Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ONA HASTALIKLARDAN KORUNMAYI ÖĞRETİN!

ONA HASTALIKLARDAN KORUNMAYI ÖĞRETİN!

Çocuğunuzun hastalanmaması imkansız. Fakat, ona hastalıklardan korkmak yerine hastalıklardan korunmayı ve yaşam kalitesini yükseltmeyi öğretebilirsiniz. Tabii, bu konuda da, sizin ona nasıl bir örnek oluşturduğunuz çok önemli!


Evet, el yıkama alışkanlığınız var mı? Ya, sigara alışkanlığınız? Hastalandığınızda yakınlarınızı öpmekten kendinizi alıkoyabiliyor musunuz, ya da aksırıp hapşurduğunuzda ağzınızı eliniz yerine kağıt mendille kapatıyor musunuz? Cevabınız ve uygulamalarınız her ne olursa olsun, bu ve benzeri konularda çocuğuza öğretmeniz gerekenler var!

Bu arada, hatırlamamız gereken bir konu da, bağışıklık sistemimizi ilgilendiren pek çok faktörün olduğu: Genetik özellikler, beslenme, yaşam biçimi, temizlik ve hijyen kurallar, aşılar, hatta uyku düzeni gibi...

İşte, hem kendinizi, hem de çocuğunuzu hastalıklardan korumanın yolları ve uygulaması küçük, sonuçları büyük ipuçları...

- Okullarda ve toplu yaşanan mekanlarda teneffüs ettiğimiz havanın yanı sıra, kullanılan eşyalara, masalara, kapı tokmaklarına yerleşen mikroplar da çocukları hasta edebiliyor. Bu nedenlerle, çocuğunuzu hastalıklardan korumak için ilk yapmanız gereken, ona ellerini yıkama alışkanlığı kazandırmak olmalı. Çünkü, sadece 20 saniye elleri yıkayarak virüs ve bakterilerin neden olduğu, birçok bulaşıcı hastalıktan korunmak mümkün. Unutmayın; el yıkamak hayat kurtarır!

- El yıkamak tabii ki, tuvalet kullanımı ve tuvalet eğitimi sırasında da çocuklara benimsetilmesi gereken temizlik kurallarının başında geliyor.

- Mikroplar, aksırık ve öksürük yoluyla havaya yayılır. Bu nedenle, çocuğunuzun eliyle ağzını kapamasını istemek yerine, ona kağıt mendille ağzını-burnunu kapamayı öğretin.

- Diş fırçalarının sık sık (ayda bir kez) değiştirilmesi de hastalıklardan korunmada alınacak önlemler arasında yer alıyor. Çünkü diş fırçaları da zamanla mikrop yuvası haline geliyor.

- Temizlik ve hijyen kurallarına uymanın yanı sıra, enfeksiyonlu kişi-kişilerle yakın temasta bulunmamak da, hastalıklardan korunmak için uyulması gereken çok önemli bir kural. Bu nedenle çocuğunuz hastalandığında, okula göndermemek konusunda bilinçli davranmanın yanı sıra, çocuklarımızı da hasta ziyaretlerine götürmemeli ve evde hasta yatan aile üyesiyle temasını engellemeliyiz.

- Hastalanıldığında evde dinlenmek, bol sıvı alınması, gerektiğinde ateş düşürücülerin kullanılması, yaşanılan mekanların havalandırılması kış hastalıklarının bulgularını azaltmaya yarayan yöntemler arasındadır.

- Elleri, ağız ve burun çevresini temiz tutmak ne kadar önemliyse, burnun içini temiz tutmak da hem hastalık öncesi, hem de hastalık sırasında önem taşıyan konulardan bir tanesi. Çocuğunuza düzenli olarak serum fizyolojik kullanarak (bir tür hijyenik su) burun temizliğini sağlayabilirsiniz. Eczaneden almak yerine evde hazırlamak isterseniz, bir su bardağı kaynatılıp soğutulmuş su içine 1 çay kaşığı karbonat ve bir çay kaşığı kaya tuzu koyarak karıştırmanız yeterli.

- Solunum yolu hastalıkları sırasında, yaşanılan mekanlardaki nem miktarı da önem taşımakta. Bu nedenle, bir oda nemlendiricisi edinebilirsiniz. Ancak, aletin içine koyacağınız suyun steril olmasına dikkat edin. Ya da, kaloriferlerin (ya da sobanın) üstüne su koyarak, evin nemlenmesini sağlayabilirsiniz. Fakat, kazaları önlemek şartıyla...

