Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
  YILDIZ ÇAKAR
Uzman Psikolojik Danışman, Pedagog
Yazı Boyutu:
Çocuklar ve oyun

Okulların açılması yaklaşınca ailelerde okula hazırlık telaşı da başladı. Yakında çocuklarımız disiplinli bir yaşama geçecekler. Peki, bu yeni dönemde  çocukların işi sayılabilecek oyun oynama faaliyeti ne olacak?

Tüm yaş gruplarında çocuklar okullar açıldıktan sonra oyuna daha az vakit ayıracaklarını düşünüyorlar. Okul ve okul öncesi çağdaki çocukların oynamadan durması düşünülemez. Durum böyle iken günümüzde birçok okul öncesi kurumda bile oyun oynama gittikçe önemini ve değerini yitiriyor, oyun yararsız bir zaman harcama olarak değerlendiriliyor. Daha çok ders, etkinliğine benzer amaçlar güden faaliyetler ya da projeler ön plana çıkıyor. Bir yuvanın sadece oyun oynanan ve çocuğun aktif olarak oyununu seçtiği bir yer olarak düşünülmesi tercih edilmiyor. Okul öncesi yaşlarda çocukların mutlaka ciddi faaliyetlere katılması bekleniyor. Ayrıca belli araç ve gereç olmadan öğrenilmeyeceği ve de en önemlisi “sosyal faaliyet” adı altında yapılan çeşitli öğretici etkinliklerinin (bale, folklor vb.) ve uzun gezilerin çocuk gelişimindeki rolü aşırı vurgulanıyor.

OYUN ÇOCUK İÇİN HAYATİDİR!
Günümüzün gerçekleri böyle iken,  “oyun”un çocuklar için yaşamsal önemi olduğunu hatırlamakta fayda var. Çocuk severek ve kendi girişimi ile başlattığı oyunundan çok zevk alır ve hayat için çok şey öğrenir. Yetişkinin rolü çocuğa eşlik etmek ve onu gözlemlemektir. Oyunun içeriği hızı ve süresi çocuk tarafından belirlenir. Bu şekilde çocuk kendi öğrenme sürecini belirler ve denetim kendisinde olur. Bu bilgilerin ışığında biz okul öncesi uzmanları, yuvalarda oyun için ayrılan süreye daha çok önem verelim ve  öğretmenleri bu konuda cesaretlendirelim.

Özetle; oyun çocuk için çok önemlidir ve dünyayı oynayarak keşfeder. Oyunda sayısız yetiler -bilişsel, sosyal, duygusal, fiziksel- uyarılır ve gelişir. Bu özelliği dolayısı ile “oyun” okul öncesi kurumların temel unsuru sayılmalıdır. Uluslararası Oyun Derneği Başkanı Jan Van Gils 16. Uluslararası kongrede (2008) aşağıdaki demeci vermiştir:

OYUN ÇOCUĞUN HAKKIDIR!
“Oyun çocuğu büyüyünceye kadar sakinleştirmek için kullanılan bir oyalama olarak düşünüldü. Daha sonra da oyunla öğrenme yöntemleri geliştirildi. Asıl önemli olan oyun sırasında çocuklar hayata hazırlanır ve yaşamsal beceriler kazanırlar.”

Ayrıca, çocuk hakları bildirgesinde oyun oynama çocuklar için bir hak olarak tanımlanır. “Her çocuğun sessizlik, boş zaman, oyun, yaşına uygun dinlenme,  sanat ve kültür yaşamına katılma hakkı vardır” denir. 

Oyun olmazsa gelişim fakirleşir ve zayıflar. Bir çocuğun ilk yıllarda günde 15 saat oynadığı gözlemlenmiştir; bu da bir günün üçte ikisi demektir.

ARAŞTIRMALARA GÖRE...
Oyun oynama ile ilgili yapılmış birçok araştırmanın sonuçlarına göre:
1-Oyun akademik ve mesleki becerileri geliştiren ilk basamak ve temeldir.
2-Oyun çocuğun karakter gelişiminde çok önemli bir rol oynar.

OYUN OYNAMA ÇOCUKTA DOĞUŞTAN MI VARDIR, YOKSA SONRADAN MI ÖĞRENİLİR?
Oyun oynamayı öğrenmek gerekir. Oyun genetik veya doğuştan gelen bir uğraş değildir. Daha ziyade bebekler genetik olarak çevrelerine karşı önü alınamaz bir merak taşırlar. Duyusal uyaranlar bu merakı uyarır. Hareket eden, ses çıkaran, tutulabilen, keskin kokan ve tadı olan her şeye sınırsız ilgi duyarlar. Bu değişik şeylerle, bir şeyler yapılabildiğini fark ederler.

