Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

DUL KADININ SUÇU NE?

Hükümetin hazırladığı yeni Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı her geçen gün daha fazla eleştiriliyor, her geçen gün işçi ve memurlar tarafından protesto ediliyor. Çünkü yasanın sosyal devlet olmak yönünde bir gayreti olmadığı gibi varolan haklardan da geri adım atılıyor. Yasada detay olarak görünen maddelerden birisi ise dul kadınların alacağı aylık ücretlerin azalması. Tasarı kabul edilirse dul kadınlar, eşlerinin maaşının yüzde 75’i yerine yüzde 50’sini alacaklar. Ayrıca dul kadınlara, evlenirlerken çeyiz parası adı altında ödenen evlilik yardımı da artık ödenmeyecek. Soruyoruz: Dul kadınlar bu toplumun parçası değil mi? Neden sosyal güvenlik kapsamında gerekli yardımın yapılması yerine varolan hakları da ellerinden alınıyor?


Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) tarafından hazırlanan “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı Kadınlara Nasıl Bir ‘Sosyal Güvenlik’ Vaat Ediyor?” adlı rapora bakmakta fayda var. Raporda pek çok konunun yanısıra “Sigortalının ölümü halinde, bağımlı kılınan kadınlara hangi durumlarda gelir veya aylık bağlanabilmektedir?” sorusuna da yanıt aranıyor.


Sigortalı, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle öldüğü takdirde, bakmakla yükümlü olduğu eşi ve kız çocuklarına gelir bağlanır. Bir gün de çalışsa, ortada iş kazası veya meslek hastalığı sonucu bir ölüm varsa ölüm aylığı bağlanır. Yürürlükteki rejimde ve yeni sistemde durum aynıdır. Buradaki önemli değişiklik, bağlanacak gelire dayanak teşkil eden sürekli iş göremezlik ödeneğinin, yürürlükteki mevzuatta yer alan alt sınırının yeni sistemde kaldırılmasıdır. Böylelikle, bağlanacak aylık halen varolan alt sınırdan daha düşük olarak belirlenebilecektir. Yasayı ve kadınların içinde bulunduğu tabloyu daha iyi anlatabilmek için şu örneği inceleyelim.

İPEK VE KIZI SEVGİ’NİN HİKAYESİ
İpek, 41 yaşında, dul bir kadın. 19 yaşında iken, 4 yıldır overlokçu olarak çalıştığı bir konfeksiyon atölyesinde tanıştı Ahmet’le. Bir yıl içinde nişan, düğün evlendiler. Evlendikten
sonra çalışmaya devam etti. Karı koca çalışıp borçlarını ödeyecek, sonra da başlarını sokacak bir ev alacaklardı. Evliliklerinin üzerinden 8 ay geçmemişti ki İpek hamile kaldı. Sigortalı olmadıkları için hastaneye gitmediler. İpek, evde ebe yardımıyla ilk çocuğu, Sevgi’yi
doğurdu. Çalıştıkları konfeksiyon atölyesinde ne sendika vardı, ne de sigortaları ödeniyordu.

Hamileliği sırasında çalışamaz duruma geldiğinde işten ayrılmak zorunda kalmıştı, tabii
ne tazminat ne doğum yardımı aldı. Sevgi doğduktan sonra, ev işleri ve çocuğun bakımının
yanı sıra, artık üç kişi olan ailelerinin artan masraflarını karşılamak için konu komşuya dikiş
dikmeye, piko yapmaya başladı.

3 yıl sonra, İpek ikinci çocukları Murat’ı aldı kucağına. Bir yandan baktığı kişilerin sayısı
artıyor, öte yandan Ahmet’in maaşı olduğu yerde sayıyordu. Üstüne üstlük bir de kriz
vurmuştu ülkeyi. Değil maaş zammı istemek, Ahmet işini kaybedecek diye uyku uyuyamaz
olmuşlardı. İpek, bir iş bulup çalışsam diye düşünüyor, çocukları ne yapacağını bilemiyordu.
Annesi köydeydi, kayınvaldesi görümcesinin iki çocuğuna bakıyordu zaten. Civardaki
konfeksiyon atölyelerinden bazen iş verirlerdi evlere. Gelinliklere boncuk dikmeye başladı.
Bazen günde 7-8 saat çalışıyor, sonucunda 10 YTL para kazanıyordu. Ahmet kızıyordu,
“Yapma şu işi, kazandığın birşeye benzemiyor” diye. Nasıl yapmazdı, Ahmet’in maaşı ile
ayın sonunu getirmeleri mümkün değildi. Ahmet sürekli iş değiştiriyordu. Sonunda sigortalı
bir iş buldu.

