Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ŞUBAT 2017
ADALETİ ANLAMAK

ADALETİ ANLAMAK

Jüpiter retrosuyla birlikte dış dünyada aradığımız cevaplar biraz daha içe dönüyor. Hangi inançların bizi nereye getirdiğini anlamaya çalışıyor olacağız, bize neler kattığını ve nerede bizi sınırlayarak daha fazlasını anlama şansından uzaklaştırdığını...


Retro terazi burcunda gerçekleşiyor. Adaleti sorguluyoruz. Adalet nedir? Biz ona yaşamımızda nasıl bir yer verdik? Ne kadar anladık onu, nerede buna yaklaşamadık? Onu nasıl tanımladık? Bu tanımı yaparken neleri gözden kaçırdık? Neye daha geniş bakamadık ve büyük resmi göremedik?

Ayın ikinci haftası gerçekleşecek ay tutulması ile ayın son haftası gerçekleşecek güneş tutulması aya damgasını vuruyor. Bu tutulmaların etkilerinden altı ay kadar bir süre için bahsetmek mümkün olacaktır.

Jüpiter Retrosu (7 Şubat- 8 Haziran)
Hak ettiğinin ne olduğuna inanıyorsun? Bu inancı nasıl yansıtıyorsun? Tüm bu hikaye sende hangi duyguları açığa çıkarıyor ve sen onu yaşayış biçiminle neleri tetikliyorsun? Yaşama hangi soruları soruyorsun ve yaşamın sana ulaştırmaya çalıştığı cevapların ne kadar farkındasın?

Senden ne aldım, sana ne verdim ve bunun benim için anlamı neydi? Hangi inançlarımı sorgulattı bana bu süreç ve ben hangi yeni noktalara vardım? İlişkiler üzerine hangi inançlara sahiptim ve şimdi bu inançlar hangi yeni noktalara ulaştı? Bunları sorguluyor olacağız bu dönemde!

Jüpiter başak transiti 2015’in ağustos ayında başlayarak 2016 yılının eylül ayına kadar bizden faydalı ile faydasızı ayırmamızı, basit ve sade olanın değerinin farkına varmamızı istiyordu. Özde olanı ve bunun süreçteki yolculuğumuza olan desteğini anlayabilmeliydik! Kırıklarını aldık algımızın! Köşeler esnedi ve bunu başaran hafifledi. Direnenler için süreç çok da kolay değildi. ‘’ Ben biliyorum! ‘’ havasında direnenler ağırlaşan yüklerinin altında ezildi.
Herkes neyin onun için gerekli neyin gereksiz olduğunun bilincinde olabilmeliydi. Birilerinin sorumluluklarını üstlenerek hareket etmek bizi hak ettiğimize inandığımız yere getirmeyecekti. Herkes kendi öz görevinin farkına vararak kendisiyle birlikte içinde olan parçaya gerekli yansımayı sağlayabilmeliydi. Sürekli şikayet eden ve suçlu arayanlar sistem tarafından kendileriyle yüzleştirildi. Herkes eksik kaldığı ve eksik bıraktığı yeri görebilmeli, önce kendi söküğünü dikebilmeliydi. Bir kişiye yapabileceğin en büyük yardım, ona kendini taşıtmak zorunda bırakmayarak içinde bulunduğun hikayeden ihtiyacın olanı alabilmekti. Ancak bu onun da yolunu aydınlatabilecek ışık olabilirdi.

