<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="RSS_xslt_style.asp" version="1.0" ?>
<rss version="2.0" xmlns:WebWizForums="https://syndication.webwiz.net/rss_namespace/">
 <channel>
  <title>AOA ANNELER FORUMU : Bebek ve Cocuk Haberleri</title>
  <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/</link>
  <description><![CDATA[XML içerik linki; AOA ANNELER FORUMU : Bebe&#287;im &amp; &#199;ocu&#287;um Hakk&#305;nda : Bebek ve Cocuk Haberleri]]></description>
  <pubDate>Wed, 20 May 2026 07:58:03 +0000</pubDate>
  <lastBuildDate>Sat, 09 Mar 2013 10:27:32 +0000</lastBuildDate>
  <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
  <generator>Web Wiz Forums 12.03</generator>
  <ttl>360</ttl>
  <WebWizForums:feedURL>www.anneoluncaanladim.com/forum/RSS_post_feed.asp?TID=29145</WebWizForums:feedURL>
  <image>
   <title><![CDATA[AOA ANNELER FORUMU]]></title>
   <url>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/forum_images_aoa/forum_ust_logo.gif</url>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/</link>
  </image>
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri :     Sevgili Han&#305;mlar bebe&#287;inizin...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post974703.html#974703</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=12664">murti43</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 09 Mar 2013 Saat 10:27<br /><br /><p>Sevgili Hanımlar bebeğinizin diş temizliği en önemli konulardan biridir.<br>Bebeklerde 6 aylıkken diş temizliğine başlanılması, ilerde yaşanabilecek diş çürümesi ve çene bozukluğu gibi sorunları önlüyor. </p><p>Prof. Dr. Ercan Durmuş, diş sağlığı konusunda toplumun gün geçtikçe daha da  bilinçlendiğini ancak halen bazı şeylerin yanlış bilindiğini belirtti. </p><p>Diş temizliğinin ilk dişler ağızda görüldüğü 6 aylıkken yapılmaya başlanması gerektiğini ifade eden Durmuş, ‘İlk süt dişleri çıkmaya başladıktan sonra bebek  biberonla beslenmeye, katı ya da sıvı gıdalar almaya başlıyor. </p><p>Bu gıdalar da genelde şeker ve asit içerdiği için narin olan süt dişlerine  ilerleyen dönemlerde zarar verebilir, çürümelerine neden olabilir’ dedi. Durmuş, bu nedenle biberonun şekere batırılmasının çok zararlı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:’Bebek 6-8 aylıkken dişlerde temizleme işlemi başlamalıdır. </p><p>Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişler en azından çiğneme  yüzeyleri temiz bir tülbent ya da gazlı bez ıslatılarak silinmeli. Anneler 4-5  yaşına kadar bebeklerinin bu diş bakımlarını yapmalı.</p><p><br></p><p>alintidir..</p><span style="font-size:10px"><br /><br />Düzenleyen yasemin - 09 Mar 2013 Saat 15:16</span>]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 09 Mar 2013 10:27:32 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post974703.html#974703</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : E&#287;itimciler, &#231;ocu&#287;u s&#305;navda ba&#351;ar&#305;l&#305;...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post966352.html#966352</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 17 Şub 2013 Saat 12:46<br /><br /><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;">Eğitimciler, çocuğu sınavda başarılı olamazsa, gideceği okulu ona bir ceza gibi göstermemek gerektiğini söyledi. Ailenin istediği okulu kazanamayan çocuğun gideceği okulu sevmesine ve başarılı olmasına imkân kalmayacağını ifade eden uzmanlar,&nbsp;<strong>"Sınavı kazanmanın hayatın 'tek' ve kesin amacı olduğunu düşünmeyin. 'Ders çalışmak' ve 'sınav kazanmak' uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı tehlikeye atmayın. Aranızdaki sıcaklığın hayat boyu devam etmesi her şeyden önemlidir."</strong>uyarısında bulunuyor.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;">Eskişehir Samanyolu Eğitim Kurumları Genel Müdürü Salih Gökçe, sömestr tatilinden sonra yoğun bir ders programı içerisine giren öğrencilerin hedeflerinin ve çalışma programlarının gözden geçirilirken dikkat edilmesi gereken hususlara değindi. Baharda havaların ısınmasıyla birlikte öğrencilerde oluşacak rehavetin önüne geçilmesi için aileye büyük sorumluluk düştüğünü dile getiren Gökçe, çocukların bu dönemde ders çalışmalarının ve dersi takip etmelerinin zorlaştığını, zamanını planlayamadığını kaydetti. Gökçe,&nbsp;<strong>"Çocuklarınız adına yapacağınız kimi küçük özveriler, onları başarılı yapacak ve mutlu kişiler olarak topluma katılmalarını sağlayacaktır."</strong>&nbsp;dedi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;">Ailenin sorumluluğunun, bütçesinin sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim imkânlarını sunmak ve ona uygun çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı olmadığını ifade eden Gökçe,&nbsp;<strong>"Çocuğunuzun başarısını etkileyen en önemli nedenlerden birisi, ailenin yaşantı ortamı ve tutumudur. Çocuklarınız adına yapacağınız kimi küçük özveriler, onları başarılı yapacak ve mutlu kişiler olarak topluma katılmalarını sağlayacaktır."</strong>&nbsp;ifadesini kullandı.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong><font color="#000099">ÇOCUĞUNUZUN KAYGISINI ARTIRMAYIN</font></strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;">Öğrencilerin okul ve sınav başarısını olumsuz yönde etkileyen en temel faktörlerden birinin yüksek kaygı olduğunun altını çizen Genel Müdür Gökçe, sınavlara hazırlanan bir öğrencinin yaşadığı kaygının iki sebebi olduğuna değindi. Gökçe şöyle devam etti:&nbsp;<strong>"Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alacak olmaktan kaygı duymak, doğal ve yerinde bir durumdur. İkinci sebep ise, 'Anneme - babama ne diyeceğim? Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım?' gibi düşünceler sınavlara hazırlanan öğrencinin kaygısını yükseltir. Anne-babanın çok küçük yaştan başlayarak yüksek başarı beklentisi, çocuğun dayak, hırpalama gibi cezalarla eğitilmesi, yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla niteleme çocuğun güvenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak oldukça çok zordur."</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong>ÇOCUĞUNUZUN SINIRLARINI ZORLAMAYIN</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;">Anne ve babaların kendi özlemleriyle çocuklarının sınırları arasında gerçekçi bir denge kurmalarında yarar olacağını ifade eden Gökçe, ailelere şu uyarılarda bulundu: "<strong>Çocuğun geçmiş okul hayatında ve okul dışı faaliyetlerinde gösterdiği başarı onun sınırlarını ve gelecek performansını tahmin etmek için genel bir ölçü olarak kullanılabilir. Çocuğunuz sınavda başarılı olamazsa, gideceği okulu ona bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü istediğiniz okulu kazanamazsa, böyle bir durumda gideceği okulu sevmesine ve başarılı olmasına imkân kalmaz. 