Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

RESMİ HİKAHSIZ KADINA DAYAK MÜBAH MI?

Ailenin Korunmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklikler resmi nikahı olmayan ve boşanmış kadınları kapsamıyor. Resmi nikah olmadan birlikte yaşamanın yaygın olduğu toplumumuzda, bu kadınların yasanın kapsamı dışında kalması büyük tepki topluyor. Kadın örgütleri ve hukukçular şiddetin her eve uğrayabileceğini belirterek tüm kadınların yasayla korunması gerektiğini ifade ediyor.


Aile içi şiddet vakalarında 4320 sayılı yeni yasayla şiddet mağdurlarının güvence altına alınması beklenirken, yasanın eksiklikleri göze çarpıyor. Yeni yasa, resmi hikahı olmayan kadınların şiddetten korunması için bir düzenleme içermiyor. 


İstanbul Barosu avukatlarından, Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) üyesi Avukat Habibe Yılmaz Kayar resmi nikáhı olmaksızın birlikte yaşayan ailelerin, görmezden gelinmeyecek kadar çok olduğunu vurguluyor. Tarafların nikáh akti yapmadan bir arada yaşamayı ve bir aile kurmayı tercih etmiş olabileceğini belirten Kayar, “Çok kez erkeğin resmi bir evliliği sürerken başka bir (veya daha fazla) kadınla aile gibi yaşama şekli söz konusu olabilir. Çok eşlilik durumunun pek çoğunda, kadın bu ilişkiye çeşitli sebeplerle zorlanmaktadır. Ve şiddetin sadece evlilik cüzdanı olan evlere değil, her eve uğrama ihtimali vardır. Şiddetten korunmak ise herkese eşit olarak verilen temel bir haktır" diyor.

Şiddete ilişkin kararlı bir hükümet politikasının henüz oluşmadığını vurgulayan Kayar nikahsız birlikteliğin, şiddet uygulayan erkeklere daha çok avantaj sağladığını ifade ediyor. Amaç kadını aile içi şiddetten korumaksa, medeni durumlarına bakılmaksızın bütün kadınları şiddetten koruyacak önlemlerin alınması gerekiyor. Bunun aksi kadınlar arasında ayrımcılık anlamına geliyor.

ŞİDDETİ NİKAHA BAĞLAMAK İNSANLIK SUÇU
KA-DER Başkanı Av. Hülya Gülbahar böyle bir kararın alınmasının yasalara aykırı olduğunu belirterek “Medeni haline bakarak kadınlar arasında ayrımcılık yapılamaz. Şiddet söz konusu olduğunda evli ya da bekar fark etmez. Nikah kriter olmamalıdır. Şiddeti nikáha bağlamak insanlık suçu” diye konuştu.

Mor Çatı Vakfı kurucusu Av. Canan Arın ise kanunun öncelikle isminin yanlış olduğuna dikkat çekerek “Ailenin Korunmasına Dair Kanun değil, şiddete maruz kalanı korumak olmalı, adı ve içeriği değiştirilmelidir. Kadınlar, medeni durumlarına bakılmaksızın şiddetten korunmalıdır” dedi.

YASAL YETERSİZLİK NEDENİYLE ÖLDÜRÜLEN KADINLAR
Yasadaki boşluk, geçen yıl Diyarbakır’da öldürülen beş çocuk annesi Ayşegül Alpaslan’ı anımsattı. Ayşegül Alpaslan, uyuşturucu bağımlısı olduğu ve kendisini dövdüğü gerekçesiyle eşi Abdurrezzak Dikici’yi polise şikayet etmiş, ancak savcılık, resmi nikahı bulunmadığı için Alpaslan’ın Ailenin Korunmasına Dair Kanun gereğince korunmasını işleme koymamıştı. Bundan bir süre sonra Ayşegül Alpaslan, birlikte yaşadığı Abdurrezzak Dikici tarafından çocuklarının gözü önünde beş kurşunla öldürüldü.


YENİ YASA NE GETİRDİ, NE GÖTÜRDÜ?
- Mağdur kavramı daha açık tanımlandı. Değişiklik öncesinde mağdurlar, eşlerden biri, çocuklar ve aynı çatı altındaki diğer aile bireyleri olarak belirlenmişti. Değişiklik sonrasında, ayrı yaşayan eşler de eklendi.

- Şiddet uygulayan kavramı genişledi. Değişiklik, sadece eşin değil, diğer aile bireylerinin de şiddetini içeriyor. Kayınvalide, baba, ağabey gibi.

- Korunma mekanları arttı. Mağdurların sadece müşterek konutta değil, yaşadığı, sığındığı, çalıştığı yerde korunması ilkesi getirildi.

- Yeni tedbir örnekleri gösterildi. Şiddet uygulayanın müşterek evden uzaklaştırılması, aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, varsa silahına el konması, tedavi zorunluluğu... Bunlara uymayanların hapis cezasına çarptırılacağı hükmü ise korundu.

- Harçtan muafiyet genişletildi. İcrai işlemlerde de harç alınmayacağı yasaca düzenlendi.

- Evli olmayan kadınlar kapsam dışı kaldı. Bireylerin evlilik kurumu dışında korunmaları hálá sağlanmış değil. Yaygın biçimde görülen evlilik dışı beraberlikler sırasında ve boşanma sonrasında şiddet mağdurlarının korunması mümkün olmuyor. Oysa sadece boşanma davasının varlığı bile çoğu kez şiddet sebebi.

- Kararın takibine ilişkin açıklama yok. Uygulamada Aile Mahkemesi koruma kararı vermiş olsa bile karar önce Cumhuriyet Savcılığına, sonra ilgili karakola gönderiliyor. Bu da oldukça yavaş bir süreç. Kararın tebliğine kadar da cezai sorumluluk oluşmuyor. Tebligat ise genellikle zorlukla yapılıyor. Yasanın amacına uygun bir koruma kararı izlemesi için kurumlararası koordinasyon, etkin bir önleme/ izleme sağlanması, bu değişikliğin yasa metnine eklenmesi gerekiyor.

- Mağdurlara avukat hatırlatılmıyor. Mağdurların başvurularında CMK ile sağlanan avukat olanağından söz edilmiyor.

- Sığınma evinden söz edilmiyor. Şiddet nedeniyle can güvenliği sorunu yaşandığında sığınma evine mağdurun yerleştirilmesi konusu da yasada yer almıyor.

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.