Birisine ne yapması gerektiğini anlatmaya çalışmak, onun da senin için aynı şeyi yapması ihtiyacını oluşturur, bu insanın farkında olmadan kendisini içinde bulduğu bir süreçtir. Bunun yerine ne yapmanın her şeyi kolaylaştırabileceğinin farkına varmak ve bunu uygulamaya koymak her şeyi kolaylaştırır. ‘’ Anlatmaya çalışmak yerine anla ki her şey gayet anlaşılır olsun! ‘’

2016’nın ocak- mayıs aralığında sorguladıklarımız ve eksik bıraktıklarımız şimdi tamamlanarak anlamını buluyor. Astrolojide her dönem sizi yeni bir döneme hazırlar ve hiçbir şey damdan düşer gibi olmaz. Bunu çok iyi gözlemlemek ve açığa çıkardıklarını çok iyi anlamak gerekir.  Doğum haritalarında Jüpiter’i retro olanlar için bu dönem çok daha kadersel bir anlam taşır. Onlar ektiklerinin karşılığını şimdi alıyor olacaklar. Haritanızda yay ve balık burcunun hangi evlere karşılık geldiğine bakarak özellikle yaşamınızın hangi deneyim alanlarının bu döngüden daha yoğun etkileneceğine bakabilirsiniz.

Retro sürecinde adalet sizi ters köşe yapabilir. Hiçbir şeye çabuk karar vermeyin; zira neyin bir sonraki aşamada ne olarak karşınıza çıkabileceğinden emin olamayabilirsiniz. İnancınızı koruyun! Yolun ve yolculuğun, bunun sizin için anlamının, sizi nasıl bir yeni noktaya çağırdığının… Belki önemine inandığınızdan çok daha önemli bir şeyler vardır ve siz şu an onu göz ardı ederek büyük bir fırsat kaçırıyorsunuzdur! ‘’ Aç gözünü seyret, tekrarı yok bunun! ‘’

Güneş- Uranüs Sekstili (9 Şubat)

Güneş kovada "Bir şeyleri değiştirmek gerek! Alışılmış olanın dışına çıkmalı! Göster renklerini! Hakkın olan özgürlüğü kullan!" diyor. Uranüs koçta "Bunun için cesaret gerek! Öyleyse harekete geç! Zafer onun için yola çıkanındır!" diyor. Göksel bir zeka ile insanın cesareti işbirliği içinde! Ha cesur olmak aptal olmak değildir. Bindiğin dalı kesmek kahraman olmaya değil sadece gereksiz bir yok oluşa sürükler. Hep birlikte yürüyebilmemiz gerekiyor birbirimizin farklarına saygı duyarak kendi yolumuzda… Bizi hak ettiğimiz yere getirecek bu!

Güneş- Jüpiter Üçgeni (11 Şubat)
Güneş kovada "Özgürlüğe çağrı!" diyerek bize, bizi biz yapacak değerleri hatırlatmak isterken Jüpiter bunu sağlayabileceğimiz yerin ilişki kurduğumuz parçalar olduğuna dikkat çekiyor. "Sende ben saklıdır, bende sen!" Ah bunu görüp de bana gelebilsen! Özgürlük, onu birlikte büyütebilecek bilinç gerektirir. Bu yok saymak değil, bir bütün olarak kendi özünle buluşabilmektir. Beni benim için anlaşılır kılabilecek şey her ‘’ Ben! ‘’ diyebilende kendi benliğime çıkabildiğim yolculuktur. Bizden seçenekleri daha iyi anlamamız ve seçimlerimizi neyi başlattıklarının bilincinde olarak yapmamız isteniyor.

Aslan Burcunda Ay Tutulması (11 Şubat)
Ay tutulması 22 derece aslan burcunda gerçekleşiyor. "Biz"de deneyimlediğim hikaye "ben"de neyi bulmamı istiyor? Yaratıcılığımı tetikleyebilecek neleri göz ardı ediyorum? Aşk ve tutkuyla içinden geçebileceğim neyi kendime olanaksız kıldım? Şimdide olmayan bir şimdi tanımında hangi evrensel gerçekliği gözden kaçırdım? Parlatabileceğim hangi potansiyelleri gölgede bıraktım? Hangi konuda yanıldığımı kabul etmemek konusunda ısrarcıydım? Nerede kendimi göstermenin vakti geldi ve ben bunun adımını atmalıydım?

