Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

Zaman zaman çıldıracağınızı düşünebilirsiniz...
ÖYLEYSE, 2 YAŞA HOŞ GELDİNİZ!

ÖYLEYSE,  2 YAŞA HOŞ GELDİNİZ!

“Her şeye hayır diyor”, “Benimle sürekli inatlaşıyor”, “Hep kendi istediklerini yaptırmaya çalışıyor”, “Ne söylesem tersini savunuyor”... Bu cümleler size de tanıdık geldi mi? Öyleyse, 2 yaşa hoşgeldiniz! Bebeğiniz artık birey olduğunu fark ediyor ve kendi duygularını, davranışlarını size ispatlamaya çalışıyor. Sakin ve sabırlı olun, bunun bir süreç olduğunu unutmayın, minik bebeğinizin büyüdüğünü kabullenin.


Literatürde “korkunç 2 yaş” olarak geçen, 1,5 yaş ile 4 yaş arasında, “ilk ergenlik” diye de tanımlanan bu dönemde, çocuğun ilk birey olma denemeleri, anne baba ve bakım veren kişi-kişiler tarafından dengelenemediğinde işler çığrından çıkabiliyor. Öyle ki, çocuklar kendilerini yerden yere atıyor, zarar verecek derecede kendilerine ya da karşılarındaki kişiye vuruyor, beslenme ve uyku düzenleri bozuluyor, ağlama ve öfke nöbetlerine kapılabiliyorlar. Eğer, bu süreçte anne de çocuğa tek başına bakıyor, günler geceler birbirine ekleniyor, baba ve yakın çevre anneye destek vermiyorsa; annenin yorgunluğu, çocuğun 2 yaş kriziyle birleştiğinde, anneler bu 2 yaş krizini tolere edemediği gibi, kendileri de depresyona girebiliyorlar. Ve aile içi ilişkiler kısırdöngüye sürükleniyor.

Klinik Psikolog Şebnem Orhan, “2 yaş, çocuğun gelişim sürecinde bebeklikten çocukluğa geçiş evresini temsil eder. Birçok değişimi içeren bu dönem çocuğun duygusal dünyasında büyük iniş çıkışlara neden olur. Çünkü,  gün geçtikçe büyüyüp gelişen bebek, bedenini de kullanarak kendini güvende hissettiği ortamlarda etrafı keşfetmeye, çevresinde konuşulanları anlamaya, deneyimlerini daha öncekilerle birleştirerek öğrenmektedir” diyor.


NEDEN HER ŞEYİ KENDİ YAPMAK İSTİYOR?

Çocuk farklı alanlarda gösterdiği gelişimle birçok aktiviteyi kendi başına yapma becerisini edinmiştir. 2 yaşla birlikte kendi kendine yemek yiyebilir, suyunu içebilir, boyu yetiyorsa düğmeye basıp ışığı açabilir, yüksekteki bir oyuncağını alamazsa yüksek bir şeyin üzerine basıp ulaşabilir. Bunlarla birlikte bağımsızlaşmasına ve büyümesine katkı sağlayacak tuvalet alışkanlığını da yine bu dönemde kazanır. Becerilerindeki bu önemli gelişmeler, çocuğun kendine kendine yetebileceği, çevresindeki yetişkinlere ihtiyacı olmadığı düşüncesine kapılmasına neden olur. Bu nedenle çevresindekilerin yardımlarına şiddetle karşı çıkar. Ancak yaşadığı deneyimler her zaman olumlu sonuçlanmaz. Kimi zaman merdivenden kendi başına çıkmak isterken tökezleyip düşer, kimi zaman yemeğini üstüne döker ya da çok istediği çikolatanın kağıdını açamaz. Hayal kırıklığı, üzüntü ve yetersizlik kaçınılmazdır.

