Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

TÜP BEBEK YAZI DİZİSİ

GEBELİK ÖNCESİ TANI YÖNTEMLERİ

GEBELİK ÖNCESİ TANI YÖNTEMLERİ

Üreme sağlığı alanındaki gelişmeler gebelik şansını arttırmak için uygulanan yöntemleri de zenginleştiriyor. Gebelik öncesi genetik tanı yöntemi, bağışıklık sistemini güçlendiren immünglobin tedavisi, blastosist transferi, dondurma tekniği ve lazer yöntemiyle tıraşlama bu yöntemlerden bazıları...


GEBELİK ÖNCESİ GENETİK TANI YÖNTEMİ
- Gebelik öncesi genetik tanı yöntemi kimler için önerilir?
Bu yöntem  daha önce başarısız tüp bebek tedavisi denemeleri olmuş çiftlerde, şiddetli erkek kısırlığı vakalarında, ileri anne yaşı (37 yaş ve üzeri) söz konusu ise ve tekrarlayan erken gebelik kayıpları olan çiftlerde  uygulanmaktadır. Daha önceden genetik bir hastalık taşıyıcısı olduğunu bildiğimiz çiftlerde preimplantasyon genetik tanı yöntemini kullanarak doğacak bebeğin bu hastalığı taşımasını engellemek ve sağlıklı bebek doğumunu sağlamak mümkündür.

- Gebelik öncesi genetik tanı yönteminin tüp bebek tedavisinde gebelik şansını arttırmak yanında  kullanıldığı başka durumlar da var mı?
Bir de yaşamı tehdit edici Akdeniz Anemisi, Lösemi, Hemofili, kas hastalıkları vb. genetik olarak anne ve babadan geçen hastalıklarda hasta çocuğun tedavisi amacıyla bu yöntem kullanılmaktadır. Böyle bir hastalığa sahip olan bir çocuğun tam şifa ile tedavi olabilmesi için kemik iliği veya kök hücre nakli gerekir. Ancak nakledilecek kemik iliği veya kök hücre hasta çocuğun sahip olduğu doku tipi ile aynı olmak zorundadır. Oysa, özellikle ülkemizde bu özelliklere sahip nakledilecek doku bulmak oldukça zordur. Bu durumdaki hastaların tedavisi amacı ile hasta çocuğa doku tipi uyumlu sağlıklı bir kardeş dünyaya getirmek için PGT yöntemini kullanıyoruz. Bu yöntemle dünyaya gelen kardeş büyük kardeşin yaşamını kurtarmış oluyor.

- Bu ailelerde tedavi için nasıl bir yol izleniyor?
Öncelikle anne baba ve hasta çocuğun kan örnekleri alınarak genetik tanı için ön hazırlıklar yapılıyor. Daha sonra anne babaya tüp bebek yöntemi uygulanarak çok sayıda embriyo elde edilir. Geliştirilen embriyolar içerisinden hasta çocuk ile doku uyumu olan ve genetik hastalık taşımayanlar seçilerek anne rahmine yerleştirilir. Bu şekilde elde edilen gebelikten doğan bebeğin kordon kanı veya kemik iliği hasta çocuğa nakledilir. Böylece hasta çocuğun tam şifa bulması sağlanır. Bu tedavi yöntemi dünya üzerinde yalnızca birkaç merkezde uygulanabilmektedir. Merkezimiz bu tedavileri dünyada en sık yapan ikinci merkezdir.  
 

İMMÜNGLOBÜLİN TEDAVİSİ
- Bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilerden söz etmiştiniz. Nasıl bir tedavi uyguluyorsunuz?

Tekrarlayan düşüklerde ve nedeni izah edilemeyen başarısız tüp bebek vakalarında bir diğer tedavi yöntemi de immünglobülin tedavisidir. Tekrarlayan düşükleri olan kadınlarda bazen tüp bebek tedavilerinde anne rahmine yerleştirilen embriyo yabancı bir madde gibi algılanmakta ve red edilerek gebelik gelişmemektedir. İşte bu durumu önlemek ve kadında bağışıklık sistemini desteklemek amacı ile kadında yeni bir tüp bebek tedavisi öncesinde immünglobülin tedavisi yapıyoruz. Bu tedavide damar içine 5-6 saatlik bir sürede immünglobülin veriyoruz. Ardından tüp bebek tedavisini uyguluyoruz. Tüp bebek tedavisi sonucunda gebelik geliştiğinde immünglobülin vermeyi birkaç kez tekrar ediyoruz. Bu sayede gebeliğin sağlıklı devam etmesine yardımcı oluyoruz.

