Doğum sonrasında anne ve bebeği bir arada
tutulmalıdır.
"Doğumdaki tercihlerimi daha önce doktora
bildirmeliydim!"
"İkinci doğumumdu. İlkinde yaşayamadığım doğum hayalimi bu bebeğimde
yaşamak istiyordum. En büyük hayalim doğar doğmaz bebeğimin tüm doğallığıyla göğsüme verilmesiydi.
Şansıma çok kolay bir doğum yaptım. Her şey yolunda gitti. Bebeğim doğar doğmaz kollarımı açtım ve
bana verilmesini bekledim. Okuduğum kitaplarda bu buluşmanın öneminden bahsediliyor ve bebeğin,
sorun yoksa ilk bakımlarının anne kucağında yapılması tavsiye ediliyordu. Ben de bu umutla kollarımı
açtım. Ancak bebeğimin kordonu derhal kesildi ve bebeğim yanda ışık ve ısı yayan bir aletin altına
alındı. Ağzına hortumlar sokuldu, cildi bezlerle silindi. Kalbi ve nefesi kontrol edildi. Bebeğimin
ağladığını duyuyor, ama sevinemiyordum. Ona bir şey olduğunu sanıyordum. Korkudan ağzımı açıp hiçbir
şey söyleyemiyordum. Bakımlardan sonra bebeğim giydirildi ve görmem için bana gösterildi. Daha ona
dokunamadan odadan götürüldü. Ne dokunabildim ne de emzirebildim. Bebeğimi kucağıma almam için 1
saat daha beklemem gerekecekti.
Daha sonra bebeğimde sorun olmadığını, bu uygulamanın
hastanedeki bütün bebeklere yapıldığını öğrendim. Önce doktora ve hastaneye kızmıştım, ancak bunu
daha önce hiçbir şekilde araştırmadığımı fark ettim. Doğumdaki tercihlerimi daha önce doktora
bildirmiş olsaydım, belki hayalimdeki buluşma anını yaşayabilecektim. Şimdi bunun sorumluluğunun
doktorlar kadar bende de olduğunu biliyorum." (Ayça - ikinci doğum)
ANNELER,
BEBEKLERİNDEN KOPMAK İSTEMEZDİ
Asistanlık yaptığım yılları hatırlıyorum. Bir bebek
odamız vardı. Doğumdan sonra bebekler annelerine şöyle bir gösterilir, sonra bebek odasına alınırdı.
Bebek, anne biraz dinlendikten sonra emzirmesi için yanına verilir, emzirme bittikten sonra yine
bebek odasına götürülürdü. Onlarca bebek odada ağlarlardı. Bir bebek hemşiresi onlardan sorumluydu.
Emzirme saatinde bebekler toplu olarak annelerine götürülürlerdi. O dönemlerde bile annelerin,
bebeklerinden içgüdüsel olarak kopmak istemediklerini hatırlıyorum. Mümkün olduğunca bebeklerini geç
vermek isterlerdi. Ama kurallar gereği bu kopuş mutlaka yaşanırdı.
Neden böyle yapardık, diye
sorduğumda inanın bugün bir cevap bulamıyorum. Bu, ülkemize özgü bir uygulama değildi. O zamanlar
tüm dünyada uygulanan bir yöntemdi. 6-8 kişilik odalar olduğu için bebeklerin böyle daha sağlıklı
olacaklarına inanılırdı. Bir de önemli olan annelerin rahatıydı. Bu şekilde daha rahat uyuyup
dinlenebileceklerine inanılırdı. Oysa bugün yapılan çalışmalarla artık biliyoruz ki, bebekleriyle
bir arada kalan ve bebeklerin ayrı bakıldığı annelerin uykuları karşılaştırıldığında bir fark
olmuyor. Yani bebekleri ayrı odalarda bakılan anneler daha rahat uyumuyorlar.