'Sınavı kazanmanın hayatın 'tek' ve kesin amacı olduğunu düşünmeyin. 'Ders çalışmak' ve 'sınav kazanmak' uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı tehlikeye atmayın. Aranızdaki sıcaklığın hayat boyu devam etmesi her şeyden önemlidir."</strong>&nbsp;<br><br><br><br><br></p><img src="http://www.sacitaslan.com/f1/408_8984d.jpg" border="0" /><img src="http://www.sacitaslan.com/f3/eb4_486a2.jpg" border="0" alt="Çocuğunuzun sınırlarını zorlamayın" title="Çocuğunuzun sınırlarını zorlamayın" />]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 17 Feb 2013 12:46:21 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post966352.html#966352</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : Anne babalara &#246;nemli uyar&#305;!..&#214;zel...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post948337.html#948337</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 06 Oca 2013 Saat 13:07<br /><br /><h1 style="font-size: 2.8em; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px; line-height: normal;">Anne babalara önemli uyarı!..</h1><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal;">Özel Karadeniz Hastanesi'nden uzman psikolog Vildan Çelik, anne ve babaların çocuklarını iyi tanıması ve onlara ne öğrettiklerinin farkında olması gerektiğini vurguladı.<img src="http://sacitaslan.streamprovider.net/f3/010_08a62.jpg" border="0" alt="Anne babalara önemli uyarı!.." title="Anne babalara önemli uyarı!.." />Uzman psikolog Vildan Çelik, çocukların daima çevresinden moral aldığını belirterek, anne ve babaların çocuklarına ne öğrettiklerinin farkında olması gerektiğini söyledi. Çelik, çocukların sürekli çevresindekileri izlediğini kaydederek,&nbsp;<strong>“Çocuklar gördüklerini hafızaya alırlar, başka bir ifadeyle repertuvara eklenecek materyaller aileden gördüklerinde toplanır”</strong>&nbsp;dedi.</h2><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><br>Çocuk sahibi olmak isteyen her ebeveyn adayının, anne babalık hakkında bilgi birikimi edilmesini gerektiğini ifade eden Çelik şöyle konuştu:</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong>“Bu konuda yazılan kitapları okumalı, gerekiyorsa uzmanlardan yardım almalılar çünkü çoğu kez bu harika varlıklara farkında olmadan anne babanın repertuvarı yüklenir. Repertuvar dediğimiz şey, ebeveynin psikolojik dinamikleridir. Çocuğumuzu yetiştirirken bir de bakmışız ki o da bizim kadar titiz, bizim kadar başarı odaklı, bizim kadar korumacı ve kaygılı olmuştur. Bu gibi tutumlar, en genel anlamda çocukta 'esneklik' kavramı oluşumunu sekteye uğratır. Kişiliğin esnekliğini kazanamaması, hayata ve insanlara dar açıdan bakmaya neden olabilir. Anne baba çocuğuna çoğu kez iyi niyetle yaklaşır fakat çocuğun hayatı öğrenebilmesi için belli ölçülerde sıkıntılarla baş etmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Örneğin her düştüğünde kaldırılan, her hatası örtbas edilen çocuk problemlerle yüzleşemeyeceğinden, çocuğun iç görü kazanımı sekteye uğrayabilir. Dikkat çekici bir nokta da şudur: Pek çok anne baba şikayetçi oldukları davranışı çocuklarının yanında kendileri sergiler. Örneğin çevredeki insanların rahatsız olacağı endişesiyle çocuğu susturmak için ona yalan söylemek, bu davranışı çocuk için de meşru hale getirir. Benzer şekilde, ebeveynin bir gün 'olur' dediği konuya ertesi gün 'olmaz' demesi çocukta tutarsız davranışlar başlatabilir.”<br><br><font color="#cc0000">"ÇOCUKLARINIZIN YAPTIĞI HER ŞEYDEN ŞİKAYETÇİ OLMAYIN"</font></strong><br><br>Anne babaların çoğunun çocuklarının ders çalışmamasından, kitap okumamasından yakındığını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;<strong>“Çoğunlukla bu anne babalar ailece kitap okumak yerine, onların yanında renkli, ışıklı ve içinde dünyaları barındıran bilgisayarın başında sürekli meşgul olurlar. Ya da mutlu olsun diye çocuğa sınırsız bilgisayar hizmeti sunarlar. TV izlemeyi kitap okumaya tercih eden babalar da bu örnekler arasında sıralanabilir. Başkasının arkasından olumsuz hitaplarda bulunmak, daha derine de inebiliriz, örneğin her şeyden şikayetçi olmak, sürekli eleştirici bir tutum sergilemek, hiç gülümsememek, devamlı sorumluluklardan söz etmek, yaptığımız hatalar üzerinde konuşmamak ve tabii ki çocuktan gerektiğinde özür dilememek adeta bir tiyatro sahnesindeki gibi onlara gösterilir. Biz yetişkinler, çocukların hataları için özür dilemesini, yaramazlık yapmamasını ve her sözü dinlemesini isteriz fakat çoğu kez biz sesimizi yükselttiğimizde onlardan özür dilemeyiz, hata yaptığımızda bunu telafi edecek bir açıklama yapmayız.”</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong><font color="#cc0000">"ÇOCUKLAR AİLELERİN YAŞADIĞI SIKINTILARI FARK EDER"<br></font></strong><br>Ebeveynlerin çocuğunda gözlemlediği davranış değişikliklerinin çevredeki olumsuzluklardan da kaynaklanabileceğini vurgulayan Çelik sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;<strong>“Anne babanın özel hayatı, geniş aile ile ilgili meseleler de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çocuklar direkt olarak olay sahneye bakmasalar bile çevresinde dönüp duran her şeyin farkında olurlar. Fakat çevresinde değişkenlik gösteren her türlü davranıştan (yetişkinlerin yüz ifadelerinden, ses tonundan) ters giden bir şey olduğunu anlarlar. Bunu bizim gibi tanımlayamazlar ve bizim kullandığımız dilde değil, farklı şekillerde ifade ederler. Örneğin aile içinde sert tartışma, hakaret ve hatta şiddet gibi sahnelere şahit olan çocuklarda alt ıslatma, tırnak yeme, parmak emme, kardeşine/arkadaşına vurma, anne babaya karşı asileşme veya bağırıp çağırma gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Çocukların yaşına göre bu davranışlar değişiklik göstermektedir. Okul çağı çocuklarında derslere ilgisizlik, arkadaşlarına zarar verme, öğretmenine yalan söyleme ve yine öfke patlamaları verilebilecek diğer örnekler arasındadır.”