Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

EYLÜL 2018
KADER VE SEÇİMLER

KADER VE SEÇİMLER

3 Eylül Pazartesi Merkür (aslan)- Venüs (terazi) sekstili ve Son Dördün Ay Fazı (05:37 10⁰ İkizler 33’) "samimiyet ve zarafet"


Doğallık, çok kez işleri kolaylaştırır. Daha samimi bir iletişim ortamı sağlar. Küstahlıkla arasında ince bir çizgi vardır. Tıpkı bilgelikle bilmişlik arasında olduğu gibi! İncelikten yoksun bir doğallık kendimizi hayvanlık ederken bulmamıza sebep olabilir. İçinde olduğumuz hal bizim doğal olabilir; bununla birlikte bunun karşı tarafa nasıl yansıdığı da önemlidir. Kullandığımız kelimeler, karşımızdaki kişi için çok daha farklı tınlamış olabilir. Burada empati işleri kolaylaştırır. Bizim de kendimize dışarıdan bakarak kendimizle ilgili daha çok şeyin farkına varmamızı sağlar. İlişkilerin insanı zenginleştirmesi bundandır. İlişkide olmak bize samimiyet ve zarafeti öğretir.
 
6 Eylül Perşembe Merkür Başakta (05:38) ve Satürn Geri Hareketi (oğlak) Bitiyor
"sadeleşme ve özgürleşme"
Yaşam, basitleştikçe bizi zenginliğe götürür. Kalabalık olan yerde karmaşa vardır. Bu her türlü kalabalık için geçerlidir. Eşya kalabalığı, insan kalabalığı, zihin kalabalığı... Yaşam bizden net cevaplar ister. Değilse her şey hep beklemededir. Bu liste kabardıkça işler daha da karışmaya başlar. Neye evet neye hayır diyeceğimizi bilmek fırsat yaratır. Buna zamanı verimli kullanmak da diyebiliriz. Sorumluklarımızın farkında olmak... Önceliklerimiz doğrultusunda hareket etmek... Bizi hayalini kurduğumuz özgürleşmeye götürecek olan budur. Fazlalıkları, boşa vakit kaybettiklerimizi, bizi beslemeyip üstelik bizi aşağı çekenleri bir kenara itip gerçekleştiğimizi hissettiğimiz yere doğru ilerlemek!

7 Eylül Cuma Merkür (başak)- Uranüs (boğa) Üçgeni, Merkür (başak)- Satürn (oğlak) Üçgeni ve Güneş (başak)- Neptün (balık) Karşıtlığı
"geleceği bugünde yaratmak"
Dilediğiniz kadar çılgınca fikirler gelebilir aklınıza! Zihin, özgürlüğü en yoğun deneyimleyebileceğiniz yerdir. Orada kimse size gem vuramaz. Beyin fırtınası dediğimiz şey oldukça sağlıklıdır. Yaratıcı düşünceler çıkar açığa! Saçma olduğunu düşündüğünüz bir sürü şeyin içinde öyle bir inci belirir ki bu inci hayatınızı değiştirebilir. Değişim, bir süreci başlatmayı, o süreci yönetmeyi, bunun için gerekli yapıyı kurmayı, süreç boyunca esnekliğinizi ve dikkatinizi koruyarak doğru zamanda doğru hamleyi yapmayı gerektirir. Peki, istediğiniz şeye ulaştığınızda artık her şey tamam mı? Tabii ki hayır! Bu yolculuğun sonu yok! Bu bir dans, yaşam dansı! Bul, geliştir, oluştur, ekle, çıkar, ilham al, yarat, ilham ol! Beslen, besle ve daha çok beslen, daha çok besle! Kendiliğinden olsun bu akış! Tutkuyla, heyecanla, coşkuyla... 7gHayal gücünüzün sınırlarını en son ne zaman zorladınız?