- Gebelik şansını arttırmak için uygulanan diğer yöntemler neler?
Üreme sistemi ve bağışıklık mekanizması ile ilgili bilgilerimiz arttıkça yeni yöntemlerle gebelik şansını arttırmak da mümkün oluyor. Embriyo aslında anne vücudu için farklı özellikler taşımaktadır. Embriyo tarafından salgılanan HLA- G adlı molekül annenin bağışıklık sistemi tarafından yabancı bir oluşum gibi tanınarak red edilmesini engeller. Uyguladığımız yöntemlerden biri de embriyoların içinde büyüdüğü kültür sıvılarında HLA-G  antijeni bulunup bulunmadığının araştırılmasıdır. Kültür sıvısında HLA-G mevcutsa embriyonun rahimde tutunma olasılığı artmaktadır. Biz de yeni geliştirilen tekniklerle bu sıvıda yaptığımız test ile HLA-G’nin varlığını tespit edebiliyoruz. Böylece hangi embriyoyu anneye vereceğimizi seçiyor ve gebelik şansını arttırıyoruz.

- Blastosist transferinin gebelik şansını arttırdığı söyleniyor. Blastosist nedir? Blastosist transferi nasıl bir yöntemdir?
Blastosist, döllenme sonrası 5. güne gelmiş embriyoya verilen isimdir ve embriyodaki hücre sayısı ortalama 150 - 250 civarındadır. Tüp bebek tedavisinde genel kabul gören uygulama döllenme işlemi yapıldıktan sonraki 3. günde embriyoların anne rahmine yerleştirilmesidir (transfer). Embriyoların blastosist döneminde transferi kararı verilirken bu döneme ulaşabilmiş embriyoların tutunma ihtimalinin arttığını göz önünde bulunduruyoruz. Çünkü bu embriyolar diğerlerine göre 5. güne kadar yaşama kabiliyeti daha yüksek olan embriyolardır. Bir başka deyişle maratonda önde gidebilen ve canlılıkları kanıtlanmış, kromozomları daha normal embriyolardır. Blastosist dönemine gelmiş embriyoları transfer edecek isek 2 adet en iyi kalitede embriyo seçilerek transfer edilir.

- 5. güne kadar gelen embriyolar canlılığı kanıtlanmış embriyolar. En iyi kalitedeki 2 adet embriyoyu transfer ettikten sonra, geri kalan embriyolar ne oluyor?
Geri kalan embriyolar varsa çok hızlı dondurma tekniği ile dondurularak saklanabilir. Gebelik olmadığında veya gebelik olup hasta daha ileride tekrar bebek sahibi olmak istediğinde bu embriyolar çözülerek verilebilir. Biz merkezimizde vitrifikasyon denilen yeni bir teknikle bu embriyoları donduruyoruz, çözdüğümüzde yüzde 100’e yakın canlı embriyo elde ediyoruz. Böylece daha az sayıda embriyo transfer edilerek çoğul gebelik riskini en aza indirmek mümkün olmaktadır.

 

DONDURMA TEKNİĞİ
- Vitrifikasyon adlı yeni bir dondurma tekniğinden söz ettiniz. Vitrifikasyon yöntemi nedir?
Tüp bebek tedavisi sonucunda anne rahmine iki veya en fazla üç adet embriyo yerleştiriyoruz. Eğer bu tedavi sonucunda fazla sayıda, sağlıklı ve iyi kalitede embriyolar elde etmiş isek bu embriyoları hızlı dondurma (vitrifikasyon) tekniği ile dondurarak daha sonraki denemeler için uzun yıllar güvenle saklayabiliyoruz.

- Bu yöntemin avantajları  neler?
Gelişen embriyoların dondurulması için günümüzde birçok merkez yavaş dondurma teknikleri uyguluyor. Bu konudaki en gelişmiş teknik ise; vitrifikasyon denilen çok hızlı dondurma yöntemi. Dakikada eksi 25.000 dereceye kadar çok hızlı bir şekilde dondurma sağlayan bu yöntem ile  embriyoları hızla dondurup kullanılacağı zaman yine hızlı çözüyoruz. Böylece, çözülen embriyolarda diğer yöntemlere oranla çok yüksek canlılık sağlayabiliyoruz. Eski yöntemlerde göre yüzde 60 olan  embriyo canlılık oranını bu yöntem sayesinde %90’lara çıkarmış bulunmaktayız. Bu sayede takip eden denemelerde kan tetkikleri ve ultrason muayenelerine gerek kalmadan, daha da önemlisi tekrar hormon ilaçları kullanmadan daha önceden var olan embriyoları kullanarak tüp bebek uygulaması yapmak mümkün oluyor. Vitrifikasyon yöntemi ile dondurma ve çözme uygulanan embriyolar ile yaptığımız uygulamalardan yüksek oranda gebelik elde edebiliyoruz.

