ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

İŞTE, GÜCÜNÜN FARKINDA BİR KADIN: MERİÇ AYKOL

Bir kadın düşünün. Adı Meriç Aykol. Üniversitede bilgisayar mühendisliği okumuş… Uzun yıllardır Koç firmasında, bilişim sektöründe üst düzey yönetici. Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı. Üstelik evli ve bir çocuk annesi… Hayır, super kadın falan değil, hepimiz gibi bir kadın… Tek farkla; “Gücünüzün farkına varırsanız, bütün kadınlar hedeflerine ulaşabilir”i kanıtlayan bir kadın…


Dünya Bankası’nın yaptığı bir araştırmaya göre, işyerlerinde kadın çalışan sayısı arttıkça, yolsuzluk azalıyor! Azalıyor azalmasına ama, Türkiye’de çalışan kadın oranı sadece yüzde 18’lerde…Ve erkeklerle aynı işi yapan kadınlar erkeklerden daha az kazanıyor!
TBMM’nin yüzde 94.6’sı erkek… 550 milletvekilinin sadece ve sadece 24 tanesi kadın! Ülkenin hali ortada!.. Hindistan, Bangladeş gibi ülkelerde bile uygulanan, kadınların temsil oranını arttırmanın tek yolu olan  KOTA uygulaması (Meclis’in en az yüzde 30-50’sinin kadın olmasını şart koşan uygulama) Türkiye’de hala bir ütopya.
Evlilik içi edinilen malların sadece yüzde 8’i kadınların üzerinde… Fakat, hizmet sektörünün yüzde 70’inde kadınlar ön saflarda…
Kadınların yüzde 84’ü internetle hiç tanışmamış… Üniversitede branş seçerken kız öğrencilerin sadece yüzde 25’i teknik mesleklere yöneliyor, erkeklerde ise bu oran yüzde 75…Yüzde 7 oranında  kadın Türkiye’de hala okuma-yazma bilmiyor… Yoksulların yüzde 70’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor…
İşyerleri kadın çalışan yerine erkek çalışanı tercih ediyor, çünkü kadın her an doğurabilirlik riski taşıyor. Ve kadınların yüzde 70’i evlilik ve doğum gereği işten ayrılıyor!
Bu  liste kadınlar aleyhine böyle uzayıp gidiyor…
İşte, bu ve benzeri kadınların aleyhine ve aslında bütün dünyanın aleyhine yaşanan gerçeklerin durum değerlendirmesini başarılı bir kadınla yaptık: Meriç Aykol. Kendisi  Türkiye Bilişim Dermeği Yönetim Kurulu Başkanı. Koç Sistem Kalite ve Bilgi Sistemleri Grup Yöneticisi… Bitmedi! Evli ve bir çocuk annesi… Üstelik, üniversiteyi de Boğaziçi Bilgisayar Mühendiliği bölümünde okumuş… 


- Öncelikle Türkiye Bilişim Derneği’nden söz eder misiniz?
Türkiye Bilişim Derneği, 1971’de kurulmuş, Türkiye’nin bilişim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu. Hedefimiz, bilişim toplumuna doğru dönüşümün öncüsü olarak, ülkemizin ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınmasına katkı vermek. Bu amaçla, bilişim bilincine varmış insanlar topluluğunu aynı şemsiye altında biraraya getirip çağdaş kültürel değişimi sağlamak.
TBD’de üniversitelerden öğretim üyeleri, iş adamları, bilgi işlem çalışanları, bilişim sektörü çalışanları, kamu ve özel sektör yöneticileri gibi çok çeşitli dalda bilişime gönül vermiş kişilerden oluşan seçkin bir üye profili bulunuyor. TBD–İstanbul Şubesi olarak 1600’den fazla üyemiz var. Çalışmalarımızı gönüllülük esası ile ve tamamen çalışma gruplarımız ile yürütüyoruz.
Örneğin; geçen yıl eğitim ve yazılım ana temaları içinde engellileri bilişim sektörünün birer parçası haline getirerek, onları toplumdan soyutlamak yerine, kendi kendilerine yeten, ülke ekonomisi için katma değer yaratan bireyler olmalarını sağlamayı, engelleri bilişim ile kaldırmayı hedefleyerek önemli bir proje gerçekleştirdik.


BİLİŞİM SEKTÖRÜNDE KADIN YÖNETİCİ ÇOK AZ!

