ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Bir bedende iki can olmak

Bir bedende iki can taşımak anne ile bebek arasında simbiyotik bir bağ kurulmasını sağlar. Bebek, göbek kordonu sayesinde anneden beslenir, onun yaşam kaynaklarını kullanır. Annenin var olması, bebeğin var olmasıdır. Bu durum bebeği anneye bağımlı kıldığı gibi, psikolojik olarak da anneyi bebeğe bağlar. Anne için bebeği kaybetme düşüncesi katlanılmazdır ve annenin en birincil amacı bebeğine iyi bakmak ve onu en sağlıklı şartlarda dünyaya getirmektir. O yüzden anne, bu dönemde “can”ına çok iyi bakar.

Hamilelik sürecinin bir kadına kattığı en önemli şey bakım ve sorumluluk hissidir. Yeni bir varlığa kendi bedeninde bakmanın, büyütmenin sorumluluğunu birebir yaşar anne adayı. Hamilelik dönemi, hatta bazen bebeği yapmayı planlama dönemi ile başlayan sorumluluk duygusu, aslında anne adayını, bebeğin doğduğu döneme hazırlamaktadır. Anne adayı, gebelikte yaşadığı temkinli-özenli hayat, kendinden başka bir varlığı düşünerek hareket etme gibi süreçleri doğumdan sonra da çok yoğun yaşayacaktır ve böylece hamilelik ile birlikte bu yoğun sorumluluğa hazırlanmaya başlamış olur.

KADINLAR BEDENLERİNİ HAMİLELİK SÜRECİNDE DAHA İYİ TANIYOR
Tesadüf değildir ki birçok kadın kendi bedenini en çok hamilelik süreci içinde farkına varır. Çünkü hamile bir kadın için kendi bedenini düşünmek, bebeğin gelişimini düşünmeye denktir. Bir bedende iki can taşıdığı için hamile kadın ne yiyip ne içtiğini, ne kadar vitamin, mineral aldığını çok daha dikkatle hesap eder. Bilinçli bir anne adayı ise sigara ve alkol tüketimine bir son verir. Uyku saatlerini düzenlenmeye çalışır. Anne adayları, kendilerine normalden daha fazla dinlenme hakkı tanırlar, kendilerini fazla yormamaya çalışırlar.

Tüm bunlarla birlikte anne adayı, vücudundaki ağrı ya da sızıları, normal zamanlara göre çok daha farkındadır. Vücudunu daha büyük bir dikkatle dinler, onun rahatsızlanmaması için çok daha fazla temkinlidir. Rahatsızlandığı durumlarda ise geciktirmeden ve mümkün olan en doğal yollardan sorunu aşmayı tercih eder. Birçok bilinçli anne adayı bu dönemde bir beslenme uzmanı ile görüşerek bebeği ve kendini en iyi şekilde beslemeye çalışır; ya da normalde düzenli spor yapmadığı halde hafif egzersizler yapmaya başlayan birçok hamile kadın vardır. Bedenin ve fiziksel sağlığın herşeyin önüne büyük bir farkla geçtiği bir dönemdir hamilelik. Kadın, aslında bedenine normalde göstermesi gereken özeni ve farkındalığı, hamilelik vasıtası ve bebeğine duyduğu istek ve sorumluluk sayesinde göstermiş olur.

ANNE VE BABA ADAYI ARASINDAKİ FARK
Aslında anne kendine iyi baktıkça, bedeninde büyümekte olan bebeğine iyi baktığını bilir. Bedenine gerçekleşenler, bebeğine de gerçekleşmektedir ve bu büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu hisseden birçok sigara tiryakisi anne, o dönemde sigara içmemeyi o yüzden bu kadar kolay başarır. Baba için aynı durum söz konusu olmayabilir. Çünkü baba, bebeğin kendi içinde geliştiğini, bir beden içinde iki can olduklarını, anne gibi hissetmiyordur.

Öte yandan, hamileliğini öğrendiği ilk andan itibaren, anne özgürlüğünün bir kısmını kaybetmiş gibi hissedebilir: Ne yediğine, ne içtiğine, nasıl hareket ettiğine dikkat etmek zorundadır. Bu kısıtlamalarla birlikte bebeğin iyi olup olmadığı, sağlıklı doğup doğmayacağı, doğumun rahat olup olmayacağı, iyi anne olup olunmayacağı hakkında endişeler belirir. Aynı zamanda hamilelik nasıl geçerse geçsin, yaşanacak bazı rahatsız edici durumlar olacaktır: Mide bulantıları, yorgunluk hisleri, aniden bastıran uyku, değişken ruh hali, birçok güçlü birçok kırılgan, zayıf ve bağımlı hissetmek gibi. Kimi hamile kadınlar bedenlerinde gelişen bir varlığın onları bir parça ürküttüğünü de itiraf etmişlerdir. İçlerinde nasıl bir şeyin büyüdüğünü bilememek kimi kadınlara bir rahatsızlık hissi vermiş, ilk aylardan sonra bu his giderek azalmıştır.