“BEBEĞİMİZ AĞLAMADI”
“Nihayet gece 12’ye doğru
doğumhaneye girdik. Oksitosin verildiği sırada bebeğin kalp atışları düzensizleştiği için çok hızlı
bir doğum aşaması planladık. Bebeğim, ben, Dr. Hakan, ebeler ve eşim hep beraber ekip olduk ve 3-4
ıkınmadan sonra 5-6 dakikada bebeğin vajinal çıkışı gerçekleşti. Bebeğimin kafasını, ardından
gövdesini, sonra da bacaklarını gördük. Artık bebeğim kucağımdaydı.
Ne kadar muhteşem bir
duyguymuş. Dokunduğumda sıcacık, yumuşacık… Kendi parçama dokunuyormuşum gibi… Ama onun
ayrı canı var… Eşim mutluluktan sapsarı kesilmiş hıçkırarak bir bebeğimize, bir de bana
bakıyordu. Bebeğimizin gözleri için “Irmak gibi” dediğini hatırlıyorum. Böylece ismini
koyduk. Bebeğimiz ağlamadı, eşimle bana uzun uzun baktı, sonra da üçümüz büyük bir aşk
yaşadık.” (Kamile - hastane, ilk doğum)
DOĞUM SONRASI İLK SAATLER, ANNE-BEBEK
İLİŞKİSİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ
Daha önce yazdığımız gibi doğum birçok hormonun rol aldığı
karmaşık bir yönetime sahiptir. Bu hormonların aktif salınımı sizi ve bebeğinizi o tarif edilemez
kutsal doğum anına hazırlar. Rahim kasılmalarından ve dolayısıyla doğumun ilerlemesinden sorumlu
oksitosin hormonu, bu görevini doğumdan sonra da yapmaya devam eder. Hatta doğumdan sonra çok daha
fazla salgılandığını görüyoruz. Bebeğiniz doğumdan hemen sonra çıplak göğsünüze bırakıldığında bu
hormonun salınımı daha da fazla tetiklenecektir. Bu cilt teması arttıkça oksitosin salınımı da
artacaktır. Bu hormon, ilk annelik davranışlarınızdan da sorumlu hormon olacaktır.
1968
yılında Tenkel ve Rosenblatt, doğum yapan farelerden ilk 48 saat içinde aldıkları kanı, genç
farelere verdiklerinde onların da annelik davranışları sergilediklerini görmüşler. Anne fareler
gibi, bebekleri korumuşlar ve temizlemişler. Bu deney, annelik davranışlarının kanda dolaşan
hormonlardan geldiğinin bir ispatı olarak tarihe geçmiş. Artık bu hormonların başında oksitosinin
geldiğini biliyoruz. Yapay oksitosin keşfedildiğinde, bu ilacın aynı hormonal etkileri sağlayacağı
düşünülmüş. Ancak yanılmışlar. Çünkü bu yapay oksitosin, kan-beyin sınırını geçemediğinden,
uygulanan farelerde annelik güdülerini oluşturamamış.
Doğumdan sonra beyinden salgılanmaya
devam eden endorfin hormonu bebeğinize daha sakin ve sevgi dolu yaklaşmanızı sağlayacaktır. Ayrıca
bu hormonlar sayesinde göğsünüzdeki ısı artışı, bebeğinizin daha sıcak kalmasına yardımcı olacaktır.
Doğumun son evrelerindeki adrenalin salgısı bebeğinizin daha aktif ve canlı olmasına yardımcı
olacak, bu sayede bebeğiniz doğumdan hemen sonra göğsünüzü bulmaya ve sağlıklı bir şekilde emmeye
hazır olacaktır.
