Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

EYLÜL AYI ÖNEMLİ DEĞİŞİMLERİN BAŞLANGICI

EYLÜL AYI ÖNEMLİ DEĞİŞİMLERİN BAŞLANGICI

2 Eylül 2007, 16:48 itibariyle “Büyük Öğretmen” ve “Zamanın Efendisi” (Kronos), “Halkalı Gezegen” Satürn’ün Aslan burcundan, Başak burcuna geçmesi önemli bir süreci başlatıyor. Yaklaşık ikibuçuk yıla yayılan bir dönemin başındayız.


Satürn’ün özelliklerinden yeri geldikçe söz etmiştik. Satürn, zaman ve mekanın ifadesiyle ilişkilidir. Gerçekçi çabaları, özdisiplin ve sorumluluğu, hedefimize adım adım sabırla ilerlemeyi temsil eder.  Hatırlayacak olursanız kişisel doğum haritalarımızda nerede bulunuyorsa o alanda korku, yetersizlik, kısıtlamalar, kıtlık, temkin ve suçluluk duyguları yaratır. O nedenle geleneksel astrolojide en büyük zararı veren, kötücül bir gezegen olarak tanımlanır. Aslında, kendimizi engellenmiş, kapana kısılmış hissettiğimiz durumlarda özümüzü ve gücümüzü bulabilmek için sabır ve disiplinle nasıl bunların üstesinden gelip yaşamımızı kendi doğamıza uygun bir şekle sokacağımız konusunda bize yardım eden bir enerjisi vardır. Kısıtlama ve otorite problemleriyle kendi hayatımızın otoritesi olmadığımızda,  kendi seçimlerimizle yaşamımızı inşa ederken diğer insanların bize ne yapmamız gerektiğini söylemelerine izin verdiğimizde karşılaşırız.  Satürn’ün bir diğer özelliği karmik, bir “Ektiğini biçme” gezegeni oluşudur. Yani karşılaştığımız sorunlardan almamız gereken dersi almamış, anlamamış, bir şeyler öğrenememişsek, dersler sürekli olarak tekrarlanacak demektir. Biz niçin başımıza sürekli aynı türden olaylar geldiğini düşünmeye başlayıp kendi yaklaşımlarımızı gözden geçirerek değiştirme yoluna gittiğimizde sorun çözülür. Kısacası, doğru tohumu ektiğimizde istediğimiz sonucu alırız.

SIRA RUHLARIMIZI GELİŞTİRMEKTE…
Satürn’ün Aslan burcundan Başak burcuna geçişi enerjinin yön değiştirmesi açısından önemli. Satürn, sırasıyla Koç, Boğa, İkizler, Yengeç ve Aslan gibi kişiliğimizin gelişimi ile ilgili burçlardan geçtikten sonra Başak’tan Balık burcuna doğru ruhun gelişimi ile ilgili süreçte yol alacak. Başak burcu “Hasat Zamanı”nı temsil eder. Aslan burcunda kendini tanıyan ve içindeki özellikleri dışarı çıkartıp kendini olduğu gibi ifade edebilmeyi öğrenen kişi, artık Başak burcunda bunun sonuçlarıyla karşılaşacaktır. Çıraklık ederek ustalık kazanacak, kendini geliştirecek, hatalı yönlerini görüp düzeltecek ve tamamlanmış bireye dönüşecektir. Başak özellikleri titizlik, kusursuzluk arayışı, kendine ve diğerlerine eleştirel bakış, detaycılık, analiz ve senteze yönelik düşünme, hizmet verme, işkoliklik ve mütevazilik olarak özetlenebilir. Bu özelliklerin abartılıp, hayatta belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde her şeyin kontrol altında tutulmak istenmesi, Başak burcunun gölge yönlerinden. Bir diğer aleyhine işleyebilecek yönü ise, asıl yapması gerekenlere odaklanacağına, bambaşka konularla ilgilenip verimli olabileceği alanlardan uzaklaşabilmesidir.