</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong>"ÇOCUKLARIMIZI DİKKATLİ DİNLEMELİYİZ"<br></strong><br>Çocuk yetiştirmede en temel noktanın anne babaların onlarla yaşadıkları sıkıntılarda onlara olan yaklaşımları olduğuna dikkat çeken Çelik,<strong>&nbsp;"Bir anne veya babanın çocuğunu sabırla dinlemeyi bilmesi önemlidir. Onu dinlerken, bir konuyu konuşurken çocuğun seviyesine inmek, göz teması kurmak gerekir. Önerdiğimiz teklif hoşuna gitmediğinde sert tepki gösterebilir, hoşumuza gitmeyen davranışlar sergileyebilir. Sabırla ifadelerimizi tekrarlamak gerekebilir. Onlara verdiğimiz tepkiler kontrollü olmalı, çocuğumuz bizim yaşıtımız veya rakibimizmiş gibi olmamalıdır. 'Kardeşine vurma' dediğimizde biz de bir şamar yiyebiliriz. Bu durumda biz de onun gibi karşılık verecek olursak çocuğa sadece karşılıklı vuruşmayı öğretmiş oluruz. Çocuk sadece o an ile kalmaz, başta aile üyeleri olmak üzere hayatının her alanına öğrendiği bu davranışı uygulamaya başlar”</strong>&nbsp;şeklinde konuştu.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong><font color="#cc0000">"ANNE VE BABALAR SIKINTI YAŞADIKLARINDA NELER YAPMALI?"<br><br></font></strong>Anne ve babaların çocuklarına bebek gözüyle bakmamaları gerektiğini belirten Çelik, şöyle konuştu:&nbsp;<strong>“Günümüz toplumunda çocuklar dört duvar arasında yetişmek zorunda kalıyorlar ve muhatap alacakları kişiler çoğunlukla sadece aile üyeleri oluyor. Anne babaların onlara 'çocuk gözlüğü' ile bakmaları ve karşılaştıkları her sıkıntıda yukarıda da bahsettiğimiz gibi, 'Bu davranışı benden görmüş olabilir mi?' sorusunu akıllarına getirmeleri gerekmektedir. Bu sorular çoğaltılabilir: Onun yanında hiç dedikodu yaptım mı? Oyununa dalmış bizi duymaz deyip başkasına hakaret ettim mi? Onun yanında iken yorgunum deyip televizyon mu izledim? Hiç dinlenmek için ailece kitap okuma saati yaptık mı?, Eşimle olan tartışmalarımıza hiç şahit oldu mu? Onunla konuşurken nasıl bir tutum sergiledim?, Kardeşinin veya başkalarının yanında onu azarladım mı? Yaptığı hoş olmayan davranışla ilgili onu ne kadar dinledim?, Ben arkadaşımla sohbet ederken bana bir şeyler sorduğunda onu duymamazlıktan gelmiştim. Şimdi aynı şeyi o bana yapıyor olabilir mi? Bu sorulara yanıt 'evet' ise, ebeveyn kendi davranışlarına bakmalı ve ardından sebebiyet verdiği davranışları düzeltmekle işe devam etmelidir. Başka bir deyişle çocukları için kaygılanan anne babaların kendileriyle ilgili iç görü kazanmaları ve onlara olan yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmeleri gerekir ve çözüm adına uzman desteği almaları önerilebilir. Çocuk geleceğin yetişkin adayı olduğuna göre, her ebeveyn ona adaylık süresince en sağlıklı bilgiyi sunmalıdır.”</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong><font color="#cc0000">"ÇOCUKLARI OKYANUSTA İLERLEYEN BİR GEMİ OLARAK DÜŞÜNEBİLİRİZ"</font></strong><br><br>Anne ve baba kimliğini çocukların öğrettiğini kaydeden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:<br><strong>“Çocuğu okyanusta ilerleyen bir gemi gibi düşünebiliriz. Geminin dümeni geçici olarak biz yetişkinlerin elinde. Fakat kontrolü zaman zaman onlara bırakmazsak çocuklar bu gemiyi kullanmayı öğrenemezler. Sürekli eleştirirsek gemilerini sevmezler. Onunla ilgili sorumluluk almak istemezler. Tek başına kaldıklarında gemi (benlik) kaptansız, tayfa (kişilik) lidersiz kalır. Yönetim (ruh) yara alabilir. Yaralı bir ruhun, ileride de yaralı bir çocuk yetiştirme ihtimali yüksektir. Ebeveyn, tek başına altından kalkamadığını düşündüğü sıkıntılarda mutlaka bir uzmandan yardım istemelidir. Yaşanan probleme ne kadar erken müdahale edilirse çözüme de o kadar erken kavuşulur. Çözüm ne kadar ertelenirse sıkıntı da o kadar kalıcı ve ileriye dönük olur. Şunu unutmayalım ki anne baba kimliğini bize çocuklarımız öğretir, onlar hata yapmazlarsa biz bu kimliğe sahip çıkamayız.”</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal;"><strong>Ozan KÖSE</strong></p><div id="LCS_336D0C35_8A85_403a_B9D2_65C292C39087_communicati&#111;nDiv"></div>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 06 Jan 2013 13:07:30 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post948337.html#948337</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri :   Kal&#305;c&#305; hasara neden olabilir      &#199;ocu&#287;unuz...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post938958.html#938958</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=739">miss hugolina</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 14 Ara 2012 Saat 10:39<br /><br /><DIV =HaberDetayHld><DIV ="HaberDetayTitleHold Title"><H1>Kalıcı hasara neden olabilir</H1></DIV><DIV =FL><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" height="10" width="580" border="0" /></DIV></DIV><DIV ="HaberDetayHld txtLeft"><DIV style="WIDTH: 580px" =FL><DIV =HaberDetaySpotText><DIV><U><FONT color=#0066cc><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/2205/18702205.jpg" border="0" align="left" alt="Kalıcı hasara neden olabilir" title="Kalıcı hasara neden olabilir" /></FONT></U></DIV><H2>Çocuğunuz sürekli bilgisayar başında oyun mu oynuyor? Bunu basit bir durum olarak görüyor olabilirsiniz ancak sorun sandığınız kadar basit olmayabilir.</H2></DIV></DIV></DIV><DIV =FL><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" height="10" width="578" border="0" /></DIV><DIV id=DivAdnetHaberDetay><DIV =txt><P>Reem Nöropsikiyatri Merkezi Kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, çocukları sürekli ve uzun süre bilgisayar oyunu oynayan aileleri uyarıyor: &#8216;Çocuğunuzun beyin ayarı ve dengesi bozulabilir.&#8217;<BR></P><P>Teknolojinin gelişmesi, <a href="http://www.tipeez.com/ch/oyunlar/" target="_blank"><U><FONT color=#0066cc>oyun</FONT></U></A> alanlarının azalması sebebiyle, çocukların artık en iyi oyun arkadaşı bilgisayarları oldu. Neredeyse tüm zamanını bilgisayar karşısında geçiren çocukların kalıcı beyin hasarıyla karşılaşabilecekleri konusunda aileleri uyaran Dr. Mehmet Yavuz, bilgisayar oyunlarının yarattığı olumsuz sonuçları ve tedavisini anlatıyor:<BR></P><P><strong>KALICI HASARLARA YOL AÇABİLİR </strong></P><P>&nbsp;</P><P>Bilgisayar oyunlarında, oyun kareleri (özellikle aksiyon oyunlarında) hızlı hızlı göz önünden geçiyor. Bu tür <a href="http://www.tipeez.com/ch/oyunlar/" target="_blank"><U><FONT color=#0066cc>oyunlar</FONT></U></A>, saatler boyu oynandığında, beyini hızlı düşünmeye ve hızlı hareket etmeye programlıyor. Ancak fizyolojisi icabı, hızlı düşünen ve aynı anda birçok şeyi değerlendiren beyin, bir konuyu derinliğine analiz ve sentez edemez. Bir diğer deyişle hızlı düşünme, bir konu ya da nesneye odaklanmayı ve yoğunlaşmayı engelleyen bir durumdur. Dolayısıyla kişinin yöneldiği