3. ve 9. ev aksında gerçekleşiyor tutulma! Yakın çevremiz bizi  özümüzle buluşmaya götüren ve götürmeyenler olarak ayrışıyor. Ne benim kendimde olanı anlamama yardımcı oluyor ve ne beni sadece bundan uzaklaştırıyor? Benim bu yaşamdaki en büyük keşfim ne olabilir? Bu beni kendimde olan neyi anlamaya götürür? Ben onu nasıl parlatarak yeni keşiflerin önünü açabilirim? Hangi potansiyellerimi kullanarak topluma nasıl bir katkı sağlayabilirim? Bu benim için nasıl bir yolculuğu başlatır?

Jüpiter, Satürn ve Uranüs’ün uyumlu açılarla aktif rol oynadığını görüyoruz. Jüpiter daha geniş bir perspektiften bakarak daha bilinçli seçimler yapmamızı isterken Satürn çıktığımız bu yolculuğun bizi vardırdığı noktanın sorumluluğunu almamızı istiyor. Uranüs bir yandan geleneksel duruşun dışına çıkabilme cesareti verirken bir yandan birey olmanın doğasını anlamamız konusunda gayet net!

Tutulma haritasında yay yükseliyor ve bu Jüpiter vurgusunu güçlendirir. Anlamı olmalı aldığımız nefesin! Mars’ın yükselenle yaptığı üçgen buradaki enerjiyi yükseltiyor. Venüs, Merkür ile partil sekstil yaparken Mars ile kavuşum içinde! "Kim ki bana bende olanı nasıl kullanacağıma dair bir kapı açar, benim hikayem onunladır ki içim ona akar!"

Jüpiter onuncu evden toplumsal süreçlere dikkat çekerken Satürn birinci evden üstlendiğimiz misyonun bizim için ne anlama geldiğinin ne kadar farkında olduğumuzu sorgulatıyor. Uranüs dördüncü evden köklerimizden getirdiğimiz hikayeyi daha ileri bir noktaya taşımamızı istiyor. "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." Ay, Kiron ve Pluto’yu görmüyor dolayısıyla bu dönem boyunca kendini feda etme eğilimi ve otorite savaşları çok da iş görmüyor; bununla birlikte bu durum bir tuzak olarak bir kenarda durmakta oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Tutulmalar altı ay kadar etkisini sürdürür. Nisan itibariyle ay düğümü aslana geçtiğinde bu vurgular daha da görünür olur. Öyleyse sıvayın kolları "ben" geliyor! "Allahım, ateşlere yürüyorum…"

Güneş- Satürn Sekstili (14 Şubat)
Güneş "Özgürlük!" derken Satürn "Bana bunu ne için istediğini söyle!" diyor. Güneş şaşkın! "Nasıl yani? Özgürlük yahu, hakkım bu benim! Biz bir şeyleri değiştirmek için dünyaya gelmedik mi?", "Bir şeyleri değiştirmek için önce neyin neden değişmesi gerektiğini ve bunun nasıl gerçekleştirilebileceğini anlamak gerekiyor!" Bu sohbet devam eder gider… Ciddiye almak gerek özgürlüğü, yolu ve yolculuğu… Anlamak gerek her şeyin adım adım olduğunu, nasıl bir rota izlememiz gerektiğini… Esneyebilmeli ve içinden geçtiğimiz ne olursa olsun ne için yola çıktığımızı hatırlayabilmeli…

Güneş Balıkta (18 Şubat)
"Özgürlük!" temasının yerini "Ruh ve teslimiyet!" alıyor. Asi bir duruşla koşup dururken ideallerimizin ardından! Şimdi anlıyoruz ki bu da değilmiş aslında! Farkı bulmaya çalışırken, farksızmışız bir yandan… Daha iyi bakmak, daha çok anlamak gerekiyormuş… Güneş balıkta sadece yüzmeye devam etmemizi ister. Yol bizi mutlaka varmaya ihtiyaç duyduğumuz yere çıkaracaktır. "Akıl ülkesinin bittiği yerde gönül ülkesi başlar." Mantık dışı bir mantık ihtiyaç duyduğumuz… Doğa bu sırrı bilir ve bizden hatırlayabilmemiz istenmektedir. Sizi düşmanınızı sevmeye davet ediyoruz; çünkü Tanrı her yerdedir.