NEDEN ÖFKE KRİZİ GEÇİRİYOR?
Bu dönemde yaşanan her türlü duygu yoğun olarak yaşanır. Öfke, üzüntü, sevinç, heyecan hepsi hissedildiği gibi ortaya çıkar. Bunun nedeni çocuğun kendi iç dünyasında bu duygularla nasıl başedeceğini bilemeyip, yeterince içinde tutup işleyemeden dışarı atma çabasından kaynaklanır. Dile dökülemeyen yoğun duygular bedenle dışarı vurulur. Dolayısıyla, arkadaşı oyuncağını elinden aldığında çok sinirlenip vurabilir ya da annesi istediği oyuncağı almadığı için oyuncak dükkanında kendini yerlere atıp ağlamaya başlayabilir. Öfke nöbetleri de böylesine baş edilemeyen duygular, yoğun duygu seli içerisinde yaşanır. 
 

ANNE BABALARA ÖNERİLER
- Çocuğunuzdan bir adım önde olun: Çocuğunuzun zorlandığı alanları en iyi siz bilirsiniz. Bunlarla ilgili önleyici stratejiler geliştirebilirsiniz. Örneğin, siz işten geldikten sonra yemek yedirmekte zorlanıyor, onun ilgisini yemeğe odaklamayıp çatışıyorsanız, bırakın akşam yemeğini siz gelmeden yesin. Çocuğunuz belki de siz geldiğiniz için heyecanlanıyor ve konsantre olamıyordur.
- Çocuğunuza gücünüzü hissettirin: Güvenli ortam sadece bakım verilmesi, sevgi ve şefkatle olmaz, bunun yanına yetişkinin gücünü de eklemek gerekir. Çocuklar birlikte oldukları yetişkinin güçlü, kendinden emin, ne yaptığını bilen, sakin ve otoriter olmasını ister. Çocuğu ağlarken, çaresizlikle karşısında ağlayan annenin gücünden ya da istediği bir şey alınmadığı için ağlayan bir çocukla baş edemediği için istediğini yapan bir anne babanın gücünden söz etmek mümkün olmaz. Çatışma zamanlarında anne babanın soğukkanlılığını koruması, öfke göstermeden sakinlik ile gücünü çocuğuna hissettirmesi gerekir. Böylece çocuk da bu gücü içselleştirip, ileride yaşayacağı benzer bir durumda kendisini kontrol edebilme gücünü bulabilir.
- Çocuğunuza kendini güvende hissedeceği kurallar ve sınırlar koyun: Çocukların kendi güvenliklerini sağlamanın sorumluluğunu almak için yeterince donanımları yoktur. Kendi adlarına sağlıklı karar alabilecekleri yaşa gelinceye kadar anne babanın onlara yapmaları ve yapmamaları gereken şeyleri söylemesi gerekir. Sınırlar çocukları korur, nereye kadar kendilerinin özgürce hareket edebileceklerini öğretir. Kendilerinin de evin dışında başkalarına sınır koyabilmeyi ve dolayısıyla da koruyabilmesini öğretir.
- Koyduğunuz kuralların ve sınırların açıklamasını yapın: Çocukların anlamadıkları bir şeye ayak uydurmaya çalışması beklenemez. Ayrıca kendisine konulan bu kuralların nedenini anlamaya da hakkı vardır. 
- Mesajların net ve tutarlı olduğuna dikkat edin: Konulan kuralların, verilen mesajların her zaman aynı ve tutarlı olması, çocuğun deneyimlerinden daha çabuk öğrenmelerine yardımcı olur.
- Çocuğunuza seçim yapma hakkı verin: Çocuğunuz böylece karar verme keyfini tatmış olur. Eğer bir durumda istediği şey kabul edilebilir sınırlar içindeyse, bunu seçenekli olarak vermek iyi olabilir. “Ceketini giymek istemeyen çocuğa, kendin mi giymek istersin ben mi sana yardım edeyim?” gibi. Küçük seçimler yapmasına izin verildiğinde daha ilerde daha önemli kararlar alma becerisini geliştirir.
- Olumlu davranışları ödüllendirin, olumsuzu görmezden gelin: Anne babanın olumlu ilgisi ve ondan iyi bir şey duymak çocuk için en büyük ödüldür. Daha önce yapmakta zorlandığı bir şeyi yerine getiriyorsa takdiri hak ediyor demektir. Olumsuz her davranışa gösterilen tepki de çocuk için anne babanın ilgisini çekmeyi sağlayabilir. Bu nedenle çok gerekmedikçe her yaptığına müdahale etmemekte yarar vardır. 
- Çocuğunuza günlük rutin oluşturun: Yaşanan çatışmalardan birçoğu çocuğun günlük rutinleriyle ilişkilidir. Yemek, uyku, yıkanma, diş fırçalama gibi rutinleri erken yaştan itibaren geliştirildiğinde çocuğun bu dönemde yaşayabileceği çatışmalar azalır.
- Çocuğunuzun daha az istekli olduğu bir şeyi, daha çok istediği şeyin önüne koyun: Örneğin, dondurmasını yemeğini bitirdikten sonra alabileceğinizi söyleyin. İstediği bir şeye ulaşmak için, önündeki engeli bir an önce aşmak isteyecektir.
- Çocuğunuzun duygularına temas edin: Çocuğunuz yaşadığı hayal kırıklığı, üzüntü ve endişe gibi duygularıyla baş edemediği için zorluk yaşar. Duygularını onun adına ifade edin ki hem ne yaşadığını tanımlayabilsin, hem de bu duygularının sizin tarafınızdan kabul edildiğini anlayabilsin. Ancak bunları dışarı vurması için ona yol da göstermenize ihtiyacı olduğunu unutmayın. “Markette isteğin oyuncağı almadığın için üzüldün, ama bir dahaki sefere alacağım” gibi ifadeler çocuğunuzun duygularıyla baş etmesine yardımcı olacaktır. 
- Bu dönemin geçici olduğunu her zaman hatırlayın: Bu dönemin geçici olacağını kendinize hatırlatın ve kendinize iyi bakın.