- Kendi sağlığınızı düşünmüyor olsanız bile, çocuğunuzun ve diğer bireylerin sağlığını düşünerek evde ve diğer kapalı ortamlarda sigara içmemeniz de enfeksiyon sıklığını belirgin olarak azaltacaktır.

- İlk 6 ay anne sütü alan çocukların daha az üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalandıkları bilinmektedir. Bu ve diğer pek çok nedenle bebeğinizi mutlaka emzirin.

- Hastalığın seyri sırasında belirtiler iyi ya da kötü yönde değişebilir. Bu nedenle çocuğunuz hastalandığında, hastalığı doktor kontrolünde izlemeniz önemlidir. Örneğin; bir bronşiyolit başlangıçta nezle gibi görünebilir. Zatürre, genellikle gribi izler. Aynı şekilde virüs enfeksiyonlarını da bakteri enfeksiyonları izleyebilir.

- Kış hastalıklarına genellikle virüsler neden olur. Ve antibiyotik kullanımı virüslere etki etmez. Doktorunuza danışmadan çocuğunuza antibiyotik vermeyin. Üstelik, antibiyotiklerin gereksiz kullanımı, mikroorganizmalara düşmanını zamanından önce tanıma şansı verdiği için, antibiyotiklerle öldürülemeyen dirençli tiplerin gelişmesine yol açar.

- Ateş, vücudun doğal savunma mekanizmalarından biridir. Bu nedenle çocuğunuzun ateşi çıktığında, ateşin ortadan kaldırılması değil, kontrol altına alınması gerekir. Özellikle ilk 24 saat, ateşin belli bir düzeyde sürmesi doğal karşılanır.

- Yılda 6 ila 10 defa üstsolunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuğunuz için endişelenmeyin. Unutmayın ki, çocuğunuzun geçirdiği her hastalık bağışıklık sistemi için olumlu bir deneyimdir. Çocuğun bağışıklık sistemi yıllar ilerledikçe, mikroplarla daha kolay başa çıkar.

- Hastalıklardan korunmada beslenme ve uyku düzeni gibi yaşam alışkanlıkları da çok etkilidir. Dolayısıyla, dengeli beslenen ve düzenli olarak uykusunu alan çocuğun bağışıklık sistemi de daha güçlü olacaktır.

AŞILAR İHMALE GELMEZ!
Rutin aşılarının yanı sıra okula giden çocuklara Pnömokok ve Grip aşısı yaptırmanızda da büyük yarar var. Çünkü bu aşıları olan çocuklar, üstsolunum yolu hastalıklarına, zatürre, ortakulak iltihabı ve memenjit hastalıklarına karşı daha dirençli oluyorlar.

Pnömokok aşısı
Dünyada 2 tip pnömokok aşısı vardır. Bir tanesi 2 yaşından sonra ruhsatı olan diğeri ise 2. aydan sonra yapılabilen aşılardır. Dünyada az sayıda ülkede rutin uygulanır. Ülkemizde de 4 aydır rutine girmeye başlamıştır. 2., 4., 6. ve 12-15. aylarda uygulanır. Bir yaşından büyüklerde en az iki ay ara ile 2 doz, iki yaşından büyüklerde ise tek doz uygulanır.
2 yaşın üstünde orak hücreli anemi, kistik fibroz, diabetes mellitus, kronik karaciğer hastalığı, HIV, nefrotik sendrom, kronik böbrek yetmezliği, dalak yokluğu ya da yetmezliği, astım durumunda önerilmektedir. Aşı yerinde şişlik, kızarıklık ve ateş yapabilir.

