Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ÇOCUKLAR VE BİTMEK BİLMEYEN SORULARI

ÇOCUKLAR VE BİTMEK BİLMEYEN SORULARI

“Bizim çocuk pek meraklı, sürekli sorular soruyor.” Bu cümleyi kurmayan anne baba yok gibi... Evet, çocuk meraklıdır ve öğrenmenin sınırı yoktur. Ancak çoğu zaman bu sonu gelmeyen sorularla başa çıkmaya çalışmak ya da kendini bitmek bilmeyen sorular karşısında yetersiz hissetmek, anne babalara büyük stresler yaşatabiliyor. İşte, çocuklarınızın sorularını strese girmeden karşılamanın yolları...


Küçük yaramazlar 1 yaşını geçip de az çok konuşmaya başladıklarında soruları da başlıyor. Genellikle hemen her şeyi işaret parmaklarıyla işaret ederek, “Bu ne?” diye başlıyorlar sormaya… “Buna ne, bu ne, bu ne?”

Siz de cevap veriyorsunuz… “Ağaç, kedi, kapı kolu…” Sonra o da tekrarlıyor; “Bak bu kedi!” Öğrendiklerini size öğretmeye başlıyor ve böylece tekrarlayarak öğreniyor. Üstelik, sizin her şeyi bildiğinizi varsayıyor! Yaşı büyüdükçe sorularının içeriği de farklılaşıp gelişiyor… Her geçen gün daha çok daha çok soruyor… Ve çocuğun sormaları, sizinle taa en başından güven ilişkisi kurmuşsa ve sizden aldığı cevaplardan tatmin oluyorsa, ayrıca da soru sorduğunda sorusunu cevaplamak üzere elinizden geleni yapacağınızı biliyorsa, hiç bitmiyor… Bakın, bizler anne baba olduk, ama anne babalarımıza sormaya devam ediyoruz, tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz.

Psikolog Simon Cusworth, “Neden” sorularının, çocuğun neden sonuç ilişkisini anlama, çevresinde olanları öğrenme ve dil gelişimi üzerinde etkili olduğu gibi, aynı zamanda otoriteye karşı bir tehdit de oluşturabildiğini söylüyor ve anne babalara bazı önerilerde bulunuyor. Örneğin “Neden o anda banyo yapmak gerekiyor ya da neden yemekten önce çikolata yenmez?” gibi... Küçük meraklının soruları karşısında öncelikle anlaşılması gereken, “her sorunun cevabını bilemeyeceğiniz ve bazı soruların da bir cevabının olmadığı”. Yani, çocuğunuzun sorusu kimsenin cevabını bilmediği bir soru da olabilir.

İŞTE ÖRNEK BİR DİYALOG:
Soru: Neden dişlerim sallanıp, düşüyor?
Cevap: Yeni gelen dişlere yer yapmak için.
Soru: Neden yeni dişler geliyor?
Cevap: Sen büyüyünce ihtiyacın olacağı için.
Soru: Neden aynı dişlerden daha fazla çıkmıyor?
Cevap: (Sinirli bir şekilde) Git babana sor!

Çocuk bu sorulara bıkmadan usanmadan devam ediyor. Ve onu böyle zamanlarda kolayca erteleyemiyorsunuz. Yapabileceğiniz en iyi şey ise, cevapları öğrenmek ve ona anlatmak. Örneğin:
- İnternetten ya da kitaplardan dişlerle ilgili daha fazla bilgi edinip ona yaşına uygun bir dille aktarabilirsiniz.
- Diş albümü varsa ilk kaybettiği dişlerden bazılarını gösterebilirsiniz.
- Ya da bir dişçiden randevu alıp, çocuğunuzun dişçiden en sağlıklı bilgiyi almasını sağlayabilirsiniz.

Kendinizi her zaman çocuğa cevap vermek zorunda da hissetmeyin. Elbette her sorunun yanıtını herkes bilemez. Bu gerçeği ondan saklamayın. “Bunu bilmiyorum, ama istersen birlikte öğrenelim” ya da “Emin değilim” cümlelerini kurmaktan çekinmeyin.

ÇOCUĞA ARAŞTIRMA RUHU KAZANDIRIN!
Çocuk, her sorusunun yanıtını sizden, eşinizden ya da yakınınızdaki yetişkinlerden alamayacağını ama en doğru bilgiye ulaşmak için desteğinizi alacağını bilmelidir. Bu nedenle ona özel araştırma alanları yaratabilirsiniz. Çocuğun merak duygusunu giderirken en önemli nokta; onun şevkini kırmamak, onu öğrenmekten zevk alacak şekilde yönlendirmek ve araştırmacı olması için motive etmektir.

