Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
İĞNE TOZU
Prof. Dr.  BENAL BÜYÜKGEBİZ
Çocuk Sağlığı, Hastalıkları-Büyüme ve İştahsız Çocuk Uzmanı
Yazı Boyutu:
Yine iştah... Yine iştahsızlık...

Obezitenin gün geçtikçe artan görülme sıklığı ve adeta salgın bir hastalık gibi görülme sıklığının artması, biz çocuk doktorları için önemli bir konu… Özellikle de çocukluk yaş grubunda gelişen obezitenin başta karaciğer üzerindeki olumsuz etkilerini ve diğerlerini önemsiyoruz. Ve biliyoruz ki, obezitenin her yaş grubunda tedavisi zor… Bu nedenle obezitenin önlenmesi en gerçekçi yaklaşımımız ve tercihimiz. Ve hedef kitlemiz de obezite öncesindeki aşamada olan çocuklarımız… Hani, gürbüz olarak nitelendirdiğimiz çocuklar. Gürbüzlüğün, obeziteye varmadan sağlıklı beslenme ve yaşam koşullarının benimsenmesi ile geri döndürülebilir olmasına çok önem veriyoruz. Ama gelin görün ki pek çoğumuz olayı bu noktada algılayıp, gerekli zamanı da ayırıp sizleri aydınlatamıyoruz. Sizler de bu aşamada pek farkına varmıyorsunuz…  Konuyu sizinle paylaştığımızda ve uyardığımızda da da çok sıklıkla anne-babanın tepkisi ile karşılaşıyoruz. Bu da önemli bir engel.  Çünkü çocuklarımızın yediği ile mutlu olma kültürümüz çok hakim ve yaygın… Oysa ki çocuğun yediği ile normal sınırlar içinde büyümesi  yetmeli  bizlere. Daha fazlası daima obezite riski doğuruyor. Öncelikle bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Ama iştahlı çocuğa “dur” demekte zorlanıyoruz.

Diğer taraftan biliyorum ki yemek yedirmekte zorlandığımız hem de ciddi derecede zorlandığımız çocuklar var. Hem de adeta her evde… Öyle ki, kardeşlerden biri ne buluyorsa yiyor, diğeri ise ne varsa reddediyor… Bu da garip bir çelişki ama gerçek… Bizler de biraz daha yedirmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. “Yeter ki yesin” diye, her türlü tavizi veriyoruz veya sağlıksız davranış modelleri benimsiyoruz. Bu modeller arasında  rüşvet vermek de var, tehdit etmek te… Her ikisi de yanlış! Ama yapıyoruz. Gün geliyor tüm yollar ve çareler tükeniyor. İşte çoğunuzla bu noktada karşılaşıyoruz…

Yemek yemeyen, reddeden çocuklar da asında risk altında... Büyüme geriliği… Zayıflık… Boy kısalığı… Ve en önemli özelliği büyümek olan çocukluk yaş grubu, yedirme zorlukları nedeniyle iyi değerlendirilemiyor. Çocuk genetik potansiyelinin belirlediği optimal (en iyi şekilde) büyümeyi yapamıyor. Evde ve önünde her şey varken, çocuğun yemeği reddetmesi nedeniyle zayıf olması ya da boyunun yeterli uzayamaması nedeniyle kısa boylu olması çok olumsuz etkiliyor bizleri… Ailede ilişkiler yıpranıyor… Öğün saatleri işkenceye dönüyor… Yiyecek olan da yediren de öğün saatleri yaklaştıkça korkmaya başlıyor. Anne-çocuk ve hatta anne-baba arasındaki ilişki bile çok olumsuz etkileniyor.

Oysa ki, bu kadar zor olmamalı yemeyi reddeden çocuğa yedirmek… “Responsive parenting” diye bir kavram var. Basit bir şey aslında… Çocuğun verdiği sinyalleri doğru algılamak ve ihtiyacını gidermek… Uyumak istiyorsa, uyuması için ortamı sağlamak… Acıktıysa doyurmak veya bunun için gerekli olan ortamı yaratmak, yemek hazırlamak… Gerisine karışmayacağız… Karışmayacağız ama bu noktada acıkmayan geç acıkan veya açlık duygusu belirgin olmayan çocuklar var… Bir türlü acıkmıyorlar ve acıktıklarını bizim beklediğimiz sıklıkla bizlere hissettirmiyorlar… Saatler geçiyor, öğünler geçiyor bu çocuklar “acıktım” demiyorlar… Acıktım diyen de bir-iki lokmadan sonra doyuyor. İşte bu da, yediği miktar da  bize hiç yetmiyor… Bu nedenle de baskı yapmaya, ısrar etmeye başlıyoruz… Oysa ki araştırmalar,  yemesi konusunda baskı yapılan çocukların akranlarından daima daha az kilolu olduğunu söylüyor. O halde ne yapmalıyız?; Çocuğumuz eğer acıkmıyorsa, acıkması ve bunu dillendirmesi için uzun saatler geçiyorsa, iştahsızlık için sıklıkla kullandığımız vitaminlerin veya balık yağının da etkisi yok… Yani antihistaminikler (alerji ilaçları) dışında iştah arttıran şurup yok… Antihistaminikler örneğin sipraktin, iştah merkezini uyarıyor. Ben de zaman zaman kullanırım… Ama kime verilmeli? İşte bu konu önemli… Bir doktor önermeden kullanmanızı önermem…

Ama kolayı var! İştah açlığa canlının gösterdiği cavaptır… Bu nedenle de çocuğu acıktırmalıyız. Ya öğün aralarını açacağız, sık sık yemek yedirmeye çalışmayacağız. Pek çok çocukta bu uygulama bile çok iyi sonuç verir. Ya da çocuğun acıkmasını kolaylaştıracağız. Acıkmayan çocuk yemek istemez. Bu nedenle yediklerini daha kolay hazmettiren, midenin boşalmasını hızlandıran ve sonuçta çocuğu acıktıran bir ürün kullanacağız. Bu amaçla verilebilecek ilaçlar da var ama yine doktor görmeden kullanmanızı önermem… Gıda takviyesi olarak sunulanları deneyebilirsiniz. Örneğin Motfil… Bitki özleri içeriyor. Gıda olarak tüketilebilen bikri listesinde yer alan bitkileri içerdiği için güveniyorum. En önemlisi de “takviye edici gıda onayı” almış bir ürün olması nedeniyle ben de öneriyorum. Midenin hazım hareketlerini destekliyor ve çocuğu kısa sürede acıktırıyor… Kullananlar memnun… Daha önce de bir başka ürün vardı, o da etkiliydi, ama şimdi sadece Motfil var. Eğer dört hafta kullanmanıza rağmen çocuğunuzun yemesinde fark görmezseniz işte artık mide tembelliği nedeniyle bir doktorun görmesinde fayda var derim.

Sevgiyle kolaylıklar dilerim…


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.