Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

PİN KODUNU ÖĞREN, HAYATINI KENDİN YÖNET!

Biri çıksa; size gerçekte kim olduğunuzu haykırsa ve yaşamınızın gidişatının sadece sizin elinizde olduğunu söylese, olası riskleri ve avantajları da açık etse… Üstüne üstlük bu uğurda bir yol da gösterse ne yapardınız? İşte, “pin kodu” denilen yöntem hepsini söylüyor! Duymaya hazır mısınız?


Güney Afrikalı fizikçi  Dougles Forbes, 20 yıl önce “pin kodu” denilen ve matematiksel bir orantıya dayanan, bilimsel yöntemi keşfetmiş. 2 yıldır da Cem Şen, Forbes’ten öğrendiği pin kod analizlerini ülkemizde gerçekleştiriyor. Sahibi olduğu Klan Yayınları’ndan çıkan “İnsanın Pin Kodu, İlişkilerin Pin Kodu, Kaderin Pin Kodu” adlı kitaplar dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama, ben pin kodu kavramını duyduğum andan itibaren merağıma gem vuramadım Ve pin kodu da nedir, diyerek Cem Şen’in kapısını çaldım. Kendinizi tanımaya, hayatınızın gidişatını öğrenmeye, kaderinize tümüyle sahip çıkmaya hazırsanız, işe bu röportajı okuyarak başlayabilirsiniz. Bu arada, nasıl beslenmeniz gerektiği, hangi hastalıklara yakalanabileceğiniz, işinizdeki ve ilişkinizdeki başarının sırrı, çocuğunuzu nasıl yetiştireceğiniz gibi yüzlerce sorunun cevabı da pin kodunuzda yani doğum tarihinizde gizli, bilesiniz!


- Pin Kodu da neyin nesi?

Jung, her günün bir enerjisi vardır ve insan içine doğduğu günün enerjisini alır, der. İnsanın doğum gününü başlangıç noktası olarak ele aldığımızda, o insanın nereye doğru hareket edebileceğini saptayabiliyoruz. Tabii, o günün enerjisi, o insan hakkında bize pek çok ipucu da veriyor. Pin kodunun mucidi Dougles’a göre ise, herhangi bir günün enerjisi sadece bir rakam ve bu da doğum tarihi. Doğum tarihine de, 9 aylık süre içinde bilinçli ya da bilinçsiz anne karar veriyor. Ve biz bir insanın doğum gününü bildiğimizde, o insanın karakterinin şifresine, yani pin koduna ulaşmış oluyoruz. Ve insanın pin kodunu doğru analiz etmeyi başarırsak, karşımıza bir matriks açılmaya başlıyor. Ve bize, o kişinin kişilik özelliklerini, niçin bu dünyada bulunduğunu, kabaca bundan sonraki günlerde neler yaşayabileceğini anlatıyor.


Ya özgür irade?

Özgür irade her zaman var, çünkü biz pin kodla potansiyelleri tartışıyoruz. Çok muhteşem başarı elde etme potansiyeli olan bir dönem o insanın özgür iradesiyle o kadar da muhteşem başarılara imza atmayabilir. Ama potansiyeller değişmiyor ve mutlaka o potansiyeli yaşıyorsunuz.


- Ya, aynı gün doğan insanlar?

Aynı gün doğan insanlar yaklaşık olarak aynı potansiyellere ve aynı kişilik özelliklerine sahipler. Aynı insanlar değiller ama potansiyel olarak aynı özelliklere sahipler. Aynı gün doğan herkesin aynı şeyleri yapma potansiyeli var, ama coğrafi konumları, eğitimleri, anne babalarının farklı oluşu durumu değiştirebiliyor. Hatta başka günlerde doğup aynı pin kod kombinasyonlarına sahip insanlar olduğunu da görebiliyoruz. Ama bu hiçbir şekilde aynı insanlar olacakları anlamına gelmiyor.


- İkizlerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz pin kod bağlamında?