8 Eylül Cumartesi Venüs (terazi)- Mars (oğlak) Karesi
"yasalar"
"Ya içindesindir çemberin ya da dışında yer alacaksın." Bir yanımız uyum sağlamaya çalışır, bir yanımızsa peşinden gelinmesini ister. "Beni seviyor musun? Beni çok sev olur mu? Beni sevmen için ne yapabilirim?" der bir parçamız, bir parçamızsa "Benimle savaş! Sana meydan okuyorum! Hadisene! Ne duruyorsun? Korkuyor musun yoksa?" der. Bu iki parça birbiriyle çelişir. Sevgi, yenilgiyi kabul etmektir biraz, zafer kazanmak değildir istediğimiz, anlaşmaktır. Her seferinde tek taraf kendinden ödün verirse bir yerden sonra işler sarpa sarar. Burada karşılıklı hoşgörü, karşılıklı beslenme önemlidir. Bazen sınırlar da koyabilmeliyiz, kendimizi ifade edebilmeli, karşımızdaki kişiye kendini ifade edebilmek için fırsat verebilmeliyiz. Bizi harekete geçiren yükselen bir arzudur. O arzunun peşinden gitmeye engel olmamalıdır bir beraberlik, süreci daha uyumlu bir hale getirebiliriz, zaferleri olmalıdır insanın, sevdikleriyle kutlayabileceği kadar iyicil ve sevmeleri olmalıdır insanın, arzularını gerçekleştirmek için onu motive eden, düştüğünde de kalktığında da ona gülümseyen, her haliyle onu kucaklayabilen, her haliyle onu kucaklayabildiği... Sevmek, karşındaki kişiden sana genişler ve senden karşındaki kişiye... Seven, kalbini açar hayata, kapayan, kendini her şeye kapamıştır.

9 Eylül Pazar Venüs Akrepte (12:25) ve Yeniay (21:01 17⁰ Başak 00’)
"saflaşmak"
Soğuk, sıcağı anlamamızı sağlar; karanlık aydınlığı, ölüm yaşamı... Her zıtlık, iki ucu da kapsayana kadar hangi uca daha yakınlaşsak, uzağımızda kalanla bize savaş açar. Neyi ötekileştirirsek, kendimizi onunla burun buruna buluruz. Bunlar hayatımızın kriz anlarıdır. Düşman gördüğümüzü yok etmenin bize kendimizi daha özgür hissettireceğini düşünürüz; halbuki bu sadece bir yanılsamadır; çünkü savaş halinde olduğumuz çok daha içsel bir şeydir. Korkumuzdur yok etmek istediğimiz, öfkemizdir. Bunun yerine görmekte olduğumuzun aynaya bakan bizimle ilgili olduğunu unutarak elimize bir silah alır ve aynaya ateş ederiz. Ayna tuz buz olmuştur; bununla birlikte değişen bir şey yoktur. Eninde sonunda bunu anlarız. Hayatta değiştirmeye çalıştığımız herkesi ve her şeyi düşünün. Her biri bizim değişimimiz için orada duruyor olabilir mi? Onları biz çağırıyor olabilir miyiz? Ne için? Daha basit düşünmek için? Daha değerli bir şeylerin farkına varmak için? Ufkumuzu genişletmek, daha fazlasını görmeye, duymaya, anlamaya kendimizi açmak için? Öyle çok şey için savaşıyor, öyle çok şeyle savaşıyor ve bunu öyle normalleştiriyoruz ki... Kendimizden, zamanımızdan, sağlığımızdan, mutluluğumuzdan çalıyoruz. Ne için? Daha mutlu bir hayat için. Daha mutlu bir hayat için gereken nedir? Daha çok şey! Daha çok şey bizi nasıl bir noktaya getiriyor? Karmaşa... Daha az ve daha değerli... Çok yemek gerekmiyor mesela, yeteri kadar yemek. İhtiyacın olanı almak, ihtiyacın olan kadarı için bir şeyler yapmak ve geri kalan vaktini seni mutlu eden bir şeylere ayırmak. Basit şeyler! Bir çocuğun gülümseyişine katılmak, bir yaşlıyı karşıdan karşıya geçirmek, bir kedinin karnını doyurup onu okşamak, çimlerin üzerine uzanmak, dalgaların sesini dinlemek, bir ağaca sarılmak... Modern insan bunları çeşitli isimler altında dört duvar arasında deneyimliyor. "Şimdi bir ağaca sarıldığınızı hayal edin! Hemen yanında gördüğünüz çiçeğin kokusunu içinize çekin!" E gidip sarılsana ağaca, çiçeği de kokla, ne diye dört duvar arasında mastürbasyon yapıyorsun? Git seviş! Doğa orada, gülümseyerek bizim bitmeyen telaşımızı seyrediyor. Muhtemelen bir yerlere yetişmek için hızlıca geçiyoruz önünden, görmeden, gücünün farkına varmadan, onu içimizde uyandırmadan... Şifa orada öylece duruyor. Bunun farkında olmadığımız için en büyük zenginlikler yitiyor, yerini beton yığınları alıyor. Değerinin farkında olmadığınız bir şeyi umursamazsınız. Eskilerin de neyi özlediğiniz bir türlü anlamıyoruz zaten! Anlatmaya çalışsalar vaktimiz yok, dinleyemiyoruz. Gittikçe daha çok unutuyoruz. Öyle çok şeyi aklımızda tutmaya çalışıyoruz ki bir yandan! Eksikliğini bize ezberletilen başka şeylerle dolduracağız derken ölüp gidiyoruz. "Geçti hayal içinde bunca yıl bir gün gibi." Ne zaman hatırlayacağız?

