Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

HER YIL 585 BİN ANNE ÖLÜYOR

Türk Tabipleri Birliği, gebelik, doğum ya da loğusalık döneminde yaşanan komplikasyonlara bağlı olarak yılda 585 bin annenin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Ayrıca daha uzun süre yaşamasına karşın kadınlarda yüzde 36.6 olan hastalık yükünün erkekte yüzde 12.3 olduğu belirtildi.


Türk Tabipleri Birliği’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Raporu’na göre gebelik, doğum ya da loğusalık döneminde yaşanan komplikasyonlara bağlı olarak yılda 585 bin anne ölümü gerçekleşiyor. Dünya çapında ise her yıl 15 milyondan fazla kadının, yaşamlarının geri kalan kısmında doğum ve gebeliğe bağlı yaralanma ve sakatlık sorunları devam ediyor. 


8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen toplantıda konuşan TTB Merkez Konseyi Üyesi Hülya Biriken, kadınların daha uzun süre yaşamasına rağmen, daha fazla hastalık ve sağlık riski taşıdığını belirterek “Kadının hastalık yükü yüzde 36.6 iken, erkeğin hastalık yükü yüzde 12.3’tür” dedi. Biriken erken evlilikler ve gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadın kanserleri, yaşlılık ve kadın sağlığı, kronik hastalıklar, beslenme, acil bakım, sağlık bakımına ulaşım ve kadın, cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı sağlık sorunları; kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve tecavüz, namus cinayetleri gibi sorunların kadınların yaşadıkları sorunların başında geldiğini söyledi. Biriken ayrıca tüm dünyada, kadınların yüzde 10 ile 50’den fazlasının yaşamlarında yakın partnerleri tarafından fiziksel istismara maruz kaldıklarını ifade etti.

5 ANNE ÖLÜMÜNDEN 4’Ü ÖNLENEBİLİR
TTB adına konuşan Hülya Biriken, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in 1990 tahminlerine göre, gebelik, doğum ya da loğusalık döneminde yaşanan komplikasyonlara bağlı olarak yılda 585 bin anne ölümü meydana geldiğini belirterek; “Bu ölümlerin yüzde 99’u gelişmekte olan bölgelerdedir. Yine Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre, dünyada her yıl 15 milyondan fazla kadının, yaşamlarının geri kalan kısmında doğum ve gebeliğe bağlı yaralanma ve sakatlık sorunları devam etmektedir” dedi. Her gebeliğin kadın için ölüm riski taşıdığına işaret eden Biriken, “Gelişmiş bölgelerde anne ölüm oranları, 100 bin canlı doğumda ortalama olarak 50’nin çok altındadır. Gelişmekte olan bölgeler ise, 100 bin canlı doğum için 500 ile 1000 arası anne ölümü rapor etmektedir” diye konuştu. Türkiye’de 1998’de yapılan bir çalışmaya göre anne alüm hızının yüz bin canlı doğumda 49 olduğunu hatırlatan Biriken, “Bu araştırmada dikkat çekici nokta, her 5 anne ölümünden 4’ünün önlenebilir ölüm olarak değerlendirilmesidir” dedi.

DOĞUM ÖNCESİ BAKIM ŞART
Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının en çarpıcı olumsuz sonucunun ise sağlık hizmetlerinden yararlanmada ortaya çıktığını dile getiren Biriken, kadının toplumsal statüsü ve doğurganlığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu savundu. 1998 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Sonuçlarına göre, kadının öğrenim düzeyi yükseldikçe doğum öncesi bakım alma ve sağlıklı koşullarda doğum yapma oranlarının da arttığını kaydeden Hülya Biriken, “Eğitim düzeyi çok düşük olanlar arasında doğum öncesi bakım alma yüzde 37.6, sağlıklı doğum oranı yüzde 54.8 iken, ortaokul ve üzerinde öğrenim görmüş olanlarda bu oranlar sırası ile yüzde 96.0 ve yüzde 99.7'dir” dedi.

ŞİDDET BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU
Kadına yönelik şiddetin, öncelikli olarak bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Biriken, “Tüm dünyada, kadınların yüzde 10 ile 50’den fazlası yaşamlarında yakın partnerleri tarafından fiziksel istismara maruz kaldıklarını bildirmişlerdir. Şiddetin ortak sağlık sonuçları; her türden yaralanmalar, kronik ağrı belirtileri, pelvik enfeksiyon (PID), istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi sağlık sorunlarını içermektedir” diye konuştu.

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.