Başak burcu hizmet sektörünü de temsil eden bir burç. Satürn transitiyle birlikte çalışanların hakları, sağlık, emeklilik, sigorta gibi konularda yeniden yapılanmalar gündeme gelebilir. Bu süreçte düzen içerisindeki görev ve sorumluluklarımızın bilincinde olarak, hata yapmaktan korkmadan, yaparsak da onlardan öğrenip kendimizi düzeltip geliştirerek yola devam etmek durumundayız. Disiplinli bir şekilde çalışarak, bilgi ve becerilerimizi insanların hizmetine sunarken, detaylarda sıkışıp kalmamaya ve verdiğimiz işler konusunda aşırı eleştirel ve suçlayıcı olmamaya özen göstermeliyiz. Günlük yaşamımızda gerekliyi gereksizden ayırırken şimdiye kadar kurduğumuz, inşa ettiğimiz hayatın ne kadar bizi yansıtmış olduğunu kavrayacağız. Böylece bir sonraki Terazi aşamasında daha sağlıklı ve sevgi dolu ilişkiler geliştirebiliyor olacağız. Önceki yazılarımda da değindiğim gibi Balık-Başak aksı sağlık konularını gündeme getirir.  Güneş ve Ay tutulmaları da yine bu aksın üzerinde oluştuğundan 2006’dan bu yana hastalık veya bakılması gereken kişiler veya kayıplarla karşılaşıyoruz. Başak burcuna özgü bağırsak ve sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıkların yanı sıra Satürn’ün temsil ettiği iskelet sistemine (kemikler, dizler, dişler vb.) ilişkin sıkıntılar artabilir. Kendimizi aşırı eleştirmekten kaynaklanan depresyon veya ruhsal kökenli rahatsızlıklar yaşanabilir. Kronik rahatsızlıklarımız veya işimizle ilgili sorunlar, günlük yaşamımızda değiştirilmesi gereken alışkanlık modellerinin ipuçları olarak karşımıza çıkabilecektir. Kendi bedenimizi zorlamadan, enerjimizin sınırlarını bilerek hayatımızı düzenlemek durumundayız.

DENGEYİ BULMAK İÇİN…
Satürn’ün Başak’taki devinimi 2 Eylül 2007’den 29 Ekim 2009’a kadar sürecek. Daha sonra 7 Nisan 2010’da geri gidişi sırasında tekrar Başak burcuna girecek ve 21 Temmuz 2010’a kadar burada kalacak.  Satürn’ün 2 Eylül’de Başak’a girmesiyle birlikte bu yılın sonuna kadar değişken burçlarda bir hayli gezegen birikimi oluşacak.  Bu sürece kadar hayattan neyin çıkarılması, neyin tutulması gerektiğini anlayacağımız türden olaylarla karşılaşabiliriz. Eğer otoriteyi ve kontrolü karşımızdakilere devretmiş, dolayısıyla kısıtlanmışlık duygusu ile istediklerimizi yapamadığımızı düşünüyorsak, bu dönem hayatımızda bir kargaşa yaratabilir. Ancak sağlam ve gerçekçi, doğru konulara yatırım yapmış, doğru tohumları ekmiş ve doğamıza uygun bir şekilde yaşamımızı inşa etmişsek bizim için son derece verimli bir hasat zamanı olabilir.

3 Eylül, Başak burcundaki Merkür’ün, Yay’da geri giden Plüto’ya ve Mars’a vereceği gerilimli açı ile zor ve yoğun bir gün olarak gözüküyor. Söylemek istediklerinizi ifade edemiyor veya kimseye sesinizi duyuramıyor olduğunuzu düşünebilirsiniz. İnançlarınız uğruna savaşım vermek gerekliliği ortaya çıkabilir. Yanlış bir düşüncenin peşine düşmek, sözleri bir güç unsuru olarak kullanmak mümkündür. Yaşamınızda asıl önemli olana odaklanıp bu girdaba kapılmamaya çalışmak yerinde olur. Hemen ertesi gün 4 Eylül’de geri giden Venüs, yine geri giden Uranüs’e zorlayıcı bir açı vererek gerilimi arttırıyor. İş kişiselliğe dökülebileceğinden, kimseyle birebir tartışmaya girmemek en doğrusu. İlişkilerde kopma noktasına gidebilecek ani durumlar oluşabilir.

5 Eylül 15: 02’de Merkür Terazi burcuna giriyor. Artık ilişkiler üzerinde düşünme zamanı. İlişkilerde farklı görüşleri anlayışla karşılayabilir, bir meselenin iki yüzünü de anlamaya yönelik yaklaşımlar gösterebiliriz. Adil kararlar verebilmek için bir süre düşünüp tartmak ihtiyacında olmamız, tereddüt veya kararsızlık yaşanıyormuş gibi algılanabilir. Eğer yakın zamanda sevdiğiniz kişiyle bir tartışmaya girmişseniz bundan dolayı üzüntü ve pişmanlık duyabilirsiniz. İş yerinizde süregelen sorunlar varsa diplomatik bir şekilde çözebilmek için uygun enerji mevcut. 


