Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ŞİDDETİ EVLENMEDEN ÖNCE ENGELLEYİN!

ŞİDDETİ EVLENMEDEN ÖNCE ENGELLEYİN!

Her geçen gün artan kadına yönelik şiddeti engellemek için pek çok kanun tasarısı ya da sosyal projeler üretiliyor. Ancak şimdiye kadar tüm bu şiddetin önüne geçilemedi. Belki de en öncelikli konu şiddete fırsat vermemek. En azından evlilik içinde. Bunun için eş seçerken ya da evlendikten sonra oluşabilecek şiddeti önlemek için nelere dikkat edilmeli ve nasıl bir yol izlenmeli? Kadınların daha fazla mağdur olmaması için evlenmeden önce şiddeti engellemenin yollarını Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Hejan Epözdemir’e sorduk.


“Kadına yönelik şiddet maalesef ülkemizde gün geçtikçe artmaktadır. Töre cinayetlerinden hayatlarını kaybedenler, eşinden dayak yiyenler, cinsel ilişkiye zorlananlar vb. ardı arkası kesilmeyen fiziksel ve psikolojik şiddet olaylarının bir türlü önü alınamıyor. 2008 yılı verilerine göre, yaşam boyu eşi veya birlikte olduğu kişi(ler)den fiziksel veya cinsel şiddet görmüş kadınların oranı yüzde 41,9. Resmi kayıtlara göre, 2011’in ilk 6 ayında 27 bin kadına yönelik şiddet olayı yaşandı. Buraya yansıyan rakamlar sadece fiziksel ve cinsel şiddet mağdurlarının resmi kayıt altına alınabilen kadarı. Peki ya resmi kayıt altına alınamayanlar? Ya en az fiziksel ve cinsel şiddet kadar önemli olan psikolojik şiddet (sürekli olarak aşağılama, hakaret, baskı vs) ile ilgili yaşanmışlıklar?

 

KADINA YÖNELİK ŞİDDET EN YAKININDAN GELİYOR
Kadına yönelik şiddetin büyük bir kısmı erkekler; üstelik onların en yakınları; eşleri, ağabeyleri, babaları tarafından yapılıyor. Babanızı, ağabeyinizi seçemezsiniz, ancak kendinizi korumayı öğrenebilirsiniz. Diğer yandan eşinizi (ideali o ki) siz seçebilirsiniz ve çoğu kez eşinizin şiddete eğilimi olup, olmadığının ipuçlarını evlenmeden önce görmeniz mümkün. Bu noktada şiddet derken, fiziksel, cinsel ve psikolojik her türlü şiddetten bahsettiğimin altını çizmek isterim. Çünkü genelde şiddet deyince aklımıza, fiziksel ya da cinsel istismar geliyor ancak psikolojik şiddet de en az bunlar kadar önemli ve çoğu kez bunlar birbirine paralel ortaya çıkabiliyor.

 

Şüphesiz ileride ilişkimizin çok iyi gideceğini garanti etmemiz mümkün olamıyor. Çok iyi tanıdığımızı düşündüğümüz kişilerle hayatlarımızı birleştirdiğimizde hayal kırıklığına uğrayabiliyoruz, şaşırabiliyoruz, mutsuz olabiliyoruz. Ancak çift ve evlilik terapilerinde, terapi odasında sıklıkla duyduğumuz şey yaşanan problemlerin sinyallerinin henüz ilişkinin başında kendini gösterdiği ancak çoğu kez kişilerin ‘Evlenince düzelir’ diyerek bu durumu görmezden geldikleri yönünde.

 

İŞTE İSTİSMAR EDEN VE ŞİDDETE EĞİLİMLİ KİŞİLERİN BAZI ÖZELLİKLERİ:
• Eski sevgilileriilişkileri hakkında saygısız yorumlarda bulunuyorsa,
• Size karşı saygısız davranıyorsa,
• “Hayır” dendiğinde çok öfkeleniyorsa,
• Aşağılayıcı, küçümseyici bir tavrı varsa,
• Kontrolcüyse,
• Aşırı baskıcı ve sahipleniciyse,
• Suçlayıcıysa, eleştiriye toleransı yoksa,
• Aşırı kıskanç ise ve sürekli yasaklar getiriyorsa,
• Bencilse,
• Alkol ya da madde kötüye kullanımı varsa,
• Seks için baskı yapıyorsa,
• Çok kısa sürede ilişkiniz konusunda ciddileşiyor, en ufak bir problemde hemen kestirip atıyorsa,
• Çevresindeki kişilerle çok sık kavgalara artışmalara giriyorsa,
• Sinirlendiğinde karşısındakine hakaret ediyorsa,
• Sinirlendiğinde sizi korkutuyorsa,
• Çifte standartları varsa,
• Kadınlara karşı negatif tutumlar sergiliyorsa,
• Aşırı tutucu ve katıysa,
• Diğer insanlarla birlikteyken size farklı davranıyorsa,
• Öfke patlamaları varsa,
• Sizi rahatsız edecek, borçlu hissettirecek kadar aşırı bir şekilde iyilik ve cömertlik yapıyorsa...