- Ona yaşına uygun kitaplar hediye edin.  Ve mümkünse bu kitaplardan en az biri onun sıkça sorduğu konularla ilgili olsun.
- Her şeyden biraz anlayabileceği çocuk ansiklopedileri de çocuğun merak duygusunu giderebilmesine yardımcı olur.
- İnternet de doğru kullanıldığında derin bir bilgi okyanusu. Tabii, sizin denetiminizde kullanması şartıyla...
- Yerel bir kütüphaneye çocuğu üye yapın. Yaşı küçükse birlikte gidin ve merak ettiği konudaki kitapları birlikte okuyun. Bu hem onu kitaplara yakınlaştırır, hem de her gün başka şeyler öğrenmesi için harika bir etkinlik olur.

 

Psikolog Şeyda Özdalga:
“CEVAPLARINIZ ÇOCUĞUN YAŞINA UYGUN OLMALI”

“Şimdi değil, sonra anlatırım’ şeklindeki yaklaşımlar çocukların hayal kırıklığı yaşamasına, kendilerini değersiz hissetmelerine, kaygı yaşamalarına, belki de güvenli olmayan bir yolla öğrenmeye çalışmalarına neden olabilir. Aslında çocukların soruları onların ilgi, merak, endişe ve iç dünyaları ile ilgili yaratıcı bir süreçtir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde keşfetmek, yardımcı olmak, geliştirmek, yönlendirmek onlara katkı sağlar. Doğru bilgiyi ailelerinden alabileceklerini bilirlerse, her zaman onların rehberliğinden yararlanır, iletişimlerini sürdürürler.

Net, dürüst cevaplar vermek, onun yaşına uygun olmasına dikkat etmek, cevabını bilmedikleriniz için yeri geldiğinde ‘Bilmiyorum’ demek, ‘İstersen araştıralım, başkasına soralım’ demek yardımcı olabilir. Ayrıca zor sorulan, merakını gidermek yanında o konuyla ilgili endişe ve korku gibi duygusal sorunlarını da yansıtıyor olabilir. Çocuklar ölümle ilgili soruları sık sık sorarlar; örneğin, bu durumda: ‘Benim öleceğimden korkuyorsun sanırım’ gibi çocuğun duygusunu deşifre eden bir yaklaşım ile yaşamın başlangıç ve bitişinin olduğu, onunla birlikte uzun yıllar bir arada olmayı istediğinizi anlatmak bu endişesini anlamlandıran doğru bir yanıt olacaktır. Dikkat edilecek nokta, onu ölüm fikrine alıştırıp hazırlamaktan çok, onu rahatlatmaya yönelik olmalıdır. ‘Şu anda bak seninleyim, beraberiz’ gibi kısa bir cevap da yeterlidir. Kaygı, geleceğe yönelik olduğundan ‘Acaba ne kadar ileride ailesiz, yalnız kalır mıyım?’ şeklinde bir düşünce de önlenmiş olur.

Cevapların çocuğu tatmin etmemesi, konuyla ilgili soruları sormaya devam etmesinden, aynı soruyu başkalarına da sormasından anlaşılabilir. Genellikle cinsellikle ilgili soruları cevaplandırmak sosyo-kültürel seviyeye ve paylaşma becerisine bağlı olarak aileleri zorlar. Bu durumda doğru kitaplardan yararlanmak ya da bunu açıklayabilecek başka bir kişiden, eşten yani diğer ebeveyden destek almak da gerekir. Bu konuları her yaş grubuna uygun anlatan, işin fiziksel ve duygusal yönünü de vurgulayan kitaplar işinizi kolaylaştıracaktır.”


ANNE BABALARA TAVSİYELER
- Cevabınız çocuğun kaygısını anlamaya yönelik olmalı.
- Açık, net, doğru yanıtları içermeli.
- Fazla ve gereksiz bilgi ile çocuğun kafası karıştırılmamalı.
- “Büyüyünce anlatırım, sonra anlatırım” şeklinde sorular geçiştirilmemeli.
- Anne baba arasında ortak bir yaklaşım olmalı. Çocuğa çifte mesajlar verilmemeli.
- Çocuğun sorduğu sorunun cevabı bilinmiyorsa, bu açıkça belirtilmeli.
- Kaynak kitaplardan yararlanılmalı.
- İzlediği filmler denetlenerek, cinsellik ve şiddet öğelerinin olumsuz etkisi önlenmeli.
- Çocuk, sorularının ailesinin yanıtlayabileceğini bilmeli.
- Verilen cevaplar çocuğun yaşına, psikolojik olgunluğuna uygun olmalı.

ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.