Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
YENİ ÇAĞIN ÇOCUKLARI
NUR EDA KASAP
Uluslararası Öğrenci-Anne & Baba Koçu
Yazı Boyutu:
Anaokulu nedir?

Yeni eğitim-öğretim dönemi ile birlikte benim de anaokullarında çalışmalarım başladı. Gerek veli toplantıları gerek öğretmen eğitimleri gerek tanıtım toplantıları olsun yavaş yavaş tempom artıyor. Her yeni toplantı benim için de yeni yeni kişilerle tanışma konuşma fırsatı yaratıyor. Ancak kimi zaman duyduklarım beni şaşırtmakla birlikte biraz da üzüyor. Çünkü ailelerin anaokulu anlayışı beni düşündürüyor.

Ailelerin bazıları (özellikle babalar, tüm babalar lütfen alınmasın da çoğunluğu babalar) şu tarz cümleler söylüyor:

“Daha çok küçük, ne gerek vardı okula. Hem çocuğu üzüyor, hem de kendisi üzülüyor.”

“Eşim zaten çalışmıyor, çocuk küçük daha...”

“3 yaşında küçücük çocuk, eşim çok istedi diye gönderiyorum.”

“Biz anaokuluna gitmedik ne oldu? Evde oynasın işte.”

Bazı kişiler anaokullarını sadece çalışan annelerin çocuklarını bırakmak zorunda kaldıkları, çalışmayan annelerin ise çocuklarını göndererek biraz soluklandıkları ya da çocukların oyun oynayarak zaman geçirdikleri yer olarak görmekte. Oysa anaokulu bu değil.

OKULA UYUM SÜRECİ
“Okula uyum süreci” adlı seminerimde anlattıklarımı burada maddeleştirmek istiyorum. *

1- Anaokulları sosyalleşmenin temellerinin atıldığı merkezlerdir. Çocuğun aile dışındaki ilk sosyal ortamıdır. Sosyal ortamlar ise sosyal kuralları gerekli kılar. Sosyal kurallar çocuğu karşımıza alıp konuşmakla öğretebileceğimiz şeyler değildir. Sosyal kurallar, sosyal ortamlarda, bizzat yaşayarak öğrenilecek türden kurallardır.

Çocuk anaokulunda dünyanın kendi etrafında dönmediğinin farkına varır. Diğer çocukları fark etmekle kalmaz, onlarla birlikte vakit geçirmek zorunda olduğunu da fark eder. Bu da beraberinde, kuralları gündeme getirir. Kurallar diğer bireyler ile bir arada huzurlu bir şekilde yaşamanın ön koşullarından birisidir. Çocuk, evinde kuralları çoğunlukla kendisi koyar, oysa burada onun başkaları tarafından konulmuş kurallara uyması gerekmektedir.

Evindeki, ailesindeki ayrıcalığı kaybolmuştur. Artık ağladığı zaman istediği olmamakta, bazen isteklerine kavuşmak için sıra beklemek zorunda kalmaktadır. Evdeki gibi, oyuncaklar ile dilediğince oynayamamakta, arkadaşları ile paylaşmak zorundadır. Herkesle aynı anda ve aynı yerde, aynı yemeği yemesi gerekmektedir. Tüm bunlar, başlangıçta çocuğa kolay gelmeyecektir. Ancak zamanla hepsini öğrenir ve uyum göstermeye başlar.
 
Okulda çocuğun uyumsuz davranışları azalır. Çünkü evde aile üyeleri alttan almakta ya da çocuğu idare etmektedirler. Ancak okulda çocuk evin en küçüğü, tek çocuğu, nazlısı, huysuzu değildir. Eğer ki uyumsuz davranışı varsa arkadaşları onu dışlayacak, aralarına almayacaktır. Bu durum çocuğun hoşuna gitmeyeceği için uyumlu davranmaya özen gösterecektir.

Çocuğun okulda oynadığı oyun aslında bir oyundan daha da fazlasıdır. Çocuğun yaşamında oyunun yeri her zaman için büyüktür. “Yeni Çağın Çocukları” adlı kitabımda bu konuya çok detaylı yer vermiştim. Okulda oynanan oyunlar çocuğa örgütlü ve sistemli hareket etme becerisini öğretir. Bunun yanı sıra topluca ya da grupça oynanan oyunlarla çocuğun işbirliği ve rekabet duyguları gelişir.

Kendini ifade etme, hakkını arama, kendini savunma, kendine güvenme, arkadaş ilişkileri kurma gibi birçok sosyal beceri de yine anaokulunda daha kolay kazanılır.

2- Anaokulları ilkokula hazırlıktır. Anaokulunda, çocuk ilk defa aile dışında kalabalık bir    ortama girdiği için ayrılık kaygısı, okul korkusu, davranış ve uyum problemleri gibi ilkokulda karşılaşılması olası problemleri daha erken yaşar ve bunları daha erken çözümler. Bu nedenle ilkokul döneminde daha az sıkıntı yaşar. Ayrıca birçok  temel kavramı da anaokulunda öğrenerek ilkokula daha hazır ve özgüvenli bir şekilde başlar.

3- Anaokulları çocuğun fiziksel gelişimine katkı sağlar. Anaokulunda oynanan oyunlar, hoplama, zıplama, jimnastik hareketleri ve yapılan masa başı etkinlikleri, kesme, yapıştırma, boyama sayesinde çocuk hem küçük kaslarını hem de büyük kaslarını daha iyi kullanmayı öğrenirler. Üstelik çocuk bedenini kullandıkça beden farkındalığı gelişir. Hareket ettikçe de enerjisini sağlıklı yoldan dışarı atmış olur.

4- Anaokulunda çocuğun dili kullanma becerisi artar. Kendini ifade etmek, isteklerini anlatmak için konuşmaya mecbur olduğunu bildiğinden cesaretle konuşmaya başlar.
Çocuklar hem okunan hikayeler, yapılan dramalarla hem de arkadaşlarını ve öğretmenini model alarak dili daha düzgün kullanmayı öğrenirler. Kelime hazineleri genişler, ifadeleri güçlenir. Özellikle, dil gelişimi gecikmiş çocukların anaokulu ya da kreşe gitmesi kısa zamanda gözle görülür fayda sağlar.

5- Anaokulları çocuğun hayatını düzene sokar. Çocuklar anaokuluna başladıkları andan itibaren daha düzenli olurlar. Hiç bir anne her gün saat tam 12’de öğlen yemeğini (proteini-karbonhidratı-kalsiyumu dengelenmiş olarak) hazır edemez. Oysa, anaokulunda çocuk her gün saat 12.00’de öğlen yemeği yemekte. Saat 13’de uykuya geçmekte ve saat 15.30 da ikindi kahvaltısını yapmaktadır. Çocuk okuldaki düzeni evde de sürdürmek ister. Her şeyin belli saati olduğu için hayatı daha düzenli olur.

Sevgili anne ve babalar, çocuklarımızın gelişim süreci için bu gerçekleri bir kez daha düşünmenizi rica edeceğim. Anaokulu artık bir lüks değil, her çocuğun sağlıklı gelişimi için önemli bir ihtiyaçtır.
 
Sevgiyle...
 
*Sevda Arda Yalçın İmamoğlu’nun makalesinden de yazıda alıntılar yapılmıştır.


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.