Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
YENİ ÇAĞIN ÇOCUKLARI
NUR EDA KASAP
Uluslararası Öğrenci-Anne & Baba Koçu
Yazı Boyutu:
Ölüm

Geçtiğimiz hafta amcamın eşi vefat etti. Türkiye'de yaşamamış olsalar da tam 40 yıldır ailemizin içindeydi. Özellikle yaşımız küçükken amcamla geldiklerinde biraz çekingenlik ve bol merak ile yanına giderdim. Çünkü kendisi Filipinli idi. Çat-pat Türkçe'siyle iletişim kurardık.

Sonraları iletişimimiz kısmen de olsa arttı. Elbette yurt dışında olduklarından pek görüşemiyorduk. Bu yıl dört aylığına İzmir’e gelmişlerdi. Uzun bir tatil olacaktı. Ancak kalbi buna izin vermedi. Ve daimi dinlenme yeri olarak eşinin memleketi İzmir’e defnedildi. Ölüm bu kadar yakınımıza gelince daha fazla düşünüyoruz.

Sizinle ölüme dair iki küçük hikaye paylaşacağım.

Yoksul bir kadının, bin bir güçlükle büyüttüğü biricik evladı hastalanıp ölür. Kadıncağız bu ölümü kabullenemez. İsyan eder. Gözyaşları sel olur, ağıtları yürek parçalar. Yakınındaki herkes çok üzgündür ama ellerinden bir şey gelmez. Bir komşusu kadına, köyün yaşlı bilgesine danışmasını söyler. Kadın, bilgenin kapısını çalar ve ondan, evladını hayata döndürecek bir çare, bir ilaç ister. Yaşlı adam, ona yardım edebileceğini ama gereken ilacı yapmak için bir şartın olduğunu söyler. Kederli kadına, tahta bir kase verir ve ona:
''İlacı yapabilmem için, bu kaseyi, hiçbir yakını ölmemiş, hiç kimsesini kaybetmemiş bir ailenin evinden alacağın pirinçle doldurup bana getir!'' der.

Kadın, umutlu bir telaşla ilk kapıyı çalar. Evin sahibi:

-Keşke sana yardım edebilsem, ama geçen yıl babam öldü, der.

İkinci kapının arkasındaki matemli ses, kocasını bir hafta önce toprağa verdiğini anlatır.
Kiminin dedesi ölmüştür, kiminin annesi. Evladını yitirenler de vardır aralarında, ağabeylerini, kardeşlerini de.

Kadın, eli boş, yaşlı adamın evine geri döner.

Yaşlı adam, kadına şunları söyler:

-Kederin çok büyük, bu acıyı yaşayacaksın! Ama gördün ki, ölüm, hayatın bir gerçeği. Ondan ve onun mateminden kaçmanın bir yolu yok. Şimdi evine dön ve bu gerçeğin, metanetle içine sinmesine izin ver!
 
Hayatın geçici ve ölümün biz de dahil, herkes için kaçılmaz olduğunu biliriz. Ama nedense bu gerçekten uzak kalıyoruz. Bilmemize rağmen sevdiklerimizle buluşmayı, onlara karşı hissettiğimiz güzel duyguları paylaşmayı erteliyoruz. Onlarla geçirdiğimiz anları, bazen, kavga ve gürültü ya da kayıtsızlıkla ziyan ediyoruz.

O görüşmenin, belki de son görüşmemiz olacağı gerçeğiyle hareket edip, birbirimize özenle yaklaşmıyoruz. Sevgimizi cömertçe paylaşmıyoruz. Sonuç, bol pişmanlık.

Farklı davranabilsek, pişmanlıklara yer kalmazdı hayatta! Oysa hepimiz, ölüm yokmuş gibi yaşıyoruz.

Sevdiklerimizi mutlaka bir daha göreceğimizi, yapmak isteyip de tembellik edip yapmadıklarımızı bir gün gelip yapacağımızı sanarak, düşünmeden ve özensizce akıp gidiyoruz hayatın içinden…

Ölümü, böylesine bilincimiz dışında tuttuğumuz bir gerçek olduğu için, onun karşısında çok büyük bir şok yaşıyor, inanamıyor ve acısıyla başa çıkamıyoruz.

İkinci hikayemiz, yine evladını kaybetmiş bir anneye ait.

1912 yılında Titanik gemisi yola çıktığında, içinde, Harry Elkins Widener'da vardır. Harry, 27 yaşında, kitap aşığı muazzam bir okur ve Harvard Üniversitesi mezunu, pırıl pırıl bir genç adamdır. Londra’ya da kitap almak üzere gitmiş, anne ve babasıyla beraber ülkesine geri dönmektedir. Titanik battığı sırada, çok az sayıda kurtarma botundan birine annesini güçlükle bindirir. Kendisi ve babası ne yazık ki, yeterli kurtarma botu olmadığından, geminin batmasıyla birlikte, yaşamlarını yitirirler. Oğluna çok büyük bir sevgi ve saygı besleyen annesi, onun ölümünden sonra, üç bin kitaplık koleksiyonunu Harvard Üniversitesi’ne bağışlar. Fakat üniversitenin kitapları yerleştirecek bir kütüphanesi yoktur. Onun üzerine annesi, üniversiteye, bir kütüphane inşa etmesi için büyük bir bağış yapar. Böylelikle, bugün dünyanın en büyük kütüphanesine sahip olan Harvard Üniversitesi’nin, kütüphane merkezi olan ve eşsiz orijinal kitaplar barındıran Widener Kütüphanesi kurulur.

Allah bize ve evlatlarımıza sağlık, mutluluk dolu günler nasip etsin.

* Hikayeler, Doç. Dr. Şafak Nakajima’dan alınmıştır.


Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.