Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

O BİR “GÜNEŞ” ENERJİSİ!..

Adı Güneş… Enerji uzmanı… Şifacılık ve enerji yoluyla sorunları iyi etmek, ona atalarından kalan bir miras… Önce kendi hastalıklarını iyileştiren, 7 yıldır da yeteneğini ve bilgisini danışanlarına sunan Güneş Tan Akdoğan ile yaptığı çalışmalar üzerine konuştuk…


Enerji Uzmanı Güneş Tan Akdoğan, depresyon, takıntılar, panik atak, her türlü cilt rahatsızlığı, bel-boyun fıtığı, alerji, astım, fibromiyalji, romatoid arterit, dolaşım bozukluğu, yüksek veya düşük tansiyon, enfeksiyon, basur, eklem kireçlenmeleri, soğuk algınlığı, göz enfeksiyonları, beyin rahatsızlıkları, bağışıklık sistemi bozukluğu, rahim miyomları, şeker hastalığı, MS, her tür kas hastalığı, adet düzensizlikleri, seksüel sorunlar, mide hastalıkları ve hatta kanser gibi aklınıza gelebilecek her türlü soruna yaptığı enerji uygulamalarıyla çözüm bulduğunu söylüyor. Ona göre; bu uygulamalar, hayatımızı değiştirmenin, hayatımızdaki kısır döngüleri kırmanın, hastalıkları yenmenin, negatif enerjileri atmanın ve kötü şifreleri değiştirmenin sadece bir yolu… Neden olmasın, diye düşünenlere söylenecek tek söz var; “Evet neden olmasın? Çünkü güç sizde, çözüm içinizde…”


- Öncelikle yaptığınız işi tanımlar mısınız?
Aslında Türkiye’de yeni olan, fakat Batı ülkelerinde Avrupa’da, Amerika’da, Avustralya’da kullanılan bir uygulama yapıyorum. İnsanın enerji bedeninde birikmiş olan, kişiyi rahatsız eden enerjileri alıyorum ve evrene atılmasını sağlıyorum. İnsanı rahatsız eden bu kötü enerjiler genellikle yaşanmışlıklardan ve bizim yaşanılmış olan olayları algılayış şeklimizden kaynaklanıyor. Çünkü herkes her olayı farklı algılıyor.


- Örnek verebilir misiniz?
Örneğin; birisi bizi ezmeye çalıştığında, hareketleriyle, sözleriyle hatta bakışıyla bile değersiz olduğumuzu hissettirmeye çalıştığında bunu algılıyoruz. Ve kendimizi öyle hissediyoruz. Çünkü o enerjiyi alıyoruz. Ve bu sefer ne oluyor? Bizim enerji bedenimizde bazı tutulmalar, kısa devreler oluşuyor. Çünkü, tüm sinir ağlarımız boyunca bir elektrik düzenimiz var ve hepimiz bir enerji kaynağıyız. O yüzden de yaşadığımız olayları, hatta içinde bulunduğumuz boşluğu bile algıladığımızda, bedenimizdeki bir reseptör, onu alır ve bilgilerin hepsini elektrik olarak kullanır. Dolayısıyla, yaşanılmışlıklar, gördüklerimiz her şey bir bilgidir ve bilgi de enerjidir, yaşarken hepsini kullanırız.


- Peki, siz insanlardan aldığınız o negatif enerjileri ne yapıyorsunuz?
Kullandığım birçok  teknik var, sizin sorduğunuz anlamda sadece kendi tekniğim olan Cennetin Dokunuşu ve Güneş Enerji Tekniği  ile elimi ve zihnimi kullanarak kişiye zararlı olan enerjileri elimle bir vantuz gibi çekip evrene bırakıyorum. “Negatif enerjiyi alıyorum” diye düşündüğüm anda, elim bir vantuz gibi negatif enerjiyi, yani zararlı olan durumu çekmeye başlıyor. Ve o çekimi, avcumun içinde karıncalanma, iğne batması gibi, acı biber sürülmüş gibi şekillerde hissediyorum. Bazen o kadar yoğun oluyor ki, elimi hissetmiyorum, uyuşuyor.
Bu çalışmayı yaparken, bazı kişiler, “Sanki eliniz bedenimle bir oldu” diyorlar. Bu şekilde, elimle çektiğim negatif enerjiyi, zihnimle kolumdan yukarı, boynumdan yukarı ve en son kafamım tepesinden dışarıya evrene atıyorum. Ve evrende o negatif enerji bir şekilde işe yarıyor. Bunun dışında benim gelişitirmiş oldugum G Çözülümü tekniğinde  ise, enerji çözülümü kendiliğinden oluşuyor. Diğer kullandığım tekniklerde de sıkışmış olan şarj halindeki enerji kendiliğinden deşarj oluyor.