11 Eylül Salı Mars Kovada (03:55), Güneş (başak)- Jüpiter (akrep) Sekstili ve Güneş (başak)- Pluto (oğlak) Üçgeni
"fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür"
Çok sabit olursan, büyüyemezsin. Sürekli hareket halinde olursan, süreci yönetemezsin. Her şeyden etkilenirsen, hedefine ulaşamazsın. İnsan ne için yola çıktığını, hangi fırsatlara sahip olduğunu, neler tarafından engellenebileceğini, nasıl çözüm yolları bulabileceğini, hiç olmadı ne yapabileceğini az çok bilmeli. Bunu bilmek, bilgi, birikim ve deneyim gerektirir. Her emek mutlaka karşılığını alır. Evdeki hesap çarşıya uymamış olabilir. Yapacak bir şey yok, önemli olan yarışmaktır. Centilmence yarışmak! Bu sizi eninde sonunda bir yere getirir; bununla birlikte terazinin ibresi bir kez şaşınca, yalancının mumu yatsıya kadar... Şaşırmış değil, şaşıranlara şahit olmuş bir şekilde yolculuğu devam ettiriyorsanız "altının üstünden daha iyi olduğunu" mutlaka anlarsınız. İnsana en çok yenilgileri öğretir.

12 Eylül Çarşamba Jüpiter (akrep)- Pluto (oğlak) Sekstili ve Venüs (akrep)- Uranüs (boğa) Karşıtlığı
"insanın en büyük keşfi"
Tarotun büyük arkanasındaki "aşıklar" kartının anlamı beni hep heyecanlandırmıştır. "Kahramanımız sevdiğinin kalbini kazanmak için geri dönüşün olmadığını bildiği bir yolculuğa çıkar." Ok yaydan çıkmıştır bir kere! Aşk böyle bir şeydir. Mantık devre dışı kalır. Kalbin bangır bangır bağırıyordur ve sen başka bir şey duyamıyorsundur. Bu sana kazandırır mı kaybettirir mi bilinmez; bununla birlikte bunun seni büyüteceği kesindir. İşte bu aşama ile çocukluk dönemi sona erer. "Yola koyulma ve büyüme" yolculuğu başlamıştır ve bu yolculuk "ölüm" kartına kadar devam eder. "Ölüm" hayatın gerçek anlamının farkına vardığımız yolculuğun başladığı yerdir. Bu yolculuk da "güneş" kartına kadar devam eder. Burası yeniden doğum, bilerek yaşama yeridir. İnsanı bir çocuğun saflığı ve tazeliği sarar. Artık güne ne için uyandığımızı biliriz.

13 Eylül Perşembe Venüs (akrep)- Satürn (oğlak) Sekstili
"kalbini açmak"
Aşk, yakıcı bir şeydir. Bir sürü duygu iç içe geçmiştir. İd de oradadır, ego da, süper ego da... Libido bir yandan, kendini keşif bir yandan, toplum tarafından sana öğretilmiş olanlar bir yandan... Aşkın ilk zamanı her şey dorukta deneyimlenir, hormonlar dörtnala koşar. Her şey olduğunu sandığımız şekildedir. İkinci boyut ilişki aşamasıdır, kişiler kendilerini ve karşındaki kişiyi fark etmeye başlarlar. Sürece dışarıdan bakma gerekliliği doğmuştur. Romantik dönem yerini gerçekler dönemine bırakmıştır. Burası tekamül yeridir. Ya karmadan özgürleşilir (gerekli dersler alınır) ya da benzer bir döngü yeni bir dönemde tekrar devreye girecektir. Sevgi dönemi buradan sonra başlar. Zamana yenilmeyecek olan bağlar burada kurulur. Kendini de karşındaki kişiyi de olduğu gibi kabul etmiş, kalbini açmış, büyüme yolculuğunu başlatmıştır. İnsan sevgiyi anladığında, çok şey daha anlaşılır olacaktır.