ANNE ADAYININ YAŞAYABİLECEĞİ DUYGUSAL DEĞİŞİMLER:
1. Değişken ruh hali: Anne adaylarının aniden parlaması, normalde ağlamadığı şeylere ağlaması, alınganlık göstermesi, bir iyi bir kötü hissetmesi gibi durumlardır. Etraftaki insanlar tarafından bu durum kolay anlaşılamayabilir. Tüm bunlar anne adayının vücudundaki değişen hormon seviyesine, vücut ağırlığı ve şekline verdiği tepkilerdir.

Ayrıca, hamilelik ile birlikte yaşam döngüsü çok daha fazla sorgulanır. Doğum-yaşam-ölüm gibi kavramlar daha somut olarak fark edilir. Varoluş üzerine daha fazla duygu ortaya çıkabilir.

Hamile kadının kendi bebeklik dönemine ait terk edilme korkuları su üstüne çıkabilir ve kendini her zamankinden daha fazla korunmaya muhtaç ve zayıf hissedebilir.

2. Yeni bir beden: Hamilelikte alınan kilolarla birlikte kadının beden imajı da değişir. Normalde giydiği kıyafetleri giyemez. Gözüne pek de estetik gelmeyen birkaç hamilelik kıyafetini sıraya koyarak giyer. Normalde çok sık gideceği bir ortama çok daha içine sinmeyen bir kıyafetle ve kendini şişman hissederek gitmek zorundadır. Anne olacağı için tam bir kadındır ama görüntüsünden dolayı seksi, çekici ya da “dişi” hissetmeyebilir.

Kadının yeni bedenini, kilolarını, şişen yüzünü, elini, ayağını kabul etmesi kolay olmayabilir. Bir daha eski bedenine geri dönememe korkuları yaşayabilirler. Ama bu durum ne kadar hamileliğe özgü olarak yaşanır ve normal karşılanırsa, annenin bu değişimle baş etmesi o kadar kolay olur.

3. Cinsel hayatın ilişkilerdeki yeri: Özellikle hamilelik ve doğumla birlikte kadının değişen vücut imajını kabullenmemesi, cinsellikten kaçınmasına yol açabilir. Cinsel hayatı sekteye uğratabilecek bir diğer konu, cinsellik yaşamının bebeğe bir zarar verip vermeyeceğidir. Birçok çift bu konu sebeple cinsel aktivitelerini durdurmaya ya da azaltma yoluna giderler.
Bu konuda endişelenmek yerine, jinekologlarının önerilerini dinlemek yerinde olacaktır.

4. Yaşam şekli değişir: Hamilelik kadının yaşam şeklinin de değiştiği bir dönemdir. Eskisi kadar yoğun ve yorucu şekilde çalışamaz. Hareketleri çok daha kısıtlı olacaktır. Uyurken bile istediği pozisyonda yatamaz. Bu değişiklikler kimi anne adaylarınca kolaylıkla karşılanırken, kimi adaylarda sıkıntıya yol açabilir. Özellikle bebek büyüdükçe, anne adayı işini istediği gibi yapamamaktan şikayetçi olabilir.

5. Uyku düzeninin bozulması: Hamilelik, özellikle de son ayları, uyku düzeninin bozulduğu, anne adayının sık sık uyandığı, istediği pozisyonda yatamadığı bir dönemdir. Uykusunda bu sebepten yorgunluk, gerginlik, irritasyon hisleri yaşayabilirler.

6. “Beni ne bekliyor?” belirsizliği: Hamilelikte en çok kaygı yaratan konu doğacak olan bebek hakkında yaşanan belirsizliktir. “Nasıl bir doğum olacak? Bebek sağlıklı olacak mı? Ben nasıl bir anne olacağım?” gibi sorular anne adayının aklında döner durur. Bu durum, anne adayının kişilik yapısına göre şekil alır. Normalde kuruntulu bir kadın, hamilelik döneminde yaşanan birtakım belirsizliklerden dolayı daha da kaygılı hale gelebilir. Diğer bir önemli kaygı kaynağı ise daha önce yaşanan düşüklerdir. Eğer anne adayı daha önce bir düşük yaşadıysa, şimdiki bebeğin sağlığı ile ilgili yoğun kaygıları ya da yerli yersiz suçluluk duyguları taşıyabilir. Bebeğe zarar vermemek adına kendini aşırı kontrol altında tutmaya çalışıp, dönemi biraz daha zorlaştırabilir. (Örneğin; “Hiç merdiven çıkmamalıyım” gibi)

7. Kendini güçlü hissetmek: Anneliği deneyimlemeye hazır birçok kadının, hamileliğinin özellikle 2. trimester aşamasında yaşadığı önemli bir duygu, kendisini güçlü, kendine güvenir ve iç huzurunun yüksek şekilde hissetmesidir. 2. trimesterde vücut imajı henüz değişmemiştir ve anne adayı, dünyaya bir çocuk getirebiliyor olmanın gücünü, bütünlüğünü ve güzelliğini hisseder.

8. Konsantrasyon düşüklüğü: Anne adayının odağı bebek ve hamilelik süreci olduğunda, ilgilendiği diğer meseleler (iş, arkadaş, ilişkileri) daha ikincil düzeyde kalabilir. Çalışan anne adayı işine daha az ilgi duyabilir ve motivasyonu, yaşadığı fiziksel zorlanmalar yüzünden de, daha düşük olabilir. Bu durum da yaptığı işe yoğunlaşmasını güçleştirebilir.



 


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.