Merak bu duyuların günlük uyarımı ile aktive olur, büyür ve gelişir. İşte, bu merak ve ilgiden oyun davranışı gelişir. Bu arada çocuğun gelişmekte olan ben bilinci, yetişkinin oyuna verdiği onay, kullandığı dil, içinde bulunulan mekan, çocuğun yaşadığı duygular, nesnelerle kurduğu ilişki, çocuğun düşünce dünyası, algılaması ve oyuncağın özellikleri oyunun nasıl gelişeceğini belirler. Beden bilinci, oyunun içinde bulunduğu ilişkisel atmosfer alansal, fiziksel ve matematiksel kavrayışlar gelişir.

OYNAMA BECERİSİ
Günümüzde pek çok çocuk oyun oynamaya başlayamaz ya da sürdüremez. Pek çok oyuncak ortasında canlarının sıkıldığını söyleyen çok sayıda çocuk vardır. Çocuk eğitiminde oynama becerisini desteklemek ve başlatmak çok önemlidir. Peki, bunu yetişkinler nasıl yapabilirler?

En başta çocuklarla birlikte oynamak çok önemlidir. Oyun; çocuğa direktifler vermeden, yönlendirmeden, çocuğun başlattığı ve yönettiği şekilde olmalıdır. Daha sonra minik ilaveler yapılabilir. Parmak oyunları, tekerlemeler gibi... “Oyun” oynanırken hiçbir şekilde öğretme gayreti taşımamalıdır. Oyunun amacı  heyecan, gerilim ve mutluluktur. Sosyal beceri geliştirme ve konsantrasyon çalışması değildir.

OYUNU GELİŞTİREN KOŞULLAR NELERDİR?
Birçok çocuğun pek çok oyuncağı vardır; aynı durum okul öncesi kurumları için de geçerlidir. Yuvaların tıka basa parlak, renkli ve çok değerli oyuncak ve araç gereçle dolu olduğunu görüyoruz. Bu kadar çok uyaran ve oyuncak tam tersi etki yaratmakta ve genelde oynama isteğini ve konsantrasyonu olumsuz etkilemektedir. Oyun alanları ve evlerin daha sade döşenmesi oyunu destekler. Oyun pedagojisinde;  “Az çoktur, çok da azdır” diye bir ilkeden bahsedebiliriz. Az oyuncağı olan çocuk oyuncağın kıymetini çok daha iyi bilir. Tüketim çılgınlığından kurtulmak bu açıdan çok önemlidir.

OYUNCAK ALIRKEN BUNLARA DİKKAT!
Az oyuncak satın alınmalı ve alırken bazı temel ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır. Oyuncak alırken aşağıdaki sorular sorulabilir:
Değişik şekillerde oynanıyor mu?
Başka çocuklarla birlikte de oynanıyor mu?
Yapısı ve materyali sağlıklı ve uzun ömürlü mü?
Saklanan oyuncak genişletilebiliyor veya ilaveler yapılabiliyor mu; bir oyun konsepti geliştirilebiliyor mu? Legolar gibi…
Hayal gücünü geliştiriyor mu?

OYUNCAK YERİNE GÜNLÜK MALZEMELER KULLANILABİLİR Mİ?
Ne kadar günlük malzeme oyuna katılabilirse, çocuklar o kadar az yeni oyuncak talebinde ve arayışında olur. Çocukların oyun dağarcıkları ne kadar geniş olursa, öğrenme potansiyelleri de o kadar geniş olur. İyi bir oyun hiçbir öğrenme programının veremeyeceğini verir.  Motivasyon, kendini adama, öğrenme sevinci ve keyfi, kendilik deneyimi, kendi kendine konuşma ve düşünme, soyut düşünme ve temsil etme ve genel bilişsel gelişim, duygusal ifade vb. gibi. Realiteden bir an için kopup, “gerçek” tekrar oluşturulurken duygusal olarak güçlenme ve denetim duygusu yaşanır. Ayrıca, oyun sosyal gelişimi ve motor becerileri de geliştirir.

OYUNDAKİ 3 TEMELUNSUR ÇOK ÖNEM KAZANIR:
1-Çocuğun merakı.
2-Keşif sevinci.
3-Mutluluk deneyimi.

Mutluluk deneyimi beyinde Dopamin salgılanmasını arttırır, nöron bağlantılarını güçlendirir ve zenginleştirir. Bu bağlantılar süreklilik, coşku, denemeye hazır olma, çözüme odaklı olma gibi davranış özelliklerini geliştirirler. Tüm bunlar kişinin ilerideki yaşamındaki tutumunu  etkilerler. Bir işe başlamak, sürdürmek, sorun çözmek… Başka bir deyişle oynamak birçok anlamda beyin gelişimini destekler; öğrenme yeteneğini geliştirir. Bir anlamda genetik potansiyeli olumlu bir şekilde harekete geçirir.

Yuvada aktif olarak oynayan çocuk okul olgunluğuna rahatça ulaşır.

Son olarak Winnicot’un görüşünü eklersek:
Oyun, kendiliğinden bir davranıştır ama oynama yeteneği güven ve güvenlik gerektirir.
Çocuğun yaratıcılığı, annenin, çocuğun kendine has realitesini ve oyununu kabul etmesi oranında gelişir.

 


 

 


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.