her şey derinlikten uzak yüzeysel bir bakış açısı ile ele alınır. <BR></P><P><strong>ÖĞRENCİLERDE BAŞARISIZLIĞA NEDEN OLUYOR </strong></P><P>&nbsp;</P><P>Bilgisayar oyunları ile çok vakit geçirildiğinde özellikle öğrencilerde büyük sorunlara neden oluyor. Derslere yoğunlaşma olamayacağı için başarısız sebep oluyor. Öğrenci ne kadar zorlarsa zorlasın üzerinde çalıştığı konuyu öğrenemiyor, zaten bilgisayar oyunları nedeniyle zamanla gelişen dikkat dağınıklığı ve değişik derecelerde gelişen hiperaktivite nedeniyle, çok çabuk her şeyden sıkılır hale getiriyor. <BR></P><P>Sürekli bilgisayar oyunu oynamak beyni hızlı ama yüzeysel düşünmeye programlıyor. Bu durumda üst düzey öğrenme ve algılama zorlukları oluşuyor. Hatta ebeveyn, oluşan başarısızlığı çocuklarının zamanını bilgisayar ile geçirmesine bağlıyor. Halbuki asıl olay, bilgisayar oyunları ile oluşan beyindeki fizyolojik bozukluktur. <BR></P><P><strong>ÇOK HIZLI OKUMAK DA BEYNİN FİZYOLOJİSİNİ BOZUYOR </strong></P><P>&nbsp;</P><P>Aynı bozukluğa çok hızlı okuyan insanlar da maruz kalabilir. Herhangi bir nedenden dolayı çok hızlı belge, kitap, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/anasayfa/" target="_blank"><U><FONT color=#800080>gazete</FONT></U></A> ya da dergi okuyanlar veya görüntüleri sürekli ileri geri sararak araştırma yapanlarda da bu fizyolojik bozukluk gelişebiliyor. Bu tabloda zaman içinde dikkat dağınıklığı nedeniyle odaklanma ve konsantrasyon bozukluğu kaçınılmaz oluyor. Hatta çoğu kez kişiler, algılama ve analiz yeteneklerindeki bu ani zayıflamayı, hayatlarındaki herhangi bir aksiliğe bağlarlar ve asla sebebi bulamazlar.<BR></P><P><strong>BİLGİSAYARDAN EN AZ 3 AY UZAK DURULMALI </strong></P><P>&nbsp;</P><P>Tedavide her şeyden önce beyin bir süre nadasa alınması gerekiyor. Yani bilgisayar oyunları edeniyle beyin ayarı ve dengesi bozulan kişinin, en az 3 ay bilgisayar oyunundan uzak durması, hiçbir öğrenme faaliyetine girmemesi gerekiyor. Bu tür bozukluğu olan öğrencilere, bir dönem okulu bırakmalarını da öneriyorum.&nbsp; Bu dönem zarfında hiçbir şey okumamalarını ve öğrenme faaliyetlerini durdurmalarını istiyorum. Zira eğer kalıcı bozukluklar gelişmemişse bir süre sonra beyin fonksiyonları eski fizyolojik normal durumuna dönüyor. <BR></P><P><strong>İLAÇLAR FAYDA ETMİYOR </strong></P><P><BR>Bilgisayar bağımlığı olan kişilere antidepresen ya da anksiyolitik ilaçlar etkisizdir. Hatta bunlar durumu daha da kötüleştirebilir. Ancak TMS ile beyin resetlemesi sonuç verebilir. Davranışçı bilişsel terapiler, dikkat dağınıklığını ve öğrenme güçlüğünü düzeltmez ama oyun bağımlılığı konusunda işe yarayabilir. Ama en önemlisi beyni en az 2-3 ay dinlendirmektir. <BR></P></DIV><P =cRightText>Her türlü hakkı saklıdır.</P></DIV>]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 14 Dec 2012 10:39:17 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post938958.html#938958</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : A&#287;&#305;r metal &#231;ocuklar&#305; zehirliyor!..A&#287;&#305;r...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post919035.html#919035</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 20 Eyl 2012 Saat 09:24<br /><br /><h1 style="font-size: 2.8em; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px; line-height: normal; ">Ağır metal çocukları zehirliyor!..</h1><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal; ">Ağır metal kirliliği, çocuklarda zihinsel gelişim geriletip sakatlıklar ve bazı organların görevini yapmaması gibi ciddi rahatsızlara neden oluyor.Solunan hava, evlerin içi, kırtasiye malzemeleri çocukları zehirliyor.</h2><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Ağır metale maruz kalan çocuklarda en çok karşılaşılan sorun kurşun zehirlenmesi. Prof. Dr. Gamze Çan, ağır metallerin insan vücudunda toksik etkiye neden olduğunu, bu toksiklerin solunum, beslenme ve temas yolu ile insan vücuduna girerek zehirlenme oluşturduğunu söyledi. Prof. Çan,&nbsp;<strong>''Kurşun havaya karışıyor ve solunum sistemine çok fazla miktarda alınabiliyor. Hemen yüksek dozda kanda birikerek zehirli bir etki yaratmıyor ama yıllar içinde vücutta birikime yol açıyor''</strong>&nbsp;dedi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong><font color="#cc0000">Temas anne karnında başlıyor</font></strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Erişkinlerde sinir sistemi ve beyin gelişim dönemi tamamlandığı için genellikle bir sıkıntıya neden olmadığını ifade eden Prof. Çan,&nbsp;<strong>''Ancak çocuklar için anne karnından itibaren bu temasın başlaması, yavaş yavaş birikime yol açıyor. Eğer yüksek dozda ağır metal kirliliğine maruz kalınıyorsa, o zaman çocuğun zihinsel gelişim geriliğinden, genel anlamda büyüme ve gelişme geriliğine, kansızlığa, kilo almasının engellenmesine, kemik ve böbrekte birikerek böbrek yetmezliği gibi sıkıntılara yol açabiliyor''</strong>&nbsp;diye konuştu.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong><font color="#000066">Ne zaman şüphenilmeli?</font></strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Kurşun zehirlenmesinde çoğunlukla belirtiye rastlanmadığını vurgulayan Çan,<strong>&nbsp;''Eğer çocuk uzun zamandır kilo almıyorsa, her şey normal olmasına rağmen gelişiminde gerilik varsa, soluk benizli ve kansızlığı varsa, karın ağrısı gibi şikayetlerden bahsediyorsa bu durumda kurşun zehirlenmesinden şüphelenilmesi ve taramadan geçirilmeli''</strong>dedi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong><font color="#990000">Caddede oturanlar risk altında</font></strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Akut yolla sürekli kurşuna maruz kalan çocukların risk altında olduğuna dikkati çeken Prof. Çan, şöyle devam etti: '<strong>'Kurşunun havaya salınması ve solunum yolu ile alınması Avrupa'ya oranla ülkemizde daha fazla. Avrupa'da kurşunsuz benzin kullanımı daha yaygın. Trafik yolları, yürüyüş yoluna çok yakın. Ciddi anlamda taşıt trafiği söz konusu. Yürüyüşler küçük çocuklar açısından çok sık yapılıyorsa tehlike oluşturabiliyor. Yine cadde üzerindeki evler çocuklar açısından risk taşıyabilir. Çünkü o havayı soluyorlar.''