İnfluenza (grip) aşısı
Aşı 9 yaşından küçük çocuklara 2 doz, 9 yaş üstü çocuklara 1 doz uygulanır. 6-35 ay arası çocuklarda yarım dozdur (0,25 ml). 1 yıl süre ile yüzde 50-95 arasında koruyuculuk sağlar. Rutin aşı takviminde yoktur. 6 aydan büyük ve şu sorunları yaşayan çocuklara yapılması tavsiye edilir: Astım, kistik fibroz, kalp hastalığı, ciddi bağışıklık yetmezliği, HIV enfeksiyon , orak hücreli anemi, diabetus mellitus, kawazaki, kronik böbrek yetmezliği.
BESLENME ÇOK ÖNEMLİ!
Büyümekte olan çocuklar, toplam kalori ihtiyaçlarının yüzde 50’sini karbonhidratlardan, nişastalı ve unlu gıdalardan, yüzde 35’ini yağlardan, yüzde 15’ini proteinlerden alıyorlar. Beslenme açısından en çok özen gösterilmesi gereken husus ise sabah kahvaltıları. Her yemekte mutlaka sebze ve meyve yemeleri, günde ortalama 500 gram süt ürünleri tüketmeleri, et ve kurubaklagillerden de sıklıkla tüketmeleri gerekiyor. Demir eksikliği olmaması için ise kırmızı et tüketmeleri gerekiyor.

Okula yeni başlayacak çocuklar için örnek bir mönü:

Sabah

1 çay bardağı süt veya taze sıkılmış meyve suyu
1 kibrit kutusu kadar peynir veya 1 yumurta (haftada 2-3 kez)
3- 5 adet zeytin
2-3 tatlı kaşığı reçel, bal veya pekmez
1-2 dilim ekmek
Sebze söğüş (mevsimine göre domates-salatalık)
NOT: Vakit yoksa, peynirli/yumurtalı sebzeli ekmek ve süt
Ya da peynirli tost ve ayran ile kahvaltı mutlaka yapılmalıdır.

Ara
Meyve

Öğle
1-2 köfte büyüklüğünde et, tavuk veya balık
3-4 yemek kaşığı sebze yemeği
3-4 yemek kaşığı pilav veya makarna
½ kase yoğurt veya ayran
1-2 dilim ekmek

Öğleden sonra
Taze sıkılmış meyve suyu veya bütün meyve
1 dilim kek veya kurabiye
NOT: İkindide okul varsa, bu öğünü akşam yemeğinden sonra da yiyebilir.

Akşam
1 kase çorba
5-6 yemek kaşığı etli sebze yemeği
½ kase yoğurt veya ayran
1-2 dilim ekmek
2-3 yemek kaşığı salata

Yatmadan önce
1 kupa süt

 

ÇOCUK HASTALANDI DİYE KAFAYI KIRMAYIN!
Valla, burada söylemeden geçemeyeceğim; Duru’yu ilkokul öncesi anaokuluna verip vermeme kararını düşünürken; “Ben çocuğumu 5 yaşına gelmeden okula vermem kardeşim!” diyen çooook doktor tanıdım. O nedenle, bu konuda da annelerin işinin ne kadar zor olduğunu kimse tahmin edemez! Çünkü, kapı gibi doktorlar, 5 yaşına gelmeden ben olsam vermem diyebiliyor! Eh, bu insanlar, mikropları tanıyor, mikropların nasıl bulaştığını biliyor. Çocukların 6-7 yaşından önce bağışıklık sistemlerinin oluşmadığını biliyor. Okullarda hijyen konularının durumunu biliyor vs. Fakat, öte yandan, yani bu çocukların fizik sağlıklarını korumaya çalışırken, “Pamuklar içinde büyüsün, nasıl olsa 6 yaşında mecburen okullu olacak” derken, bir de onların ruh sağlığını, sosyal gelişimlerini düşünmek gerekiyor. Bu da, evde yeterince ve anne kuzusu olma durumlarıyla sağlanamayabiliyor. 2 yaşında bu veletler bir başlıyorlar ayaklanmaya ve bilemediniz 3 yaşında, yaşıtlarıyla paylaşmak ihtiyaçları doğuyor. Karar sizin! Yani annelerin! Babalar malum, bu tür kararlara pek karışmazlar! Ama, anaokuluna gitsin ya da gitmesin, bu çocuklar hastalanıyor! Bu bir… Tabii ki, okula gidenler daha çok hastalanıyor! Bu iki… Fakat, hayat bu; hastalık da var, sağlık da; en iyisi mi, her ne şart altında olursa olsun çocuğunuz hastalandığında siz ruh sağlığınızı korumaya bakın. Bu da üç… Ben korumaya çalışıyorum, ama kolay olmuyor. Hadi bu da dört…

 

ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.