ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:
Aşk kıvılcımı

Ah aşk, herkesin yüreğini hoplatıyor. Ne kadar güzel bir duygu. Diğer her meselenin halli sanki orada yatıyor. O özel duyguyu yaşamak bir tarafa, umudu bile yüreklerimizi ısıtıyor. Hayata sıkı sıkıya sarılmak için bu umut; aşk umudu, aşık olma umudu, ne kadar da yeterli geliyor.

Ve hayal kırıklıklarının, kalp acılarının en büyüğü, yaşama sevincini ortadan kaldıran darbelerin de en büyüğü, yine aynı yerden geliyor. Aşkın yarattığı hayal kırıklığı ve acılardan.

Hepimiz aşık olmak istiyoruz. Peki, ama gerçekte aşkı biliyor muyuz? Onun hissettirdiklerini, verdiği yaşama sevincini, özel oluş duygusunu, bütünlenme vaadini, verdiği tatminleri hissediyoruz. Ama onu biliyor muyuz? Aşkın verdiği tatminleri hissediyoruz. Ama onu biliyor muyuz? Aşk nedir? Biz aslında neyin peşinde doludizgin koşuyoruz? Biz hayatımızın en büyük yatırımını aşka yaparken, aşkın ne kadar farkındayız? Onun yarattığı vortekslerde kontrolsüzce sürüklenmenin aşk demek olduğunu biliyoruz. Onun kontrolsüzlük, teslimiyet ve kendin olmaktan çıkmak demek olduğunu biliyoruz. “Asla” dediğin birçok değerini çöpe atmana neden olduğunu, seni olduğun kişi olmaktan çıkardığını biliyoruz. Peki, ama aşk bunu nasıl yapıyor? Aşkın doğasında ne var ki bunu başarıyor?

BİRBİRİNE AKMAK…
Aşkın kıvılcımı iki yürek tarafından parlatıldığında, birbirine akmak isteyen iki yürek ve beden var demektir. Orada bir aşktan söz edecekseniz, bilmelisiniz ki, öncelikle bir kıvılcım olması gerekir. Bir kişi kendi aşk duygusuyla diğerinin yüreğinde bir kıvılcım yaratamıyorsa, geriye çekilip bir düşünmeli, bu tek taraflı duygunun anlamı ne diye? Bu duygu, ya bireyin aşkı nesneleştirmesinin bir ürünüydü; yani o, aşık olduğunu sandığı kişiyi önemlilik duygusuna alet etmekteydi. Ya da karmik bir kalıtın parçası olarak, karşılığı olmayan güçlü bir aşk duygusunun acısını çekmeyi planlamıştı. Aşk duygusu o insanı gördüğünde yaratılmamıştı. Duygu oradaydı ve o insan ortaya çıktığında yüzeye çıkmıştı yalnızca.

Demem o ki, bir aşk deneyiminden söz ediyorsak, onda iki yüreğin birbirine dokunuşundan kaynaklanan bir aşk kıvılcımı olmalıdır. İki yürek, aşk kıvılcımını yaratmalıdır; kendiliğinden…
Şimdi elimizde, aşkın harlı alevini tutuşturmak için bir kıvılcım vardır; iki yüreğin birbirine dokunuşundan kaynaklanan. Bu kıvılcım, o kadar nadir ve o kadar korunaksızdır ki, yeterli özen, dikkat ve sabrı göstermezsen hemen sönüverecektir.

AŞK KIVILCIMINDAN YANGIN YARATABİLMEK İÇİN…
Peki ama, aşk kıvılcımından devasa bir yangın yaratabilmek için ne yapmalıyız?