</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong>Eski evlerin içi kurşun dolu</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Benzin ve hava dışında da çocukların kurşuna maruz kalabileceğini belirten Çan,&nbsp;<strong>''Eski evlerdeki boyaların içinde kurşun var. Yine eski tesisatlarda kurşun borular var ve bu kurşun boruların olduğu tesisatlı evlerde kurşun, su sisteminden alınabilir. Plastik oyuncakların boyaları içinde kurşun olabiliyor. Hem çocuklar her şeyi ağızlarına soktuğu için hem de ortamda buharlaşan solunum yolu ile alınabileceği için risk yaratabiliyor''</strong>&nbsp;dedi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong><font color="#cc0000">Oyuncaklarını kendimiz yapalım</font></strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Prof. Dr. Gamze Çan, okulların açılması ile birlikte ebeveynleri satın alacakları kırtasiye malzemeleri konusunda dikkatli davranmaya davet ederek, şunları kaydetti:&nbsp;<strong>''Alınacak malzemelerde, azo boya ve kurşunlu boya ile riskli fıtratları ve kanserojen madde içermediğini belirten etiketlere dikkat edilmeli. Tüketici olarak daha bilinçli hareket etmek, bireysel anlamda yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri. Kaynağını bilmiyorsak ya da ekonomik anlamda sağlıklı ürünlere ulaşamıyorsak, eskiden annelerimizin, büyüklerimizin bize yaptığı gibi çocuklarımıza kendimiz oyuncak yapalım. Bezlerden dikerek, içini kendimiz doldurduğumuz daha güvenli, en azından içerik maddesini bildiğimiz şeylerle çocuklarımızın temas etmesini sağlayabiliriz.''</strong></p><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal; "><strong>SERDA KIVILCIM</strong><img src="http://www.sacitaslan.com/f3/2ad_d6d58.jpg" border="0" alt="Ağır metal çocukları zehirliyor!.." title="Ağır metal çocukları zehirliyor!.." /></h2>]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 20 Sep 2012 09:24:22 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post919035.html#919035</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : Uyku kalitesi okul ba&#351;ar&#305;s&#305;nda...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post916930.html#916930</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 09 Eyl 2012 Saat 11:21<br /><br /><h1 style="font-size: 2.8em; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px; line-height: normal; ">Uyku kalitesi okul başarısında etkili!..</h1><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal; ">Genellikle orta yaş grubunda görülen horlama ve uyku apnesi olarak bilinen uykuda solunum kesilmesi, çocuklarda da ortaya çıkabiliyor ve ders başarısın önemli ölçüde düşürüyor.<span style="font-size: 12px; ">Uykuda solunum bozuklukları, çocukların ders başarısını ve okuldaki sosyal ilişkilerini ciddi boyutlarda etkileyebilen önemli bir sorun. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, uykuda solunum bozukluklarının okul hayatı üzerindeki olumsuz etkilerini ve çocukların kaliteli bir uykuya sahip olmaları için ne tür tedaviler uygulanabileceğini anlattı.</span></h2><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; ">NEDENİ BÜYÜK BADEMCİK VE GENİZ ETİ OLABİLİR<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; "></font></strong>Uykuda solunum bozuklukları; horlama, üstünü açarak ve terleyerek uyuma, sürekli sağdan sola soldan sağa dönme, nefes alabilmek için başı geriye atma ve solunumun bir kere bile olsa durmasıyla karakterize bir tablo. Genellikle büyük bademcik ve geniz etinin solunum yolunu tıkaması sonucu ortaya çıkıyor. Ayrıca şişmanlık, alerji ve astım, reflü, büyük dil, baş ve yüzde gelişim bozuklukları da uykuda solunum bozukluklarında yardımcı faktörler olarak yer alıyor.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">DERSLERE KONSANTRASTON SORUNU YAŞIYOR<br style="font-size: 12px; "></strong><br style="font-size: 12px; ">Uykuda solunum bozuklukları; çocuğun derslere konsantrasyon olmasını güçleştiriyor. Ayrıca kelime hazinesi gelişiminin, ezberleme ve öğrenme yeteneğinin azalmasına yol açıyor. Yapılan çalışmalar çocuklarda bademcik ve geniz eti büyümesine bağlı uyku bozukluklarının dikkat azalmasına, sözel ve hafızaya dayalı yeteneklerde belirgin azalmaya neden olduğunu tespit etmiş. Uyku düzenleri bozulan ve yeterince uyuyamayan çocuklar ayrıca gün boyunca hırçın ve tahammülsüz davranışlar sergiledikleri için öğretmenleri ve arkadaşlarıyla olan iletişimlerinde de ciddi sorunlar yaşayabiliyor.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; ">GELİŞİM BOZUKLUKLARI ORTAYA ÇIKABİLİYOR<br style="font-size: 12px; "></font></strong><br style="font-size: 12px; ">Uykuda solunum bozuklukları sorunu yaşayan çocuklarda uykuda oksijen seviyesinin düşmesine bağlı olarak yüz, çene ve ağızda yapısal bozukluklar gibi ciddi gelişim bozuklukları da ortaya çıkabiliyor. Bu çocuklarda gece büyüme hormonu daha az salgılanıyor. Çocuklar gün içinde hiperaktif davranışlar sergiledikleri için kilo artışı ve boy uzamasında da yeterli gelişim sağlanamıyor.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">TEDAVİYLE KALİTELİ UYKU MÜMKÜN<br style="font-size: 12px; "></strong><br style="font-size: 12px; ">Çocuğun şikayetleri üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanıyorsa ilaç tedavisine başvuruluyor. Ancak tedaviye rağmen veya tedaviden 1 hafta sonra uykuda solunum bozuklukları belirtileri yeniden ortaya çıkmışsa daha farklı bir yöntemin uygulanması gerekiyor. Çocuğun bademciklerin ve geniz etinin büyük olduğu saptanırsa tedavi olarak operasyon öneriliyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde operasyondan 1 hafta sonra okula dönmek mümkün olabiliyor. Bademcik ve geniz eti ameliyatı uykuda solunum bozuklukları sorunu yaşayan çocuklarda tam başarı sağlıyor. Çocuk operasyon sonrasında kaliteli bir uykuya sahip olduğu için okul hayatındaki başarısı da artıyor.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; ">ÇOCUĞUNUZ SAĞLIKLI UYUYOR MU?<br style="font-size: 12px; "></font></strong><br style="font-size: 12px; ">Aşağıda yer alan belirtiler uykuda solunum bozukluğu sorununa işaret ediyor.<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Horlama veya hırıltılı solunum,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Solunumun durması,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Özellikle baş olmak üzere belden yukarısının terlemesi,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Üstü açık uyuma,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Sağdan sola dönerek huzursuz uyuma,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Başını geriye atarak nefes alabilmek için kendine pozisyon vermesi,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; ">- Sabahları uyanmakta güçlük çekme,<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; "></p><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal; "><span style="font-size: 12px; ">- Sabah başlayan baş ağrısı ve ağız kokusu.</span><img src="http://www.sacitaslan.com/f3/ada_a97e6.jpg" border="0" alt="Uyku kalitesi okul başarısında etkili!.." title="Uyku kalitesi okul başarısında etkili!.." /><span style="font-size: 1.8em; ">.</span></h2>]]>