 

Öncelikle, eğer bunlardan birkaçı birlikte olduğunuz kişide mevcut ise, mutlaka profesyonel yardım almanızı öneririm. Evliliğe hazırlık süreci, zaten kendi içerisinde çeşitli güçlükleri barındıran bir süreç. Daha da ötesinde evlilik bir akit ve bir adaptasyon süreci gerektiriyor. Bu süreçte, aynı evde yaşamaya, evliliğin kendi içindeki açık ya da örtük kuralları ve yapısı içerisinde farklı bir yaşama ayak uydurmaya çalışırken, eşiniz ile ilgili farklı şeyler keşfedebilirsiniz; bunlar olumlu da olabilir, olumsuz da. Bu gibi durumlarda, hemen en ufak bir şeyde kaygılanmak, ürkmek, savunmaya geçmek, uzlaşmayı taviz vermek olarak görmek ve kabullenmektense değiştirmeye ve kabul ettirmeye çalışmak bu adaptasyon sürecini daha da güç kılıyor. Dolayısıyla, baskı kurmak, ‘biz’ değil de hep ‘ben’ olarak düşünmek ve karşı tarafı değişime zorlamak ilişkide döngüsel çatışmalara sebebiyet verebiliyor. Nitekim adaptasyon dediğimiz sürecin bir parçası olarak bazı şeyleri olduğu haliyle kabullenmemiz gerekebiliyor. Ancak buradaki kilit nokta, neyi, ne kadar kabulleneceğiniz!

 

ŞİDDETİ BİR KEZ BİLE KABULLENMEYİN!
Şiddet bunların arasında asla kabullenilmemesi gereken fakat önlenebilir ve müdahale edilebilir bir husus. Sonuçta şiddete başvuran herkes çok kötü insandır ve taammüden (bilerek ve isteyerek) eşlerine şiddet uygularlar diye bir şey yok. Terapi odasından; ‘Hejan Hanım, ne oluyor anlayamıyorum, birden çok öfkeleniyorum ve gözüm hiç bir şeyi görmüyor. Sonrasında kendimden çok utanıyorum, bunu (hakaret, darp vs.) eşime nasıl yaptım, ağzımdan nasıl bunlar çıktı bilmiyorum, çok pişmanım, çok üzgünüm, değişmek istiyorum, lütfen yardım edin’ diyen bir sürü kişi biliyorum. Tam tersi eşinden şiddet gören kişilerin bir kısmının da bundan rahatsız olmadığını görmüşümdür. Klasik ‘Eşim döver de sever de’ kanıksanmışlığının ötesinde  ‘Sonra çok üzülüyor, aslında bunu hiç yapmak istemiyor, beni çok seviyor, biliyorum’ ya da ‘Ben de çenemi tutamıyorum’ gibi rasyoneller geliştirerek bu durumu kabullenebiliyorlar. Çoğu kez söyledikleri de doğru; evet eşleri onları çok seviyor, evet sonrasında üzülüyorlar vs. ama bu eşlerinin uyguladıkları şiddeti meşru ve haklı kılacak bir şey değil!

 

EVLENİNCE DÜZELİR DEMEYİN!
Dediğim gibi ne şiddet uygulayanların tamamı için, ne de şiddet gören ve bunu kabullenenlerin tamamı için ezberden kötü, cani, ezik, pasif vs. oldukları gibi şeyleri varsayamayız. Sonuçta o evde neler yaşadıklarını, nasıl o noktalara geldiklerini en iyi onlar biliyor, hatta bazen onlar bile bilemiyor! Bildiğimiz belki de tek şey, onların, öfkelerini nasıl kontrol edeceklerini, nasıl daha pozitif ve uzlaşmacı bir dil geliştirebileceklerini ve nasıl birbirlerini sakinleştirebileceklerini bilmeyen bireyler; ilişkideki iniş-çıkışları tolere edemeyen, problemlerlegüçlüklerle baş edemeyen ve çatışmayı yönetemeyen çiftler olduğu yönünde...

Sonuç olarak, yukarıda sıraladığım maddelerin bir kısmının eşinizdesevgilinizde olması, kısa vadede olmasa da uzun vadede risk teşkil edebilir ve hem siz, hem eşiniz, hem ilişkiniz ve hatta çocuklarınız için ciddi sıkıntılara sebebiyet verebilir. Bu nedenle “evlenince düzelir” demeyin, bir uzmana başvurun!”

 

 

CİNSELLİK & İLİŞKİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2019 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.