Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
GÜLE OYNAYA BÜYÜMEK
SEDEF TEZER
Fizyoterapist, Nörogelişimsel, Duyu Bütünlemesi DIR/Floortime
Yazı Boyutu:
Duyu Bütünleme ve Terapisi

Duyusal Bütünleme, vücudumuzdan ve içinde bulunduğumuz ortamdan gelen duyusal uyaranlara anlam kazandırarak nasıl kullanacağımıza dair kullandığımız sistemdir. Duyusal sistem; görme, işitme, koklama, taktil, tat alma, vestibular (yer çekimi, başın hareketleri ve denge) ve propriyoseptif (pozisyonlama ve hareket) duyusal sistemlerdenden aldıkları bilgileri, bütünleyerek, eşleştirerek, paralel, içiçe ve çifte kodlama ile hiyerarşik işlemleme sağlayarak bütünler. Bu duyusal işlemleme ile kazanılan deneyimler, duygulanımı, yani duyulardan aldığımız bilgileri algılama, saklama ve yeri geldiğinde kullanmayı sağlayarak ilk öğrenme sürecini başlatır. Deneyimler kümülatiftir: Bir diğeri olmadan yeni deneyimler oluşmaz.

Verimli, normal ve uygun cevapların oluşması için: Sinir sistemimiz duyusal bilgileri alır, duyusal girdiler seli olarak durmaksızın gelen uyaranlar, sinir sisteminde hiyerarşik olarak üst merkezlere taşınır ve beynimiz bunları organize ederek anlam kazandırır ve içinde bulunduğumuz çevreye uygun, amaca yönelik karmaşık hareketleri başarabilmek ve etkileşimi sürdürebilmek için kullanabilir. Bu işlemlemeleri,  ilişki kurabilme, karşılıklı iletişimi sürdürebilme vb. sosyalleşme becerilerinin gelişiminde, ortak sosyal problemleri çözebilmede, fikir üretebilmede, planlama yapabilmede, kaba ve ince motor becerilerin gelişiminde, sakinliğini koruyarak, odaklanabilme, katılabilme, amaca yönelik dikkatini uzun süreli sürdürebilmede kullanırız ve böylece öğrenmeye başlarız.

ÖĞRENMENİN TEMELİ
Duyusal Bütünleme, dışarıdan gelen gürültüleri yok sayarak, öğretmenini dinlemeye odaklanmak gibi, bütün bu duyusal uyaranlar selinden, deneyimlediklerine anlam kazandırarak, dikkatini yöneltmesi gereken alana odaklanabilmeyi ve içinde bulunduğumuz duruma uygun amacımıza yönelik hareket edebilmemizi ya da uygun cevaplar verebilmemizi sağlayarak sosyal davranışlarımızın ve akademik öğrenmenin alt yapısının temelini şekillendirir. 

Duyusal bütünleme anne karnında başlar, özellikle, annenin hareketleriyle etkilenen bebeğin vestibular sistemi, görsel ve işitsel  sistemlerin altyapı gelişimini hazırlar. Normal gelişim sürecinde görsel sistemin de dahil olduğu duyusal sistemlerin, kapasiteyi, genel büyümeyi, kişinin başarısını, davranışların kontrolünü ve öğrenme sürecini etkileyen ve değiştiren  net bir gelişim süreci vardır.

Duyusal bütünlemede, kas tonusu, otomatik tepkiler ve kendisini sakinleştirebilmede taktil, propriyoseptif (pozisyonlama ve hareket) ve vestibular (yer çekimi, başın hareketleri ve denge) sistemlerin katkısını ön plandadır. Bir bebek doğduğunda, çocuğun hareketleri genelde duyusal sistemlerden gelen girdilere cevap niteliğinde oluşur. Refleksler ve cevaplar taktil, propriyoseptif ve vestibular işlemleme sonucu doğal olarak her bebekte mevcuttur.



Kas tonusu
Refleksler
Duruşu düzeltme
Denge reaksiyonları
Koruma Reaksiyonları
Duygusal durum
Bağlanabilme
El-göz koordinasyonu
Motor planlama
Algı
Dikkat
Öğrenme
Fikir oluşturma
Organize davranış

Taktil, propriyoseptif (pozisyonlama ve hareket) ve vestibular (yer çekimi, başın hareketleri ve denge) sistemler aynı zamanda duygusal duruma ve anne-bebek bağlılığına etkide bulunur. Örneğin, bebekler battaniyede veya sallanan sandalyede yavaşça sallandıklarında sakinleşirler. Bu duygusal tepkiler, baskı ve hareket gibi duyusal  uyaranlardan etkilenirler. Bebek geliştikçe ve çevresiyle ilişkileri geliştikçe, duyusal sistemlere entegre olan görsel ve duyusal sistemler daha büyük önem kazanır. Örneğin, çocuklar bakışlarını bir obje üzerine odaklayarak ellerini ona doğru uzatırlar. Bu el-göz koordinasyonu çoklu duyusal uyaranların bütünlenmesi sonucunda ortaya çıkar. Hedefe yol göstermesi için vestibular (yer çekimi, başın hareketleri ve denge), propriyoseptif (pozisyonlama ve hareket) ve düzgün duruşu başarmak için görsel bilginin işlemlenebilmesi gereklidir. Çocuk objeye değdiğinde, dokunduğu objenin yüzeyi ile ilgili taktil bilgiyi; şekil, boyut, renk gibi görsel bilgiyi bütünler. Çocuğun objeyi daha farklı şekillerde hareket ettirmesi, çocuğun eli hareket ettikçe obje ile karşılıklı ilişkisini, propriyoseptif (pozisyonlama ve hareket) ve devinim (kinesthetic algı) geri bildirimleri oluşturur ve çocuğa objenin boyut ve şekli hakkında daha kapsamlı bir bilgi sağlar.