ÖFKE KRİZLERİNDE YAPILMASI GEREKENLER:
- Öfke krizlerinin sizi kontrol etmesine izin vermeyin: Ağlamasını ve sorun çıkarmasını sonlandırması için istediğinin yerine getirilmesi, bir dahaki sefere krizin daha da kuvvetli yaşanmasına neden olur.
- Dikkatini başka yere çekin ve bir adım sonrasını uyarın: Kriz yaşanabileceği bir durumu önceden anlayıp, dikkatini başka şeye verildiğinde çocuk sıkıntı duyduğu konudan uzaklaşabilir. Örneğin, bir an önce yemek isteyen bir çocuğa sofrayı kurmasını istemek ya da sohbet edip dikkatini konudan uzaklaştırmak için yararlı olabilir. 
- Öfke krizi sırasında sakinleştirmeye çalışmayın: Böyle bir çaba krizin daha fazla uzamasına neden olur. Sakinleşmesi için çocuğunuz rahat bırakın, kabul ediyorsa uzaklaşın. Yanındaysanız konuşmadan susmasını bekleyin. Çocuğunuz neye ihtiyacı olduğunu size söyleyecektir.
- Görmemezlikten gelin: Özellikle dikkat çekmek için yapıldığını düşünüyorsanız, görmemezlikten gelmek gerçekten yararlı olacaktır. Gazete alıp okumak, başka şeyle ilgilenmek çocuğun beklediği ilgiyi sağlamaz.


Pedagog Duygu Çalışır:
“EMİR CÜMLELERİNİN YERİNE, ÖNERMELER KULLANMAYI DENEYİN”

Çocuğunuzla olumlu ifadeler seçerek konuşun. Emir cümleleri yerine olumlu ifadeler kullanılması, çocuğun itiraz etmesini azaltır. Bu nedenle “Şunu yap!” şeklinde konuşmak yerine “Hadi, şunu yapalım!” demek çocuğun uyumunu arttırır. Çocuk itiraz ettiğinde, “Hayır” dediğinde kızıp sinirlenmek, inatlaşmak, hatta yalvarmak yerine dikkatini başka yöne çekerek, olumlu ifadeler kullanarak sakinleştirmek sözünüzü dinlemesini kolaylaştıracaktır.

