Merhaba Kadir Bey,
Pazartesi akşamı oğlum hızlı nefes alıp
veriyordu (dakikada 58). Ateşi yoktu ve öksürmüyordu. Ancak soğuk soğuk
terliyordu ve inliyor, bazen de çığlık atıyordu.
Özel bir hastaneye gittik. Ciğerlerini
dinledi ve “acil akciger filmi istiyorum” dedi. Çektirmeyeceğimi söyledim. “Hava
verelim” dediler. Normalde öyle bir şeye de evet demem ama o halde görmeye dayanamadım. 3 tekrarlı hava
verme işlemine başladılar. Oğlum istemeyince ve sürekli elime vurunca ilaçların
çoğu döküldü.
Hastaneden ayrılırken imza aldılar “Baba,
yatış önerilmesine rağmen kabul etmeyerek taburcu istedi” diye. Doktor,
ayrılırken beni uyardı. “Burada yatırmasanız bile mutlaka bir devlet
hastanesine yatırın” diye.
Eve döndüktan bir saat kadar sonra bu defa
bir devlet hastanesine gittik. Burada da akciğer filmi istediler. “Devlet
hastanesi bu. Çakallık yapacak değiller ya” diyerek istemeyerek de kabul ettim.
Akciğer filmine baktılar ve gece 3’ten itibaren aralıklarla hava verdiler. “Oksijen
seviyesi düşük” diyorlardı. Makineye kendi parmağımı soktum 83 çıktı. “Sanırım
ben ölmek üzereyim” deyince güldüler. Oğluma burada serum da verdiler. Sonra
kan tahlili için kan almaya geldiler ve serumun verildiği yerden kan aldılar.
Sonuçlara göre WBC 21.58’di. Bu değer beni
korkuttu. Sabahı etmiştik. Oğlumda hala ateş veya öksürük yoktu. Dakikadaki
nefesi 45’e düşmüştü. Akciğer filmine baktılar ve “Zatürre” dediler. Çocuk
bölümü olan bir devlet hastanesine gitmemizi önerdiler. Çıkmadan önce bunlar da
imza aldı tabi. Hazırlanırken yazılarınızdan birini okudum. “Zatürre olan
birine ventolin ve Pulmicart için kesinlikle verilmemeli diyordunuz. Doktora
sordum “Siz ventolin mi verdiniz?” diye. Ballandıra ballandıra, “Ventolin de
verdik, Pulmicart da verdik. Hatta “bir saniye” diyerek kendi el yazısıyla
tahlil neticesinin yer aldığı kağıda verilen ilaçları yazdı. Ayrılmak üzereyken
üzerine basa basa, “buradan mutlaka direkt o hastaneye gidin” dediler.
Bahsi geçen devlet hastanesine gittik.
Akciğer filmi istediler. “Geldiğimiz hastanede zaten çekildi” dedik. “Biz onu
bilmeyiz, göremeyiz. Film çektirmek zorundasınız” dediler. “E bir günde bir
çocuğa kaç kere akciğer filmi çektireceğiz” diye sorunca, “Keyfiniz bilir”
diyerek hayatıyla tehdit ettiler. Onu da çektirdik. Film bir cd’de onu size
daha sonra iletirim. Ancak, daha önce bir ebeveynin size gönderdiği filme
benziyor. “Derin nefes almadan akciğer filmi çektiren herkeste bu sonucu
alırsınız” gibi bir şey söylemiştiniz. Ağlayan, film çekilirken yerinde
durmayan birinden ne kadar sağlıklı bir film alınabilir doğrusu bilmiyorum.
Bunlar da “Zatürre” diyerek hava
tedavisine başladılar. Dün 16:30 gibi son kez ciğerlerini dinledi ve yatışa
gerek yok diyerek taburcu ettiler. Bir de reçete yazdılar. İçeriğini sordum,
antibiyotikmiş. Oğlum 3 Temmuz 2015 doğumlu ve şu ana kadar antibiyotik
vermedik. Bu olaylara kadar da ne bir film çektirdik ne de bu kadar hava
verdirdik. Nedense bu olayda neredeyse her söyleneni yaptım. Bazıları korkutma
işini iyi beceriyor sanırım.
Ekteki fotoğraflarda, ilk gittiğimiz
devlet hastanesinden alınan tahlil sonuçları var. Sonrakinde vermediler. “E-nabız’dan
bakarsınız” dediler. Ekranda gördüğüm ve hatırladığım kadarıyla WBC 16.6 idi.
Dün akşam eve geldikten bir süre sonra
oğlum ayaklandı. Oraya buraya koşmaya başladı. Oyunlar oynadı. Bir annesine bir
bana koşarak sarıldı. Oldukça keyifliydi yani. Bugün de aynı şekildeymiş.
Yalnızca birkaç kez öksürmüş.
Size sorum şu. Başından itibaren her şeyi
yanlış mı yaptık? Günce iki kez yapılması gereken antibiyotik iğnelerini alıp
yaptırırsak yanlışlara devam mı etmiş olacağız?
 

|