İkizler biraya geldiklerinde üçüncü bir pin kod yaratıyorlar. Çünkü herhangi bir insanla ilişkiye geçildiğinde bir sinerji yaratırsınız, bu çok normal çok… Ama ikizlerde bu sinerjinin ve dolayısıyla üçüncü pin kodun aktif ve reaktif birtakım özellikleri var. Çoğunlukla bu özelılikler ikizler tarafından paylaşılmaya başlıyor ve genellikle bambaşka insanlar oluyorlar. Ve ikizlerden bir tanesi sinerjideki karakteri daha fazla özümsüyor.


ANNE DOĞUM GÜNÜNE KARAR VERİYOR!

- Annenin bebeğinin doğum gününe karar vermesi ve bir şekilde bebeği programlaması ve bunun da 9 ayda gerçekleşmesiyle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Pin koda göre; anne rahmine düştüğü andan doğumuna kadar geçen sürede anne bebeği programlıyor. Bunu da o süreçte edindiği izlenimlerle, inanç ve anlayışları ile yapıyor, tabii babanın da katkısı var. Tıpkı, bir makinayı parçalarına ayırmak gibi, eğer biz bir insanın doğum tarihini bilirsek, kabaca hamilelik sürecinde neler olduğunu söyleyebiliyoruz. Örneğin, göbek kordonuna mı dolanmış, erken mi doğmuş, anne daha önce bir çocuk mu kaybetmiş, anne babayı yanında değil gibi mi hissetmiş, çocuk gelecekte ölüm ya da ayrılık yoluyla babasını mı kaybedecek, ileride anneyle ilgili bir takıntısı mı olacak, gibi… Sonuçta, hamilelik sırasında yaşananlar gelecekte yaşanacakların da ip uçlarını vermeye başlıyor.
Bir de, bebeğin niçin yapıldığının motivasyonu da çok büyük bir öneme sahip; o insanın ne olacağı, gelecekte neyin peşine düşeceği konusunda… Bu motivasyon, hamilelikte yaşananlar, annenin hissettikleri, babanın anneye hissettirdikleri, bütün bunların etkisiyle anne bilinçli ya da bilinçsiz olarak bebeğin doğum tarihine karar veriyor. Ki, doğumun sezaryen ya da normal doğum olması hiçbir şeyi değiştirmiyor.


- Dolayısıyla, bebeğin karakteri oluşuyor ve anne aslında her şeye karar vermiş oluyor?!
 
O kadar da bilinçli bir seçim değil elbet… Annenin hamilelik döneminde yaşadıkları, hissettikleri, algıladıkları ve istekleri hepsi bir arada… O yüzden yüzde yüz bilinçle verilen bir karar değil şüphesiz, ama yine de doğum anına karar veren kişi anne…


- Bazı insanlar hayatta daha başarılı ve mutlu oluyor, dolayısıyla faturayı annelere mi keseceğiz?

Kesinlikle hayır! Çünkü istisnasız her pin kod eşit derecede başarılı ve başarısız olma potansiyeline sahip. Çünkü her pin kodun bir sürü aktif ve reaktif özelliği var. Ve bütün mesele hangisini açığa çıkarttığımızda… Özgür iradenin yanı sıra, yaşananlar, sosyal durum, eğitim vb. yaşarken neyi açığa çıkarttığımız konusunda etkili. Örneğin, anne baba elinden gelenin en iyisini yaptı, çok iyi bir eğitim verdi, pin kodun da harika, ama 2. Dünya Savaşı’nın ortasında Polonya’dasın. Ne yapabilirsin ki? Yine de birtakım reaktif özelliklerin açığa çıkartmasını engelleyemeyebilirsin. Dolayısıyla, yaşanan olaylar pin kodunun aktif-reaktif özelliklerini açığa çıkartabiliyor. Bütün mesele şu; maalesef evren adalet duygusu üzerine çalışmıyor, ama pin kod gibi yol haritaları sayesinde kendimizi tanıyıp, geleceğimizle ilgili ipuçlarını edinip, yani bu silahı alıp ama diğer silahlarla da donanıp kendimizi adam etmeye kalıyor. 