- Bilişim sektöründe yönetici konumda çalışan bir kadın olarak; kadınlarla ilgili (hem çalışma hayatı açısından, hem de teknik meslekleri seçimleri ve bilişim olayını kullanmaları açısından) bir durum değerlendirmesi yapar mısınız?
Ülkemizde 16-74 yaş arasında bulunan aktif nüfusun bilgisayar kullanımı yüzde 18, internet kullanımı yüzde 14 oranında, bir önceki yıla göre bu oranlar yüzde 1’den az artmış görünüyor. Ve yüzde 18 oranının içinde kadınlar sadece yüzde 5,77’lik bir bölümü oluşturuyor. Aktif nüfus içinde hiç bilgisayar kullanmayan kadın yüzde 42.3, erkek ise  yüzde 34.11 oranında.
Cinsiyet ile birlikte eğitim durumunu da gözönüne alarak değerlendirdiğimiz zaman, eğitim seviyesi arttıkça kadın ve erkek arasındaki bilgisayar ve internet kullanım oranının birbirine çok yaklaştığını görüyoruz. Üniversiteli nüfus içinde kadın ve erkek nüfusun bilgisayar ve internet kullanım oranları birbirine çok yakın.
Ancak, eğitim fırsatlarının her iki taraf için aynı olduğunu söylemek mümkün değil, üniversite mezunu erkekler üniversite mezunu kadınların iki katı ya da okuryazar olmayan kadınlar, okuryazar olmayan erkeklerin 4 katı.
Çalışma hayatı içinde bilgisayar ile ilgili faaliyetler içinde yer alan kadınların oranı ise, yüzde 35-40 civarında. Bu alanda çalışanlar detaylı olarak incelendiği zaman, teknik grupların içinde ya da yönetici olarak kadınlar çok az görülüyor; kadınları daha çok büro personeli olarak ya da satış grupları içinde görmek mümkün. Bu sektörde kadın yönetici sayısı da çok az.
Ancak, kadınlar adına bu şartlar sadece Türkiye’ye ait değil, Dünya’nın heryerinde bilişim teknolojileri alanında kadınlar az ve azalmaya devam ediyor. Avrupa ülkeleri içinde bağımsız araştırma şirketi olan International Data Corporation (IDC) tarafından 2001 yılında yapılan bir araştırmaya göre, internet sektöründe çalışan kadın sayısı açısından Türkiye ön sıralarda yer alıyor.


- Neden kadınlar, hem çalışma hayatı genelinde hem de teknik meslekler ve yönetim kademeleri açısından geri plandalar?
Çünkü aile şartları açısından ekonomik zorunluluk yoksa, kadının en öncelikli rolü anne ya da eş olmak. Kadınlar üniversite eğitiminde teknik bölümler yerine diğer bölümleri seçiyor. Son 16 yıldır teknik bölümler içinde kızların ¼ oranı istikrarlı bir şekilde değişmiyor. Annelik ya da eş olma rolüne koşullu olarak seçim yapılıyor. İş hayatında aktif olan kadınların da yüzde 27,5’i evli, yüzde 70 evlilik ve doğum nedeni ile işten ayrılıyor. Teknik konularda geri dönüş ve iş hayatını yakalayabilmek ise gerçekten çok zor.


KADINLARIN ARTILARI VAR...

- Kadınlar evlilik ve çocuk nedeniyle kendilerini geri çeke dursunlar, Dünya Bankası’nın araştırmasına göre, kadın çalışan oranı yükseldikçe yolsuzluk azalıyor. Üstelik, kadınların erkeklere oranla barındırdığı başka artı özellikler de var?..
Kesinlikle... Kadınlarda organizasyon yeteneği ve sorumluluk duygusu daha yüksek, anneliğin getirdiği sabır, hoşgörü ve empati yeteneği var, fakat yine de kadınların sürekli bir mücadele içinde olması gerekiyor. Tüm bu değerler, kadının hızlı gelişimine inanılmaz katkı sağlasa da, erkeklerin büyük bölümü hala ”kadınların duygusal olarak yönetici olmaya uygun olmadığını” savunuyor.
Uluslararası Çalışma Ofisi (ILO) tarafından hazırlanan bir rapora göre, çalışma yaşamında ayrımcılığın açık biçimleri ortadan kalksa bile, yeni ve daha az fark edilir biçimleriyle işyerlerinde varlığını sürdürüyor. Rapor, bu anlamdaki ayrımcılığın yoksulluğu süreklileştirebildiğini, kalkınma, üretkenlik ve rekabeti köreltebildiğini ve siyasal istikrarsızlığı körükleyebildiğini belirtiyor.
Bilgi ve iletişim teknolojileri bir dönem kadınların eşit fırsatlar ve davranışlardan yararlanmalarını sağlayacak bir kanal olarak görülürdü. Oysa, rapora göre eldeki kanıtlar, bu teknolojilerle birlikte ortaya çıkan yeni işlere de ayrımcılığın damga vurduğunu gösteriyor.