Michel Odent kitaplarında doğumdan sonraki kritik dakikaların önemini
vurgular. Odent’e göre doğumdan hemen sonraki kritik dakikalar ve saatler, bebeğin sevme
kapasitesi üzerine olumlu etkiler bırakır. Bu olumlu etkilerin, bebeklerin ilerideki davranışları
üzerinde de pozitif etkiler bırakacağını söyler. Bu yüzden doğumdan sonraki kritik dakikalarda
hassas olan anne ve bebek bağını güçlendirmek amacıyla, doğum anına saygı gösterilmelidir. Doğumdan
sonra bu bağın en yüksek seviyede tutulabilmesi için, doğum odası sessiz olmalıdır. Gereksiz parlak
ışıklardan kaçınılmalı ve gürültü yapılmamalıdır. Anne ve bebeğin bu kutsal buluşmalarında çok daha
özenli davranılmalıdır. Özellikle müdahale edilmemiş doğal doğumlarda doğum anının bu mükemmel
buluşmalarına artık daha fazla şahitlik etmekteyiz.
Artık tüm uygulamalarda, doğumdan sonra
bebeklerde tıbbi bir problem yoksa bebeklerin derhal çıplak anne göğsüne bırakılması önerilir. Bu
sayede anne-bebek bağı çok daha güçlü başlayacaktır. Bebek tanıdığı anne sesini ve kalp atışını
duyacak, anne teması sayesinde cilt ısısı çok daha çabuk dengesini bulacaktır. Tanıdığı bu sesler
sayesinde, uyum sağlamaya çalıştığı bu yeni dünyada, kendini çok daha fazla güvende
hissedecektir.
ANNE VE BEBEĞİN CİLT TEMASI NEDEN ÖNEMLİ?
Tıbbi
problemleri olmayan bebekler mümkün olduğunca en kısa sürede anne cildiyle temas ettirilmeli ve yine
mümkün olduğunca uzun sürede bu temas devam etmelidir. Bu bebeklerin dış dünyaya çok daha çabuk uyum
sağladıklarını artık biliyoruz. Bu bebekler daha az ağlıyorlar, ısı problemleri daha az oluyor, daha
az stres hormonları salgılıyorlar ve ayrılan bebeklerle kıyaslandığında çok daha çabuk ve kolay
emmeye başlıyorlar.
Yeni doğan bebekler ağlaması için teşvik edilirler. Bunun sağlıklı bir
şey olduğuna dair yanlış bir inanış vardır. Oysa bebekler ihtiyaçlarını belirtmek için ağlarlar. Bu,
doğumdan sonraki ilk refleks ağlamayı saymazsak, doğumun ilk dakikaları için de geçerlidir. Doğar
doğmaz anne kucağına bırakılan bebeklerde yaptığımız gözlemler, bu bebeklerin çok daha az
ağladıkları yönündedir. Anne kucağına bıraktığımız bebekler annesinin alışık olduğu kalp atışını ve
sesini duyunca, kendilerini çok daha çabuk gevşetirler. Nefesleri daha çabuk dengesini bulur. Bu
bebekler daha az ağlarlar.
İlk etkilerden bir tanesi de bebeklerin bağırsak ve savunma
sistemleriyle ilgilidir. Bebeklerin bağırsakları doğduklarında sterildir. Doğumdan sonra hızlı bir
şekilde bağırsaklarda bakteri kolonizasyonu başlayacaktır. Cilt teması erken sağlanan bebeklerin
bağırsakları, ilk olarak onun için koruyucu olacak anne bakterileriyle tanışır. Bu sayede bağırsak
florası çok daha sağlıklı oluşmaya başlar. Bu bebeklerin sindirim problemleri daha az olur, daha az
gaz problemleri oluşur.
Erken cilt teması sayesinde bebekler çok daha rahat nefes alırlar. Kan
şekeri seviyeleri çok daha dengeli olur. Emmeye daha erken başlarlar. Cilt teması sağlanan
bebeklerin, kendi dürtüleriyle anne memesini buldukları ve erken emmeye başladıkları gözlenir.
Bebekleriyle erken buluşan annelerde süt üretiminin çok daha hızlı ve fazla olduğu saptanmıştır.