   </description>
   <pubDate>Sun, 09 Sep 2012 11:21:27 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post916930.html#916930</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : Ebeveynler bunlara dikkat etmeli!..Yaz...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post909972.html#909972</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 06 Tem 2012 Saat 10:19<br /><br /><h1 style="font-size: 2.8em; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px; line-height: normal; ">Ebeveynler bunlara dikkat etmeli!..</h1><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal; ">Yaz gelip de okullar kapanınca çocuklar da ister istemez bir şeyler öğrenmeye ara vermek ister.<img src="http://www.sacitaslan.com/f3/15c_c65a4.jpg" border="0" alt="Ebeveynler bunlara dikkat etmeli!.." title="Ebeveynler bunlara dikkat etmeli!.." /><span style="font-size: 12px; ">Araştırmalar okulun ilk yıllarında çok güzel kitap okuyan çocukların ilerleyen yıllarda daha başarılı olduğunu göstermiştir.</span></h2><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><br style="font-size: 12px; ">Ehow isimli internet sitesinde yer alan habere göre, siz de çocuklarınızın yaz tatilinde de bol bol kitap okumalarını sağlamak için bunlara dikkat etmelisiniz:</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Her yerde kitap okuyun:</strong>&nbsp;</font>Çocuklar yaz tatilinde sıcak havada ve güneş ışığının altında dışarıda eğlenmek isteyecektir. Bütün yıl boyunca okulda sınıfta oturduktan sonra yazın yapmak isteyecekleri son şey evde kitap okumak olacaktır. Onlara istedikleri her an ve her yerde kitap okuyabileceklerini öğretin. Plajda, parkta, sahilde kitap okumak iyi bir başlangıç olabilir.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Her şeyi okuyun:</strong>&nbsp;Çocuğunuza kalıcı bir okuma alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız, her şeyi okumasına izin verin. Beraber markete gidin ve alışveriş listesini okutun. Yolda giderken yoldaki tabelaları okutun. Ailecek bir yolculuğa çıktığınızda ise haritadaki bilgileri okumasını isteyebilirsiniz.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><font color="#990000" style="font-size: 12px; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Bir saat belirleyin:</strong>&nbsp;</font>Okulların çoğunda kitap okuma saati bulunur, siz neden denemiyorsunuz? Gün boyunca çocuğunuza kitap okuması için 20 dakika verin. İster öğle yemeğinden önce veya sonra, isterse akşam yemeğinden önce ya da şekerleme yapmadan önce 20 dakika kitap okumasını isteyin. Okuyacağı kitabı kendisinin seçmesine izin verin.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Kütüphane gezileri:</strong>&nbsp;Ücretsiz olan kütüphanelere çocuğunuz götürüp ortamı tanıtın, kütüphaneden kitap ödünç alma alışkanlığı kazandırın. Haftada en az bir kez kütüphaneye gidin, orada kitap okumasını sağlayın. Çocuklarınız kütüphanede yeni arkadaşlar edinebilir ve daha rahat sosyalleşebilir.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Uyku saati hikayeleri:</strong>&nbsp;</font>Araştırmalar küçük çocuklara yüksek sesle kitap, masal okumanın sadece dillerini ve bilişsel yeteneklerini geliştirmede etkili olmadığını, bunun yanı sıra motivasyon, hafıza ve merakını geliştirdiğini de göstermiştir. Çocuklarınız küçükken bu alışkanlığı onlara aşılayın. Büyüdüklerinde de uyumadan önce kitap okumayı kendilerini devam ettirebilir.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">İyi alışkanlıkları ödüllendirin:</strong>&nbsp;Yaz tatili çocuğunuzun dışarıya çıkıp oynaması için iyi bir zamandır. Ancak ders çalışmayla oyun arasındaki dengeyi iyi kurun. Bu dengeye alışınca ileride kendisi de bu konuda dikkatli olacaktır. Dengeyi sağladığında onu bir dondurmayla veya meyveli yoğurtla ödüllendirebilirsiniz.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; ">Filmden önce kitabını okuyun:</font></strong>&nbsp;Yaz mevsiminde birçok yeni film perdeleri süslüyor. Eğer yeni çıkacak olan filmin kitabı varsa önce ailecek onu okuyun ve sonra sinemaya gidip filmi izledikten sonra farkları tartışın, yorumlayın. Eğer yoksa, internette ya da gazetede filmin eleştirilerini bulun, onları okuyun.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Rol model olun:</strong>&nbsp;Çocuklarınızın kitap okumasını istiyorsanız, siz de kitap okumalısınız. Sabahları gazete okumak, kuaför salonunda dergi okumak ve her zaman kitap okumak çocuğunuzu da okumaya sevk edecektir.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; "><font color="#cc0000" style="font-size: 12px; ">Sabahları kahvaltıda mutlaka gazete okuyun:</font></strong>&nbsp;Gazete okumak aile bireylerini birbirine bağlayacaktır, çocuklarınıza ülkenizde yaşanan olayların önemini öğretecektir. Gazetede en az 1-2 olay seçin ve birlikte okuyun. Okuduğunuzdan ne anladığınızı tartışın. Bu çocukların bilişsel ve analitik yeteneklerini keskinleştirecektir.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: normal; "><str&#111;ng style="font-size: 12px; ">Birlikte okuyun:</strong>&nbsp;Siz kitap okumayın çocuğunuzdan bunu isterseniz başarılı olamazsınız. Çocuğunuz evde olduğunda siz kendi kitabınızı okurken, ona da istediği bir kitabı, çizgi romanı ya da dergiyi verin ve birlikte kitap okuyun. Bir kez okumayı sevince, okul hayatı boyunca okumaktan zevk alacaktır.<br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; "><br style="font-size: 12px; "></p><img src="http://www.sacitaslan.com/f1/ed2_23dcd.jpg" border="0" />]]>
   </description>