KİLİT NOKTA KİM OLDUĞUMUZ?

- Pin kodu, kim olduğumuzu öğrenmemiz için bir yol mu?
Kesinlikle… Diyelim ki ben yönetme grubundayım ama ailem bana yaratıcı olmam yönünde eğitim veriyor. Ya da yaratma grubunda doğmuşum ama yönetici olmaya zorlanıyorum. Sonuçta, olmadığım bir karakteri sergilemeye başladığımda, sonradan öğrenilmiş bir karakter modeli geliştirmeye başlıyorum. O ben değilim, fakat öğrenilmiş ve üstüme yapışmış bir şey. Gerçekte kendimin kim olduğunu bilmiyorum ama bu olmadığımı biliyorum. Yine de onu oynuyorum. Sonuçta, yaşamım hastalık ve mutsuzluk olmaya başlıyor. İşte, pin kodunun en önemli, en kilit noktasında kim olduğumuz sorusunun cevabı var.  Ne yaşayacağımız sorusunun cevabı ondan sonra geliyor, çünkü bu bir potansiyel… Kilit nokta kim olduğumuz!

- Pin kod bir bilim mi?
Bence kesinlikle bir bilim. Çünkü bir şeyin bilim olabilmesi için birkaç tane ön şart vardır.  Tarafsız ortamda gözlenebilmesi ve işe yarar olduğunun kanıtlanması lazım ki, pin kodla bunu yapabiliyoruz. Başarısının tekrar edilebilmesi lazım ki, tekrarlayabiliyoruz. İstatistik çıkarılabilmesi lazım ki, pin kod yöntemi istatistiğe çok rahat izin veriyor. Bütün bu özellikleriyle pin kodu bana göre bir bilim. Ve bu sistem, en az yüzde 95-98 oranında bir geçerlilikle çalışıyor. Bu gelecekte ne olacak tahmininden tutun da, söz konusu kişinin kişilik özelliklerine kadar, bir kesinlikle çalışıyor. Geri kalan yüzde 2’lik oran da özgür irade! Özgür iradenin oranının ne kadar olduğu o kadar önemli değil, çok büyük değişimler yaratabiliyor ama yine de var olan potansiyeli değiştiremiyor, sadece var olanı kullanımı değiştirebiliyor. Örneğin, potansiyel olarak benim maddi olarak zorluk yaşama potansiyelim varsa bu değişmiyor, ama özgür irademle ben bunu daha hafif atlatabiliyorum. Onun için pek çok kritik ve zor dönemler önceden bilinirse, ki pin kod sayesinde bilinebilir; hazırlanarak, duruma göre önlemler alınarak atlatılabiliyor. Ama krize ne kadar yakınsanız, atlatmanız da o kadar zorlaşmaya başlıyor. Pin kod analizlerinde ben hep bunu gördüm.


- İnsanlar pin kodu analizi için de yumurta kapıya gelince mi başvuruyorlar?
Bir şeyin herhangi bir sonuca ulaşması için 9 tane aşamadan geçmesi gerekiyor. Ve ben eğer o konuda analiz yaptığım kişiye pin koduna bakarak tavsiye verirken 9 aşama öncesinden tavsiye verebiliyorsam, birinci aşamadan itibaren doğru adımlar atılmaya başlanıyor. Ama, sekizinci aşamada yakaladıysam, dokuzuncu aşamanın yaşanması için zaten her şey hazır oluyor.

