Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

MODERN YAŞAM CİNSELLİĞİ ÖLDÜRÜYOR MU?

MODERN YAŞAM CİNSELLİĞİ ÖLDÜRÜYOR MU?

Özellikle yoğun kent yaşamında insanlar birçok şeye vakit ayıramıyor. Vakitsizlik nedeni ile aksayan çok önemli bir diğer konu da; cinsel yaşam... Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği Başkanı Doç. Dr. Cem İncesu, çalışma hayatı, yoğun trafik, stres gibi koşulların cinsel hayat üzerinde olumsuz yansımaları olduğunu söylüyor.


Yoğun çalışma temposu, sürekli bir yerlere ya da bir şeylere yetişme telaşı ve koşturma içerisinde geçen bir yaşam temposu insan vücudunda stres hormonlarını yükseltiyor. Yükselen stres hormonları ise başta cinsel istek ve ereksiyon olmak üzere çeşitli cinsel işlevleri olumsuz yönde etkiliyor.

Kentlerde yaşayan insanların sürekli biçimde zamansızlık sorunu yaşamaları, çiftlerin sekse ayırdıkları zamanı azaltıyor ve ayrılan zamanın kalitesini düşürüyor. Bu gelişmelerin doğal sonucu, aralara ve boş zamanlara sıkıştırılmaya çalışılan, özellikle gece geç saatlerde ve yorgun biçimde yaşanan, “görev icabı” başlatılan, “isteksizce” sürdürülen, “yeterince haz almadan ya da doyuma ulaşamadan” tamamlanan ya da hafta sonu tatiller gibi belirli zaman dilimlerine ertelenen bir cinsellik kültürü ve yaşam biçimi toplumda yerleşmeye başladı.

Çalışan, eşiyle aynı güçlükler, koşuşturmalar, kariyer planları gibi stres faktörleriyle karşı karşıya olan kadınların ev ve çocuk bakımı gibi yükleri de üstlenmeleri sonucu kendi özel yaşamlarına, kişisel gelişimlerine ve cinselliklerine enerji ve zamanları kalmıyor. Bu durum kadınlarda zaten var olan cinsel isteksizlik ve motivasyonsuzluğu daha da arttırıyor.

100 KADINDAN 54’Ü CİNSEL BİRLEŞMEDE ZORLANIYOR
CETAD'ın 2006 yılında ülke çapında yaptığı bir araştırma, kadınlarımızın evlendikleri ilk günden başlayarak büyük sorunlar yaşadıklarını göstermektedir. Her 100 kadından 54'ü ilk denemelerinden başlayarak şiddetli ağrı, kasılma ya da korku, kaçınma gibi nedenlerle cinsel birleşme kurmakta bile büyük güçlükler yaşamaktadır.

Her 10 kadından yaklaşık 1'inde vajinismus olarak bilinen bir cinsel işlev bozukluğu görülüyor. Vajinismusun cinsel birleşme kuramama, cinselliğin düzenli yaşanamaması, çocuk sahibi olamama ve boşanma gibi dramatik sonuçları vardır. Batı ülkelerinde ender görülmesine rağmen Türkiye'de cinsel tedavi merkezlerine gelen kadınların en sık başvuru nedeni vajinismustur.

Erkeklerin en sık yaşadığı cinsel sorunlar ise, erken boşalma ve sertleşme bozukluklarıdır. 40'lı yaşlardan sonra ve hipertansiyon, damar hastalıkları ve şeker hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkmasıyla sertleşme bozuklukları oranları çok yükseliyor.

CİNSEL AYRIMCILIK YATAKTA SORUN YARATIYOR
Türkiye'de kadınların en sık yaşadığı cinsel sorun; cinsel isteksizlik ve cinsellikten yeterince haz alamamak. Bunun en temel nedeni cinsellik konusunda toplumun muhafazakarlığı ve kadın-erkek arasındaki ayrımcılık. Kadınlar, doğdukları andan evlendiği güne kadar cinsellik alanında sürekli yasaklar, kısıtlamalar, suçluluk ve günahkarlık duyguları ile büyütülüyorlar. Cinsellik; kötü, acı ya da utanç verici, kadınlar için gereksiz ve ayıp bir kavram olarak benimsetiliyor.

Sonra bir gün birileri “Artık evlendin, bugünden itibaren cinsellik eşinle serbest, hatta cinsellik senin evli bir kadın olarak görevin” der ama ne yazık ki cinsellik öyle hesap kitaplara, mantıksal önermelere, toplumsal kurallara sığabilecek, uyabilecek bir olgu değildir.

 

CİNSELLİK & İLİŞKİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2020 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.