14 Eylül Cuma Merkür (başak)- Neptün (balık) Karşıtlığı
"hayallerin gerçek olması"
Hayal gücünün sınırları yoktur. Her şeyi hayal edebilir, her şeyle ilgili hayaller kurabilir insan ve bu sağlıklı bir gelişim sürecine işaret eder. Bu hayallerin hayal olarak kalması, bir şeylerin eksik olduğunu gösterir. Yaşamımıza akmalıdır bu hayaller! Hayal et, gerçekleştir, hayallerle besle, geliştir ve devam et, bu yolculuğun sonu yok, bu senin sanat eserin, bu senin hayatın! Sen bir sanatçısın, yaratıcılığını kullan, sergin senin her anın; fırça darbelerin, kalbinin çarpışı, ona kulak ver, onun sesini duyur hayata, renklerinle güzelsin, onların birbiriyle olan dansına şahit ol, kendilerini göstermelerine izin ver, bu her şey için yeterlidir.

16 Eylül Pazar Merkür (başak)- Pluto (oğlak) Üçgeni ve Merkür (başak)- Jüpiter (akrep) Sekstili
"gücün doğası"
Güç, nasıl hiç yenilmediğinle ilgili değildir. Güç her yenilgiyi, her krizi nasıl bir fırsata çevirebildiğin, bunun içinden kalbini genişleterek, daha çok şeyi anlayarak, bir şeylerin anlamını bulmasını sağlayarak çıktığınla ilgilidir. Bu iyi bir gözlem, tarafsız bir bakış açısı ve pratik zeka gerektirir. Anlamak yeterli değildir, bunu uygulamaya da dökmek gerekir. Telafisi olmayan hiçbir şey yoktur hayatta, kırılması dökülmesi kötü değildir hiçbir şeyin, bu bir yapı değişikliğidir sadece, bir dönemin tamamlanışı ve yeni bir dönemin başlangıcı! Burada ihtiyacımız olan, bir ağacın dalı kırılsa da yeni sürgünler verebileceğinin farkında olmaktır. Güç, kusursuz olmak demek değil, kusur kabul ettiğimizin aslında gelişim basamaklarından biri olduğunu hatırlamaktır. Beden hastalıklarla güçsüz düşmez, güçsüz düştüğünün sinyalini verir ve kişi bunun farkına varır, tutunursa hayata çok daha güçlenir. Her neyse olan, güçlenen bir şeylerin olduğu kesindir. Sadece onu bulmak gerekir.

17 Eylül Pazartesi İlk Dördün Ay Fazı (02:14 24⁰ Yay 01’)
"kendine bir yol çizmek"
"Her şeye sahip olmak isteyen elindekinden de olurmuş." İşte o meşhur Yeşilçam repliği! Türkan Şoray canlandırdığı karakterin titreyen sesiyle kurar bu cümleyi, sonrasında "Sevemedim kara gözlüm, seni doyunca. Hep kıskandım seni elden, yıllar boyunca." şarkısı duyulur Belkıs Özener’in yumuşacık sesinden... Her şey harika olmalı derken, hangi harikaları es geçtik? Kılı kırk yararken hangi keyifli anların içine ettik? Coşku, heyecan, tutku ertelenecek bir şey değildir. Oradadır ve o an yaşanmalıdır. Bu birçok şeye bakışımızı değiştirir ve belki de kendimize çizdiğimiz yol değişecektir. Siz bir şey için yola çıkarsınız, o yolu yaşarken bambaşka bir şeyin farkına varırsınız ve yol sizi bambaşka bir yere götürmüş olur. Bu sizin hayatınızın armağanıdır. Yeter ki buna açık olun.  