Şimdiye kadar yüzlerce pin kod analizi yaptım ve ilginçtir ki, insanlar bilinçsiz olarak bize her zaman en kritik noktadayken geliyor! Yani, ok yaydan çıkmış ve şanslıysa ok yaydan çıkmadan az önce geliyorlar. Ve o noktada, zaten yapılabilecek çok fazla bir şey olmuyor. O yüzden ben her zaman mümkünse herhangi bir sorun yokken pin kod analizi çalışılmasını öneriyorum. Çin tıbbında bir söz vardır: Hastalık başladıktan sonra hastalığa müdahale etmeye çalışmak; susuz kaldıktan sonra kuyu kazmaya, savaş çıktıktan sonra silah hazırlamaya benzer… Yani, tıpkı koruyucu hekimlik gibi bir alan pin kodda da geçerli! O nedenle, eğer mümkünse olayları önceden yakalamak gerekiyor. Örneğin, geçen yıl benim hayatımın en zor yıllarından bir tanesi olması gerekiyordu. Fakat, önceden pin kod sayesinde bunu bildiğim için bayağı bir dikkat ettim.

- Zor dönem, kolay dönem ayırımı neye göre yapılıyor?
Zor dönemlerimizi zor hale getiren dünya değil. Bizim dünyayı algılama biçimimiz ve bunu bize pin kod anlatıyor. Biz zor döneme girdiğimiz zaman, bu bakış açılarımızla ilgili. Dolayısıyla bakış açılarımız olumsuz anlamda öyle bir değişmeye başlıyor ki, yoksa dışarıdan bize dayatılan bir şey yok. Ya var olan durumu zorlaştırıyoruz, ya var olan durumu iyileştiriyoruz.  Sadece bakış açımızla… Ve 9 aşamada yaşanan döngü bize bunu yaptırıyor. Yani 9 tane gözlüğün olduğunu düşün ve her yıl bu gözlüklerden bir tanesini takıyorsun. Ve belli dönemlerde bu gözlük sana dünyayı ya siyah gösteriyor ya da pembe gösteriyor. Ama dünya ne siyah, ne de pembe… Gerçeklik aynı gerçeklik ama sen hangi gözlüğü takarsan, dünyayı buna göre görmeye ve iletişime geçmeye başlıyorsun. İşte, pin kodun becerisi de burada. O dönemde dünyaya hangi gözlükle bakmamız gerektiğini söylüyor. Ve diyor ki; “Bu bir yanılsama, eğer sen bilincini değiştirebilirsen, durum da değişebilir.”

İNSANLAR EN ÇOK NEYİ MERAK EDİYOR?

- Analizlere gelenler gelecekle ilgili en çok neyi  soruyorlar?
Ne zaman biriyle tanışacağım, diye gelenler çok oluyor. Ben de pin kodlarına bakarak, şu tarihte böyle bir şeyin olma potansiyeli var, diyebiliyorum. Ondan sonra o tarih geçip, hiçbir şey olmadı diye gelenler de oluyor tabii. Fakat, ne yaptın dediğimde, hiçbir şey yapmadığını her zamanki gibi evinde oturduğunu öğreniyorum. Dolayısıyla, pin kodun işaret ettiği olumlu ya da olumsuz durumların etkisini gösterebilmesi için, senin onların bir parçası olman, onlarla iletişime geçmen gerekiyor.

