Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

8 Mart’ın erkeklere hatırlattıkları:
“BİZ KADINLARI HİÇ SEVMEDİK!”

“Biz kadınları hiç sevmedik! Saçlarını sevdik hele bir de sarışınsa daha çok sevdik...


Ağızlarını sevdik hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik...
Göğüslerini sevdik...
Bacaklarını sevdik hele bir de sütun gibiyse bayıldık...
Kalçalarını sevdik...
Gerçekten güzel vücutlu ve “çıtırsa” daha çok sevdik...


 
Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep “baktık”...
Her yerlerine iyice ve dikkatle, baktık...
Pekiyi görememiş olacağız ki, bir daha baktık...
Bir daha ve bir daha...
 
Kadınların her yerlerine baktık ama
Gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu...
Biz kadınlara çok dokunduk!
Onlar istese de istemese de dokunduk...
Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu.
Eh yozlaşan toplum ve geç gelen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık!
Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü...
Sapık diye haykıran ne kadar azdı!
Kimimiz “araştırmacı” oldu icraata geçemedi! Onlar CD ve DVD’ler ile idare etti!
Hatta sapıklara tepki bile gösterdi.
Ya onlar ne yaptı?
Gerçek dünyada namuslu olanlar sanal dünyada bu çocukları aradı...
Aradı ve hep buldu!
 
RAKAMLAR UMUT VERİCİ(!)
Kadınlara “dokunmada” dünya sıralamasında üst yerlere geldik...
2009 itibariyle rakamlar oldukça  “umut verici”(!)
Yüzde 40’ıyla sürekli seks yaptık(!)
Yüzde 45’ine duygusal şiddet uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme...),
Yüzde 16’sına zorla sahip olduk,
Ve olmaya devam ediyoruz...
Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından 1’i intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık... (“Bize ne” değil mi? Fener ya da Cim Bom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık.)

Yüzde 9’una daha masum birer çocukken bile dokunduk...
Ama hep sustular...
Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı:
“Kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu  amcan ya da komşun, bu da sana ders olsun...”
Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz...
Bizlere sorduklarında yüzde 25’imiz “bazı durumlarda kadın dövülür” demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik.
İslami öğreti yalanları ile kadınları ve kızları bizlerin kölesi yapmaya başladık ve bu çabalar sonuçlarını vermeye başladı.

ARTIK KADINLAR O BİLDİĞİNİZ KADINLAR DEĞİL!
Yüzde 51’i erkekler ile tartışmayı bile “saygısızlık” sanıyor artık,
Yüzde 36’sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış,
Yüzde 52’si “Erkek kadından sorumludur” diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş,
Yüzde 49’u “Erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir, benim itiraz hakkım olamaz” diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş...
 
Kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik:
Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde...
Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep...
Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık.
Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız,
Parti çalışmalarında kapı kapı dolaşanlar hep kadınlardı.
Koşturan ve çabalayan hep kadınlardı.
Miting olduğu zaman onları ön sıralara toplayıp karanfiller attık üzerlerine ve iki lafın birinde anam, bacım edebiyatı yaptık ama “Ananı da al git” demek bize daha çok yakıştı!

ANALARI AYAKLAR ALTINDA ÇİĞNEDİK!
“Cennet anaların ayakları altında” diye diye büyütüldük...
Ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik...
14 Şubat Sevgililer Günü ya da Anneler Günü’nde bir kaç saat ara verdik!
Ama sonra yine ezmeye devam ettik.
İş verirken bile onları hep düşündük(!)
İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile “bayan eleman aranıyor” ilanı vermeyi çok sevdik...
2009 Türkiye’sinde kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz.
Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar...
İslam dinini sömüren ve kullanan karanlık zihniyet kendi kadınlarını yetiştiriyor; susan, itaat eden ve kaybolmuş kadınlar, kızlar, hatta çocuklar...
Arada vizyon ya da imaj için ortaya “sürülen” kadınlara bakmayın siz; onlar da biliyor “kullanıldıklarını” ama artık düzen kurulmuş.
 
KADINLAR YOK OLUYOR...
Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930’lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önce hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk’tü. Kurtuluş Savaşı’nda bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmadı. İhanet etmedi... Ama biz ihanet ettik! “Türkiye nereye gidiyor?” diye soruyor herkes birbirine... Cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor... Hatta koşuyor... Çünkü yaratılmışların yarısı olan kadın yok oluyor! Benim anam, bacım, sevgilim, kızım yok oluyor. Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir: Karanlık ve onursuz bir gelecek.

Bu işi planlı yürütenler, kadının ikinci sınıf konuma gelmesini doğal karşılamamızı bekliyorlar. Bu işe Kuranı Kerim’i ortak koşmaları ise ne acı...
Mesela miras hukuku; erkek çocuğa 2 pay, kız çocuğa 1 pay veriyor... Ya da kadının erkeğe itaat etmesini empoze eden garip ayet ya da sureler... Belli ki burada büyük bir istismar var.
Çünkü tüm alemi yaratan Allah’ın kendi yarattığını aşağılaması söz konusu bile olamaz. Kuran’'ı kendi amaçları için yorumlayanlar kadını ikinci plana atmayı çok seviyor olabilir, ama biz hiç sevmedik.

Şunu o kafanıza sokun:
KADIN = ERKEK.
ERKEK = KADIN’dır...

Bazı konularda kadın, bazı konularda erkek üstün olabilir... Ama tüm bu zayıf ve üstün yönleri bir arada düşündüğünüzde tek bir gerçek var:
KADIN = ERKEK
ERKEK = KADIN
Bu gerçeği kabul etmemek bize her zaman kaybettirecek ve kaybettiriyor...
 
8 MART KADINLAR GÜNÜYMÜŞ!

Kadını olmayan ülkenin kadınlar günü olmaz, kutlanmaz. Burada yazılanlar size ters geldi ise vah benim ülkeme... Çünkü “sizler” sayesinde sonumuz gelecek. Kadın benim diğer yarım ve benim diğer yarımdan vaz geçmeye niyetim yok.

TÜRKİYE NE ZAMAN KURTULUR?
Ülkenin üniter, ulus ve laik devlet yapısına inanan ve sahip çıkan 550 milletvekilinin yarısı çağdaş Türk kadını olduğu zaman bu ülke kurtulur. Yani 550 vekilinin yarısının kadın olmasını isteyen milli irade, seçmen, oy kullanan, sen ve ben. Buna karşı çıkanlar bu gerçeği kafalarına soksunlar. Türk kadını benim diğer yarımdır ve ben yam olmak istiyorum... Çünkü onlara ihanet edemem...

Tüm bunlara yürekten inanmıyorsanız lütfen “sözde” sevdiğim kadın dediğiniz kadına
“seni seviyorum” demeyin... Çünkü komik ve acımasız oluyorsunuz.
Lütfen artık kadınların gözlerine ve beyinlerine bakmaya başlayın.
 
Türk Kadını ve erkeğinin daha aydınlık günlerde yaşaması dileklerim ile...”

Dr. ERAY AYBAR

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.