KURALLARI EN SAĞLIKLI ÖĞRENECEĞİ YER AİLEDİR
Çocuk merkezli ailelerde sevgi çocuğa şımartacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir. Bu tutumu benimseyen aileler, çocuğa kural koymanın gerekli olduğuna inanmazlar. Büyüdüğünde nasıl olsa kurallarla karşılaşacağı için şimdiden kural koymanın çocuğu olumsuz yönde etkileyeceği inancını taşırlar. Oysa kuralların en sağlıklı ve güvenli şekilde öğrenilebileceği yer aile ve evdir. Küçük yaştan itibaren belirli kurallar ve sınırlar içerisinde yetişen çocuklar bunu bir yaşam şekli olarak benimser ve sosyal ortamlardaki kurallara daha rahat uyum sağlarlar. Sağlıklı anne baba tutumu; anne ve babanın çocuğa karşı hoşgörülü olduğu, desteklediği, bazı kısıtlamalar dışında isteklerini yapmalarına izin verdiği tutumdur. Çocuk kabul edilmek ve onaylanmak ister. Hoşgörünün normal düzeyde gerçekleşmesi çocuğun kendine güvenen, yaratıcı bir birey olmasını sağlar. Bu tutumda evde kabul edilen ve kabul edilmeyen davranışlar bellidir. Çocuğun söz hakkı vardır. Duygu ve düşüncelerine saygı duyulur. Yetişkinler tarafından dinlenir. Çocuk özgüven kazanır ve sorumluluk taşımasını öğrenir.

İNATLAŞIYOR OLMASI, HİÇ KURAL KONULMAYACAK ANLAMINA GELMEZ!
1 yaşla birlikte artık yavaş yavaş kurallar da konmaya başlanmalıdır. Bu dönemde çocuğun inatlaşıyor olması, hiç kural konmayacağı anlamına gelmemelidir. Hareket özgürlüğü kazanan çocuk, sürekli yeni yerleri keşfetmek, dolapları, çekmeceleri karıştırmak, bulduğu kağıtları buruşturup yırtmak, ev eşyaları ile oynamak ister. Tehlikenin farkında değildir, kendisini tehlikeye sokabilecek davranışlarda bulunur. Bu nedenle kural koyma ihtiyacı ortaya çıkar. Bu dönemdeki eğitim ve çocuğa yaklaşım şekli çocukta güven ya da güvensizlik duygularının oluşumuna neden olur. Bu nedenle gereksiz yere çocuğu engellememek, merak ve keşfetme duygusunu köreltmemek, güvenli öğrenme ortamları oluşturmak gerekir.

Anne babaların en sık başvurdukları yöntem “yapma” demek, hatta kızmaktır. Bunun yerine “Hayır, yapılmaz!” demek ve dolap kapaklarına kilit asmak, çocuğun hayatını tehlikeye sokabilecek eşyalan ulaşamayacağı bir yere kaldırmak gibi çeşitli güvenlik önlemleri almak gerekir.

Bu yaşta çocuk kuralın kural olduğunu tam olarak anlayamaz. Bu nedenle istenen davranışların “Aferin” denerek, alkışlanarak pekiştirilmesi, istenmeyen davranışların da “Hayır” denerek ve zaman zaman da görmezden gelinerek söndürülmesi uygun yaklaşımlardır.

“Acıktın mı?”, “Gidelim mi?” gibi cevabı “Hayır” olabilecek sorular sormak yerine; “Yemek zamanı, gitme zamanı” şeklinde konuşulmalı ve çocuk bir sonraki etkinlik için hazırlanmalıdır.



 

BEBEĞİM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.