Öncelikle kıvılcımı korumalıyız elbette. Kıvılcımı korumak için, ilk önereceğim şey, geçen yüzyılın son yarısında moda olan ve hala devam eden, magazin kültürü ve her türlü pornografik kültür ile teşvik edilen kolay seksten uzaklaşmak. Aşk kıvılcımı hızlı bütünleşme ve bağ kurma isteği yaratıyor ve bunun yolunun da hızlı, çabucak seks yapmaktan geçtiğini sanabiliyoruz. İlk dikkatinizi vermenizi istediğim nokta, erken seksin cinsel enerji üzerinden bir bağlanış yarattığı ama bu bağlanışın aşk kıvılcımını söndürdüğüdür. Orada olan yoğun başlangıç enerjisi ikinci şakra aktivitesine; dürtüsel, cazip, zevkli ve kestirmeden bir bağlantı yaratmaya neden olduğunda, bu aşk kıvılcımını değerlendirmenin en iyi yolu gibi gözükebilir, halbuki en kötü yolu. Aslında olan şey, bu kutsal kıvılcımı, cinsel enerjinin erken kullanımıyla bir bağımlılık enerjisine dönüştürmektir.

ERKEN SEKSE DİKKAT!
Aşk kıvılcımı iyice alevlenmeden ve partnerleri iyice tutuşturmadan yapılan seks, ikinci şakraya sıkışmış bir enerji olacak ve partnerlerin bu şakra üzerinden bir bağımlılık enerjisi yaratmalarına neden olacaktır.

Dikkatinizi çekmek istediğim önemli nokta, erken seksin, duygusal bağımlılık eğilimi olanlara, bu eğilimlerini hayata geçirecek bir zemin verdiğidir. Yarattığı bağlanış, hızla bir bağımlılık duygusu yaratacaktır ki, bu durumda partnerler içinden çıkamadıkları bir çukur içinde debelenerek bir ilişki yaşadıklarını sanacaklar ve aslında olan şey ise, bir enerji çalma ve çaldırma savaşından ibaret kalacak.

Öyleyse, öncelikle yapılması gereken, bu çok pahalıya mal olan öğrenme yoluna girmemek için, aşk kıvılcımını seksüel bir eylem yaratmak için kullanmamaktır.

İMAJİNASYON MU, DEĞİL Mİ?
Bir kıvılcımın alevi yaratması için gerekli olan başka neler olabilir? Partnerler bu kıvılcımı hissediyorlarsa, diğerinin de hissettiğinden emin olmak için dürüst olmalıdırlar. Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi, kıvılcımdan ateş yaratmak için birkaç noktaya dikkat etmek gerekiyor. Öyleyse, öncelikle bu kıvılcımın, iki yüreğin birbirine dokunuşuyla o anda yaratıldığı, taraflardan birinin imajinasyonuyla yaratılmadığı kesinleştirilmelidir. Kıvılcımın ortaklaşa yaratıldığı konusunda partnerler birbirine karşı dürüst olmalıdır. Bu dürüstlük, kıvılcımı korumak için uygun sera ortamını yaratacaktır. Bu kıvılcım, iki varlığa ait özel bir duygudur ve taraflar bunun bilincine varmışlardır.

AŞK KIVILCIMINI ONURLANDIRMAK!
Aşk kıvılcımının en önemli etkisi, zihnin sessizleşmesi ve diğerinin varlığını içinde hissetme dürtüsünü vermesidir. Yani onun kim ya da ne olduğunu hissetmek için dayanılmaz bir istek oluşacaktır. Bu isteği onurlandırmak, aşk kıvılcımını onurlandırmaktır. Yani o varlığı tanımaya istekli olmak, onu dinlemeye, görmeye, anlamaya istekli olmak demektir ki, bu zihni sessizleştirecektir.

İşte bu başlangıç koşulları, kıvılcımı harlı ateşe dönüştürecek atmosferi, koşulları yaratacaktır.

Aşkın harlı alevinin yakıtı, birbirimizin dünyasına ilgi duymak, onda gördüğü şeyi beğenmek, hayranlık duymak, ama biraz da ürkmek, hatta korkmaktır. Çünkü, kişinin kendinde gördüğü şey, hissettiği varlıkla hayatı daha çok ve daha derin paylaşmak isterken, aynı zamanda bu kadar yoğun paylaşmak isteğinin yarattığı gerilimle baş etmek arasında gidip gelmekte oluşudur. Bir taraftan da bu gidip gelişler aşkın alevlenmesi için gerekli olan sinerjiyi yaratacaktır.

