Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

KADINLAR “CİNSEL ZULÜMDEN” KAÇIYOR

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Temsilcisi Ana-Liria Franch, kadınların daha çok “cinsel şiddete uğramaları, cinsel anlamda zulüm görmeleri” sebebiyle mültecilik başvurusunda bulunduklarını söyledi.


Franch, mültecilerin genellikle “din, siyasi görüş, ırk, milliyet veya belirli bir sosyal gruba mensubiyet” nedeniyle göç ettiklerini belirtti.


“Kadınların mültecilik talepleri daha çok cinsel şiddete uğramak, cinsel anlamda zulüm görmekten geliyor” diyen Franch, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Bunun haricinde, benim gözlemlediğim bazı kadınlar istemedikleri, tanımadıkları erkeklerle evlenmek zorunda bırakılabiliyor. Bir takım geleneksel uygulamalar neticesinde kişiliklerini geliştirme ya da kendi hayatlarını istedikleri gibi sürdürme şansları olamıyor. Geleneksel sebeplerle yaşanan sorunlar, haklarının verilmemesi, kadınların ağır bir zulümle karşı karşıya kalabilecekleri kadar büyük boyutlara ulaşabiliyor.”


Ana-Liria Franch, “cinsel zulüm” nedeniyle yapılan mültecilik başvurusunun her ülke tarafından değerlendirilen bir durum olmadığına dikkat çekerek, “Cenevre Sözleşmesi’nde yer alan mültecilik kriterleri arasında bulunmayan cinsel şiddete maruz kalmak, yorumlamaya bağlı olarak uygulanan maddelerden bir tanesi. Yine bazı ülkeler bu konuların mültecilik statüsü almak için yeterli olmadığını düşünüyor. Biz bu konuda olabildiğince geniş bir yorum getirmeye çalışıyoruz. Bunun yanı sıra bizim yorumumuzla uyum içinde hareket eden ülkeler de var” diye konuştu.


Genel olarak, BMMYK’nın mülteci popülasyonu içinde daha fazla kadın olduğunu ifade eden Franch, “İstatistiksel anlamda bu bahsettiğimiz rakam hep yüzde 50’nin üstündedir. Yani bu oranın yüzde 56-57’sini kadın ve kız çocukları geri kalanını erkek ve erkek çocukları oluşturuyor” dedi.


Franch, kadın mülteci dağılımının coğrafi farklılıklar gösterdiğini de dile getirerek, “Kırsal alanlarla şehirleri karşılaştırdığımızda, kırsal alanda bulunan mülteci popülasyonu arasında genellikle çok fazla sayıda kadın bulunuyor. Şehirdeki sığınmacı veya mültecilere baktığımızda ise genelde bireysel başvurular ve uluslararası sınırlara ulaşıp bir ülkeden illegal olarak çıkmaya çalışan kişilerin münferit başvuruları olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu grupta kadınlar büyük çoğunluğu oluşturmuyor” dedi.


KADIN MÜLTECİ PROFİLİ DEĞİŞTİ
Kadın mültecilerin profilinde son 20 yılda önemli değişiklikler yaşandığına işaret eden Franch, “Latin Amerika ve Arap ülkelerinden gelen kadınlar, çok daha güçlenmiş durumdalar. Taleplerini rahatça dile getirebiliyorlar. Başlarına gelenleri rahatlıkla anlatabiliyorlar. Ne yapmak istediklerini biliyorlar. Önceleri aile reislerinin kararları geçerliydi. Ancak şimdi kadınlar ülkelerine dönüp dönmeme kararını kendileri verebiliyorlar” diye konuştu.


Franch, Afrikalı kadın mültecilere değinerek, şunları kaydetti:


“Kırsal kesimde yaşayan Afrikalı kadınlar diğerlerinden epeyce farklılar. Mülteci kamplarında yaşarken, o kampların içinde diğer kadınları görüyorlar. Bunun ötesinde sivil toplum kuruluşlarında çalışan kadınlarla tanışıyorlar. Dünya Gıda Programı’nda, BMYYK’da, uluslararası kuruluşlarda çalışan kadınlarla ve kadın gazetecilerle bir arada olabiliyorlar. Dolayısıyla kadının rolü konusunda kafalarında farklı bir resim oluşuyor. Kendi aralarında bir birlik oluşturabiliyorlar. Şehirlerde yaşayan Afrikalı mülteci kadınlar için de aynı şeyi söyleyebilirim.”


