Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
YENİ ÇAĞIN ÇOCUKLARI
NUR EDA KASAP
Uluslararası Öğrenci-Anne & Baba Koçu
Yazı Boyutu:
Bişnev

Mesnevi "bişnev" yani duy emri ile başlar. Duy, işit, kulak ver. Anlamak için duymak, kavramak için dinlemek gerekir. *

Anlamak, kavramak ve idrak etmek arasında gizli bir bağ vardır. Tüm bunlar için de öncelikle "duy"mamız gerekir.

Peki biz duyuyor muyuz?

Karşımızdakini anlamak/algılamak için mi dinliyoruz yoksa cevap vermek için mi?

Öğrenciler ile çalıştığımdan neredeyse hepsinden duyduğum bir cümle var. "Kimse beni anlamıyor." Ergenlik döneminin getirdiği bir anlaşıldığını, anlamama durumu mu, yoksa genel olarak bir anlaşılmama durumumu cidden karışık...Ne kadar karışık gibi olsa da gençler, anlaşılmadığını düşünüyor.

Aslında tek gençler değil, hepimiz bu durumu yaşıyoruz. Sanki etrafımızda hiç kimse bizi duymuyor, anlamıyor ve bu durumda kendimizi yalnız hissediyoruz. Oysa hepimizin kendisini gerçekleştirebilmek için anlaşılmaya ihtiyacı var. Ama kimsenin dinlemeye vakti yok!

Adına modernlik dediğimiz kent yaşamı bizi yavaş yavaş yalnızlığa itiyor. Modern kent kalabalık ama bir o kadar da yalnızlar topluluğu bir yerde. Abarttığımı düşünüyorsanız, oturduğunuz apartman ya da sitede teklifsiz evine girip çıktığınız aile sayısını düşünün lütfen. Çoğumuz birlikte aynı apartmanda yaşadığımız komşularını bile tanımıyor. (Benim de dahil olduğum bir durum bu!)

Modernleşmek adına böyle olduk galiba. Aslında traji-komik bir durum. Kendin gibi olmak istiyorsun ama bir başkası gibi davranmak durumda kalıyorsun. Büyüdükçe modernleşiyoruz belki de. 20 yıl önce yani gençken, çok sevdiğimiz bir arkadaşımıza canımız sıkkınken çat kapı gider, saatlerce oturur sohbet eder, yer, içerdik. Öyle telefon açıp "uygun musun? beni dinler misin?" gibi şeyler de sormazdık. Gider, dertleşir, gülüşür, ağlaşırdık.

Traji-komik yanı şu ki, aynı arkadaşımıza şimdi telefon açıp, randevu almadan gidemiyoruz! Birlikte ağlaşıp, gülüştüğümüz, en azından o dönem için tüm yaşadıklarımızı paylaştığımız insan aynı insan, tek farkla o şimdi modern...Ve tabii bizde. Biz mi değiştik? O mu değişti? Hepimiz mi değiştik? Galiba yaş-aldıkça bunları düşünüyorum.

Birlikte vakit geçirmenin de bir mesafesi var artık. Hem zaman anlamında hem de içtenlik anlamında. Teknoloji ilerledikçe hep iletişim halindeyiz ama off-line olarak! Yani kopuğuz. Biraz dikkat edin, cafelerde insanlar birlikte ama hepsi kendi cep telefonundan ya check-in yapıyor, ya da on-line diğer arkadaşlarına laf yetiştiriyor. Bu durumda hangi duyma, dinleme, anlama olabilir ki?

Programlar hep yoğun, hiç vakit yok, hiç bişeye...Üç insan bir araya gelecek amanın büyük olay. Ajandalar kontrol ediliyor, telefonlar açılıyor, randevular ayarlanıyor. Neymiş altı üstü bir kahve içilip sohbet edilecek. Hoş o sohbette bir-iki telefon ile mutlaka kesintiye uğruyor.
Duy-mak, dinle-mek, anla-mak yavaş yavaş gerçekten tükettiğimiz bir çok ürün gibi lüks olmaya başlıyor kısaca.

Sizi dinleyecek, duyacak, anlayacak sevdikleriniz çok olsun...

Sevgiyle...

* Prof.Dr. Besim Dellaloğlu Sosyal Bilimler Felsefesi'nden alıntıdır.


Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.