Mars- Pluto Karesi (22 Şubat)
Mars koçta cesur ve gözü hiçbir şey görmüyor! Enerji dolu! Bu enerjiyi nereye akıtacağını şaşırmış durumda! Pluto ile yaptığı kare açı sert bir duvara toslamasına sebep oluyor! Eylem, ciddiyet gerektiren bir aşamadır. Cesareti sorumluluk ve disiplinden bağımsız ele almaya kalkışanlar, kontrolsüz gücün güç olmadığının farkına varırlar. Burada Pluto’nun Mars’tan çok daha güçlü bir etki taşıyacağını göz ardı etmemek gerekir. Pluto oğlak, sistemin dönüşmekte olduğundan bahsediyor. Mars koç karesi bu dönüşüme fiziksel enerji, içgüdüler ve harekete geçirici dürtüleri dahil ediyor! Mars bu karede ya kendine yeni bir boyut kazandırır ya da Pluto onu sürece direnmekte güçlük çeken çarkları arasında kırıp dağıtacaktır. "Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!"

Balık Burcunda Güneş Tutulması (26 Şubat)
Güneş tutulması 8 derece balık burcunda gerçekleşiyor. Güney ay düğümünün kasvetli ağından kurtulmuş Neptün’e doğru ilerliyor. Mistik bir ışığa doğru çağırıyor bizi! Hikayenin ardındaki hikayeyi okumamızı istiyor, görünenin ardındakini görmemizi… Çok da kolay olmayacak gibi; zira Neptün devrede ve yanılma payı yüksek… Ancak "yakin" (şüphesiz) olarak bu sınavı aşabiliriz! Buna cesaretimiz var mı? Yüreğimizin sesini duyabilmek ne kadar mümkün? Ne kadar mantık dışı bir mantıkla aşabiliriz bu süreci? Buna ne kadar hazırız? Aklı ne kadar anladık ve buradan aldığımız güçle bir üst aşamanın o puslu sokaklarındaki kokuyu takip ederek yolu ne kadar bulma şansı kazanırdık? Şimdi bunu anlayacaktık.
Yedinci evde gerçekleşen tutulma, ilişkilerde önemli bir farkındalık boyutunu bize deneyimletirken Ay düğümü birinci evden el sallıyor ve bize ne kadar sadeleşerek yolun bu aşamasına gelebildiğimiz soruluyor. Bir şeylerin etrafında mı dönüyorsun yoksa gerçekten senin için neyin önemli olduğunu mu biliyorsun?

Düzenleyici Jüpiter retro hareketiyle üçüncü evden yakın çevremiz ile kurduğumuz ilişkide aratıyor cevapları! "Uzaklarda arama!" diyor; çünkü sen içindesin! Nereden geldin ve şimdi neye dönüp bakarak neyi daha iyi anlayabilirsin? Kimi ya da neyi nereye koydun ve bu seni nereye getirdi?

Jüpiter’in dokuzuncu evdeki Mars- Uranüs kavuşumu ile yaptığı karşıt açı zaferleri, aşıp geçilenleri, sıkışılıp kalınanları, bu aşamada ifade edilebilenleri ve bir türlü edilemeyenleri vurguluyor. Biraz daha uzak bir noktaya çekiyor dikkatimizi! "Uzağı yakın, yakını uzak eden senin onunla kurduğun ilişkidir." diyor ve bu ilişkinin aradığın cevaba ne kadar ışık tutabildiği! Pluto tüm karanlığıyla bu karşıt açıya kare yapıyor. Beşinci evdeki vurgusuyla bizi kendimizle ilgili değiştiremeyeceğimiz denli güçlü etkilere götürüyor. Burada değişimi sağlayacak tek yol vardır! İstikrarlı bir şekilde yol almak…