- Son yıllarda Doğu felsefesinin getirdiği reiki, EFT, bioenerji gibi çalışmalar girdi hayatımıza…  Sizin uyguladığınız çalışma bunlardan hangisine yakın? Ya da yaptığınız çalışmanın diğerlerinden farkı ne?
Bioenerji, enerji vermek, ben ise kötü enerjiyi alıyorum. Bunu yapmamdaki amacı da şöyle açıklayayım: Diyelim ki, bir bardağın içinde zehir var. O zehirin üstüne su eklediğiniz zaman o zehir yok olmadığı için, çaresiz yine zehirin zararını bünyeniz yaşayacaktır. İşte bu nedenle ben, danışanlarıma enerji vermek yerine yaşanılmışlıkların negatif algılanışını ve bundan kaynaklanan negatif enerjiyi alıyorum. Çünkü bünyeye ne kadar enerji verirseniz verin, zehir orada kaldıkça bir şey değişmeyecek, problem kendini tekrarlayacaktır. Zehri yani negatif durumu aldığınızda ise, bünye zaten kendi kendini iyileştirebilen bir mekanizmadır. Dolayısıyla, sorunun kaynağına inip, o sorununun  oluşmasını sağlayan yaşanılmış olayın enerjisi temizlendiğinde, sorunu kökünden halletmiş oluyorsunuz.


- Çok moda olan EFT de kullandığınız yöntemler arasında mı?
Tabii, EFT yöntemini de kullanıyorum. EFT’nin de temeli, kötü olayların  temizlenmesidir, akapunktur noktalarına vuruşlar yapılarak, işlenilen konuyla ilgili cümleler söylenir ki, dikkat o enerji üstüne yoğunlaşsın. Ve vuruşlarla o enerjinin salınması sağlanır. Ben ayrıca kinesiloji de kullanıyorum, ki beden diliyle ilgili bir bilimdir. Beden her şeyi bilir, der. Bizim kendimizden bile sakladığımız şeyleri ya da başkalarıyla ilgili öğrenmek istediklerimizi beden bilir. Bu arada, EFT’den daha çabuk, etkili ve kalıcı yöntemler geliştirdim ve öğrendim; G çözülümü ve PEAT gibi, onları da kullanıyorum. Kişiye göre, kullandığım teknik değişebiliyor.


- Beden her şeyi bildiği için mi psikosomatik hastalıklar yaşıyoruz?
Tabii ki, hastalıkların hepsinin temeli bu zaten. Zihnimizdeki negatif düşünce ve duygular, kötü yaşam anıları, inançlar, korkular, öğretiler… Çünkü neyi biliyorsak onu yaşıyoruz…Geçmiş diye birşey yoktur, biz geçmişi düşünerek tekrar yaratırız. Oysa geçmiş bitmiştir, gelecek ise henüz yaratılmamıştır. Geçmişimizi tekrarlayarak, zihnimizde gelecekte yaşayacaklarımızı programlarız. Geçmiş tatsızlıklar temizlendiğinde ise, gelecekteki yaşamımızı etkileriz ve fark yaratırız. Bu teknikler sayesinde, psikosomatik veya fiziksel hastalık yaşamak zorunda değiliz.


- Peki, enerjinizi kullanarak kendinizi ve insanları iyi edebilme noktasına nasıl geldiniz? Hepimiz bu noktaya gelebilir miyiz? Yoksa sizin bir farkınız var mı?
Tabii ki, hepimiz bu noktaya gelebiliriz. Ama, tabii sadece ben değil, hepimiz birbirimizden farklıyız. Nasıl kendimize bir meslek seçerken onun eğitimini alırız ve aynı yetenek faktörü de söz konusudur. Örneğin; herkes ressam olamaz. Resme yetenekli kişi ise, zaten bu yetenekle doğar. Sonuçta, ben de herkes kadar farklıyım. Bir istisnayım diyemem. Farkım ise, çocukluğumdan beri doğayla içiçe olmam, canlıya verilen zarara dayanamamam olabilir. Herhangi bir canlının ihtiyacı olduğunu gördüğümde faydam dokunsun, iyilik oluşturayım, fark yaratayım isterim. Değişikliğim bu…