7 Eylül 17:55
’de Plüto Yay’daki devinimine düzelerek devam ediyor. Plüto 26 derece ile galaktik merkeze dönüyor olacağı için bu önemli bir durum. Askeri ve ekonomik alanda dünyasal olaylar önem kazanabilir. Kişisel düzeyde ise sakladığımız gerçeklerin su yüzüne çıkabilmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Aslan’daki Venüs 8 Eylül 19: 14’te geri hareketini bitirip, düzelerek yoluna devam etmeye başlayacak. Balık burcunda geri gitmekte olan Uranüs’e de birkaç gün süreyle gerilimli bir açı verecek. İlişkiler, değer anlayışı ve finansal konularda yeniden düzenlemelere gidilebilir. Ancak 9 Eylül Mars’ın geri giden Neptün ile gerilimli bir açı içerisinde olması karar vermekte zorlanabileceğimize işaret ediyor. O nedenle, 8-10 Eylül arası yukarıda belirtilen konularda herhangi bir karar almamak veya çok temkinli, dikkatli olmak önem taşıyor.

11 Eylül’de 18 derece ile Başak burcunda 15:31’de gerçekleşecek olan parçalı Güneş tutulması gerilimi biraz daha artırabilir. Bu 2007 yılının son tutulması olacak. Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Paraguay, Peru, Uruguay, Antarktika ve Güney Atlantik’den izlenebilecek. Dolayısıyla etkisini en çok bu ülkeler ve elbette kişisel doğum haritalarında bu aks üzerinde ve haritalarının yükselen, alçalan, tepe ve ayakucu noktaları gibi önemli kapılarında tetiklenen gezegenleri olanlar yoğun bir şekilde yaşayacaklar. Özlem ve ideallerimizi gözden geçirip ne kadar gerçekçi ve hayata geçirilebilir olduklarını görebileceğiz. Venüs düzelerek yoluna devam etmeye başlamışken, bizim için gerçekten neyin önemli ve değerli olduğunun farkına varıp gereken düzeltmeleri yapabilmek daha kolay olacak.

13 Eylül rahat enerjilerin aktığı bir gün. Kendi ihtiyaçlarımızla temas halinde ve rahat olacağız.


18 Eylül
’de Merkür geri giden Uranüs’e gerilimli bir açı verirken, aynı zamanda geri giden Neptün’le uyumlu bir açıda bulunacak. Şok edici, birbiriyle bağlantısız bir sürü bilgiyle karşılaşabilir, biraz rahatsız, hatta huzursuz olabilir, belirsiz, bulanık düşünebilir, doğru kararlar alamayabiliriz. Bugünü dinlenmeye ve iç sesimizi dinlemeye ayırırsak uzun zamandır yanıtını aradığımız sorularla ilgili içgörüler geliştirebiliriz. Yaratıcı, sanatsal çalışmalar yapıyorsak, bu günü değerlendirmekte yarar var.

21 Eylül’de ise Mars, Plüto ve Venüs’e karşıt açı verirken, geri giden Neptün’le de gerilimli bir durum yaratacak. Sorunları çözmek için üstüne gitmekte acele etmesek iyi olur. Zorlayıcı, engel tanımaz hareketler nedeniyle sorunlar yaşanabilir. Başkalarının duygu ve haklarını gözetmekte yanılgılara düşebiliriz. Fiziksel acının yaşanabileceği kazalar meydana gelebilir. Yaşamı yönlendirme ve kontrol konularında dönüşüm yaşanabilir. Mevcut ilişkilerde süregelen ve hasıraltı edilen sorunların birden patlama noktasına gelivermesi de söz konusudur. Ancak, bu uzlaşabilmek için çatışmayı göze alacak cesareti gösterebilmek anlamına da geliyor. Sevgiyle ilgili olarak,  bir rakibin ortaya çıkması sonucu hayal kırıklığı yaşamak da olasılıklardan bir diğeri. Neptün’ün de etki alıyor olması yapacaklarımız konusunda netleşememize neden olabilir. Aktivitelerimizin taşıdığı değer konusunda kafa karışıklığı yaşayabiliriz. Bugün yapacağımız anlaşmalar iyi sonuç vermeyebilir. Bugünü de
sakin geçirmekte yarar var.

