
• Avustralya, 2003 iyılından itibaren GDO’lu gıdaları bazı eyaletlerde yasaklandı. Ancak 2007 sonunda Güney Avustralya'da Tasmanya hariç, yasak kalktı.
• Fransa, Monsanto'nun MON810 adlı tohumu 2008'de yasaklandı. Böylece GDO izni olan tek ürün de ortadan kalktı.
• Kanada’da ise 2005'te GDO'ların yasaklanması için tasarı hazırlandı ancak kabul edilmedi. Dünyanın en büyük GD üreticilerinden biri Kanada.
• Yeni Zelanda, sadece ilaç üretiminde “canlı olmayan” GDO'ya onay veriyor.
• ABD’de California'daki Mendocino County, GDO üretimini 2004'te yasakladı. Bunu iki bölge daha izledi. Ancak tarımsal olarak zengin bölgelerde GDO uygulaması desteklendi.


SAĞLIK & GÜZELLİK BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.