Duyusal sistemlerden alınan duyumları, sinir sistemi ve beynin beslenmesi için gereken besin olarak düşünebilirsiniz ve bu duyumlar, bedenimizi ve aklımızı yönlendirebilmek için gerekli bilgiyi sağlarlar. Her çocuk, yaşadığı dünyayla etkileşimleri ile duyusal bütünlemesini doğal olarak geliştirir ve hareket ederken, karşılıklı konuşurken ve parkta oyun oynarken, okuyabilmek, yazabilmek ve uygun davranışlar için sürekli kullanırlar.

ÇOCUK İÇİN EĞLENCELİDİR
Çocukların dünyasında duyusal bütünleme eğlencedir. Her çocukta, duyusal bütünlemeyi geliştirebilmek için büyük içsel dürtü vardır; onları zorlayan yeni duygulanım deneyimlerine ve yeni hareketleri geliştirmekten hoşlanmaları için yapılandırılmıştır. Bu nedenle her aktiviteyi, daha karmaşık ve olgunlaşmış gelişimi destekleyecek yapı taşlarını oluşturabilmek için kullanır. Okuma, yazma ve aritmetik vb. akademik beceriler, sadece sağlam duyusal bütünleme altyapısına sahip olanların geliştirebileceği son derece karmaşık işlemlemelerdir. Öğrenme ve davranışların organizasyonu, duyu bütünlemesinin görünen yüzüdür.

Her çocuğun kendine özgü duyusal işlemleme profili vardır ve farklı duyusal girdilere (dokunma, ses vb.) verdikleri cevaplar değişkenlik gösterir! Bireysel Farklılıklar, duyusal ayarlama farklılıkları ile oluşur! Duyusal işlemlemesini değerlendirilirken, bireysel farklılıkları, yaşına uygun sağlıklı gelişimi, duyu-motor olarak sinir sistemi gelişiminin basamaklarını, ve duygusal, işlevsel, sosyal ve bilişsel fonksiyonları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. İşlevsel ve duygusal gelişimin alt yapısını oluşturan, duyusal düzenleme, işitsel işlemleme, görsel uzaysal işlemleme, motor planlama ve yönetim fonksiyonları ile baskın tarafın (sağ-sol) ve diğer tarafla bütünlenmenin gelişimi seviyeleri, değerlendirmelerde uygulama planını oluşturabilmek için çok önemlidir.

DUYUSAL BÜTÜNLEME İŞLEVSELLİĞİ ZAYIF OLAN ÇOCUK…
Duyusal girdilerin işlemlenmesinde yetersizlik; motor, bilişsel, işlevsel ve sosyo-emosyonel gelişim alanlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Duyusal bütünleme işlevselliği zayıf olan her çocuk, farklı semptomlar serisi ile izlenir. Duyu bütünleme terapisi, yetersiz duyusal işlemlemeye bağlı olan motor, bilişsel, işlevsel ve sosyo-emosyonel gelişim alanlarında sorun yaşayan çocuklara yardımcı olmak amacını taşır. Bu yaklaşımın farkı, hareketin duyusal bileşenine verdiği önemden kaynaklanır.

Duyu Bütünleme yaklaşımı, çocuğun kontrollü, organize ve anlamlı olarak duyusal girdilerin oyun ve aktivitelerle verildiği terapi ortamı sağlar. Bu süreçte duyu bütünleme terapisti, çocukta gözlemlediği sözlü ve sözlü olmayan iletişim bulgularını ve davranışları ve eğilimlerini yorumlar ve bunlara göre çocuğun bulunduğu ortamı yöneterek ihtiyacı olan duyusal girdinin zorla verilmesinden ziyade çocuğun ona ulaşmasını sağlar. Burada en önemli nokta çocuğun liderliğinde yönetim işlevselliğinin devreye girebilmesi ve katılımın sağlanabilmesidir.

Duyusal işlemleme düzensizliği olan çocuklarda, bireysel farklılıklarına uygun, sinir sistemi yapılanmasını sağlayacak ve çocukların seviyelerine ve gereksinimleine uygun ve çocuğa özel hazırlanan duyusal bütünleme terapisi programının, kısa ve uzun vadeli hedeflerle, hem çocuğun ilgi duyduğu alanlarda yapılandırılmış ortamda, hem de çocuğa günlük bakımı verenler, anne-babalarla günlük yaşamında uygulanabilmesi sağlanmalıdır.


Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.