Ayrıca bu bebekler çok daha uzun süre emer. Artık biliyoruz ki uzmanlar, en az 6 ay boyunca, hiçbir
ek gıda gerekmeden anne sütünün yeterli olduğunu ve bu beslenmenin en sağlıklı olduğunu savunurlar.
Tüm bu olumlu etkiler daha ilk saatlerde başlar. Cilt temasının sağlandığı saatler ve günlerin
sayısı arttıkça, olumlu etkiler daha fazla görülür.
BEBEKLE AYNI ODAYI
PAYLAŞMA
Doğumdan sonraki günlerde anne ve bebeğinin birbirlerine duygusal ve fiziksel
ihtiyaçları devam eder. Birlikte geçirilen süre ne kadar uzunsa, anne ve bebeğinin birbirlerini
tanımaları da o kadar kısa sürecektir. Bebeği ile geceler dahil olmak üzere uzun süre geçiren
annelerde bağlanma çok daha çabuk ve güçlü olacaktır. Bu anneler bebeklerinin ihtiyaçlarını çok daha
çabuk öğrenebilirler ve bu ihtiyaçları çok daha huzurlu sunabilirler.
Birlikte uzun vakitler
geçiren annelerde süt üretimi çok daha fazla olacaktır. Bu bebekler daha az ağlayacak ve daha uzun
uyuyacaklardır. Anneleri ile sınırlı vakit geçiren bebeklerle kıyaslandığında, bu bebekler çok daha
hızlı ve fazla kilo alacaklardır. Aynı zamanda bu bebeklerin tedavi gerektirecek sarılık olma
ihtimalleri çok daha az olacaktır.
Ayrı odaları paylaşmak isteyen annelerin en büyük savunma
noktaları çok daha fazla uyuyarak, daha iyi dinlenebilecek olmalarıdır. Oysa yapılan çalışmalar
bunun gerçek olmadığını gösterir. Bebeklerinin yanlarında olduğunu bilen anneler çok daha güvenli,
huzurlu ve derin uykular sayesinde çok daha fazla dinlenebileceklerdir.
ÖNERİLER
Dünyadaki bütün sağlık organizasyonları, herhangi bir tıbbi
neden yoksa, doğumdan sonra en kısa sürede bebeklerin anneleri ile buluşmalarını ve mümkün olduğunca
uzun süre cilt temasında bulunmalarını önerir. Bebeklerin rutin olarak her doğumda annelerinden
uzaklaştırılarak, ayrı bir odada bakımları artık önerilmiyor.
Doğumdan sonra anne mümkün
olduğunca gündüz ve gece bebeği ile bir arada olmalı, bu sayede bebeğinin ihtiyaçlarını vakit
geçirmeden sağlayabilmelidir. Çalışmalar, bu tutumun anne ve bebeğinin ihtiyaçlarının
karşılanmasında en sağlıklı tutum olduğunu ortaya koyar.
Doğum için doktor veya hastane
seçimi yaparken, doğum sonrası bakım konusundaki felsefelerini sorgulayabilirsiniz. Doğumdan hemen
sonra, tıbbi bir problem yoksa, bebeğinizin doğar doğmaz göğsünüze bırakılmasını talep
edebilirsiniz. Bunun sağlanması için taleplerinizi doğum öncesinde doktorunuza bildirebilirsiniz.
ÖNEMLİ NOKTALAR
* Anneler ve bebeklerinin doğumdan sonra yakınlaşmaları
için doğal dürtüleri vardır.
* Doğumdan sonra cilt temasının birçok olumlu etkisi vardır.
Örneğin; emzirme ve bağlanma çok daha çabuk olur, bebek ısısı daha iyi kontrol edilir ve bebekler
çok daha az ağlarlar.
* Ayrı bir bebek bakım odasında tutulan bebeklerde emzirme problemleri daha
fazla görülür ve bu bebekler daha fazla ağlarlar.
* Bebeğinizle beraber uyuduğunuzda, en az ayrı
odalarda olduğu kadar rahat bir uyku uyursunuz.