- Bu durumda kadınlara ne öneriyorsunuz?
Kadınların iş hayatına katılımı, ekonomiye katkısı ve üretkenliği gerçekten çok önemli. Kadınların hayata daha çok katıldığı ülkeler, ekonomik olarak daha kalkınmış, demokratik saygınlığı güçlü, daha ileri ülkeler oluyor. Farkındalığın sağlanması çok önemli, ülkemizde gelecek nesli yetiştirme görevi (çalışan olsun ya da olmasın) annelere verilmiş durumda, annelerin sahip olduğu vizyon ve bakış açısı sonraki neslin tercihlerinde de belirleyici ya da sınırlayıcı oluyor. Başarılı olmak, ancak disiplinli çalışmanın, üretkenliğin sonucudur ve sorumluluk duygusu gerektirir. Tüm kadınlar yapabileceklerinin yani güçlerinin farkına vararak  hedeflerini belirlemeli.


- Ya, iş verenlere ne öneriyorsunuz?
Firmalarda fırsat eşitliği konusunun altının çizilmesi ve kadınların iş gücüne katılımını destekleyici iş modellerinin oluşturulması gerekiyor. Teknolojinin yaygınlaştırılmasını süratle sağlamalıyız, ancak teknoloji desteğiyle çalışanlara zaman ve yerden bağımsız işlere ulaşma olanağı da sağlanmalı. Esnek çalışma modellerinin uygulanması, çalışanların ürettiği sonuçlar ile ölçümü, doğum sonrası kısa veya uzun dönemli ücretsiz izin uygulamalarının desteklenmesi, çalışan kadınlar için çocuk bakımı kolaylıkları sağlanması, kariyerlerine ara veren kadınların iş hayatına tekrar adapte olabilmelerini sağlamak, teknik, profesyonel ve kişisel gelişimlerini desteklemek işyerlerinin yapabileceği önemli iyileştirmeler.
İşyerleri kadın çalışan sayısındaki artışı desteklediğinde, bunun bir bütün olarak toplumdaki belli kalıplara karşı mücadeleye de katkısı olacaktır. İşyerinde sayısal eşitlik sağlanırsa, önyargılar azalacaktır.


HEM EVLİLİK VE ÇOCUK, HEM DE KARİYER…

- Bilişim sektöründe yönetici bir kadın olarak kendi yaşamınızdan da tüyolar verir misiniz? Nasıl becerdiniz? Ne gibi bedeller ödediniz? Üstelik de evli ve çocuklu bir kadın olarak…
Bilişim sektörü çalışanları için güncel kalabilmek, bilgi birikimini her dönemin ihtiyaçlarını yanıtlayabilecek seviyede tutabilmek (hem kadınlar hem de erkekler için) zor ve daha önemli. Kısacası, bu sektörde deneyimin arkasına saklanarak kalıcı olabilmeniz mümkün değil, deneyimi sürekli olarak bilgi ile beslemeniz gerekiyor. Diğer taraftan uzun yıllar aynı konu üzerinde ömür boyu çalışmak ta mümkün değil. Ben öğrenecek konuların bittiği yerde alan değişikliği yaptım ve çok farklı alt uzmanlıklara ait bilgi birikimine sahip oldum. Farklı konularda uzmanlaşmak daha rahat hareket etmenizi sağlıyor.
Okumaya yazmaya meraklı ve araştırmacı olduğum için zorluk çektiğimi söyleyemem. İşim gerektirmese de belli çalışmaların içinde yer almanın, birşeyler üretmenin motivasyonu ile sürekli birşeyler okuyorum ve diğer taraftan bilgi birikimimi mümkün olduğu kadar çok platformda paylaşmaya çalışıyorum. Bazen eğitim, seminer, konferanslar bu iş için bir platform oluşturuyor, bazen bir öğrencinin tez çalışmasına katkı sağlamaya çalışıyorum..
Evli ve çocuklu bir kadın olarak geçen yıl istatistiksel analiz metodlarını (Altı Sigma) konusunu öğrenebilmek için bütün yazı ders çalışarak geçirdim. Birkaç yıl önce yine yaz döneminde yıllık izin alarak yaptığım sektör araştırmaları oldu, bu araştırmalar sonrasında bu konuda birçok yazı yazdım, çok farklı platformlarda paylaşma imkanı oldu.


- Son olarak, neler söylemek istersiniz?
Kadınların, iş hayatında daha çok yer alması, sürdürülebilir ekonomik kalkınma açısından olmazsa olmaz bir koşul. Çalışma yaşamında ayrımcılığın ortadan kaldırılması, her kesime yarar sağlar. Fakat, çalışma yaşamında ayrımcılık kendiliğinden sona ermeyecek. Kadınların erkeklerle aynı, hatta daha ileri eğitim düzeyinde olduğu ülkelerde bile, kadınların üzerlerindeki “camdan tavan” onların en üst düzeylere gelmelerini engelliyor. Hem kadınlar, hem de erkekler kadınlara destek olmadığı sürece, kadınlar bu konuda mesafe alamaz.

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.