- Pin kodunda gördüğünüz her şeyi söylüyor musunuz?
Örneğin; ben kişinin pin koduna bakarak, çok net olarak babasıyla ilgili travmasını görebiliyorum. Ve diyelim ki, bunu uygun bir dille anlatmayı da başarabiliyorum. Çünkü pin koduna baktığınız insanın gördüğünüz bilgilerin ne kadarını kaldırabileceğini de tahmin edersiniz. Kendisiyle ilgili kaldıramayacağı bilgileri vermek bambaşka travmaları tetikleyebilir ve siz pin kod analizcisi olrak onun altından kalkamayabilirsiniz. O yüzden de pin kodun tek bir analizle kalmaması analizler serisi şekinde yapılması en sağlıklısı. Sonuçta, aslında pin kodu çalışmalarını psikolog ve psikiyatrsitlerin yapması şahane olurdu. Çünkü biz pin kodla onların 10 seansta ulaşabilecekleri bilgiye, yani soruna tek seansta ulaşabiliyoruz. Ama bizler çözüme yönelik uzman kişiler değiliz. Üstelik, tespit ettiğimiz sorunlar sadece psikiyatrsitleri de ilgilendirmeyebiliyor. Daha bütüncül bir disipline ihtiyaç var, çünkü söz konusu travmaya baktığımızda, bunun psikosomatik (bedene yansıyan) etkileri de olduğunu görüyoruz. Yani, sorun kendisini sadece psikolojik değil, bedensel rahatsızlık olarak da dışa vurabiliyor. Örneğin; astım, şeker hastalığı, kalp rahatsızlıkları gibi. Bunlar birtakım psikolojik rahatsızlıklarla birlikte gelişebiliyor. Onun için de biz eğer, bir yandan da organı tedavi etmeye girişirsek var olan sorunun üstesinden çok daha çabuk geliniyor. Ve pin kod da daha aktif olarak kullanılmaya başlanıyor.  Diyeceğim; kişinin babasıyla ilgili bir travması varsa ve astımı da varsa; astımını babasıyla olan travmadan bağımsız göremezsiniz. Pin kod bize bunu çok net anlatıyor. Ve pin kodu doğru yönetmek için ne sadece fiziksel bir tedavi ne de psikolojik tedavi bir işe yaramayacaktır, hepsinin ortak çalışmasına, displinlerin birleşmesime ihtiyaç var.

PİN KODUYLA CHECK-UP!

- Genetik olarak kodlanmış sağlık problemlerimiz için yorumunuz nedir?
Bunların açığa çıkması için bile uygun şartların yaratılması gerekiyor. Bir insan kendisi olmadığı şeyi yaşamaya (oynamaya) başlıyorsa, yani pin koduna uygun olmayan bir yaşam sürüyorsa, genetik kökenli bu mayınlara da basmaya başlıyor. Çünkü insan olmayan bir şey olamıyor. O yüzden pin kod sayesinde, önce kimsin sorunun cevabını bulmak çok önemli. Çünkü ancak kim olduğunu anladığın zaman ve o olduğun insana doğru adım atmaya başladığın zaman, mutlu ve sağlıklı olabilirsin. Ki, ani değişikliklerle değil adım adım kendine doğru yol alınması uygun olur; bu da pin kodla peş peşe analizler sayesinde yapabilir. Pin kodu kullanırken psikolog kullanması da akıllıca olur. Çünkü, kişinin gerçekliği değiştiği zaman her şeyi değişmeye başlayacaktır. Ama tabii bu dönüşüm, kozadan kelebeğe dönüşmek gibi ve elbette doğumlar acı vericidir, ama yine de kendini doğurabilirsin…


- Pin kodun kilidi de bu sanırım, kendini doğurmak?..
Kesinlikle bu ve bunu başarırsak, pin kod da amacına ulaşmış oluyor. Ama kişinin kendisini tanıması ve gerçekleştirmesine hizmet etmek dışındaki kısmı, bana sadece bir oyun gibi geliyor. Ayrıca, pin kod olaylara uzun zamanlı bakmamamızı sağlıyor. Ki, Türk insanının pek alışık olduğu bir şey değil. Olayları uzun zamanlı değerlendiriken, olayların bir akışı, bir ritmi olduğunu görebiliyoruz. Dolayısıyla, yaşadığın olayın hangi aşamasında olduğunu bilebilirsin pin kodla ve akışı kendi lehine çevirebilirsin.