19 Eylül Çarşamba Mars (kova)- Uranüs (boğa) Karesi
"yolu değiştirmek"
Hep aynı şeyi mi yapıyorsunuz? Hep aynı yoldan mı gidiyorsunuz? Çılgınca bir şeyler yok mu hiç hayatınızda? En son ne zaman "Ben bugün bir delilik yaptım!" dediniz "kalbinizin dostuna" hınzır ve heyecanlı bir gülümseyişle? Bazen yolu değiştirmek değildir ihtiyaç duyduğumuz, yolu yürüme şeklimizi değiştirmemiz gerekiyordur. Rutin, öldürücü bir ağırlığa sahiptir. Yaşam sevincinizi öldürür. Rutinin içine küçük farklılıklar yerleştirmek gerekir. Küçük oyunlar... O zaman bunun adı sadakat olur. Aynı yoldan tekrar tekrar gidersiniz bununla birlikte hiçbiri bir öncekinin aynısı değildir. Her gün farklı biriyle sevişmeniz gerekmiyor; bununla birlikte her gün farklı sevişmiyorsanız, siz o gün sevişmiş değilsiniz! Kalbinizin çarpışını hızlandırmayan her şey eksiktir.

21 Eylül Cuma Güneş (başak)- Merkür (başak) Kavuşumu
"kaderi okumak"
Eskiler "Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir." der. Çok severim bu sözü! "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!" Bunu da eklemeden edemem tabii! Kendi potansiyelinin farkında olan, karakterini de az çok çözebilmiş olan, nelerle karşı karşıya kalabileceğini, nerede nereye sıkışıp neyin üstesinden nasıl gelebileceğini bilir. Bilmek bir boyut, yapabilmek daha ileri bir boyut! İşte insanın kaderi! Hedef, potansiyelin olan o parlaklığa ulaşmaktır. Parlamak; bilgi, birikim, deneyim, yaratıcılık ve gerçeklik gerektirir. Gerçeklik, samimiyettir. Geçer akçe budur. İçimizdeki çocuk aklını kullanmaya başladığında, her şey de değişmeye başlar. Ondan vazgeçme, onun okuyup öğrenmesine izin ver sadece!

22 Eylül Cumartesi Merkür Terazide (06:39)
"terazinin iki kefesi"
Her şey ağırlığınca değer kazanır diye düşünürüz hep! Ağırlığınca altın! Değildir aslında. Her şey hafifliğince değerlidir. Eski Mısır çizimlerinde terazinin bir kefesinde insanın kalbinin, diğer kefesinde bir kuş tüyünün olduğunu görürüz. Kalbi hafif olan kazanır. Kalbi ağırlaştıran nedir? Öfke, saldırganlık, yırtıcılık, kıskançlık, sevgisizlik... Kendinizi bir eşikte buldunuz, iki ya da daha çok seçeneğiniz var, şanslısınız ki bunun farkındasınız, her zaman seçenekler ve seçimler vardır hayatta, biz farkında olsak da olmasak da ve seçimlerimiz bizi bir şeyin içine sürüklüyor ya da bir yere getiriyordur. Hangisini seçeceğiz? Kalbinize hafif geleni... Gerisi mutlaka gelecektir.

23 Eylül Pazar Güneş Terazide (04:54) ve Merkür (terazi)- Satürn (oğlak) Karesi
"seçimlerinin farkında olmak"
"Bu hayatı ben seçmedim!" derken buluruz çok kez kendimizi! Haklı olabilirsiniz. Daha farklı bir hayatı da seçmediniz sadece, belki odaklanmamız gereken daha çok budur. "İstemediğim bir hayat yaşıyorum! Her şey çok boş geliyor, mutlu olamıyorum!" O halde ben de sana soruyorum: Neyi göze alamadın? Ne için cesaret edemedin? Neye sığındın? Ne yapabilirdin de yapmadın? Mutluluğun senin için ne olduğunu ne kadar anladın? Mutluluğun kimin için ne anlama geldiğini atın bir kenara! Eminim birçoğumuz bunun için oturup düşünmüş bile değildir, "yapılmışı var" deyip o hazır olanı üzerine giymiştir. Bedenine oturup oturmadığı umurunda bile değil! Onu yansıtıp yansıtmadığı... "Marka şekerim!" Sen de onun cansız mankeni... Çünkü canlılık, yaratıcılıkla olur. Kendinden bir şey katarak, kendindeki bir şeyi bularak, onu üzerine giyerek... Seçimlerinin ve seçmediklerinin farkında olmayan birini bolca şikayet etmesinden, herkesi suçlamasından tanırsınız. Onlara bakın, yavaş yavaş söner ışıkları... Kendileri gibi olanları bulurlar, onlarla birbirlerinin kalan hayat enerjilerini de emdikleri hayatlar kurarlar, kendilerinden farklı düşünenlere karşı saldırgandırlar; çünkü bu gibi tipler onlara kendilerini sorgulatır ve bu onların en sevmedikleridir.

