Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
DOĞUMA DOĞRU
Op. Dr.  HAKAN ÇOKER
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Yazı Boyutu:
Doğumda babanın rolü

Babalar doğuma girmeli mi? Ne çok sorulur bu soru. Ama belki de sorulacak en son sorudur çünkü babalar zaten doğuma girerler.

İnsanların kafasında doğum denilince son an akla gelir, yani bebeğin çıktığı an. Oysa doğumun büyük bir kısmı açılma dönemidir ve tüm açılma dönemi boyunca birçok hastanede babalar oradadırlar. Yani fiilen doğuma katılırlar.

Şimdi soru şu? Bu varlıkları ile doğuma olumlu mu olumsuz mu katkı yaparlar? Bu katkı olumlu yönde değiştirilebilir mi?

Önce elimizdeki gerçeklere bir bakalım:
1.    Babalara doğum konusunda hiçbir bilgi verilmez, kendileri de bu bilgiye ulaşmak için hevesli değillerdir.

2.    Anne kadar babalar da doğumdan korkarlar. Bu son 20 yılda oluşturulmuş toplumsal negatif hipnozun eseridir.

3.    Doğum şekline karar vermek gibi yapay bir gündem oluşmuştur. Bu konuda destek isteyen anneye baba, “Sen bilirsin canım” ötesinde bir yorum yapmaktan kaçınır.

4.    Bu konularda düzenlenen kurslara katılmak babalar arasında çok kolay alay konusu olabilmektedir.

5.    Tüm bunlara rağmen eşini ve bebeğini korumak gibi büyük bir sorumluluğun altındadır.

BABALAR DOĞUMDA KURTARICI DEĞİLDİR!
Gördüğünüz gibi durum babalar açısından çok da iç açıcı değil. Doğum korkuları sadece anneyi değil, onu da esir almıştır ve en güvenli kaçış yolu olarak tüm kararları anneye ve doktora bırakmayı seçmiştir. Çünkü doğumla ilgili yapacağı bir yorum sonrasında işler istenilen gibi gitmezse ömür boyu cezalandırılacağını bilir. Ama bunu yaparken iki şeyi unutmaktadır. İlk olarak anneyi hayatının en önemli karar anında yalnız ve desteksiz bırakmıştır. İkincisi bir hastalık gibi doğumla ilgili tüm karar ve sorumluluğu doktora bırakarak kendi tercihlerini arka plana itmiştir. Oysa doğum tek ve özeldir. Herkesin kendi doğumu ile ilgili tercihleri olabilir. Nasıl tek tip düğün olmazsa, tek tip doğumda da hayal kırıklıkları kaçınılmaz olacaktır.

Peki, durum gerçekten çözümsüz mü? Olur mu hiç? Farkındalığın olduğu her yerde çözüm filizlenmeye başlamıştır. Kurslarımıza gelen babaların en az yarısı kursa eşini kırmamak için geldiğini, bu kadar saati ayırmanın gereksiz olduğunu, kendilerinin de doğumda rollerinin olmadığını düşünmektedirler. Ama kurs başlayınca işler yavaş yavaş değişecektir.

Önce bilgi alırlar. Doğumun tehlikeli bir hastalık olmadığını, doğumda acil olayların çok nadir olduğunu keşfederler. Sonra verilen bilgileri tek tek özümseyerek alırlar. Seyrettikleri filmlerden sonra kendilerine güvenleri artar. “Artık ben bile doğurturum” diyecek kadar özgüven gelir.

BABANIN GÖREVİ GÜVEN VE DOSTLUK
Ardından kursta da söylediğim gibi “kurtarıcı” olmadıklarını öğrenirler. Bu onların omuzlarından büyük bir yükü alır. Doğumda kurtarıcı doktordur. Babaya düşen görev güvenmek ve destek olmaktır.

Son olarak da nasıl destek olacaklarını öğrenirler. Öğrendiklerinde yine şaşıracaklardır. Çünkü aslında bir şey yapmalarına bile gerek yoktur. “Yargısız ve yorumsuz” olarak orada olmaları, sadece yapabilirsin demeleri, bazen ellerini tutmaları, bazen öğrendikleri masajları yapmaları yeterlidir.

Ve o andan sonra artık doğum stresle değil merak ve coşku ile anılacaktır. Anne artık babayı yanında daha fazla bir destek olarak görür. Bu yolda yalnız olmadığını bilir. Ve tüm bu çalışmaların sonunda ödül doğumun sonunda gelecektir. Doğumdan sonra annenin dudaklarından dökülen ilk cümle her şeye değerdir:

“Eşim olmadan yapamazdım. Onun sayesinde gücümü yeniden hatırladım. Onun sayesinde bu doğumu yaptım.”

Bu cümle bile değmez mi doğum için şimdiden çalışmaya ve eşinizle birlikte bebeğiniz için “bir” olmaya…

Nereden duyduğumu hatırlamıyorum ama bir baba olarak da çok sevdiğim bir cümle var:
“Dünyada en kutsal şey anneliktir diyenler, asla baba olmamışlardır.”

Tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.


Copyright 2007-2025 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.