ads
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Türkiye'nin en iyi ebeveyn sitesi
Yazı Boyutu:

ÇOCUĞUNUZUN OYUN İHTİYACININ KARŞILANDIĞINDAN EMİN MİSİNİZ?

ÇOCUĞUNUZUN OYUN İHTİYACININ KARŞILANDIĞINDAN EMİN MİSİNİZ?

Çocuklar eskisi gibi dışarıda kendi aralarında sosyalleşerek özgür bir şekilde oynamıyorlar. Ağaçların üstünde, sokakta top oynayan ya da ip atlayan çocuk görmeniz çok zorlaştı.


Yeşim Kunter insan yaşamında oyunun önemi konusunda uluslar arası çalışmalar yapan bir uzman. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz röportajda dikkat çektiği konuları sizler için özetledik. Çocukların oyun ihtiyacı hakkında çok çarpıcı gerçekleri paylaştı. İşte Yeşim Kunter’ in OYUN’ un önemi hakkında ilettikleri.

Teknolojiyi iyi kullanabiliyor olmaları çocukların çok zeki olduğunu göstermiyor, sadece bu dönemin çocukları olduğunu gösteriyor…
Günümüzdeki çocuklar için yeni oyun platformları açıldı, bunların en önemlisinin dijital dünya ve çocukların dijital ortama çekilmeleri tabii ki oyun anlayışını değiştirdi. Çocuklar eskisi gibi dışarıda kendi aralarında sosyalleşerek özgür bir şekilde oynamıyorlar. Ağaçların üstünde, sokakta top oynayan ya da ip atlayan çocuk görmeniz çok zorlaştı. Bunun nedeni dijital dünyaya çekildiler deyip geçmemiz kolay, ancak bence asıl nedeni ailelerin üzerindeki korku. Çoğu aile artık dışarıda kendi başına oynayan bir çocuğun tehlike içinde olacağını düşünüyor. Oyun parklarının dışındaki mekanlarda yalnız çocuklarla sosyalleşerek oynayan çocukları görmeniz nerdeyse imkansız. Kısacası aslında çocuklar eskisinden çok daha özgürlüklerinden mahrum, eğitimli ailelerin kontrolünde büyüyen ve çok hijyenik ortamlarda gelişiyorlar. Dolayısıyla, dijital dünya onların tek kaçamağı. Sosyalleşebildikleri, arkadaşlarıyla birbirleri arasında iletişim kurdukları yeni bir mekan haline gelmiş durumda. Ve bu (flat worlds) iki boyutlu dünyada bazı yönleri (hızlı düşünme, sorgulama, dikkat toplama, hızlı algılama, bilgilenme gibi konularda) gelişirken, diğer taraftan fiziksel, birebir sosyalleşmede çabuk sıkılmaya başladıklarını gözlemliyoruz.

Zaman kavramları şimdi ile sınırlanmış, dışarıda gerçek dünya ile etkileşimleri inanılmaz sınırlanmış ve çok steril bir bakış açısından gelişiyorlar. Bazı yönlerden eskiye göre tabii ki de çok daha her şeyin farkındalar. Dünyada neler olup bittiğini her an her yerden duyuyorlar, bugünün teknolojisi onların tek gerçeği. Teknolojiyi iyi kullanabiliyor olmaları onların çok zeki olduğunu göstermiyor, sadece bu dönemin çocukları olduğunu gösteriyor.
Birçok araştırmacı bu dönemin gelecekte nasıl bir etki yaratacağını tahmin ediyor. Benim gözlemimde ise çocukların yetiştirilme şeklinin değişmesindeki en önemli iki faktör; ailelerin (özellikle eğitim seviyesi yüksek olanlar) çocuklar üzerinde çok fazla karar mercii olmaları ve çocukların çok fazla steril bir şekilde büyütülmeleri. Çocukların karar verme konusunda, yaratıcı düşünmekten yoksunlaşmaya başladığını görüyorum ve çocukların büyüdüklerinde daha doğru riskler ve atılımlar yapabilmeleri için, fazla korumacı veya kontrolcü olmaktan vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyorum . Çünkü oyunsuzluk, kişiyi dünya ile olan iletişiminde bir nevi yabancılaştırmaya iter.

