Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

OTİZM YAZI DİZİSİ

OTİZM NEDİR?

OTİZM NEDİR?

Toplumsal ilşkilerin gelişiminde yaşanan bozukluk, hayat gücündeki yoksunluk, takıntılı ve tekrarlayan davranışlar... Otizm her ailenin deneyimlemek durumunda kalabileceği, bilinçle yaklaşılması gereken biyolojik bir hastalık. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uluslararası Çocuk Nörolojisi Derneği ve Davranış Fenotipleri Derneği Üyesi Prof. Dr. Barış Korkmaz otizmle ilgili tüm ayrıntıları bizlerle paylaştı.


Otizm, yaşamın ilk 3 yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden bir özürlülük durumudur. Otistiklerde, iletişim ve sosyal etkileşim yetileri şiddetli bozukluk gösterir ve gelişmede bir uyumsuzluk ortaya çıkar. Otistikler müzik ya da matematik gibi sınırlı alanlarda yetenekli olabilirlerken, günlük yaşamla ilgili basit becerilerde eksiklikleri olur. Otistik kişileri tanımlamak için kullanılan birçok davranış özellikleri vardır, ama genellikle hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve sıklıkla hepsi aynı anda görülmez.

Otizm, bir hastalık olarak değil, gelişimsel bir sendrom olarak tanımlanır.

OTİZMİN YAYGINLIĞI NEDİR?
Her on bin kişi içinde 4-5 kişi tipik otizme sahipken, 15-20 kişi de otistik davranışlar sergilemektedir.

Önceleri 2,500'de 1 olarak bildirilen değer, bugün 1,000'de 1 civarındadır. Hatta kimilerine göre, en geniş tanımı kullanıldığında, bu oran 500'de 1'dir. Zaman içinde sıklıkta izlenen bu artış için farklı görüşler vardır. Bir görüşe göre, çevre kirliliği, radyasyon, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gibi nedenlerle hastalığın giderek  arttığı savunulmaktadır. Diğer bir görüşe göre, hastlık artık daha iyi tanınmakta ve hafif formları da bu sayıya eklendiği için sıklık oranı artmış gözükmektedir.

OTİZMDE TEMEL BELİRTİLER NELERDİR?
Otizmde görülen belirtiler 3 temel grupta yer alır:

1) Toplumsal ilişkilerin gelişiminde bozukluk.
2) Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk; sembolik oyun da dahil olmak üzere, hayal gücündeki yoksunluk.
3) Takıntılı, tekrarlayın davranışlar, ilgi alanının kısıtlılığı ve darlığı.

OTİZM NELERLE KARIŞIR?
Özellikle küçük yaşlarda, otizm, özellikleri ve seyri bakımından, otizmden çok farklı olan başka rahatsızlık ve hastalıklarla karışabilir. Otizm, doğumsal sağırlık, çocukluk çağı depresyonu, çocukluk çağına özgü konuşma sorunları, zekâ geriliği ve dikkat eksikliğiyle  -hiperaktivite bozukluğu – ile karışabilir.

Gelişmiş ülkelerde otizm kuşkusu uyandıran tüm çocuklar, ayrıntılı bir işitme değerlendirmesinden geçerler. Çünkü doğuştan işitme özürlü olan çocuklar, otistik davranış benzeri davranışlar sergileyebilirler ve bunların erken tanısıyla tedavileri daha kolay ve başarılı olur. Erken işitme cihazı kullanılmaya başlanmasıyla iyi sonuçlar alındığı için bu noktaya dikkat etmek gerekir. Ülkemizde aileler çocuklarının işitmesine kendileri karar vermektedirler. Ancak, konuşma seslerini işitmek için gerekli olan işitme düzeyini bu konuda deneyimli kişiler belirleyebilir. Bu nedenle yanıltıcı sonuçlardan kaçınmak için işitme testlerinin yapılması gerekir. Yıııe otistik çocuklarda, bağışıklık sistemindeki sorunlara bağlı olarak enfeksiyonlar ve bununla ilişkili olarak, sık sık orta kulak iltihapları ve bunun sonucunda, iki taraflı işitme kayıpları görülebilir. Bu nedenle her olistik çocuğun, işitmesi görünürde normal gözükse bile, bir kez ayrıntılı kulak-burun-boğaz incelemesinden geçmesi gerekir.

Gerek ağır konuşma bozukluklarını, gerekse ağır dikkat sorunlarını otizmden ilk bakışta ve görüşmede ayırmak söz konusu olamayabilir. Bu durumda, hekimin bir süre izleyip değişik ortamlarda çocuğu değerlendirmesi, gerekirse başka meslektaşlarının görüşünü alması uygun olacaktır. Yine dikkat edilmesi gereken konulardan biri, doğuştan görme özürlü bebeklerde de otizm benzeri davranışların görülmesidir. Böyle bir bebek göz göze gelmeyecek ve çevreyle ilgilenmeyecektir. Ağır doğumsal görme özrü ile otizm arasındaki ilişkiler halen incelenmektedir. Fototerapi gören bazı bebeklerde görülen bir hastalık olan 'retrolental fibroplazi'nin, otizmle ilişkili olduğuna dair bazı bilgiler vardır. Kuşkulanılan durumlarda, göz hekiminin ve çocuk nöroloğunun görüşünün alınmasında büyük yarar vardır.

Konuşma bozukluğu olan çocuklarda, otistik çocuklarda görülen tipik sosyal ilişki sorunları görülmez. Aynı durum, zekâ geriliği olan çocuklar için de geçerlidir. Ancak zekâ geriliği çok ağırsa, sıklıkla ona otizm de eşlik eder, ama hafif ve orta zekâ özürlü çocuklar, tam tersine, oldukça sokulgan ve sevecendirler.

“Seçici Mutizm” adı verilen bambaşka bir durumda ise çocuk, sadece belli durumlarda konuşmaz. Örneğin, evde tamamen normal konuşan ve ilişkilerinde hiçbir sorun olmayan çocuk, okulda, dış bir ortamda, tek kelime dahi söylemez. Bu durum da beyinsel bir özürdür.

Otizmle ayırt edilmesi gereken bir başka bozukluk, stereotipik hareket bozukluğudur. Otizm olmaksızın da otizime özgü stereotipik hareketler, yani tekrarlayıcı hareketler geçici bir süre normal çocuklarda veya kalıcı olarak başka hastalıklarda da görülebilir. Bu nedenle, tek kışına bu tip tekrarlayıcı hareketlerin varlığı, otizm tanısı içiıı yeterli değildir.

BU YAZI DİZİSİNİN DİĞER BAŞLIKLARI İÇİN TIKLAYINIZ

DİZİ & ARAŞTIRMA BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.