41 YAŞINDA BİR KADIN NEREDE İŞ BULABİLİR?
Çocuklar okula başladığında, masraflarını karşılayabilmek için, Ahmet, tek izin günü olan
pazar günleri taksi şoförlüğü yapmaya başladı. Böylelikle eve biraz daha para giriyordu ama evde onun üstlendiği bazı işleri de İpek yapar olmuştu artık. Pazara o gidiyor, çocukları o babaannelerine götürüyor, bir sürü işi aynı anda yapmaya çalışıyordu.
Bir pazar kapının önünden çığlıklar yükselmeye başladı. Taksiyi sürerken, yorgunluktan
Ahmet’in içi geçmiş ve bir kamyonla çarpışmıştı; o anda ölmüştü. İpek, Ahmet’in ölümünden
sonra sigortadan kendi ve çocukları adına ölüm aylığı almaya başladı. Ancak Sevgi, 19
yaşında olduğu için zorunlu sağlık sigortasına ayda 72 YTL prim ödemesi gerekiyordu. İpek
de, Sevgi de devamlı iş arıyor ama bulamıyorlardı. Sonunda Sevgi bir işyerinde çaycılık
yapmaya başladı. Hele bir başla bakalım dediler. İkinci gününde çalışanlardan biri elle sarkıntılık yaptı. Sevgi, bir daha o işe gitmedi. Sonunda, babasının bir arkadaşının mahalledeki küçük lokantasında çalışmaya başladı. Tabii, sigortasız. Zaten hatır için alınmıştı işe. Murat ise henüz çalışmıyordu ve okumak istiyordu.

SORU: Sizce İpek 41 yaşında nerede iş bulabilir? Bulursa, sigortalı olması ne işe yarar?
Sigortalı olduğunda kocası vasıtasıyla aldığı ölüm aylığı kesilecek. Sigortalı olursa emekli
maaşına hak kazanabilmesi için 9 bin iş günü, yani yaklaşık 25 yıl çalışması lazım. Sizce
İpek ne yapmalı? Devlet için İpek ev kadını, yani “çalışmayan” kadın. İpek, sizce yaşamının
kaç gününü çalışmadan geçirdi? 9 bin iş gününü hala doldurmadı mı? Türkiye’de İpek’in
başına gelenlerin tahminen kaç kadının başına gelme ihtimali var? Kızı Sevgi’nin geleceği
daha iyi olacak mı?

YENİ YASADAKİ KAYIPLAR
Bağımlı olunan sigortalının ölümünden sonra hak sahibi sigortalı konumuna eşlerin yanı sıra, 18 ya da yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaş üstü kız çocukları da dâhil edilmektedir. Yani, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kız çocukları çalışmamaları koşuluyla hak sahibi kapsamı içinde tutulmaktadır. Bu gruplara, sigortalının ölümü halinde ölüm aylığı bağlanır. Ayrıca, cenaze ödeneği, ölüm toptan ödemesi, aylık almakta olan eş ve kız çocuklara evlenme ödeneği hak etme koşullarının sağlanması durumunda verilir.

Ancak, yeni Yasa Tasarısı’na göre bütün bu haklarda önemli kayıplar olacak. Tabii burada ev kadınının bağımlısı olduğu sigortalının halen tabi olduğu rejime bağlı olarak (SSK, Emekli Sandığı ya da Bağ-Kur) tahribatın büyüklüğü değişebilmekte ve yer yer iyileşmeler de görülebilmekte.

Yeni yasanın getirdiği hak kayıplarına şöyle bir göz atmak gerekirse:
• Birinci kayıp, bağımlının ölüm aylığına hak kazanma koşullarının ağırlaştırılması
konusundadır.
• İkinci kayıp, ölüm aylığına hak kazanma koşullarını sağlaması durumunda alınacak ölüm
aylığındaki azalmadır.
• Üçüncü kayıp, ölüm toptan ödeme miktarının düşmesidir.
• Dördüncü kayıp, ölen sigortalının kız çocuğuna evlendiği takdirde verilen evlenme ödeneğinin
düşmesidir.
• Beşinci kayıp, cenaze ödeneğinden yararlanma koşullarının ağırlaştırılmasıdır.

 

HER ÇOCUK İÇİN SAĞLIK SİGORTASI ÖDENİR Mİ?
Özet olarak, bağımlı veya hak sahibi öldükten sonra “hak sahibi” konumuna geçen kadınların yürürlükteki sisteme göre belirlenmiş hak ve yükümlülüklerinde, 5510 sayılı yasa ve yeni Yasa Tasarısı sonrası nasıl bir değişiklik öngörülmekte? Yeni Yasa Tasarısı’nda, yürürlükteki sistemden önemli bir fark, sigortalının 18 ya da yüksek öğrenimde ise 25 yaş üstü kız çocukları sigortalı hayatta iken de öldüğü durumda da yaklaşık 72 YTL sağlık sigortası primi yatırmak zorunda olması. Bu durum, isteğe bağlı değildir. Bir ailede, örneğin iki ya da üç 18 yaş üstü evli olmayan ve çalışmayan kız çocuğu var ise hepsi için tek tek sağlık sigortası ödenmesi zorunlu. Ödenmediği takdirde, borcun haciz yoluyla tahsil edilmesi öngörülmekte. Halen mevcut rejim içinde olanların ise durumlarında bir değişiklik olmayacak.

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.