Bizden ne istendiğinin önüne geçmelidir bizim neye doğru çekildiğimiz… Karanlık ormanı (korku) aşacak cesareti göstererek buraya bizi getirenin ne olduğunun farkına varabiliriz. Satürn yaptığı açılarla dersimizin tam da burada olduğunu söylüyor, sekizinci evdeki Kiron ile yaptığı kare, ölümü kabul etmeden ölümsüzlüğe yürüyemeyeceğimizin altını çiziyor.
Ölüm bir son değildir. "Sonunu düşünen kahraman olamaz." Kahraman, aptal değil, ne zaman neyin daha doğru olduğunu ancak o zaman geldiğinde bilecebileceğinin farkında olandır. Planlar korur; bununla birlikte neyin neye varacağı evdeki hesap çarşıya uymadığında belli olur.

Tutulma sırasında aslanın son dereceleri yükseliyor. Satürnün yükselenle yaptığı üçgen kendimizi tanımlamayla ilgili baskıyı artırıyor. Dahası aslanda net bir tanımdan söz etmek mümkün değildir. Her şey şimdinin ışığında yerini ve yolunu bulabilir.

Bütündeki yerimizi anlamak bize kendimizi buldururken kendimizi daha geniş bir perspektifte ele alıyor olmak bütündeki yerimizi bulmamızı kolaylaştıracak. Seni hak ettiğin yere ulaştıracak olan, dönüşümü kabul etmen… Bu tutulma ciddi vedaları beraberinde getiriyor; çünkü yükünü bırakmayan yolunu bulamaz. Özellikle gidip de gitmeyenlerden, kalıp da olmayanlardan söz ediyorum! Yük bizi beslememesine rağmen elimizde tutmanın bizi koruduğuna inandıklarımızdır. Sizi koruyacak tek şey, siz yeni bir bilince ulaştıracak olan sizi içinden geçirmeye çalışan güce teslim olmaktır. Tanımlarınız tamamen dağılıyor. İçinde bulduğunuz parçaları bir araya getirdiğinizde okuduklarınız yolculuğunuzun gerçek ışığı olacak.

Mars- Uranüs Kavuşumu (27 Şubat)
Mars koçta "Cesaret!" ve "Oturmaya mı geldik ayol!" derken Uranüs bu savaşı çok daha güçlü bir noktaya getirerek "Ne mutlu yıkmak için cesaret edebiliyorsan sana koyulan kuralları!" diyor ve bunun hepimiz için değerinden söz ediyor. "Biri ki sınırı aşar onda tüm yaşam eşiği aşar." Çünkü insan bütünsel bir canlıdır. Hepimiz birbirimizle bir şekilde bağlantıdayız. Her şeyi hep birlikte deneyimliyoruz aslında, az çok bunun farkında… Bu kavuşum kontrolsüz bir meydan okuyuşa da bizi sürükleyebilir. Bu enerjiyi nasıl yönettiğimiz ve yönlendirdiğimiz önemli! Bir şeylerin değişme vakti gelmişse bu bir şekilde olacaktır. Varacağımız noktayı bu değişimi gerçekleştirme şeklimiz belirliyor. Kendi içinde devrim yapamayanın dış dünyada bir şeyleri değiştirebilme şansı yoktur. Değişim, yakıp yıkmak değil, okuyup anlamaktır. İşte bu önemli!

Satürn ötesi dediğimiz Uranüs, Neptün ve Pluto transitlerinde toplumsal konular gündeme gelir. Bireysel yaşamlarımıza yansıması farklıdır; bununla birlikte bende olan bizde olandan hem etkilenir hem de bu alanı benim üzerinde sağladığım kontrol parelelinde etkileyecektir. Her şey hepimizde algı sistemimizce bir hikaye var eder. Buradaki deneyim boyutunu ortaya çıkaran bizim bilinç seviyemizdir. Toplumsal konulardaysa ortak bilinç devrededir.

ASTROLOJİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.