AŞK KIVILCIMI VARSA VARDIR, YOKSA YOKTUR!
Demek ki, aşk kıvılcımını yaratmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. O varsa vardır, yoksa yoktur. Ve ilk işimiz, bu konuda karşılıklı olarak dürüstleşmektir. İkinci olarak, bu kıvılcımı korumak için erken seksüel deneyimle onun ortadan kalkmasına izin vermemektir. Çünkü kıvılcımın amacı, alevi yaratmak, aşkı yaratmaktır. Kıvılcımın gücü erken sekse kurban edilmemelidir.

AŞK, KUTSİYETİN İLANIDIR!
Aşkın kıvılcımının en derin amacı, partnerlere aşkın ta kendisi olduklarını hatırlatmaktır. Partnerler, aşkın derinliğinde kaybolacak bir kutsiyete sahip olduklarını keşfetmelidirler. Eğer aşkın kıvılcımına sahip olurlarsa, alevlenecek aşkın vaadi budur. Sen aşksın, sen kutsiyetin ta kendisisin. Bu ruhla partnerine gitmeli ve ateşi birlikte yakmalısın. Aşkın ateşi ancak o zaman yanacaktır, ancak o zaman. Aşk, kutsiyetin ilanıdır. Kendim ve partnerim diye ayıramadığım bir kutsiyeti birlikte yaratmayı teklif etmektir aşk.

Öyleyse aşk kıvılcımının amacı, bana kutsiyetin, aşkın ta kendisi olduğumu hatırlatmak. Eğer içimdeki bu derin hatırayı canlandırmazsa, zaten o aşkın kıvılcımı olmayacak, yanılsaması olacaktır.

Aşkın alevlenmesi için birlikte yaratıma cesaret eden iki varlık, öncelikle kendi değerinden şüphesiz olmalıdır. Çünkü bir aşk deneyimini çıkmaza sokan şey, partnerlerin sıkça kendi değerlerinden şüpheye düşmeleri, ve partnerlerinin gözünde değerli kalabilmek için, onunla uzlaşmak zorunda olduğuna inanmalarıdır.

UZLAŞMAK AŞKI ÖLDÜRÜR!
Aşk, partnerinle uzlaşmak yoluyla bir dengeyi oluşturmak ihtiyacı ortaya çıktığında bitmiş olur. Çünkü dürüstlük, kalp açıklığı kaybolmuş, ihtiyaçlar, çıkarlar, korkular davranışlara egemen olmuştur.

Aşk kıvılcımı, ne olursa olsun, kendin olmak, kendin kalmak, kendine inanmaya devam etmekle alevlenir ve partnerleri tutuşturur. O yüzden aşkın kıvılcımını hem korumak ve hem de partnerleri tutuşturmak için ondan layıkıyla yararlanmak gerekir ki, bu; kendi değerinden, kutsiyetinden bir an bile şüpheye düşmemek anlamına gelecektir.

MAHREMİYETE SAYGI!
Aşk kıvılcımının alevlenebilmesi için diğer bir boyut da, mahremiyete duyulacak sonsuz saygıdır. Farklı bir tarihten gelmiş ve farklı kişilik yapılarına sahip varlıklar, birbirlerinin karanlık yanlarını aydınlık yanları gibi onurlandırabilmelidir. Bunu yapmanın ise tek bir yolu var. O insanı kişiliğiyle ve kişisel tarihiyle değerlendirmeyi kesmek. Eğer aşk kıvılcımı varsa, bunu başarmak kolaylaşacaktır. Bir varlığı gerçekten tanımanın bilinebilir bir yolu yoktur. Onu tanıyıp, üstelik bir de tanımlayabilecek bir referans noktasında olduğumuzu düşünmek eşyanın tabiatına aykırıdır.

Bir varlığı kendinden bağımsız olarak tanımanın bir yolu yoktur. Tanımımızla, yargımızla, yönlendirilmiş düşüncemizle, hayatımızdaki o varlığı başkalaştırdığımızı ve zihinsel koşullanmamıza bağlı olarak biçimlendirdiğimizi anlamalıyız.

