Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ÇOCUĞUNA "HAYDİ, ACELE ET" DEMEYEN ANNE VAR MI?

ÇOCUĞUNA "HAYDİ, ACELE ET" DEMEYEN ANNE VAR MI?

Hiç saydınız mı, günde kaç kere çocuğunuza “hadi” ile başlayan cümleler kuruyorsunuz? Hadi, itiraf edin!..


Fransız psikoloji dergisi Psychologies, geçtiğimiz günlerde internet sitesinde yayımladığı makalede çocukların acele etmeye zorlanmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Psikolog Beatrice Copper-Royer, “Ebeveynler günlük hayatın akışını çocuklar için yavaşlatmalı. Çocukların, hayal kurmak, düşünmek, hissetmek, dünyayı ve kendilerini anlayabilmek için zamana ihtiyaçları var” diyerek aileleri uyardı.

Uzmanlar, çocuğun kendi hızında yemek yemesinin, giyinmesinin ve oyun oynamasının kişiliğini oluşturmada önemli olduğunu söylüyor.

Bizde de bu işe yıllarını vermiş uzmanlardan biri olan, “Unutkan Erkekler 'Hadi'leyen Anneler” kitabının da yazarı, Uzman Psikolog Fatma Torun Reid bu konuda şunları söylüyor: “Çocuklara çok sık 'hadi' sözcüğü kullanıldığında, ileride ya telaşlı, her an için treni, vapuru kaçıracakmış gibi koşturan, aceleci yetişkinler ya da bugünün işini yarına bırakan 'unutkan büyükler' oluyorlar. Tembellik ya da sorumsuzluk diye adlandırılan birçok davranışın arkasında belki de bu var...

Bugünün işini yarına bırakan erkeklerin geçmişinde de 'hadi'leyen anneler var. Sadece erkek çocuklar için değil, kız çocuklar için de bu sözcüğün olumsuz etkisi söz konusu.
'Hadi' sözcüğünün adeta 'karşı koy' anlamında bir etkisi var. Açık açık 'Yapmak istemiyorum' diyemeyen çocuk uyumlu gibi görünüp yapılması gerekeni unutur, erteler veya tam tersini yapar. Tabii, bilerek, programlayarak değil, bu bir pasif direniştir. İç dünyasının kazancı, hükmedilmeyi önlemek, kontrolü elde tutmak; duygu içeriği ise endişe ve öfkedir.

'Hadi'leyen annelerin ortak yönü, sabırsız veya mükemmelliyetçi olmalarıdır. Pasif direnişin günlük hayatımızdaki en yaygın örnekleri ise, 10 dakikalık kahvaltıyı 1 saate uzatan minikler, bir türlü okul servisine yetişemeyen çocuklar, iş yerinde istenilen bir şeyi mutlak bir şekilde değişik uygulayanlar, eşinin siparişini sürekli unutan büyükler...

Çocukluğun bu gizli savunması, baskıya karşı tepki, ileriki yaşlarda da insan ilişkilerinde tekrar tekrar sahneye geliyor. Belki de en çok erkeğin dünyasında eleştiren, titizlenen 'hadi'leyen eşlerle olan ilişkide.”


Merve Soysal Başa (Uzman Klinik Psikolog):
“Çocukların gelişimine bakıldığı zaman, gelişim basamaklarını aynı sırayla çıktığını ama bir sonraki adıma geçme süresinin farklı olduğunu görürüz. Örneğin, çocuklar önce emekler sonra yürümeye başlarlar. Bunları, çevreden gelen uyaranlarla değil kendi gelişim hızlarına göre gerçekleştirirler. Bu sebeple, çocuk büyürken, bazı becerilerin gelişimi için destek verilmeli; fakat bu arada onun yaşı, fiziksel ve bilişsel yetenekleri göz önünde bulundurulmalıdır.


Ebeveynlerinin hızlı giyinmesi, yemek yemesi hatta yürümesi o çocuk için bağlayıcı bir unsur taşımamaktadır. Çocuk bu işlemleri yaparken bir öğrenme süreci içinde ve hayatı tanımaya çalışmaktadır. Çocuğu durmadan uyarma ile hızlandırmaya çalışmak hem aralarındaki ilişkiyi zedeleyecek hem de çocuğun bir süre sonra, 'Ben hiçbir şeyi düzgün ve zamanında yapamıyorum' düşüncesini benimsemesine ve özgüveninin zedelenmesine yol açacaktır."

ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.