Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ARAMIZDA BEBEK VAR!

ARAMIZDA BEBEK VAR!

Çiftlerin flört döneminde coşkulu ve heyecan dolu bir ilişki yaşarken, evlendikten sonra ve bebek beklerken anne-baba rollerine geçiş döneminin sancılı olabildiğine dikkat çeken Aile ve Çift Terapisti Nur Karaman aileleri uyarıyor.


Aileye bir bebeğin katılmasıyla eşler arası ilişkilerin sağlıklı sürdürülmeye devam edebilmesi için uzmanlar, eşleri bireysel alanlarını korumaları ve birlikte geçirecekleri zamanlar yaratmaları konusunda uyarıyor.

Evliliklerde eşler arasındaki ilişkinin çocuğun da duygusal olarak sağlıklı gelişmesinde belirleyici bir etken olduğuna dikkat çeken uzmanlara göre, “Eşler kendilerini dinlemeli, birbirlerine zaman ayırmalı, bebeğin gelişiyle yaşadığı deneyimleri anlamaya çalışmalı ve bunları birbirleriyle paylaşmalı. Yoksa ilişkilerde konuşulmayan, çözülmesi ertelenen problemler bir süre sonra karmaşıklaşır. Hatta eşler arasındaki ilişki iltihaplanır. Bu durum çocukta da anne-babanı yakınlığını önleme, yalnız yatamama ya da yalnız kalamama gibi davranış problemleri oluşturabilir.

İLİŞKİ ÇOCUKLA DEĞİŞİR
Çiftler flört dönemlerinde coşkulu ve heyecan dolu bir ilişki yaşarlar ve bu  coşku ve heyecanla daha sonra onlar için problem olabilecek durumları fark etmeyebilirler.
Evliliklere ilk çocuğun katılmasıyla ilişkilerde değişimler yaşanır. Bir çiftin planlı veya sürpriz bir şekilde bebek beklemesi, ebeveyn olması çiftin ilişki sistemini değiştirir. Anne ve baba rollerine geçiş dönemi ilişkilerde sancılara neden olabilir ve bazı problemler ortaya çıkabilir. Önemli olan bu süreci en sağlıklı şekilde geçirilebilmesidir.

AİLENİN GÜNDEMİ BEBEK!
Bebek aileye katıldığında uzunca bir süre anneye bağımlıdır, bu yüzden kadının hayatının merkezinde bir süre sadece çocuk yer almaktadır. Birçok şey çocuğun beslenmesine, uykusuna ve diğer ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Ailenin gündemi bebek olabilir ve anne-babanın bireysel ihtiyaçları bir süreliğine rafa kalkabilir. Doğumun kendisi önemli bir biyolojik ve psikososyal değişimi getiren bir olaydır. Araştırmalara göre, kimi kadınlarda doğum sonrası depresyon, aşırı duyarlılık, ağlama, kaygı, yorgunluk, uyku bozuklukları görülürken kimi anneler kendilerini her zamankinden daha sağlam hissedebiliyor. Annelerin gebelik döneminde veya sonrasında baş edemediği durumlar, eş veya aile desteğiyle daha baş edilebilir bir hal alabilir. Araştırmalar, annelikle ilgili problemlerini eşiyle paylaşabilen kadınların gebelik döneminde ve sonrasında daha az problem yaşadıklarını gösterebiliyor. Gebelerin karşılaştıkları problemlerle etkin bir şekilde baş edebilmeleri için desteğe ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla gebelik ve doğum dönemlerinde, eşin ne kadar işin içinde olduğu, bebeğe bakım sürecinde anneye ne kadar destek olduğu, kadınların gebelik ve doğum sonrası ilk dönemlerle baş etmeleri açısından oldukça belirleyicidir. Bu dönemlerde annenin yanında onu destekleyen birinin olması ve annenin de kendine kısa da olsa bireysel zaman yaratabilmesi önemlidir.

DOĞUM SONRASI DEPRESYONA DİKKAT!
Başlı başına stresli olan bu döneme eşler arasındaki problemler de eklenince hem evlilik, hem yaşam, hem de ebeveynlik rolleri bireye ağır gelebilir. Birey bu yüzden kendini tükenmiş, verimsiz, değersiz hissedebilir. Anne babalar zaman zaman hayatları artık kendilerine ait değilmiş gibi hissedebilirler. Geçmişten günümüze ilk çocuğun doğumunun evlilik ilişkisine etkisi incelendiğinde birçok araştırmacı bir çocuk sahibi olmanın ‘kriz’ yönüne işaret etmiş, çiftin daha önce hazır olmadığı ve yeni bir durum olması açısından kriz özelliği taşıdığını düşünmüştür. Sonraki araştırmacılar ise birçok çiftin, özellikle kadınların evlilik doyumunda bir düşüş deneyimlediği konusunda hemfikirdiler. Bir araştırmaya göre, çocuk sahibi olan kadınlar, çocuk sahibi olmayan kadınlara göre daha yoğun bir şekilde kocalarının kendilerine yeteri kadar ilgi göstermediklerini söylüyorlar. Kadınların doğumun hemen sonrası olan dönemde, evlilikleriyle ilgili olumsuz algılarının artmış olması doğum sonrası depresyonun sonucu olarak da düşünülebilir.

YENİ DURUM ÇİFTLERİ SARSABİLİR
Aileye bir bebeğin katılması aynı zamanda anneanne, babaanne, dede, teyze, hala, bakıcı gibi farklı bireyler de evi kalabalıklaştırmaktadır.  Dolayısıyla bu dönemlerde, çiftlerin ilişkilerine ve gündelik yaşamlarına üçüncü-dördüncü kişilerin de katılmasıyla, ilişkilerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri zorlaşabilir. Çiftler bu yeni durumla birlikte sarsılabilirler ve değişirler. Zamanla duruma uyum sağlarlar ve baş etme becerileri gelişir. Aylar geçip de duruma adaptasyon sağlanabildiğinde ise sistem dengelenir. Bazen ise, çiftler arası mesafe gün be gün artar. Bebek de yatağa dahil olabilir. O kadar ki, eşler artık aynı yatakta uyumuyor bile olabilirler. Bebeğin çift ilişkisinin bu kadar içerisinde olması, çiftlerin problemleriyle karşılaşmalarını, bunları fark etmelerini önleyebilir veya bunlarla ilgili konuşmalarını ertelemelerine sebep olabilir.

Bu durumda eşiyle artık yakınlık kurmak istemeyen bireyler araya çocuğunu koyabilmekte, bu da zamanla çocuğun bireyselleşmesini engelleme tehlikesi yaratmaktadır. Bebekle anne arasındaki ten teması ve yakınlığı kadar eşlerin de birlikte geçirecekleri zaman yaratmaları çok önemlidir.

CİNSELLİK & İLİŞKİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2018 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.