ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Annelik hüznü

Birçok kadın doğum yaptıktan sonra duygusal değişimler yaşar. Pekçok yeni annenin doğumdan sonraki 2 hafta içinde sık sık ağladığı, duygusal inişler çıkışlar yaşadığı, endişe hissettiği ya da karamsarlığa kapıldığı görülür. Bu duygular doğumdan sonra aniden meydana gelen hormonal değişimlerden kaynaklanır.

Doğumun hemen ardından vücuttaki östrojen hızlı şekilde düşer. Bu durum ateş basması, depresif semptomlar ve konsantre olmakta zorlanma gibi etkiler yaratır. Hormonal değişimin yanında; doğumun getirdiği yorgunluk, bebekten kaynaklanan uykusuzluk, anne olma sorumluluğunun yarattığı gerginlik, bebeğin sağlığı hakkında duyulan endişeler ya da annelik duygularından emin olamamanın yarattığı sorgulama gibi faktörler de eklenince duygusal zorlanma artar. Bu nedenle yeni annelerin yüzde 80’i annelik rolünde uyumlanırken annelik hüznü denilen üzüntü durumunu yaşar. Bebek sahibi olmayı herkes bir kazanım olarak görürken, yeni annenin hissettiği kayıp duygusunu açığa vurması zordur. Ama bu duyguları saklaması, yeni annenin psikolojik sağlığı açısından risk faktörü oluşturur. Anne gerçekten bebekten sonra bazı kayıplar yaşar; önceden sahip olduğu kimlik algısına, bedenine, düzenli yaşamına, vaktine ve uykusuna artık sahip değildir. Bu sebeple belli bir oranda yaşanan üzüntü tepkisi normaldir ve beklenmelidir.

ANNELİK HÜZNÜ NE ZAMAN DOĞUM SONRASI DEPRESYONA DÖNÜŞÜR?
Ancak duygusal zorlanmalar ciddileşmeye başlar, doğumu takip eden 2 haftadan daha uzun sürer ya da daha geç ortaya çıkar ve 2 haftadan fazla sürerse; bu durum doğum sonrası depresyonun göstergesi olabilir.

Çoğu yeni anne, doğum sonrası hissettiği depresif durumdan söz ettiğinde ya çevresi tarafından hiç anlaşılmaz ya da bunun normal ve beklenen bir şey olduğu şeklindeki geçiştirmeyle karşılaşır. Her iki yaklaşım da yanlıştır. Maalesef doğum sonrası yaşanan duygusal bozukluklar, çoğu zaman aile, arkadaşlar ve sağlıkçılar tarafından farkedilmez.

Oysa bazı istatistiklere göre doğum sonrası depresyon her 10 anneden 1’inde görülüyor. Eğer anlam veremediğiniz ağlamalarınız, melankoli şeklinde sürekli bir duygu durumu haline gelmeye başlıyor, korku ve endişeleriniz artıyor, üzüntünüz ya da paniğiniz bebeğinize ve kendinize bakma becerinizi negatif etkiliyorsa, profesyonel yardım almanın zamanı gelmiş demektir. Özellikle doğum sonrası bozukluklar üzerinde uzmanlaşmış bir psikiyatriste başvurmalısınız. Terapi, destek grupları ve antidepresan ilaçlardan biri ya da birkaçı mutlaka işe yarayacaktır.

Doğum sonrası depresyonun ilerlemiş durumlarında aşırı korku hali, 48 saatten fazla süren uykusuzluk, bebeğe zarar verme endişesi ve intihar düşüncesi gibi semptomlar görülür. Annenin bu semptomlar karşısında hissettiği gerginlik, korku ve utanç duygusu yardım aramasına engel olabilir. Doğum sonrası depresyon ciddi bir konudur, ama tedavi edilemez değildir. Doğru tıbbi yardımla iyileşme sağlanacağı kesindir. Hem annenin hem çevrenin doğum sonrası depresyon hakkında önceden bilgi sahibi olup bilinçli davranması koruyucu bir faktör olacaktır.

BEDENİNİZİ SEVİN!
Çoğu kadın için bedeniyle barışmak ve onun için mutlu olmayı başarmak, yaşam boyunca karşılaşılan en büyük mücadelelerden biridir. Bebek sahibi olmak bedeninizin anlamını yeniden gözden geçirmek, değerini fark etmek ve bedeninize karşı eleştirel olmak yerine onunla barışıp ona saygı duymak için mükemmel bir fırsattır. Annelik oldukça fiziksel bir iştir. Hamile bir kadının vücudu bebeği besler, korur, onun yaşam alanı olur. Anne olunca vücut süt üretir, bebeği beslemeye, korumaya devam eder. Kollarınız, bebeğinizin kendini güvende hissedip sakinleşmesini sağlayan tek yer haline gelir. Bebeğiniz bedeninizin kokusunu bilir ve bu kokuya her şeyden çok ihtiyaç duyar. Aynı bebeğiniz gibi siz de bedeninizi sevmeyi ona hayranlık duymayı unutmayın.



 


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.