TÜRKİYE VE MÜLTECİLER
BMMYK Türkiye Temsilcisi Ana-Liria Franch, Türkiye’nin, “insana yakışır bir hayatın kurulabileceği imkanlar sunan bir ülke” olduğunu dile getirerek, “Türkiye, mülteciler için zaman içinde geçiş ülkesi olmaktan çıkıp varış ülkesi haline gelecektir” dedi.


Türkiye’nin kalkınmış bir ülke olarak iltica sistemi üzerinde çalıştığını ve gederek mülteciler için daha fazla olanaklar sağlamaya başladığını anlatan Franch, “Biz, BMMYK olarak, hem hükümet kurumları hem de yerel sivil toplum kuruluşları ile Türkiye’deki iltica sisteminde yapılacak değişiklikler konusunda sürekli olarak görüşme ve temas halindeyiz. Örneğin şu anda yardımlaşma ve dayanışma fonları mültecilere yardım amaçlı kullanılabilir hale geldi” diye konuştu.


Franch, yakın zamana kadar Türkiye’deki anlayışın “BMMYK tarafından mülteci statüsü tanınan kişilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirileceği yönünde olduğunu” belirterek, “Türkiye bunun sonsuza dek böyle devam etmeyeceğini gördüğü için sistemde bir takım değişiklikler, yenilikler yapmaya başladı. Bu kapsamda mültecilerin Türkiye’de kalıp, burada bir hayat sürdürebilmelerine yardımcı olacak daha fazla haklar, imkanlar tanınacak bir sistem kurulması yönünde çalışmalar yapılıyor” dedi.


TÜRKÇE KONUŞUYORLAR
Türkiye’de yaşayan mültecilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirme imkanın zorluğuna işaret eden Franch, “Bu kişilerin bir çoğu Türkçe konuşuyor. Dolayısıyla yavaş yavaş ülkelerine dönene kadar Türkiye’de yaşamayı kabul edecekler. Burada yaşamayı sevecekler. Burada çalışıp üretime katkı sağlayacaklar” görüşünü dile getirdi.


Franch, Türkiye’de mültecilerin birinci günden itibaren çalışma haklarının olmasını arzu ettiklerini kaydederek, “Mültecilerin iş piyasasına erişimlerinin sağlanması ya da mikro kredi imkanları sunulması gerektiği inancındayız. Biz, BMMYK olarak, mültecilerin ailelerine bakabilmelerini sağlayacak biçimde iş sahibi olmalarına imkan tanıyacak bir sistemin kurulmasını destekliyoruz” dedi.


Ana-Liria Franch, Türkiye’de çalışabilecek durumda olan 3 bin mülteci bulunduğunu bildirdi.


AVRUPA ÜLKELERİNİN TAVRI
Franch, BMMYK’da göreve başladığı ilk yıllarda, mültecilik kavramını “kendi ülkelerinden bir şekilde çıkmayı başaran, uluslararası sınırı geçen ve bir yere ulaşan kişi olarak” tanımladıklarını belirterek, “Bence göç etmek insanın başına gelebilecek en kötü şey, çünkü hepimiz evimizde kalmak isteriz. Evini terk etmek zorunda olmak, hiç arzu edilir bir durum değil. Umuyorum ki dünyada dengeler yerine oturacak ve insanlar göç etmek zorunda kalmayacaklar” diye konuştu.


BMMYK olarak mültecilerin ilk geldikleri ülkede kalmalarını savunduklarını ifade eden Franch, “Akdeniz sınırlarını düşündüğümüzde mültecilik, İspanya, Malta, İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkelerin korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Çünkü Avrupa’daki diğer ülkeler, iltica başvurularını, ‘siz değerlendireceksiniz’ diye Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere göndermekteler” dedi.


Franch, AB’nin mültecileri Kuzey Afrika ülkelerine kaydırmaya çalıştığını öne sürerek, “Şu anda Fas, Tunus gibi Kuzey Afrika ülkelerinde iltica sistemlerinin kurulması için çalışmalar yapılıyor. Önümüzdeki yıllarda bu durum daha da güneye kayarak, sorunun çözümü daha erken aşamalarda gerçekleştirilebilecek” diye konuştu.

BU BAŞLIKTAKİ DİĞER KONULAR
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.