İÇSEL UYUMU BOZMAMAK ÜZERE...
Sonbahar ekinoksu ve Güneş’in Terazi burcuna girmesi 23 Eylül 2007 günü, saat 12:51’de gerçekleşiyor. Terazi hava gruplarından, Venüs’ün yönetimindeki bir burç. Huzur, uyum, dinginlik ve dengeyi sağlamak için bu dünyaya gelmiş olanların burcu. Teraziler, uzlaşmacı, kararsız, sosyal, adil, nazik, sanatla ilgili, barışçıl, cana yakın, uyum ve denge arayışı içersinde, romantik özelliklere sahip insanlar. Burada dikkat edilmesi gereken konu, bütün bunlar için uğraş verirken içsel uyumu da bozmamak elbette. Diğer bir deyişle, ilişkiler içinde hem dengeyi, hem de kendini geliştirebilmek önemli. Terazi burcu, Ben bilincinin bitip Biz (Ben ve Ötekiler) bilincinin başladığı, evrimsel süreçteki dönüm noktasıdır. Çok fazla “biz” olursak kendimizi yok edebileceğimiz gibi, sürekli müsait ve uyum içerisinde olmaya çalışırsak da kendimizi ihmal ediyor durumuna düşebiliriz. Sosyal açıdan onaylanma ihtiyacı ile başkalarının görüşlerine çok fazla önem vermek ve ancak onaylandığında seviliyor olduğunu zannetmek Terazi’nin gölge yönlerinden. Aşırı uyum, ne pahasına olursa olsun barış ilkesiyle hareket edip öfkeyi içine atmak, rahatına düşkünlük, tembellik ve talepkarlık da aleyhine çalışan eğilimlerinden. Uyum sağlamak adına sürekli düşünce ve isteklerini geri çekmek bastırılmış öfkeye dönüşürken, birebir ilişkilerinde (eş/iş ortağı vb.) kendisine ayna tutan, kendisini tanımasına yardımcı olan kişileri günün birinde açık düşmanları gibi görmesine neden olabilir. Güzellik, estetik ve uyumu yaşamındaki her şeyde aradığı için, çirkin ve hoşuna gitmeyen şeylerden (kendi karanlıklarıyla yüzleşeceği terapiler dahil) kaçar.

24 Eylül, kendi kendimizi kandırmamızın veya diğerleri tarafından aldatılmamızın pek de mümkün görünmediği bir gün. Merkür, Plüto’ya uyumlu bir açı veriyor. Gizlediğimiz konular varsa açığa çıkabilirler. Ancak bunun işimize gelebileceğini de söylemek gerekiyor.


26 Eylül’de ise bir başka Dolunay’ı yaşıyor olacağız. Güneş Terazi’de iken, Ay tam karşıt açıda ve karşıtı olan Koç burcunda konumlanacak. Dolunay aynı zamanda Satürn’e de gerilimli bir açı verecek. İlişkilerimiz konusunda düşünme, istediğimiz gibi olup olmadıkları hakkında kararlar alma zamanı. İlişkilerimizin bizi kısıtladığını hissedebilir ve bu nedenle sürdürmeye değer olup olmadığı konusunu düşünebiliriz.

Eylül’de Merkür, Akrep burcuna geçtiğinde bu konularda daha derin düşünebileceğiz. Karşımızdakinin savlarındaki zayıf noktaları sezip anlamamız mümkün. Söylenenlerin ardındakileri duyabilme yeteneğimiz yükselecek. Israrcı, takıntılı düşünme ve yıkıcı (iğneliyici) bir konuşma şeklimiz olabilir. Başkalarının özel yaşamlarına burnumuzu sokmak isterken, kendimizle ilgili konularda ketum davranabiliriz.


Bu ay 28 Eylül’de Mars’ın Yengeç burcuna girmesi ile sona erecek. Hareket enerjisini ifade eden Mars, tıpkı bir Yengeç gibi yan yan, dolaylı olarak kendini gösterecektir. Ruh halimize göre davranma olasılığımız var. Savaşım tarzımız duygusal sömürü, duygusal baskılar ve suçluluk hissettirecek şekilde davranma (surat asma vb.) şeklinde olabilir.  Tarafsızlığımızı korumakta zorluk çekebiliriz. Aslında su gruplarında Mars’ın hareket etme yeteneği zayıflar, rahat değildir. Öte yandan bir diğer su burcu olan Akrep’teki Merkür de rahat çalışmaz. Bu dinamikler, ısrarla kendi düşünce ve isteklerimizi dayatmak yerine biraz karşımızdakini anlama, dinleme zamanının geldiğine işaret ediyor olabilir.

ASTROLOJİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.