   <pubDate>Fri, 06 Jul 2012 10:19:40 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post909972.html#909972</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : Facebook&amp;#039;ta Pepee&amp;#039;yle...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post905642.html#905642</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=739">miss hugolina</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 06 Haz 2012 Saat 09:25<br /><br /><H1 id=haber_baslik itemprop="line">Facebook'ta Pepee'yle Porno Tuzağı!</H1><H2 =spot itemprop="dei&#111;n">Erkek çocuklar, Facebook'ta çizgi film kahramanları kullanılarak tuzağa düşürülüyor. İşte o iğrenç gerçek...</H2><DIV = sizset="109" sizcache="0"><img src="http://www.haberler.com/haber-resimleri/716/facebook-ta-pepee-yle-porno-tuzagi-3685716_3752_o.jpg" border="0" alt="Haber: Facebookta Pepeeyle Porno Tuzağı!" title="Haber: Facebookta Pepeeyle Porno Tuzağı!" /> <DIV =advertisement sizset="109" sizcache="0"><DIV = sizset="109" sizcache="0"><UL =genericList sizset="109" sizcache="0"><LI sizset="109" sizcache="0"></LI></UL></DIV></DIV></DIV><P sizset="110" sizcache="0" itemprop="article">Birçok ilde yapılan operasyonlarda, erkek çocukların, <a href="http://www.haberler.com/facebook/" target="_blank"><U><FONT color=#0066cc>Facebook</FONT></U></A>'ta çizgi film kahramanları kullanılarak tuzağa düşürüldüğü saptandı. Polis tarafından 49 ilde düzenlenen operasyonda, 200'ü aşkın zanlı gözaltına alındı.</P><P sizset="111" sizcache="0" itemprop="article">Operasyona ilişkin ortaya çıkan çarpıcı detay, zanlıların <a href="http://www.haberler.com/facebook/" target="_blank"><U><FONT color=#0066cc>Facebook</FONT></U></A>'ta erkek çocuklarıyla bağlantıya geçerek kamera karşısında soyunmalarını sağlamalarının saptanması oldu.</P><P itemprop="article">Zanlıların çocukları ağlarına düşürebilmek için profillerine Pepee, Calliou, Mickey Mouse gibi çizgi film kahramanlarının resimlerini koydukları belirlendi.</P><P itemprop="article">Elde ettikleri görüntüleri şantaj amaçlı kullanıp çocukları cinsel ilişkiye zorlamakla suçlanan zanlıların, sinema-dizi filmlerin çocuk yıldızlarının adıyla profil sayfaları oluşturdukları tespit edildi.</P><P sizset="112" sizcache="0" itemprop="article">Akşam gazetesinden Soner Arkanoğlu'nun <a href="http://www.haberler.com/" target="_blank">haber</A>ine göre, 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' dizisinde Osman'ı canlandıran <a href="http://www.haberler.com/emir-berke/" target="_blank"><U><FONT color=#0066cc>Emir Berke</FONT></U></A> Zincidi'nin adıyla da sahte sayfa oluşturulduğu saptandı. </P>]]>
   </description>
   <pubDate>Wed, 06 Jun 2012 09:25:09 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post905642.html#905642</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : &#199;ocuklar&#305; bekleyen b&#252;y&#252;k tehlike!&#199;ocuklar&#305;n...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post904994.html#904994</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 02 Haz 2012 Saat 16:12<br /><br /><h1 style="font-size: 2.8em; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px; line-height: normal; ">Çocukları bekleyen büyük tehlike!</h1><h2 style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 1.8em; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; line-height: normal; ">Çocukların dil gelişimi döneminde yaşanan orta kulak iltihabı, konuşma bozukluklarına bile yol açabiliyor.<img src="http://www.sacitaslan.com/f3/_58995_cd186.jpg" border="0" alt="Çocukları bekleyen büyük tehlike!" title="Çocukları bekleyen büyük tehlike!" />Kulak Burun Boğaz Uzmanı Hakan Yenice ve Odyoloji, Ses ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı İrem Konakçı orta kulak iltihapları ve orta kulak iltihaplarının dil gelişimi üzerindeki etkilerine dair bilgi verdi.</h2><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Hakan Yenice, halk arasında orta kulak iltihabı olarak bilinen Akut otitis media (AOM)'nın&nbsp; en sık görülen enfeksiyon hastalıklarından biri olduğunu açıkladı. Dr. Hakan Yenice, 3 yaşına gelmiş çocukların hemen hemen hepsinin bir kez bu sorunu yaşadığını belirtirken, burada temel sorunun orta kulakta oluşan sıvının değişik sürelerde burada kalması olduğunu söyledi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Yenice: “Sıvı varlığı nedeni ile işitme kaybı oluşmaktadır. Duruma göre değişkenlik göstermekle beraber sıvının yoğun varlığı durumunda, çocuğun çevresindeki konuşma seslerini büyük ölçüde duymasına engel olacak kadar önemli işitme kayıpları ile karşılaşabiliyoruz” dedi.&nbsp;</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Orta kulak iltihabı en çok dil gelişimi döneminde görülür!</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">İrem Konakçı, orta kulak iltihaplarının en sık görüldüğü yaşların aynı zamanda dil gelişiminin de en hızlı ilerleme gösterdiği yaşlara denk geldiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong>“Çocuklar 18 ay 3 yaş aralığında hem kelime haznelerini önemli ölçüde geliştirirler hem de o dilin kurallarını öğrenirler. Dil gelişimi ve konuşma becerilerinin yaşa uygun bir seyir gösterebilmesi için öncelikli olarak iyi bir işitme olması gerekir. İşitilenler sayesinde çocuk o dili ve o dilin kurallarını öğrenir.&nbsp; Orta kulak iltihabı olması durumunda çocuk kayıp derecesine göre yeterli bir işitmeye sahip olamaz. Çocuk sürekli ses alamaz, arka plandaki seslerle anlamlı sesleri ayırt etme sıkıntı yaşar ve dile dair bilgisi sınırlı kalır. Bu nedenle de alıcı dil ve ifade edici dil becerilerinin gelişiminde sıkıntı ile karşılaşırız.”</strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Ses ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı İrem Konakçı, benzer şekilde orta kulak iltihabı nedeni ile belli konuşma seslerini duymakta zorluk çeken çocuklarda o sesin üretiminde de ilerleyen dönemlerde sorunlar yaşadığının gözlemlendiğini belirtirken, uzun süreli orta kulak iltihabı olan ve bu süreçte /s/ sesi gibi yüksek frekans özelliği taşıyan bir konuşma sesini yeterli düzeyde duyamayan bir çocuk, bu sesi olması gerekenden farklı üretebildiğini ve bir artikülasyon sorunu ile karşılaşabildiklerini söyledi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Konakçı:&nbsp;<strong>“Bu nedenle orta kulak iltihapları sadece bir kulak problemi olarak ele alınmamalı. Çocuğun dil gelişimini, sosyal uyumunu, akademik performansını etkileyen ve işitmedeki yetersizlik nedeni ile davranış problemleri ile sonuçlanabilen önemli bir sorun olarak değerlendirilmelidir”</strong>&nbsp;dedi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong><font color="#cc0000">Orta kulak iltihabı mutlaka uzman hekim tarafından takip edilmeli!</font></strong></p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Dr. Hakan Yenice, bu nedenden dolayı orta kulak iltihaplarının mutlaka kulak burun boğaz uzmanı tarafından takip edilmesi gerektiğini ve yapılacak muayene sonrası odyoloji uzmanı tarafından işitmenin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, olası dil ve konuşma sorunlarını minimum düzeyde tutabilmek için, çocuğun medikal veya cerrahi müdahale sürecinde ve sonrasında da hem işitmesi, hem de dil gelişiminin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.<br><br><br><br></p><img src="http://www.sacitaslan.com/f1/638_84188.jpg" border="0" />]]>
