Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
YENİ ÇAĞIN ÇOCUKLARI
NUR EDA KASAP
Uluslararası Öğrenci-Anne & Baba Koçu
Yazı Boyutu:
Dolmuş şoförü ile biletçi

Yeni yazımı yazmak için ekranın başına geçtim. Aklımda son yaşadığım olayla ilgili bir yazı yazmak vardı. Olay şöyle gelişti...

Oğlumla geçen hafta dolmuşa binmiştik. Dolmuş şoförü dakikası geç kaldığı için her türlü trafik kuralını ihlal etti. Kırmızı ışıkta geçince dayanamayıp oldukça yüksek bir sesle, “Lütfen daha dikkatli kullanır mısınız? Arabada birçok kişinin canını taşımaktasınız” dedim. Bir iki kişiden gelen eşsel tepkilere rağmen, “Geç kaldık” gibi gayet açıklayıcı ve tatmin edici bir yanıt gelince; yeni bir araca binmek için biraz beklemem gereken cadde üzerinde, “Lütfen durun ineceğim” dedim. Sanırım yanımda küçücük bir çocukla böyle bir yerde inmeyi göze aldığım için kararlılığımı anladı ve “Tamam” deyip yavaşladı. 3-5 dakika sonra dolmuşu başka bir şoföre devretti.  

Yeni gelen şoföre dolmuştakiler içlerinde tuttukları tüm öfkeyi kustu. İçimden, “Sinirlendi şimdi, yeni gösteri başlayacak, bari burada ineyim” diye geçirirken; “Sayın yolcular sizlerden arkadaşım adına özür diliyorum. Çok geç kaldığı için sanırım hepinizi korkutmuş. Yapmaması gereken şekilde davranmış. Lütfen sakin olun. Sizleri gideceğiniz yerlere sağ, salim ve esen olarak ulaştıracağımdan emin olabilirsiniz” dedi.  Ve inen her yolcuya, “Tekrar özür dilerim efendim, iyi günler diliyorum”  diyerek uğurladı. Oğlumla inerken bize de, “Küçük bey seni de korkuttuk galiba, özür dileriz” diyerek uğurladı. Ben de kendisine, “Keşke tüm dolmuş şoförleri sizin gibi olsa, iyi günler diliyorum” dedim. Verdiği cevap, “Ablacım her kişi gönlüne göre sözler duyar. Ben iyi sözler söylüyorum. Allah da bana hep iyi yolcular gönderiyor” oldu. 

Bu olayla ilgili olarak, işin ne olursa olsun, işini iyi yapmanın önemini vurgulayacağım bir yazı düşünmüştüm. Ve Sevgili Gülgün Sharafat’ın yazdığı yazıyı okuyunca, işte duygularıma tercüman olan yazı dedim ve sizinle paylaşıyorum.

NE YAPTIĞININ ÖNEMİ YOK! NASIL YAPTIĞININ ÖNEMİ VAR!
“8 yaşında küçük bir çocukken o zaman ki adıyla Gümrük olan Konak Pier'in önünden troleybüse biner, okuduğum Gazi İlkokulu’na Talatpaşa'ya gelirdik, 7 yaşındaki erkek kardeşim ve ben. İlk gün annem elimizden tutup bizi okula götürdü, okula yaklaşınca Mustafa bey heykelini gösterdi.

‘Bunu görünce kalk ve ipi çek, bu sizin ineceğiniz durak’ dedi. 8 yaşımın utangaç tedirginliği, kendime ve kardeşime sahip çıkmanın sorumluluğu ile o otobüste geçirdiğim zamanlardan aklımda kalan anlatacağım bu öykü beni hep çok etkilemiştir. O zamanlar otobüslerde biletçiler vardı. Bir biletçi vardı ki onu hiç unutmam, beline bağladığı para çantası, elinde bilet koçanı, kafasında şapkası, her bilet kestiği kişinin gözünün içine bakarak gülümser, selam verir ve sonra teşekkür ederdi.

Bilirsiniz, bazen çocuklar yetişkinler için görünmez adam gibidir, görgü kurallarını uygularken onları es geçeriz. O biletçi beni ve elinden tutup otobüse bindiğim küçük kardeşimi hiç es geçmedi, aynı kibarlığı bizim için ve her gün o otobüse binen yüzlerce kişi için gösterdi. O bizim ineceğimiz durağı hiç unutmadı, bir tek onun olduğu otobüse binerken durağı kaçırır mıyım diye endişelenmemeyi ondan öğrendim. Belki yorgundu, belki sorunları vardı, vardır olmaz mı ama işini yaparken altına yüreğinin imzasını attı her gün. Benim yüreğimde de hala imzası var, o benim insanlık kahramanımdır. Bir de yılın biletçisi seçilme hikayesi oldu, çocukluğumun bu isimsiz kahramanının. 

Bu öyküyü, yıllarca seminerlerimde anlattım ve öykümü şu ünlü sözle bitirdim; ‘Ne iş yaparsan yap Michaelangeleo'nun heykellerini, Leanordo'nun resimlerini yaptığı gibi yap, öyle bir yap ki eğer çöpçüysen, yaptıklarını duyanlar yıllar sonra bile, bir zamanlar burada çok çok büyük bir çöpçü yaşıyormuş, desinler!’

Şimdilerde herkes ayaklandı, bir şeyler yapıyoruz, kendi yığınlarımızın ardında direniyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz, konuşuyoruz, yürüyoruz, küfür ediyoruz, bela okuyoruz, dua ediyoruz, imza atıyoruz, meditasyon yapıyoruz, enerji gönderiyoruz, duruyoruz, şarkılar söylüyoruz, yüreğimiz, aklımız yettiğince, herkes bildiğince... Dün gece gençlerin yazdığı bir şarkıyı paylaştım ve yine bu öykü aklıma geldi. "Ne yaptığının önemi yok, nasıl yaptığının önemi var!"


Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.