- Peki, insanlar gerçekten kendini tanımak istiyorlar mı?
Herkes kendini tanımaya istekli, ama hazır mı bilmiyorum. Çünkü herkes zaten kendisi için önceden bir karakter modeli geliştirmiş durumda. Kendini tanımaya çalışırken bile bulacağı şeyin kendi tasarladığı şey olduğunu zannediyor.  Ben genelde şöyle bir insanımdır, cümlesini onaylamasını istiyorlar pin kod analizinin. Ama maalesef her zaman onaylamayabiliyor. Kişi olmadığı bir şeyi olmaya zorlanmışsa pin kod bunu söylüyor. Herkesin bir kişilik özelliği vardır ve bunun bu dünyada bir işlevi vardır. Bütün mesele de insanın kendisini tanıyarak işlevini yerine getirmesidir. Ama bizler birlikte olduğumuz insanlar ve şartlar tarfından kendimize uygun olmayan bir şekilde değişmeye zorlanırız. Elbette değişim çok gereklidir. Ama insanların ya da şartların isteklerine göre değiştiğimizde kendimiz olmamaya başlarız.  Bir süre sonra da kendimizin kim olduğunu bilemez hale geliriz. Oysa, bir kalemseniz yazmanız gerekir, çay karıştırıcısı olmanız değil! Pin kodunuzun söylediği karakteriniz neyse onu gerçekleştirmeye izin vermeniz gerekir. Aksi sağlıksız ve mutsuz bir yaşam vaadeder. O yüzden kendiniz olmaya izin vermelisiniz, hem kendinize, hem de sevdiklerinize… Sonuçta bütün mesele, insanların gerçekte kim olduklarını öğrenmeleri. Öğrenme bir aşaması, sonrada bunu yaşamaya izin vermeye ihtiyaçları var. İzin verme konusu tabii dertli bir konu ve bu noktada profesyonel bir destek çok işe yarayabilir.

İLİŞKİLER BIÇAK SIRTI!

Ya, ilişkiler konusu?..
İlişkiler çok fazla dinamiği olan  bir konu… Üstelik ilişkinin pin kodunu söyleyebilsek bile, insanlar pin kodlarındaki gerçek karakterlerini çoğu zaman sergilemediklerinden bir ilişki için yürür ya da yürümez demekle olmuyor. Öğrenilmiş şeyler pin kodların işlerliğini bozabiliyor, yürüyebilecek gibi gözüken ilişkiler de yürümeyebiliyor. Ama tabii, o ilişkinin gerçek doğası insanlara anlatıldığı zaman ilişkinin başarısı mümkün, ama bunun için iki tarafın da gönüllü olması gerekiyor. Çünkü sinerji ancak iki kişinin çabasıyla mümkün…

- Pin kodu gibi kendini tanıma ve gerçekleştirme konusunda başka yöntemler de var mı?
Kesinlikle var! Doğru kullanıldığında astroloji, psikoloji, yaşam koçluğu, bioenerji hepsi bir yöntem olabilir. Hatta tevekkül de bir yöntemdir. Fakat, pin kod çok hızlı bir yöntem, yeri geliyor, tek seansta bile hedefe atış yapabiliyorsunuz. Zaten, insanı kendi haline bırakırsanız, kendi oluyor, kurcaladığımız zaman bozuyoruz. İşte, pin kod bize insanın özgün haline, gerçek haline nasıl dönebileceğini anlatıyor. Ve yaşamın sorumluluğunu kişiye bırakıyor. Kadere meydan okuduğumuzda mutsuz oluyoruz. Bir ağaç düşün, baharda meyve vermesi gerekirken kışın meyva vereceğim diye kasıyor, sonuç hüsran! İnsan için de bu geçerli… Mevlana’nın dediği gibi, hepimiz belli bir amaç için yaratıldık ve bunun büyüğü küçüğü yok. Kimsenin kral ya da kraliçe olması gerekmiyor. Örneğin; annesi babası Hitler’in resim yapmasına izin verseydi, belki milyonlarca insan ölmeyecekti…  

 

- Sonuçta, insanlar yapması gereken şeyleri yaptıklarında mı mutlu olabiliyorlar?
Kesinlikle evet!

- Peki, siz mutlu musunuz?
Oldukça mutluyum.

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.