24 Eylül Pazartesi Merkür (terazi)- Mars (kova) Üçgeni
"çağrıldığımız yuva"
Nereye gitmek isteriz? Geleceğe! En merak ettiğimiz şeydir gelecek! Neler olacak acaba? Kapansın fincanlar şekerim, görülsün şekiller, anlamlar bulunsun! "Kız biliyor!" Ne biliyor kör olmayasıca, atıyor! Tutarsa tutar! Gerçi senin tutup bırakmaman da mümkün! Ya hoşuna gitti diye ya da aha korktuğum da buydu diye! Biraz algıları açık, biraz çakal, biraz da ağzı laf yapıyor. Eğleniyorsanız sorun yok da bir de kendini Nostradamus ilan edenler, daha acısı onların ağzına bakarak hayatlarını şekillendirenler var. "Kız bunun hayatında biri var!" Fincana bakıp gördü arkadaş, gizli kamera var ya içinde! Adamın fikri neyse zikri de odur derler, artık ne haltlar yiyorsa kendi hayatında! Sonra akşamında kopsun kızılca kıyamet! Neden? "Kız o biliyor, öyle dediyse öyledir." O biliyor mu bilmem de sen ne kendini biliyorsun, ne haddini... Evet, bu işler karışık işlerdir, karman çorman olmak için birebir! Hele ki karşınızdaki ağzından çıkanı kulağı duymayan birisiyse, buyurun cenaze namazına! Ne yapıyoruz? Acele ediyoruz. Hemen bilmek istiyoruz. Aklımızı kullanmak, okumak ve anlamak zor geliyor. Birileri okusun, anlasın, bize de anlatsın istiyoruz. Hazırı seviyoruz da hazıra dağ dayanmaz, bunu göz ardı ediyoruz. Hayatındaki insana mı güvenin yok kendine mi? Bunun oluşması için neden izin vermiyorsun? Zamanla anlaşılır ve şekillenir. Korku... İşte her şeyi kilitleyen duygu ve bir türlü gelmeyen gelecek; çünkü ne zaman gelecek? Biz kendimize geldiğimizde... Zaman soyut bir kavramdır. O gün bugün de gelir, ömür billah da gelmeyebilir, her şey senin zekana bağlıdır, ha bir de onu kullanıp kullanmamana! Ne diyor? "Biz kaderlerini onların çabalarına bağlı kıldık."

25 Eylül Salı Dolunay (05:52 1⁰ Koç 59’)
"sen neredesin, ben nerede"
"Benlik" kendini tanımlama ihtiyacı içindedir. İnsan fiziksel portresi için aynaya bakar, ruhsal portresi için de insanlar üzerinde yarattığı etkiye... Goethe "İnsan kendini en çok insanda tanır." der. Kıyaslamalar yaparız, kendimizce kategorize ederiz, toplumsal verileri göz önünde bulundururuz, bizim hangi gruba dahil olduğumuzu bulmaya çalışırız, onlara yakınlaşırız, bir şeyler bize kendimizi onlardan farklı hissettirir, ya olmadığımız bir kişi gibi davranmaya başlarız, ya bu şekilde kendimizi kabul ettirmeye ya da ALTERnatif gruplar arayışına gireriz. Bir gruba dahil olma ihtiyacı göz ardı edilemez. "İnsan sosyal bir varlıktır." vurgusu buradan geliyor olsa gerek! Bulunduğunuz yerde bir çirkin ördek yavrusu olabilirsiniz, bu sizin bir gün zarif bir kuğu olacağınız gerçeğini değiştirmez; bununla birlikte siz şu an bunun farkında değilsinizdir ve bu bir yerden sonra ciddi olarak yıpratıcı olabilir. Ya bu eşiği aşarsınız ya da buraya takılır kalırsınız. Artık bir kuğu olduğunuzda bile sizin kendinizle ilgili duygunuz sadece olduğunuz halinizden utanmanıza sebep oluyor olabilir. Ne olduğunuzun ne önemi var? İnsansınız. Bir sürü olasılığınız, zekanız, kalbiniz, ruhunuz, yaratıcı gücünüz var. İlginç bir dinamik! İnsan olduğu için kendini seven, insan olduğu için sevmeye başlar insanları, günahlarıyla sevaplarıyla... Böylelikle günlük hayatın vakit kaybettiren bir sürü kavgası devre dışı kalmış olur. İnsan en değerli şeylerinden biri olan zamanını zekasını, kalbini, ruhunu, yaratıcı gücünü kullanarak onu parlatacak olasılıkları devreye almak için kullanır. Bu varlık, Tanrılık gücünü harekete geçirmiştir. "Ben ona kendi ruhumdan üfledim." Siz nasıl yaşıyorsunuz?