Oyun, iletişim olduğu sürece ve karşılıklı etkileşim olduğu sürece bulunur. Mesela sinemaya gittiğinizde birlikte seyrettiğinizden eğlenip ve oradaki konuyu diyalog şeklinde konuşmaya başladığınızda zaten Oyun’un bir parçası oluyorsunuz ve çocuğunuzla o zaman gerçek bir etkileşim yaşıyorsunuz. Bunu sağlamak önemli, oyunun nerede ve nasıl olduğu çok önemli değil en önemlisi etkileşimin olabilmesi.

Her tür oyun farklı bir gelişimin oluşmasını sağlar…
Oyun kendi doğasında aslında yönlendirilmemelidir. Kendi içinde belli başlı kurallar oluşturur. Ve genellikle belli bir beklenti olmadan gönüllü bir şekilde kendimizi içinde buluruz. Ancak şöyle bir şey yapılabilir. Oyun’un oluşabilmesi için gerekli olan ortam ve koşulların var olması önemlidir. Mesela çok kavga ve olumsuz koşulların olduğu ortamlarda genellikle Oyun kavramını fazla göremeyiz. Çocuğun en önemli ihtiyacı olan Sevgi yerine Korku oluşmaya başlamıştır. Ve Play Deprivation (Oyun Mahrumiyeti) bu şekilde oluşmaya başlar. Ya da çok aşırı temiz ve hiç bir aktivitenin yapılmasına izin verilmeyen ev ortamında çocuğun özgürce Oyun’u tecrübe edebilmesi engellenmiş olur. Çok aşırı derecede farklı oyun araçlarının bir ortamda tutulması ise sadece kargaşa oluşturmaya başlar ve bu yüzden de kaliteli oyun oluşmaz. Kalitesiz oyunun ise ne yazık ki çocuğun gelişiminde fazla etkisi olamaz. Kalitesiz Oyun ne demek? Bir Oyun esnasında öğrenebileceği, gelişimine katkının sağlanamadığı ve farkındalığın derinleşemediği aktiviteler diyebiliriz. Kaliteli oyunun oluşması sadece sanal veya fiziksel ortamlarda olur diyemeyiz. Çünkü iki ortamda da farklı kavramlar geliştiriliyor. Veya eski tabaklarla sadece oynayarak sembolik bir Oyun şeklinde olunması gerekir diye bir ayrım da yok. Her tür oyun farklı bir gelişimin oluşmasını sağlar.

Beş farklı oyun türü bulunmakta, bunlar; Sembolik Oyunlar, (Games) Oyunlar, Aktiv Oyunlar, Sosyal Oyun, Obje Oyunlar.

Her bir Oyun türü ayrı veya birbirlerine ilintili bir biçimde gerçekleşebilir. Dolayısıyla çocukların etraflarındaki verilmiş olan her tür nesne veya bulundukları ortamlar, onların bu oyun çeşitleri içerisinde farklı şekillerde etkileşmelerini ve farkındalığa ulaşmalarını sağlanır.
Tabii sadece bir tür Oyun çeşidi sadece bir tür yemek çeşidi gibidir. Dengesiz Oyun tarzları bizi farklı bakış açılarına itebilir. Sanal dünyalara çok aşırı derecede kaçmış olmak onların davranışlarında bazı soyutlukları getirecektir, gerçek dünya ile olan ilişkilerden kopmaları daha sonra sağlıklı ilişkilerde bulunamamalarına neden olabilir.

Okul eğitiminde Oyun’un hiç bir şekilde yaş sınırı olmamalı. Tam tersine bu kavram daha fazla kullanılmalıdır. Ben Oyun’u kullanarak şirket yöneticilerinin farklı şekillerde bakmalarını sağlıyorum, bence OYUN’un yaşı kesinlikle yok. Dünyanın bir çok yerinde bu kavram daha fazla kullanılmaya, eski veya bugünün eğitim sistemleri de inanılmaz derecede sorgulanmaya başlandı. Ezberci, tek taraflı direktif ve çocuğu içine almayan bir eğitim sistemi içinde çocukların, yüzde kaçının gerçek eğitimden faydalandığını sorgulamak gerekiyor.

Kaynak: www.KadinlarArasi.com



ÇOCUĞUM BÜYÜRKEN BÖLÜMÜNÜN DİĞER KONULARI

Copyright 2007-2017 ® NETATÖLYE - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz alıntı yapılamaz.