Öyleyse bir varlığı tanımak istiyorsak, onu ancak, kendi yargılarımızın, yönlenmiş düşüncemizin içinden görebiliriz. Ve bu gördüğümüz o varlık değil, niyetimizin ve birlikte yaratımımızın ürünü olan bir varlıktır.

Bunu vurgulamaktaki asıl amacım, aşk kıvılcımıyla kutsiyetini fark eden varlığın, bu kutsiyetin ona verdiği güçle, kıvılcımı birlikte hissettiği varlığın mahremiyetine tam bir özen göstermesi gerektiğidir. Çünkü varlık anlamıştır ki, kutsiyetin gizemine sızmak imkansızdır. Aşkın kıvılcımı alev alacak ve partnerleri tutuşturacaksa; bu, iki varlığın da, birbirinin geçmişini bir an bile düşünmeden birlikte yaratımın içinde birbirlerini keşfetmeye cesaret etmeleriyle olacaktır. Aşkın kıvılcımı bütün bunları başaracak gücü verecektir. Zaten ancak o zaman, aşkın kıvılcımı oradadır diyebiliriz.

İDEAL AŞK…
Aşkın alevlenmesi tam da böylesi bir ortama ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaç, açıkça hayatı ve birbirimizi birlikte yaratmak için bir metafizik idealin bizi ele geçirmesi ihtiyacıdır. Bu ideal aşktır.

Aşkın harlı alevinin yüksek hararetinde partnerler, birlikte yaratımı birçok seviyede tecrübe etmeye başlarlar. Bu aşama, aşkın kıvılcımının alev alması ve partnerleri aynı harlı alevin içine almasıdır. Artık partnerlerin aşkın kıvılcımını hissetmekten doğan kişisel aşk duyguları ortadan kalkmış, aşkın ta kendisi tarafından ele geçirilmişlerdir. Bunun en açık göstergesi, birçok seviyede birlikte yaratım için yoğun bir istek ve çekim duymalarıdır.

Aşk artık bu andan sonra birlikte yaratım anlamına gelecektir.

AŞK BİR BİRLİKTE YARATIMDIR!
Birlikte yaratım, duyusal, duygusal, düşünsel seviyelerde yol alabilir. Duyusal seviyede birlikte yaratım, cinsel enerjinin en derin seviyede birlikte devindirilmesi anlamına gelecektir. Fakat bu deneyim, partnerlerin öz doyum kaygılarının çok ötesinde bir amaca hizmet edecektir. Bu amaç, cinsel enerjiyi süptil düzeylerde işleme becerisini arttırarak, yeni algı ve farkındalık boyutlarına ulaşmak amacıyla, cinsel enerjinin devingenliğinden ve gücünden faydalanmak olacaktır.

Orgazm kaygısından, öz doyum kaygısından uzaklaşmış bir cinsel enerji alışverişi, farkındalığın yeni düzeylerini keşfetmek için muazzam bir etkinlik sahası olacaktır.

Duyusal düzeyde birlikte yaratım, aşkın alevinin içinde birlikte devinen iki varlığın, birbirlerine sadece empati yapmakla kalmayıp, bizzat onun gibi hissetmesine yol açacaktır. Yani sempatizasyon, aynılaşma gerçekleşecektir. Bu çok ilginç ve kutsal bir deneyimdir. Şöyle ki, kendine ait olmayan bir deneyimi, tüm derinliğiyle, onu yaşamadan tecrübe etmiş gibi olursun. Aslında gibisi bile fazladır, tecrübe etmiş olursun. Üstelik tam da partnerinin tecrübe ettiği gibi.

Aşkın harlı alevi bunu yapar. Bir bedende iki hayat aynı anda yaşanıyormuş gibi hissedilir. Aslında yaşanan iki hayattan çok fazlasıdır. Orada yaşanan şey, bu iki hayatın sonsuzluğu yaratmasıdır.