- Embriyo dışında da hızlı dondurma işlemi ile saklanabilen dokular var mı?
Embriyoların yanı sıra  bu yöntemle yumurtalık dokusu içindeki olgunlaşmamış yumurtalar korunacak şekilde dondurularak saklanabiliyor. Kanser nedeni ile kemoterapi ve radyoterapi uygulanacak genç kadın ve kız çocuklarında zarar görebilecek yumurtalık dokusu dondurulup daha sonra tedavilerinin bitiminde tekrar kullanabiliyoruz. Aynı şekilde erkekte de testis dokusunu aynı nedenlerle dondurarak başarılı bir şekilde saklayabiliyoruz. Yine erkekten ameliyat ile sperm elde etmiş isek bu spermleri vitrifikasyon yöntemi ile dondurup gerektiğinde kullanabiliyoruz. Şiddetli erkek faktörü olan vakalar bu yöntem ile bir kez ameliyat oluyor ve tekrar denemelerde her defasında ameliyat ile sperm elde edilmesi gerekmiyor.

LAZER YÖNTEMİ NE ZAMAN TERCİH EDİLMELİ?
- Laboratuvarda kullanılan teknolojinin gebelik şansına etkisi nedir? Örneğin; lazer yöntemi ile tıraşlamanın başarıyı arttırdığı söyleniyor?..
İnsan yumurtası döllendikten sonra embriyo haline gelir ve bu embriyo da bir zarla kaplanmış durumdadır. Embriyonun beslenip gelişebilmesi için rahim iç zarına tutunması gerekir. Eğer  embriyoyu çevreleyen zar gereğinden kalın ise sözü geçen rahime tutunma işlemi gerçekleşemez ve gebelik gelişmez. Embriyonun rahim duvarına tutunmasını kolaylaştırmak amacı ile bu zar çeşitli işlemler ile inceltilebilir veya bir kısmında küçük bir delik oluşturulabilir. Geçmiş yıllarda bazı kimyasal maddeler ve enzimler kullanılarak yapılan bu işlem artık en gelişmiş teknolojik yöntem olan lazer sistemi ile yapılmaktadır.

- Hangi durumlarda tercih ediliyor bu yöntem?
Bu yöntemin uygulanıp uygulanmayacağına anne yaşına (35 yaş ve üzerindeki olgularda) göre ve daha önce tüp bebek yöntemi ile başarısız olunmuş ise karar verilir. Bunun yanı sıra genetik tanı için biyopsi yapılacak embriyolara, dondurma - çözme sonrası elde edilmiş embriyolara, daha önceki denemelerinde iyi kalitede embriyo elde edilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen vakalarda, FSH hormonu sınırda ya da yüksek olan olgularda uygulanmaktadır. Bu işlemin özellikle kalın zarla çevrili ve yavaş gelişen embriyolarda, embriyo ile rahim duvarı arasındaki uyumu sağladığı  ve tutunmayı arttırdığı düşünülmektedir.

- Embriyo kalitesini arttırmak amacıyla laboratuvarınızda kullandığınız sistemler var mıdır?
Tüp bebek tedavisi ile elde ettiğimiz embriyoların kalitesi anne ve baba adayına ait faktörlerin yanı sıra laboratuar koşullarına ve uygulanan teknikler ile de yakından ilişkili. Örneğin mikroenjeksiyon yöntemini uygularken yumurta zarını kılcal bir cam boru ile delerek içeriye sperm yerleştiriyoruz. Bu kılcal borunun yumurtaya giriş yeri gelişecek embriyonun kalitesini etkiliyor. Öyle bir noktadan girmelisiniz ki yumurta içerisinde genetik materyali içeren bölüm zedelenmesin. Tabii ki işlemi gerçekleştiren embriyoloğun bu konudaki deneyimi çok önemli. Biz bu noktada embriyoloğun yeteneğinin ve deneyiminin yanı sıra spindle viewer adlı sistemi kullanarak sözünü ettiğimiz bu genetik materyali görülür hale getiriyoruz. Böylece laboratuar koşullarından kaynaklanabilecek embriyo gelişim problemlerini minimuma indiriyoruz. Mikroenjeksiyon işlemi için kullanacağımız spermleri şimdiye kadar mikroskop altında 400 kez büyütebildiğimiz tekniklerle seçmekteydik. Yeni geliştirilen tekniklerle spermleri 6.600 kez büyütmek ve böylece daha iyi seçim yapabilmemiz mümkün olmaktadır.

 

BU YAZI DİZİSİNİN DİĞER BAŞLIKLARI İÇİN TIKLAYINIZ

DİZİ & ARAŞTIRMA BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.