Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
YENİ ÇAĞIN ÇOCUKLARI
NUR EDA KASAP
Uluslararası Öğrenci-Anne & Baba Koçu
Yazı Boyutu:
Kimlik, delilik, annelik...

Aralık ayı başında beklenmedik misafirimiz geldi. Acelesi vardı, bu dünyada olmayı arzu etti. Bu mucizeydi ve biz bu mucizeye “Kerem” dedik.

Beklediğimizden önce geldi küçük dev adam. Güçlü olarak “Merhaba” dedi yeni hayatına. Yüreği çok büyük ancak bedeni küçüktü. Bu küçük beden bazı hayati gerçeklerle erken tanıştı. Önce sarılık oldu bedeni, normalden daha uzun süreli ve bilirubin seviyesi yüksek seyretti. Defalarca minik topuklarından kan alındı. Her defasında da kolay olmadı sakinleşmesi.

Bir gece nefesi değişti. Günlerdir sarı olan yüzü bu kez kızardı. Küçücük burnu nefes almakta zorlandı. İçgüdüsel olarak kafasını arkaya atarak uyudu. İnanılmaz bir görüntüydü, başını iyice arkaya atıp burnunu açtı kendisi. “Hayata geldim ve nefesimi de almayı bilirim” diyordu. Ancak nefes alması iyice güç olunca temizlenmesi gerekti. Burun aspiratörü ile temizleyerek rahatlattık. Önce bedenimde can (nefes) verdim, sonrasında ise basit bir cihazla nefes verdim bebeğime.

Bunlar yetmedi. Doktor, “Hemen hastaneye yatmalı” dedi. O gece tahliller ve tetkikler başladı. Önce damar yolu açıldı. Sağ eline giren o iğne defalarca minik damarını bulmak için dolandı, dolandı, olmadı… Bu kez sol elinden girdi iğne. İğne, onun eline, benim de kalbime battı sanki. O bir ağladı, ben bin. Ağlamaktan dudakları morardı. Zaten güçsüz olan nefesi iyice daraldı. Hemen oksijen verdiler. Ardından da mentolin. Avuç içi kadar olan yüzüne takılan maske o kadar büyüktü ki… Akciğer filmi için minik bedeni soğuk zemine değdi, o an benim sırtım buz kesti.

Daha güçlü bir aspiratörle burnu temizlenmeliydi, bu kez makinaya bağlandı. Aynı anda sol ayağına adını bilmediğim farklı bir cihaz bantlandı. Tahmini 50 cm. boyunda kıl kadar ince hortum sağ burun deliğinden içeri doğru itildi. Neredeyse tamamı minicik burnuna girdi. O an kalbim durmadı ya… Gözyaşlarımız birbirimize karıştı. Ardından sol tarafa, ancak bu kez ilerlemedi. Hemen ardından boğazına girdi. Bedeni ağlamaktan mosmordu. Minik bedenini bastırmak zorundaydım. O an ben, ben değildim. Gözlerim kurumuştu resmen. Sakinleşmesi için ara verildiğinde sol omuzumda birşey hissettim. O kadar çok ısırmışım ki, o da oğlumun bedeni gibi morarmıştı. Bu manzara 2-3 kez tekrarlandı. En sonunda minik bedeni rahatladı, ancak o kadar güçsüz kaldı ki hemen uyudu.

İlerleyen 4 gün hastane odasında benzer manzaralar yaşandı. Her defasında daha da güçlendi Kerem’im. Sabah-akşam bacağından yediği iğneye bile alıştı. Daha az ağlar oldu. O büyüdü, ben büyüdüm, o güçlendi, ben güç aldım.

Kuzenim, “Annelik, yarı delilik” demişti. Annelik, bir nev’i yarı delilikmiş...

İçimdeki anne-baba kimliğim, yarı delilik yaşıyor, çocuk kimliğim ise bebeğim için heyecan ve coşku dolu. Yetişkin kimliğim, her güçlüğe göğüs germeye devam ediyor. Tüm bunlara şükür ederek.

Oğluşuma bana “anneliği” ve “yarı deliliği” tattırdığı için çok teşekkür ediyorum. İyi ki geldin.

 


Yorumlar
Dilay - (27.01.2011 12:21:04)
Nur hanım marhaba Dilay ben, sizin adınıza çok sevindim nekadar güzel bir duygu oldugunu tahmin edebiliyorum.Ben de 9 haftaklık hamileyim bizde 7 Eylül 2011 gibi bekliyoruz şuan çok yeni çok minik 22 mm. kadar :) umarım herşey çok kolay ve güzel geçer bu sitenin 2 aydır üyesiyim tüm herşeyi çok kolay buradan takip edebiliyorum çok memnun oldum sizi burada gördügüme Kerem'e ve Size sevgiler görüşmek üzere..Dilay Akgün
Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.