- Negatif enerji alma çalışmalarınız nasıl başladı?
15 yıl kadar önce yoğun depresyon ve panik atak yaşadım. Aynı zamanda fibromiyalji,  huzursuz bacak sendromu, bel ve boyun fıtığı, romatoid arterid, gibi hastalıklardan muzdariptim. Hem fiziksel, hem de ruhsal ızdırap çekiyordum. Doktorlara gittim, terapistler, ilaçlar, derken hiçbiri fayda etmedi. Ve iki göğsümün arasında hissettiğim keder duygusu ve umutsuzluk da bu yaşadığım sıkıntılara eklenince, artık ölmek istiyordum. Fakat, 3 çocuğum vardı, dua etmeye başladım. “Allahım, bana bir şey gönder, gönder ki, ben ölmeyeyim, iyileşeyim” diyordum.
Ve birgün kuvette sıcak suyun içinde ağrılarımı hafifletmeyi umut ederken, anneannemle dedemi gördüm. Dedem dedi ki; « Kızım cennetin kapıları açıldı, anneannenin eliyle sıkıntılarını al at. » (Anneannemin adı da Cennet... Ayrıca dedem ve kendisi eskiden ocak diye bilinen şifacılardan...) Önce şaşırdım, sonra kaybedecek neyim var ki diyerek, elimi iki göğsümün arasına koydum ve « Buradaki kederi, acıyı, sıkıntımı aldım, attım» diyerek bu işlemi defalarca tekrarladım. Ne kadar süre sonra farkında değildim ama, uzun yıllardır ilk defa bir rahatlık hissettim ve o acı geçti.


- Yani atalarınızda var olan şifacılığı kendinize uygulayarak iyileştiniz ve geliştirerek bugünlere kadar geldiniz?
Anneannem ve dedem şifacıdır. Mesela; anneannemin guatr hastalığını enerji yöntemiyle dedem iyileştirmiş… Cennet hanım da çevredeki insanların göz hastalıklarını iyileştirirdi. Sonuçta, atalardan gelen bir şifre var genlerimde enerjiyle ilgili ve zamanı geldiğinde bu şifreyi ben de geliştirerek, bilgilenerek, başka tekniklerle geliştirerek daha çabuk ve kalıcı sonuçlar için kullanabildiğimi görüyorum.


- Size danışan, yardım alanların yapması gereken bir şey var mı?
Bana geldiklerinde en iyi neticeyi alabilmeleri için tavsiyem, kendilerini rahat bırakmaları, güvenlik içinde olduklarını fark etmeleri ve hissederek davranmalarıdır. Özellerinin korunacağını bilerek kendilerini açarlarsa, her türlü sorunlarını halletmede yüzde yüz sonuç alabileceklerini söyleyebilirim. Fakat, bazen insanlar farketmeden kendilerinden de bir şeyler saklayabiliyorlar, ancak çalışma sırasında bunlar dahi ortaya çıkıyor.


- Kişisel gelişimin, kendini tanımanın, sorunlara çözüm üretmenin de bir yöntemi o halde enerji çalışmaları?
Kesinlikle… Hayatımızı değiştirmenin, hayatımızdaki kısır döngüleri kırmanın, hastalıkları yenmenin, negatif enerjileri atmanın ve kötü şifreleri değiştirmenin bir yöntemi…


- Peki, kötü şifreleri değiştirmek nasıl oluyor?
Bilimsel araştırmalara göre; yaşanmış olan bilgiler, hatta atalarımızın yaşadıkları bilgiler de dahil olmak üzere bizim DNA’larımızda kayıtlı. Ve bunlar şifrelerimizi oluşturuyor. Ve bu şifreler biz yaşarken karşımıza çıkıyor. Ben de çalışma yaparken,  kurduğum cümlelerle o şifreleri harekete geçiriyorum. Elimle uygulama yaparken, otomatik olarak o şifrelere hitap ediyorum. Şifrelere hitap edince de onları kırmış oluyoruz ve çözülme yaşanıyor. Böylece, karşınıza o tarz bir olay geldiğinde aynı olumsuzlukları yaşamıyorsunuz, çünkü o tür bir olumsuzluğu artık hayatınıza çekmiyorsunuz. Çünkü, yaşanmışlığın, olumsuzluğun, hastalığın enerjisini atıyorum yaptığım çalışmalarda… Tabii, bu değişimleri ille gözümüzle görmemiz, elimizle tutmamız da gerekmiyor, ama hayatımızdaki değişimlerden anlayabiliyoruz.


www.gunestanakdogan.com


HÜLYA YILDIRIM
hulya@anneoluncaanladim.com

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.