26 Eylül Çarşamba Güneş (terazi)- Satürn (oğlak) Karesi
"kalbin yolu"
Düşünceler, gerçekleri şekillendirir; gerçekler, düşünceleri... Bu ikisi birbirinden bağımsız düşünülemez. Düşünce, yaşamın temel dinamiklerinden birisidir. Düşünce, dümendir. Gerçek olan, gemidir. Deniz, duygulardır. Duygular düşüncelerin akışını, yani rotayı ve rota, duyguların bize olan etkisini belirler. Gerçekleşen yolculuk, bizim tüm bu süreçleri nasıl yönettiğimizi ya da yönetemediğimizi gösterir. Yolculuk değerlidir. Her şey bu deneyimin içinde kalabilmek içindir. Kalp, yerle göğün birleştiği ufuk gibidir. Orada duygu ve düşünce birbirinden ayırt edilemez. İşte o zaman artık yol, kalbin yoludur.

28 Eylül Cuma Güneş (terazi)- Mars (kova) Üçgeni
"biliyorsan yap"
Bana neler yapabileceğinden bahsetme! Bana neler yapabildiğini göster! Düşünce, eylemlerle değerini bulur. Değilse zihin kalabalığı olmaktan öteye geçemez. Bana bak, kendine bak, hayata bak, doğaya bak, yıldızlara bak, tarihe bak, düşün, bir düş kur ve o düş harekete geçirsin seni! Ona doğru git, engelleri bir bir aş! Aşabileceğinin farkında ol, yöntem geliştir, çözüm yolları bul, seninle bu yolculukta olan herkesin değerinin farkında ol! Seni desteklemesi ya da sana köstek olması değerlerini değiştirmez, bunu fark et! Bir yanımız gündüz, bir yanımız gece, ikisine de ihtiyacımız var, bunu anla ve izin ver sadece evrenin sende tezahür etmesine, her şeyi kapsa, ayrıştır, doğru yere doğru renk kendiliğinden gitsin, bir resim oluşsun, geleceğin resmi! Onun güzelliği, yaşamını değerli kılan şey olacak, bugününü keyifli, yarınını huzurlu... Her şey bunun için değil mi?

Dosta selam olsun,

Hüseyin Akdağ

Bireysel Doğum Haritası Analiziniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz:

0212 274 08 47 / 0544 798 52 07
www.heraakademi.com

Doğum haritası analizimiz ile kim olduğunuzu, dışarıdaki kişinin sizi nasıl gördüğünü, neyin size iyi geldiğini, bunların bir araya geldiklerinde birbirlerini nasıl etkilediğini, sahip olduğunuz potansiyelleri, yakın çevrenizi, ailenizi, iç dünyanızı, aşkın sizin için ne olduğunu, yaşama nasıl hizmet edebileceğinizi, partnerinizden aslında ne beklediğinizi, onunla olmanın size sağladığı fırsatları ve bu durumun sizi karşı karşıya bıraktığı sınavları, yaşamda sizi neye çağırdığını, neyin sizin ufkunuzu genişletebileceğini, iş ve kariyer hayatınızın önemli sırlarını, arkadaşlık ilişkilerinizi, neye teslim olmanız gerektiğini ve ruhsal olarak nereden nereye ilerlemenin önemini bulabilirsiniz.

ASTROLOJİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.