AŞKIN AMACI GENİŞLEMEKTİR…
Duygusal düzeyde birlikte yaratım ise, aşkın alevinin bu iki varlıktan dışarıya doğru genişleyip diğer varlıklara ulaşmasıyla başlayacaktır. Orada bir duygu gelişmeye başlamışsa; aşk, kutsiyeti uygun varlıklarla buluşturmak için bu iki varlığı kullanmak istiyor demektir. Aşk bunu yapar! Çünkü aşkın amacı genişlemektir. Tüm sınırları aşmak, herkesi ve her şeyi alevinin içine almaktır. Bunu aşk, duygular aracılığıyla yapar. Aşık iki varlık, öylesi engin bir duygu zenginliği içine girer ki, ama birlikte ama ayrı gelişen duygular, diğer var oluşla buluşma ve aşkın kutsiyetini paylaşma özlemi yaratır. Yani duygular, aşkın kendini aşması ve hazır olan varlıklara ulaşması için aşk tarafından aşıklarda yaratılır.

AŞK KENDİNE YETER VE LAYIĞINA GİDER!
Anlatımımdan da anlaşılacağı gibi, aşkın aşıklardan bağımsız bir varlığı vardır. Ve Halil Cibran’ın dediği gibi, o kendine yeter ve sadece layığına gider. Çünkü aşkın amacı, bütünlenmek ve genişlemektir sadece. Bu yüzden aşk, seni, tüm yanılsamadan özgürleştirecek şekilde darbeler de darbeler.

Duyguların, aşkın kendini aşıp diğer var oluşla buluşması için, yine aşk tarafından yaratıldığını söylemiştim. Peki, ama bu duygular nasıl duygulardır? Bir kere en başta, diğer insanları giderek daha derinden anlama ve onurlandırmaya neden olan bir şefkat duygusu ortaya çıkacaktır. İnsanların yarattıkları tüm ıstırapların, büyüme yolculuğunun bir gereksinimi olduğu ve bu illüzyondan hepimizin geçmek zorunda olduğu bilinci, bir genişleme, onurlandırma ve şefkat duygusuna yol açacaktır.

İkinci duygu, bu teslimiyeti, onurlandırmayı tam gerçekleştiremediğimiz kimi noktalarda, aşkın bana öğretmek istediği başka şeylerin olduğu duygusu, yani gelişme, büyüme duygusudur.

Üçüncü duygu ise, şefkat ve gelişme duygularının bir başka duyguya yol açtığını görmek ki, o da paylaşma duygusudur. Bilebildiğin, görebildiğin, sezebildiğin, aşkın sana verdiği hediyeleri, hayatla, insan kardeşlerinle paylaşma duygusu.

Ve dördüncü duygu ise, aşkın alevlenmesine neden olan birlikte yaratım arzusunun, partnerleri aşarak hayata genişlemesidir ki, yaratma duygusunun genişlemesi ve partnerlerin kendi sınırlarını aşmasıdır diye de tanımlayabiliriz.

AŞK, AŞIKLARI AŞAR! VE…
İşte bu noktada düşünsel düzeyde birlikte yaratımın da sınırlarına girmiş oluruz. Çünkü aşkın, aşıkları aşarak, onları hayatı bütünüyle kucaklamaya sevk etmesi, birlikte yaratım için, diğer insanlar, hatta geniş kitleler üzerinde bir baskının yaratılması anlamına da gelecektir. Ve bu, her türlü, felsefi, bilimsel, mistik yeni yaratımlar anlamına da gelecektir.

Aşk birlikte yaratımdır. İki varlık arasındaki aşkın kıvılcımıyla başlar. Bu kıvılcım, aşkın o değeri gördüğü varlıklara verdiği bir şanstır. Ve aşkın kıvılcımı ancak öz değerin kutsanmasıyla kendini açığa vurur. Partnerlerin mahremiyetlerinin kutsanmasıyla ve cinsel enerjinin doğru kullanımıyla alevlenir. Doğrudan deneyimle yaratılmaya başlanır. Paylaşma ve birlikte büyüme duygusuyla kendini aşar. Birlikte yaratımlarla daire tamamlanır.

Aşk kendini birlikte yaratımlarla tamamlar, bütünler.

Aşkın vaadi budur!


Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.