   </description>
   <pubDate>Sat, 02 Jun 2012 16:12:36 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post904994.html#904994</guid>
  </item> 
  <item>
   <title><![CDATA[Bebek ve Cocuk Haberleri : TDB 19. Uluslararas&#305; Di&#351;hekimli&#287;i...]]></title>
   <link>http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post904481.html#904481</link>
   <description>
    <![CDATA[<strong>Yazar:</strong> <a href="http://www.anneoluncaanladim.com/forum/member_profile.asp?PF=14">yasemin</a><br /><strong>Konu:</strong> 29145<br /><strong>Gönderim Zamanı:</strong> 31 May 2012 Saat 09:53<br /><br /><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">TDB 19. Uluslararası Dişhekimliği Kongresi öncesi gerçekleştirilen Meslek Sorunları Sempozyumu, başladı. TDB tarafından Dedeman Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan TDB Genel Başkanı Prof Dr. Taner Yücel, bu yıl 19'üncüsünü gerçekleştirecekleri Uluslararası Dişhekimliği Kongresi öncesi her yıl olduğu gibi bu yılda Meslek Sorunları Sempozyumu düzenlediklerini belirtti.<br>&nbsp;<br>Türkiye genelindeki meslek odası başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda amaçlarının diş hekimliği mesleğinin sorunlarının gündeme getirmek ve meslekle ilgili politikalar oluşturmak olduğunu belirten Yücel, burada hazırlanan raporun daha sonra hükümete sunulacağını ifade etti.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Sempozyumunda ''Sağlık Turizmi'' ve ''Ulusal Ağız Diş Sağlığı Stratejisi 2023''ün ana konular olduğunu belirten Yücel, 30 Mayıs'ta çalışma gruplarına ait raporların tartışılmasıyla sempozyumun sona ereceğini söyledi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Modern diş hekimliğinin tıbbın ve genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Yücel,&nbsp;<strong>''Bu anlamda diş çürüğü ve diş eti hastalıkları önemlidir. Bilimsel çalışmalar bu rahatsızlıkların, kalp dolaşım hastalıkları, diabet, pnömoni, çok ciddi metobolik hastalıklar ve genel sağlığı ilgilendiren bir çok hastalıkla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır''</strong>&nbsp;dedi.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br><strong><font color="#cc0000">Her çocukta ortalama 5 çürük var</font></strong><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br>Türkiye'de diş sağlığı açısından istenilen seviyelere ulaşılamadığını, çok yüksek oranda diş çürüğü ve diş eti hastalıklarının mevcut olduğunu ifade eden Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; "><strong>''TDB'nin, Dünya Dişhekimleri Birliği'yle 2011'de Prof. Dr. İnci Oktay başkanlığında yaptığı çalışmada, 5-9 yaş grubunda, süt ve daimi dişlerde ortalama çürük, dolgu ve çekilen dişi kapsayan DMFT indeksi, 5.2 oranında bulunmuştur. Dünya Diş Hekimleri Birliği bu DMFT indeksinin bu yaş grubunda 1 olmasını hedefler. Yani her bir çocuğumuzda ya 5 tane çürük, ya dolgulu diş ya da çekilen diş var. 10-14 yaş grubunda ise süt ve daimi dişlerde ortalama 3.67 sayıda çürük, dolgulu ve çekilen diş bulunuyor. Bir de ortalama 2.5 kişide başlangıç çürüğü bulunmaktadır. Bu çürükler önlenebilir durumdadır.''</strong><br>&nbsp;<br>Türkiye'nin bu durumdan gerçekçi ve sürdürülebilir politikalarla kurtulması gerektiğini ifade eden Yücel, TDB olarak toplum ağız diş sağlığı projeleri geliştirdiklerini ve gerek Sağlık Bakanlığı gerekse Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer kuruluşlarla bu projelerin yürütülmesi konusunda çaba gösterdiklerini söyledi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı'na bir yıl önce ''Gülen Ağız Diş Sağlığı Okulları Projesi'' sunduklarını belirtti.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br><strong><font color="#cc0000">Yılda 1 kez diş hekimine gidiliyor</font></strong><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br>Diş hekimine yılda en az 2 kere gidilmesini gerektiğini ifade eden Yücel, Türkiye'de diş hekimine yılda 1 kez, Avrupa'da ise yılda 5 kez gidildiğini belirtti.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Bunun yanında diş fırçalarının 3- 4 ayda bir değiştirilmesini tavsiye ettiklerini ancak kişi başına diş fırçası kulanımının yılda 1 olduğunu söyledi.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Florlü diş macunu ve diş fırçası kullanımının koruyucu diş sağlığı açısından önemli olduğunu vurgulayan Yücel bu oranın ise kişi başına yılda 110 gram olduğunu, bu oranın gelişmiş ülkelerde ise 350-450 gram arasında değiştiğini ifade etti.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Türkiye'de 65 yaş ve üstündeki insanlarda dişsizlik oranının da yüzde 67 olduğunu vurgulayan Yücel,&nbsp;<strong>''65 yaşın üzerinde 100 kişiden 65'i dişsizdir dişsizlik ciddi bir organ eksikliğidir''</strong>&nbsp;diye konuştu.</p><p style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; line-height: normal; ">Yücel, bütün bunlar nedeniyle TDB'nin ''Ulusal Ağız Diş Sağlığı Stratejisi 2023'' çalışması yaptığını kaydetti.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br><strong><font color="#cc0000">''Dünya Dişhekimliği Kongresi'' Cumhurbaşkanı Gül'ün himayesinde&nbsp;İstanbul'da yapılacak</font></strong><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br>''Dünya Dişhekimliği Kongresi''nin 2013'te Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün himayesinde İstanbul'da yapılacağını ifade eden Yücel,&nbsp;<strong>''Bu kongre 100 yılı aşan bir geleneğe sahiptir aynı zamanda dünyadaki en prestijli kongredir. Diş hekimliğinde bir olimpiyat olarak adlandırılır. Uzun yıllar yapılan çalışmalar sonucu Türkiye, bu kongreyi yapma hakkını kazanmıştır''</strong>&nbsp;dedi.&nbsp;<br><br></p><img src="http://www.sacitaslan.com/f1/5ea_ae414.jpg" border="0" />&nbsp;<img src="http://www.sacitaslan.com/f3/226_6c114.jpg" border="0" alt="Her çocukta ortalama 5 çürük var!.." title="Her çocukta ortalama 5 çürük var!.." />]]>
   </description>
   <pubDate>Thu, 31 May 2012 09:53:39 +0000</pubDate>
   <guid isPermaLink="true">http://www.anneoluncaanladim.com/forum/bebek-ve-cocuk-haberleri_topic29145_post904481.html#904481</guid>
  </item> 
 </channel>
</rss>